Yaramaz çocuk gibi zihnimi kurcalayasım var…
Bu hafta okuduğum dergi ve yazıların içinden…
“Bence insan ne olduğunu bilmekte dikkatli olmalı; iyi tarafını da, kötü tarafını da aynı titizlikle ortaya çıkarmalıdır. Eğer ben kendimi iyi ve olgun görseydim, bunu bağıra bağıra söylerdim. Kendini olduğundan az göstermek, tevazu değil, budalalıktır; kendine değerinden az paha biçmek korkaklıktır, pısırıklıktır. Aristoteles’e göre, hiçbir iyilik sahtelikle bir arada gitmez; doğru hiçbir zaman yanlışa yer vermez. Kendini olduğundan fazla göstermek de, çok defa gururdan değil budalalıktandır. Bence bu kendini beğenme 


Hayatın tadını çıkarmak için güzel günlerin gelmesini bekliyoruz. Yaşamı hep yarınlara erteliyoruz. Oysa hayatın tadını çıkarmak tam da her anın kıymetini bilmek anlamına geliyor. Daha iyi bir yaşam mı istiyorsunuz? O zaman, daha fazla beklemeyin. Tam da bugün yaşamın tadını çıkarmaya başlayın… Gençliğinde hayatı erteleyip yaşlanınca “neden geç kaldım” telaşına kapılmak ortak bir zaafımızdır. Bu durumun genlerle bile ilişkisi olabilir. Bu “tarihsel-evrimsel hata,” yalnızca “hayatı ertelemek” veya “güzel şeyleri ıskalamak” ile kalsa iyi. Çoğumuzun bu zaafına, “hayata sınırlar koymak” da dahildir.
Gel, gel, daha yakın gel! Bu yol vuruculuk ne zamana kadar sürüp gidecek? Madem ki sen, bensin, ben de senim. Artık bu senlik ve benlik nedir? Biz Hakk’ın nuruyuz, Hakk’ın aynasıyız. Şu halde kendi kendimizle, birbirimizle ne diye çekişip duruyoruz? Bir aydınlık bir aydınlıktan neden böyle kaçıyor? Biz hepimiz, bütün insanlar, tek bir vücud halinde olgun bir insanın varlığında toplanmış gibiyiz.
“Yaptığınız, şeyler için pişmanlık zamanla geçer, ne var ki; yapmadığınız şeylere pişmanlığın çaresi yoktur.” İnsanı diğer canlılardan farklı kılan en önemli özellik, yeni deneyimler yaşayabilmesi yani her an öğrenmesi ve öğrendiklerinin bilincinde olmasıdır. Öğrenmek demek her yeni deneyimlerle hayatı anlamlı bir bütün haline getirmek, ufkumuzu olabildiğince genişletmek demektir.
İçinde yaşadığımız tüm bu sistem, bizim güçsüz olduğumuzu zayıf olduğumuzu, toplumun kötü olduğunu, suç içinde yüzdüğünü dayatır durur. Hepsi büyük bir yalan. Biz güçlüyüz, güzeliz, harikuladeyiz. Gerçekte kim olduğumuzu ve nereye gittiğimizi anlamamamız için hiçbir neden yok. Sıradan bir birey güçlü olamaz diye birşey yok. Bizler inanılmaz güçlü varlıklarız. Düşünüyorum da, hayatımın 30 yılını geride bıraktım, bu 30 yıl boyunca hep birşeyler olmaya çalıştım. Birşeyleri iyi yapmak istedim, teniste iyi olmak istedim ve okulda ve notlarımda.
Dünyanın sayılı zenginlerindendi. Jet sosyetenin aranan yüzlerindendi. Mutlu bir evliliği vardı. Bir gün teröristler tarafından kaçırıldı hayatı ters yüz oldu. İflas etti. Karısı onu terk etti. Dostları sırt çevirdi. Sonra ne mi oldu…? “Geçmiş ve gelecek diye bir şey yoktur” demiş Abraham Cowley. “yalnızca sonsuz bir şimdi vardır!” Felsefi açıdan bu ifadenin doğruluğu su götürmez. Leonardo ustanın ’su damlası’ metaforuyla ifade ettiği gerçek de budur. İnsan, geçmişi de geleceği de ’içinde bulunduğu anda’ yaşar. Reklamın dediği gibi, gelecek bir gün geldiğinde
Gelişimin kıyısında yürümek veya kararsızlığın gölgesinde kalmak. Seçim bize kalmış. Hayatınızın her safhasında bu iki tercihle karşı karşıyayız. Gelişimin kıyısında başlayan yürüyüş ilerde süratli bir koşu ile devam edebilir. Bunun yanı sıra kararsızlığımız yüzünden bulunduğumuz yerden geriye bile gidebiliriz. Genç kız geceye sonsuz düşüncelerinin karmaşıklığı arasında merhaba demişti.
Urfa’nın kavruk coğrafyasında dünyaya geldi. Futbolcu olma hayaliyle İstanbul’a geldiğinde bitpazarından giyiniyordu. Yeşil sahalara adını yazdırmayı hayal ederken kendini moda dünyasında buldu. İşte tasarımcı Faruk Saraç’ın başarı öyküsü… Faruk Saraç, Urfa’dan çıktığında futbolcuymuş. Bugün ise erkek giyiminde öncü bir marka. Hem de terzilik ya da moda üzerine hiçbir eğitim almadan zirveye ulaşmış bir isim. Kendisini modacı değil, tasarımcı olarak
Yaşamın anlamını kavramak için dünyayı dolaşmaya çıkan bir genç, gezdiği ülkelerden birinde ünlü bir bilgeyi ziyarete gitmişti. Gezgin genç, bilgenin yaşadığı evde tüm duvarların kitaplarla kaplı olduğunu gördü. Fakat evi dikkatle gözden geçirdikten sonra, yerde bir kilim, duvar dibinde yatak olarak kullanılan bir sedir, ortada ise bir masa ve sandalyeden başka evde hiçbir eşyanın olmadığını gördü ve merakla
Başarıları da başarısızlıkları da tıpkı hayatlarının her ayrıntısı gibi göz önünde. Kimi zaman alkış, kimi zaman eleştiri yağmuruna tutuluyorlar. Milyonlarca kişi onları rol model olarak kabul ediyor. İşte dünyaca ünlü isimlerin kariyer hikayeleri ve bu hikayelerden çıkarılması gereken dersler… İster hayran olun ister nefret edin ama inkâr edemezsiniz: Angelina Jolie, Barack Obama, Madonna, Britney Spears, Kate Moss

