Başkahraman kendinsin!
Hayat, başkahraman olmak ve onu ifade etmek için yaşanılan bir süreçtir. Etinizle, kemiğinizle, kalbinizle size ait bir başkahramanın içinizde doğmasına izin vermeye hazır mısınız? Her başkahraman kendi yolundan gider. Bir ok vardı, sadece tek bir yönü gösteren. Önce onu keşfettin ve oku takip ettin. Her başkahraman adayı, kendi varlığının içinde, kendi seçtiği yoldan yürür. 
Hiçbir tartışma kazanılmaz!
Bir tartışmadan en iyi sonucu almanın tek yolu vardır, o da tartışmaktan kaçınmak, hem de tıpkı çıngıraklı yılanlardan ya da deprem sırasında eski bir evde olmaktan kaçındığımız gibi. Her on tartışmadan dokuzu bittiğinde, taraflar kendilerinin haklılığından tartışmaya başlamadan önce olduklarından çok daha fazla emindir. 
Kendine güven - 2
Geçen haftaki yazımı bitirirken bu hafta ne yazacağımı son satırlarda belirtmiştim. Size hatırlatma yapmak için geçen haftaki yazımın son paragraflarından başlamak istiyorum.
“Yeni gençlere bakıyorum daha yirmili yaşlarda çalıştığı büyük bir holdingden istifa edebiliyor. Kendilerine öylesine güvenleri var ki ben master yapmaya gidiyorum ya da yurt dışına gidiyorum diyebiliyor. 
İş Fırsatları
2000 yılında Londra’ya London Eye (Londra’nın Gözü) diye dev bir dönme dolap yapmışlar. Hemen şehrin merkezine Parlemento’nun olduğu yere. İnsanlar London Eye isimli bu dönme dolaba binebilmek kuyruklar oluşturuyor ve yüzbinlerce kişi 10’larca pound harcıyor. Hani yakından bakarsanız ya da bu dönme dolaba binecek olursanız başka bir özeliği olmadığını görürsünüz. Ama insanlar merak ediyorlar; biniyorlar. Ayrıca şehrin mimari dokusuna da hiç uygun olmadığını ayrıca belirtmeliyim. 
Sır paylaşımı
Siz nasıl birisiniz?
“Hangi konuda?” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız. Birçok konuda değişken davranış gösterebilirsiniz. Ben de öyle.
Bahsetmek istediğim konu şu; Bir derdimiz olduğunda hepimiz farklı davranırız. Bir grup insan içine kapanır. Kimselere derdini açmaz. O dönem arkadaşları ile birlikte olmak istemez. İçine kapanır ve herkesten kaçar. Ödü kopar ona bir şey soracaklar da derdini anlayacaklar diye. 
Mükemmel patron ve diğerleri…
Hayalleri bir kenara bırakıp gerçekçi olursak, patronunuzun nasıl bir yapıya sahip olduğunu bilmek ve çıkacak sorunlara buna göre çözüm bulmak, yazının başındaki gibi bir ortam yaratmasa da, hayatı daha kolay hale getirecektir, kuşkusuz.
Peki, patronunuzun yapısı nasıl ayırt edilebilir? Ve olası problemler nasıl çözümlenir? İngiliz Guardian gazetesinin internet sitesinin birkaç önerisi var… 
Patronunuza kendinizi sevdirmeniz için 9 yol!
Yanıtlayabileceğiniz sorular sormayın
Tabii ki patronunuza sorup onun onayını almak sizi rahatlatacaktır ama bir sonraki sefer önce kendinize sorun: “Bu soruyu benden daha iyi cevaplayabilir mi?” Genelde cevap “hayır” olur. İşinizi sizden daha iyi kimse bilmez. Önce kaynakları araştırıp kendiniz çözmeye çalışın. 
İki masum davranış!
İki masum davranış ve farkına vardığım beş kavram!
Koltuğa çıkmaya çalışan 11 aylık bir bebeği kollarının altından tutup koltuğa ‘Hoppaa!’ diyerek çıkardığımda babası kızmış, “Niçin yaptın?” diye sormuştu.
“Çıkmaya çalışıyordu!” dedim.
“Ben de biliyorum, çıkmaya çalışıyordu, sen niye çıkardın?” diye sorusunu yineledi. 
Manchester nasıl marka oldu?
Geçen hafta global medyadevi News. Corp.’un İngiltere’de kurulu dijital uydu yayını şirketi ve aynı zamanda Premier League’in (PL) yayın haklarını 1992’den beri elinde bulunduran BSkyB’nin Manchester United’a (Man. United) 1998’de sunduğu cömert satın alma teklifini anlatmıştım. Bu hafta ise teklifin reddedilmesine sebebiyet veren gelişmelerden bahsedeceğim. 

Kimseye kolay kolay randevu vermeyen bu iş adamından 10 dakika da olsa koparılan izin, gazeteci kızı heyecanlandırır. Hemen masasına abanır ve bir sürü uzun sorular hazırlar. Böylece, 10 dakikayı da aşacağını düşünür ve kendi kendine sevinir. 
