Asalet

Şirket, Koray müdür olunca ona uçak seyahati için Business Class?tan bir uçak bileti almıştı. Business Class?taki koltuğuna kurulan Koray, yanında Türkiye?nin en saygın ailelerinden birinin tanınmış ve yaşlı bir üyesinin oturduğunu fark etti. İyi yolculuklar dileyerek kendini tanıttı ve çok merak ettiği birkaç şeyi sormak istediğini söyledi. Yaşlı adam, bu genç iş adamının sorularını elinden geldiğince yanıtlayacağını söyledi. Koray biraz sıkılgan bir şekilde ?Siz aristokrat bir aile kabul ediliyorsunuz. Aristokrat olmanın bir formülü var mı?? diye sordu.

Yaşlı adam ?Nasıl aristokrat olunacağı hakkında değil ama nasıl asil bir insan olunacağı hakkında babam bize bir şeyler öğretmişti. Ancak yeni tanıştığım bir insana bunları anlatmak çok doğru olur mu bilmiyorum.? Koray, ?Efendim ben çok merak ediyorum. Ama bu sorunun cevabını şimdi öğrenmem uygun değilse başka fırsat olacaktır. Sizi zorlamak istemem.? Dedi Koray?ın teslimiyetçi tavrını gören yaşlı adam, ?Peki, peki anlatacağım? ?Birçoklarını bildiği gibi biz zengin bir aileyiz. Ancak hiçbirimiz zengin çocuklar olmadık. Diğer bir deyişle babalarımız hiçbir zaman bize ailenin zenginliğini belirli bir döneme kadar açmadılar. Örneğin, benim babam otuz yaşına gelinceye kadar, ne ekonomik anlamda, ne de ilişkiler anlamında bana destek olmadı. Bana ?Kendi ayaklarının üstünde durmayı öğrenmelisin.? derdi. Birçokları bizim özel okullara gittiğimizi zanneder; hâlbuki bizim ailede herkes devlet okullarına gitmiştir. Çünkü aile de hiç kimsenin özel okulu finanse edilmez. Herkes kendi gittiği okulun ücretini kazanmak ve ödemek durumundadır. Size şaşırtıcı gelebilir; ama her birimiz üniversiteyi bile kendi bireysel imkânlarımızla okuduk. Üniversite döneminde harçlığımızı çıkarmak için çalışmak zorundaydık. Bir malikânemiz vardı; ama sanki biz bu malikânenin sahibi değil de, hizmetlisiydik. Okul bittiğinde bizim için, aile şirketlerinde çalışma imkânı diye bir şey yoktu. Şirketler biz otuz yaşına gelinceye kadar bizim çalışmamıza kapalıydı. Her birimiz dışarıda çalışmalı ve pişmeliydik. Bu süreçte aile büyükleri hiçbir kararımıza da karışmadı. Kendi kararlarımızı alıyor ve uyguluyorduk. Elbette bir sürü yanlış karar da aldım ben. Ama sonunda doğru karar almayı öğrendim. Kendi yüreğimi, zihnimi sevgi ve şefkatle yönetmeyi öğrendim. Sabretmesini, ukala olmamayı, hatalarımı sahiplenmeyi öğrendim. Kendimle ve dünyayla barışık olmayı öğrendim.

İlgili Yazı :   // Su kristallerini bozmamak...

Babam bana ?Bu dünyada bir bambu gibi olmalısı, sıradan bir ağaç değil.? derdi. Bambu, dünyada inşaatlar da da kullanılabilen çok güçlü bir bitki ve ağaç türü. Başkasından destek almadan ayakta dimdik durabiliyor, ayrıca son derece işlevsel. Fidanları gıda olabiliyor. Bulunduğu bahçelere güzellik katıyor ve bir anlamda bahçenin en uzun en gösterişli üyesi olduğu için bahçenin lideri. Kışları soğukta başka ağaçların donmasını önlemek için bambu kaplarlar. Bambudan mızrak ve ok hortumları yapılabiliyor. Babam bize bambu gibi sağlam, dik ve işe yarar olmamızı söylerdi. Bambu gücünü kendinden alırmış; başkasından değil. Kimseden fazla bir şey talep etmeden ayakta dururmuş. Ben de iş ve aile hayatım boyunca kimseden bir şey istemeden ayakta durmaya odaklandım. Tıpkı bambular gibi başkalarına destek oldum; onları korumaya çalıştım onlara cesaret verdim. Başkalarının şirketlerinde çalışırken birilerini eleştirerek, zayıf yönlerini ortaya çıkararak yükselmek gibi bir çabam hiç olmadı. Yani babamın başlıca öğütlerinden biri, ?muhalefet partileri gibi eleştiren değil, iş yapanlardan ol? sözüdür. Biz hep iş yapmaya çalıştık, eleştirmeye değil.

Gücün ve pozisyonun peşinden koşmadık hiç. Özellikle yakın çevremizdekiler, bizim nasıl yetiştirildiğimizi bilenler bize saygı duydular. Her birimiz kendi yaşamlarımızı kurduğumuz için bize güvendiler. Biz kimseden itaat etmesini ya da bizi lider kabul etmesini beklemedik. Ancak sorumluluk aldığımız, bizimle birlikte çalışan insanların içinden geldiğimiz ve soyadımızın sağladığı zenginlik ve ilişkilere dayanmadan yükseldiğimiz için insanları bizi doğal olarak izlediler. Asaletin insanın yaptıkları, içinden geçtiği tecrübeler ve tutumlarıyla ilgili sanırım; damarlarında dolaşan kanla ilgili değil.
Yazar : Melih ARAT

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

11 yorum

  1. Herkese örnek olacak bir yaşam mücadelesi.
    Keşke herkes “bambu” gibi olabilse…

  2. yaşlı adam anlatırken bile bizimle dalga geçmiş…koç’un oğlunu düşünün haftalık ne kadar harçlık verdiğini bir düşünün..eminim sadece 2 haftalık harçlığıyla bir aile 1 yıl geçinir….onun için böyle polyana hikayeleri pek inandırıcı gelmiyor..

  3. Gökçen Önal Bilecik

    görmediğim,tanımadığım bir insanın söylentilerine yorum yapamam bunun terbiyesizlik olduğu görüşündeyim ancak düşüncelerim,yaşlı amcanın anlattıkları doğru olabilir neden olmayan şeyleri o gençle paylaşmak istesin ki……

  4. Pek emin değilim ama bu hikaye bana inandırıcı gelmedi .Çünkü hepimiz biliyoruz ki çok zengin ailelerin çocukları kolejlerde okur lüks arabalara biner soyadları sayesinde her işlerini kolayca hallederler.Tabi istisnalar olabilir ama ben günümüz koşullarında bu şekilde yaşayan ailelerin olduğuna inanmıyorum………..

  5. Saygıdeğer arkadaşlar,
    O amcanın söylediklerinın doğru olduğuna inanıyorum, Ben kendimden ve ailemden yola çıkarak yorum yapıyorum ve sizlerle paylaşıyorum. Bir arkadaşımız bugünün koşullarında böyle yaşayan ailelerin olmadığını düşünüyor ama var, ben ve kardeşlerim varız, üçümüzde gençiz ve biz amcanın anlattıkları doğrultuda yürüdük ve şimdi kariyer sahibi insanlarız çok şükür. Ama amcanın anlattığından biraz farklıydı bizim hayatımız çünki biz ne zengin aileden geliyorduk nede bizi yönlendirebilecek bir babamız vardı yanımızda. Fakat biz bugünün koşullarında bizim çocuklarımıza amcanın anlattığı gibi davranıyoruz ve isterdikki onlarda bizler gibi anlamalı asaletin kandan değil yaptıklarınla ve tutumla alakalı olduğunu…. Saygı ve Sevgilerimle…

  6. Aile en güzel mirası bırakmış “Kendi Ayakları Üzerinde Durmak” bu herkezi başaracağı birşey deyil..yaşlı adamın mesajını iyi anlamak lazım!

  7. Verilen mesajlar çok güzel teşekkürler …

  8. liseyi florya tevfik ercan lisesinde okuyordum. devlet okulu. beyazlar ve gül inşaatın çocukları da bizle okuyorlardı. hiç fark edilmeden. hatta gül inşaatın kızına aşık olmuştum. bu durumu da hiç bilmeden. beni sonradan uyardılar ama vaz geçmedim. amcanın anlatıklarına katılıyorum.

  9. Evet kimseye muhtaç olmadan yaşamak çok güzel bi’şey ama günümüz şartları izin veriyor mu buna?

  10. Ya o adamı zengin veya asil değilde herhangi bir konu da bilgi veren biri olduğunu düşün ha tamam ailesinden yardım almıştır ama engüzelı kendine ve çevresine faydalı olandır adam bizze bunu söyüyor asil olmak istiyorsan düşünmeden konuşma biliyorsan da en güzel şekıld eve ortamında söylemek tir asalet budur ..:)

  11. Bende tam kendi ayaklarim üstünde durmayi düsünürken iyi geldi bu yazi.. tesekkürler!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

baskalarini-ne-kadar-dinlemeli

Başkalarını ne kadar dinlemeli?

Kurbağalar bir yarışma düzenlemiş. Hedefleri çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir ...