Anasayfa / Yazar Arşivi: Özgür ŞAHİN (sayfa 30)

Yazar Arşivi: Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Verimli Ders nasıl çalışılmalı?

Yapılan işin sonucunda almak istediğimiz sonuç “verim” olarak tanımlanabilir. Verdiğiniz emeğin, gösterdiğiniz çabanın karşılığına da denilebilir. Sanıldığının aksine çok çalışmakla verimli ders çalışmak aynı şeyler değildir. Verimli çalışmakta esas olan hedefe yönelik çalışmaktır. Örneğin fen bilgisi yazılısına çalışacak olan Ahmet’in sorumlu olduğu üniteler 3-4 ve 5 ise 6. üniteye çalışması gereksizdir. Ya da YGS’ye hazırlanan Semih’in çok az soru çıkan yerlerle ilgili çok detaylı çalışıp, çok soru gelen konularla ilgili az çalışması gibi. Ya da sayısal alandan tercih yapacak olan Yusuf’un coğrafya dersine çok vakit ayırması gösterilebilir. Bu yüzden hedef önemlidir. Devamını Oku »

Starbucks Modeli ve Starbucks Nesli

Türkiye pazarında Starbucks yer aldığından bu yana ülkemizdeki gençliğinin sosyal yaşantısının da değişmeye başladığını söyleyebilirim. Gençler artık kahveye takılıyor, ama üç beş sekiz atılmayan, okey oynanmayan bir kahveye. Starbucks’ın Türkiye’ye girmesi sayısız yabancı ve yerli kafe açılmasına fırsat verdi. Cafe Nero, Kahve Dünyası ve birçoğu da İzmir menşeli kafeler Türkiye’nin dört bir tarafında gençlerin buluşma noktası oldu. Bu kafeler temelde kahve içme amacıyla değil, sosyalleşme ve sohbet etme amacıyla kullanılıyor. Yeni nesil, çaydan hızlıca kahveye geçiş yaptı. Bu yazıyı yazmadan bir önceki gün gittiğim bir Starbucks’da bir baba ve on sekiz yaşlarındaki kızı bir masada oturuyordu. Baba cam bardağında çayını yudumlarken kızı karton bardakta kahvesini içiyordu. Devamını Oku »

Yeni Nesil Öğrenmede Buz Dağının Görünmeyen Yüzü

Eğitimlerime katılanlar ve yakın dostlarım dokuz yıldır özel gitar dersleri verdiğimi de bilirler. Bu özel dersler sadece yeni jenerasyonu yakından tanımamı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda değişen öğrenme biçimleri ve beklentileri konusunda da bir çok ipucu barındırır. Yeni nesil öğrenmenin görünmeyen etkisinden ve farkından bahsederken de bu dokuz yıl içinde karşılaştığım en zor fakat bir o kadar da öğretici tecrübemden yola çıkarak sizlere ulaşmaya çalışacağım.

Bu yazıyı yazmadan bir yıl önce çalışmaya başladığım öğrencim Arda 13 yaşında; otizm teşhisli ve hayata pırıl pırıl gözlerle bakan bir delikanlı. Konuşamadığı için istek ve sıkıntılarını dile getiremiyor ve bu yüzden de arada hırçınlaşabiliyor, fakat kalbi sevgi dolu. Devamını Oku »

Tek İş Yap ve O İşi Çok İyi Yap!

‘Seri girişimci’, peşpeşe şirketler kuran kişidir. ABD’de Tesla, SpaceX ve SolarCity şirketlerini kuran Elon Musk, Birleşik Krallık’ta ise Virgin Group’u kuran Richard Branson başarılı seri girişimcilerdir. Diğer yandan Türkiye’de girişimci adaylarımızın bazıları, seri girişimciliğin ‘peşpeşe’ birden çok iş kurmak olduğunu unutup, ‘aynı anda’ birden çok iş kurmak olduğunu sanıyorlar. Sürekli daldan dala atlayan, maymum iştahlı girişimcilerimiz çok. Bu ayki yazımda, girişimcinin belirli bir zaman diliminde neden sadece tek bir projesine odaklanmasının çok önemli olduğuna değineceğim.

1- Bir gün 24 saattir ve normal bir insanın bir günde kaç saatini verimli geçirebileceği bellidir. Unutmayın, girişimci olarak göreviniz sıfırdan iş kurmaktır. Yapacağınız tonla iş var, hem çok düşünmeniz hem de çok fazla icraatta bulunmanız lazım. İşleri sizin için yapmaya hazır olan bir ekibin başına profesyonel yönetici olarak atanmadınız! Devamını Oku »

Bugün Yarım Kalanlara Rağmen

Bugün yarım kalanlara rağmen yarın tam olacaklar için savaşmaya devam etmelisin. Yaşamaya devam etmelisin demiyorum ; demiyorum çünkü o savaşa girmeden yaşamaya başlayamazsın. Kazanmalısın da demiyorum çünkü yine biliyorum ki kazandım dediğin her şeyde bir kaybettiğin var. En iyi sen bilirsin; her şeye sahibim dediğin anda hiçliğe düşen de sendin bu ‘O’ diye hissettiğin anda en yarım kalanda.

Kim ne anlatırsa anlatsın o acıyı çeken de sen oldun aynı acıdan geberip kendi omzunda ağlayan da sen olacaksın. Acı çekmek çoğunun işine gelip nefes dahi almanın hayatın cezası olduğunu düşünenler olsa da bende eminim ki hayatta güzel anlar da var. Devamını Oku »

İş yerinizde “güven” kaybettiğinizde, bir daha geri kazanmak çok zor!

Dave Ulrich ile 2008’de tanıştım. 15 yıllık ağırlıklı satış & pazarlama geçmişi üzerine İK alanına geçince bizim çocukların her gün defalarca yaptığı gibi İK’ya önce Google gözlüğüyle baktım. Tüm aramalar ona çıkıyordu. Uluslararası firmaların başlattığı rüzgarla büyük şirketlerin çoğu İK organizasyonlarını O’na yani Ulrich Modeline göre değiştiriyordu. Organizasyonunuz çağdaş mı değil mi sorusunun diğer bir versiyonu “İş Ortaklığı” pozisyonu sizde var mı? olmuştu.

Bizde yoktu ve olmadı. Olanlarla konuşuyordum; farkı ve katma değeri anlamaya çalışıyordum. Öyle ya İK işini bildiğim için değil, geçmiş deneyimden dolayı bu roldeydim.. Devamını Oku »

Jediler ve Öğrenciler

Dünyada yüz milyonlarca hayranı olan Star Wars filmleri, birçoğumuz için oldukça ilginç dersler içeriyor. Öncelikle insan yetiştirme konusunda filmin öyküsündeki uygulamalar, bizim dünyadaki uygulamalarımızdan bir hayli farklı. Tipik bir öğrenci, okula gider gelir ve hayatta kendi yolunu bulması beklenir. İş hayatı da bundan çok farklı değildir. İşyerinde sınıf eğitimleri ve kurslar olsa da çalışan sonunda iş macerasının içinde yalnızdır. Star Wars’taki Jedi-Padawan ilişkisi ise oldukça farklı. Dünya karşılığı olarak usta-çırak ilişkisi olarak tanımlayabileceğimiz Jedi-Padawan ilişkisi, Padawan açısından bakıldığında oldukça yol gösterici.

Bir üniversite öğrencisi, kendisine yol gösterecek bir Jedi-bir usta bulmalıdır. Bu usta, iş dünyasından profesyonel bir yönetici veya bir girişimci olabilir. Ustalık bilgelikten çok, tecrübeyle ilgilidir. Bir işi yapmayı öğrenmiş olmak, bilgelik değildir, ama bir başkasına yol göstermek için yeterlidir. Devamını Oku »

Başarılı Girişimciler İşe Nasıl Başlamıştı?

Yaklaşık 20 yıl önce, California – Pebble Beach’deki bir konferansta yaptığım konuşmanın ardından, Japonya’da pek tanınmamış bir girişimci olan Masayoshi Son’un konuşmasını da dinlemiş ve Son’un yeni kurmuş olduğu Softbank adlı yazılım dağıtım firması hakkındaki cesur vizyonundan çok etkilenmiştim.

Geçtiğimiz günlerde kişisel bilgisayar endüstrisinin en büyük ticaret fuarını (Comdex) ve bir yayıncılık firmasını (Ziff-Davis) bünyesine katan Softbank, o sıralar sektörün radarında henüz ufacık bir nokta olarak görünmesine rağmen, Son’un hızla büyümekte olan teknoloji piyasasının en büyük oyuncuları arasına girmek gibi bir hayali vardı. Devamını Oku »

İki Kardeş : Duygusal Zeka ve İş Zekası

Yirminci yüzyılın son çeyreğinde ürünlerin yerini markaların alması ile birlikte iktisat literatüründe yer alan sistematik homoekonomikus yani Türkçeleştirilmiş haliyle iktisadi insan kavramı da yeniden tartışmaya açıldı. Özellikle gelişen teknolojinin tüketimindeki tüketici alışkanlıkları iktisadi bireyin kâr-zarar ilişkisi içinde kârı seçerek rasyonel davranacağı ve en fazla kârı elde edeceği ürünü seçeceği savını tamamen boş çıkardı. Bir çok firma rakiplerine oranla aynı kaliteye ve teknolojiye sahip ürünleri çok daha ucuza piyasaya sürmesine rağmen tüketicinin ilgisini çekemedi ve piyasadan silindi. İş zekasını kullanarak doğru tedarikçilerle çok daha ucuza ürün sunan ve doğru yatırımlarla üretim teknolojilerini yenileyen firmalar, karşılarındaki firmaların tüketiciyle aralarında kurduğu bağı koparamadı. Bu durum da yatırımcılara gerçeklik mi, duygular mı sorusunda duyguların hiç de küçümsenemeyecek bir ağırlığı olduğunu gösterdi.

Dan Hill’in 2007 yılında kaleme aldığı Emotinomics (Duygusal Ekonomi) adlı kitapta yazdığı gibi “Tüketici duygularını tam olarak anlamamak, markada sorun yaşanmasına neden oluyor. Duygular ölçülmezse markalar yönetilemez” cümlelerini anlayamayan dev şirketlerin bir bir piyasadan silindiğini aradan geçen sekiz senede izledik. Müşterileriyle duygusal bağ oluşturmaya özen göstermeden, en iyi bildikleri işi, yani pazara Devamını Oku »

Güven Veren “ilk izlenim” Nasıl Yaratılır?

Her nerede olursanız olun ilk izlenim bir ilişkinin her yanını etkileyecek konuların başında gelir. Bazen bir satış görüşmesi, bazen bir iş mülakatı, bazen bir projenin sunum aşaması bazen de sosyal bir ortamda yaşayacağınız deneyim.

Aşağıda konuyu ağırlıklı olarak “satış” bağlamında ele alacak olsak da tüm ilişkilerimiz için benzer olgulardan söz edebiliriz. Devamını Oku »