Anasayfa / Bunları Biliyor musunuz? / Bilmediğini bilmenin önemi!

Bilmediğini bilmenin önemi!

Her konuda söylecek sözü olanların ortak sıkıntısı ’bilmiyorum’ diyememektir. ’Bilmiyorum’ diyemedikleri için de bilmediklerini öğrenmek için çaba göstermezler. Oysa bilmediğini bilmek öğrenme ve gelişme sürecinin motorudur… İnsan yavrusu sürekli soru sorar. Gerekli gereksiz (çünkü henüz neyin gerekli olduğunu bile bilmemektedir) her şeyi bilmek, öğrenmek ister. Sormuş olmak için sorar. Büyüklerini bayacak kadar, tekrar tekrar sorar.

Herhalde bu takıntıda
(1) hayatta kalmak için ne çok şey bilmesi gerektiğini içindeki hayvanın (genlerinin) ona fısıldamasının ve
(2) büyüklere benzeme dürtüsünün rolü vardır.

Ama aynı çocuk çabucak büyür ve büyürken tavrı tamamen değişir.
Önce (bilmemeyi ayıp ve küçültücü gibi algılamaya başlayarak) sormayı keser, bilir gibi yaparak susar.

Ve sonunda bildiği, ama özellikle de bilmediği konularda ahkâm kesmeye başlar.
Her konuda bir fikir sahibi olduğunda, nihayet bir ‘yetişkin insan’ haline gelmiş demektir.

Artık hayata (çalışma hayatına ve aile kurmaya yani anne baba olmaya) hazırdır.
Artık büyük bir köşe yazarı, başarılı bir yönetici, bir film yönetmeni, bir bakan filan olabilir.

Tam zamanlı çalışma hayatında bu sene 30 yılımı doldurdum.
30 bin türlü insanla tanıştım / çalıştım.
Bir konu olduğunda, bir soru sorulduğunda “Bilmiyorum. Bir bileni bulup soralım; araştıralım, öğrenelim” diyeni hemen hiç görmedim.
Aslında soru sorana da pek rastlamadım ya…

İlgili Yazı :   "Mutluluk" beklentiler ve kıyaslamalarda gizli!

Yine de ısrarla bilmediğimi bilmeye, Michel Chaillou’nun Crime du beau temps kitabındaki bir kahraman gibi ‘her şeye bir sorusu olan bir insan’ olmaya çalıştım.

Bilmediğimi karşımdakilere ve (daha da zoru) kendime itiraf etmenin dürüstlük olduğu kadar, öğrenmenin şartı olduğuna inandım. (Bu arada zaman bana bazı soruların cevabını asla alamayacağımı ve cevapsız soruları daha çok sevmeyi de öğretti. Ama bu başka bir konu.)

Pierre Assouline geçenlerde ölen Jorge Semprun için (yazarak) “yanılsamalarından ziyade aslında kesinliklerinden arınmayı başardı” diyordu.

bilmediğini bilmek

Zaman insanı şüphelerinden çok, asıl, doğru bildiğini sandıklarından arındırarak bilgeleştirir.
En büyük hile doğruluktur, diyen palavracı kimdi bilmiyorum.
Yarım yüzyıllık bir tecrübeyle bugün itiraf etmeliyim ki, dürüstlüğün çalışma hayatında faydasını değil sadece zararını gördüm.

Daha önce burada defalarca sözünü ettiğim gibi…
Bilmediğini bilmemenin ne büyük bir güç olduğunu geç fark ettim.
Bilmediğini gizlemenin gerçek erdem olduğunu nafile idrak ettim.
Cehaletin verdiği güvenin insanları tepe noktalara yükselttiğine, zirvelerin genelde birbirine kitlenmiş kifayetsiz muhterislerce fethedildiğine şahit oldum.

Bugünün değer hükümlerine kıyasla bu kadar yanlış bir yerde duran;
bugünün ölçütleriyle bu kadar başarısız bir akılsıza akıl danışma gafletinde bulunan bir genç çıkarsa,
“Kolay” diyorum “bana bak ve ne görüyorsan aksini yap!”
Benim için artık çok geç.

İlgili Yazı :   Özgeçmişte en sık yapılan hatalar

Ama belki bu doğrudan bir ders çıkaran olur diye söylüyorum…

Dip not: E pur si muove! Jacques Attali’nin dediği gibi “Gelecek, siyasi/coğrafi/mesleki doğrulukları/kesinlikleri açısından en mobil/esnek/hızlı olmayı başaranlara ait olacaktır”.

Yazan : Serdar Devrim/ Hürriyet İK

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye’nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede “beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi” gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Bir yorum

  1. Muhammed Emin Özkaya

    Yazarın “…hayatta kalması için ne çok şeyi bilmesi gerektiğini içindeki hayvanın(genlerin) ona fısıldamasını” diye kullandığı ifadeye görünce acı bir tebessümle yazıyı okumaktan vazgeçtim.

    bakınca insandan doğan bazı insanların hayvana ve hayvansal eğilime bu denli eğilimli olmasını son derece anlamsız buluyorum.

    islam inancı taşıyanlar iyi bilirler ki, allah insanı yaratılmışların en şereflisi olarak yaratmıştır. yazarımız bu inancı taşıyorsa bu ifadeye yer vermemeli. şayet bu inancı taşımıyorsa bu zihniyetteki birinin düşüncesinden kalemine sızan mürekkep, beyaz bir sayfaya kara bir leke olarak düşmekten öte geçmeyecektir.

    bir yerde kullandığım ifadeyi burada da tekrarlamakta fayda görüyorum. şeref insanlara allah tarafından verilen bir sermayedir. kimileri onu harcar, kimileri sermayesine sermaye katar.

    ya şerefli insan olarak doğduğunu hatırlar şerefine şeref katarsın. ya da insan geldiğini unutur, maymundan geldiğine, içinde bir hayvan taşıdığına, hayvansal içgüdülerin olduğuna inanır, şerefini çöpe atarsın.

    gora adlı filmde erşan kuneri, seçmek üzere olduğu oyuncuya “…hayvan gibi sevişmeni istiyorum.” diyordu. peki ya insan gibi deseydi?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

Gerçek Hikayeleriyle Gaza Getiren Motive Edici En İyi 50 Film

Gerçek Hikayeleriyle Gaza Getiren Motive Edici En İyi 50 Film

Bazı kişisel gelişim filmleri izlendiğinde hayata karşı bakışınız açınız değişmeye başlar. Sizi ...