Anasayfa / Motive Olmak / Geliştiren Hikayeler / Bir Kurtulma Hikayesi : Hayatımızı Esir Alan Tuzaklar

Bir Kurtulma Hikayesi : Hayatımızı Esir Alan Tuzaklar

Hikayeyi okuduğum anda; “kendimizi neredeyse uyuşturarak yaşadığımız hayatta uyanmamız için gönderilen ve anlaşılması zor gibi görünen anlamlı bir tesadüf daha” demiştim kendi kendime…

Güney Asya’da kullanılan bir maymun tuzağını anlatıyordu hikaye :

“Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir tuzak vardır. Bir Hindistan cevizinin içi oyulur ve bir ucundan iple ağaca bağlanır. Hindistan cevizinin diğer ucuna ince bir delik açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur.

Açılan bu delik sadece maymun elini açıkken sokabileceği bir büyüklüktedir.

Maymun içerdeki tatlının kokusunu alır, elini Hindistan cevizinin dar ağzından içeri sokar ve yiyeceğe ulaşır, ama yiyeceği tutarken yumruk haline gelen elini ince delikten çekip dışarı çıkartması artık olanaksız hale gelmiştir.

Avcılar geldiğinde maymun ne yapacağını şaşırır, panik içinde çırpınır ama elinde sımsıkı tuttuğu tatlı yiyeceğini bırakıp kaçmaz – kaçamaz.”

Bir avuç pirincin gönüllü tutsağı olup paçayı kaptırır!

Hikayelere ilişkim aşk ve nefret ilişkisi gibi…

İyi bir hikaye göbek bağı misali sımsıkı kavrıyor beni, bırakmıyor. Kurtulmak istesem de zihnimde yer edinip sürekli kendini hatırlatıyor.

Bu kısacık hikaye de öyle, derinden şırınga edilen bir ilaç gibi hızla yayılıyor tüm damarlarıma.

İlgili Yazı :   İletişim belki her şey değil ama çok şeydir!

bir kurtulma hikayesi

Üç yıl önce, bu yakın ve sevimli akrabalarımızla ilgili tuzak hikayesini okuduğumda, işte tam da bu duygularla tam o anki maymun halime net bir ayna tuttu.

Kendi bırakmadıklarımı, bırakamadıklarımı hatırlattı bir avuç pirinç misali.

Sonra en sıkı sıkıya tutunduğum tuzağımı, yaşantımın neredeyse üçte ikisini geçirdiğim, iş hayatımı bıçak altına yatırdım.

Bırakamadığım, 25 yıllık kurumsal iş hayatım. Yazınca ne kadar kısa ve öz.

İç sesim, sürekli başa sarıp aynı sözcükleri tekrarlayan kayıt gibi, bitmeyen bir konuşma halinde.

-Ne rahat, bildik sular, tanıdık simalar, parmağının ucuyla, gözün kapalı hallediverdiğin sorumluluklar.
-Kaç seneni vermişsin bu işlere, keyfin yerinde istediğim zaman evden çalışırsın, istersen ofiste gecelersin.
-Paran pulun da fena değil. Kendi işinin patronu gibisin. Nerede bu rahatlık!
-Tamam, yoruldun ve sıkıldın artık ama korkmuyor musun bilmediğin yollarda debelenmeye?
-Şimdi başka maceraya atılır mı insan! Hem de bu kadar emek verdikten sonra ve de bu yaşta!!!
-Boşver, gereksiz heyecanlar bunlar!”

İç sesim konuşmaya devam ettikçe ben de şaşkın bir halde toparlayıp özetliyorum söylediklerini; kitap ismi gibi “vazgeçemediklerinin toplamı mıdır insan?”

İlgili Yazı :   Çok yetenekli çalışanlar için tek motivasyon para değil!

Çok basit ama o kadar da çarpıcı bir yazı okumuştum. Özetle yaşamın kendi iç dinamiğinden bahsediyordu. Her canlının doğup, büyümesinden, gelişip çoğalmasına sonra da yaşlanarak bu süreçteki ömrünü tamamlayıp yok olmasına …

Biz yaşamların bu doğal döngüsüne izin vermeyip bırakamadıkça nasıl elimizde kalan ama yaşam döngüsünü tamamlamış şahsi eşyalar enkazlarına dönüştüklerine.

Peş peşe zihnime diziliyor bütün benzer içerikler; bu sefer sırada kült film Fight Club’ın meşhur repliği var;

“Ancak her şeyi kaybettikten sonra her şeyi yapmakta özgür oluruz.”

Sonunda tüm hikayeler, filmler, kitaplar birleşip arkamdan itiyor.

Elle tutamadığım resimler geçmeye başlıyor gözümün önünden; masmavi bir gökyüzü, kanatlarını kocaman açıp süzülen bembeyaz bir güvercin, meraklı bir yavru kedi, bilge bir baykuş, dizleri yara bere içinde mutlulukla koşan bir çocuk.

Bildiğim pek çok şeyi unutup merakla peşine düşeceğim yepyeni fikirler, her sabah başka bir bilginin peşine düşmenin hevesi ile uyanmanın vereceği heyecanlı bir ruh hali.

Yaratıcılık, iyimserlik ve umut…

Kalbimin sesini dinleyip elimdeki tatlı pirinci usulca bırakıp beni özgürlüğe, maceraya götürecek o bilinmeyen yola kayıyor gözüm.

İlgili Yazı :   Sevgiyi bilmek ve o yüreği taşımak çok önemli

Tertemiz mis gibi bir sonbahar sabahı.

Açmak istiyorum parmaklarımı, özgürleştirip ruhumu çekip çıkartmak Hindistan cevizinin ince deliğinden.

Diğer taraftan önce bilmek, ardından yapmak, sonunda da olmak gereken uzun bir yol var. Biliyorum.

Ama ne güzel; değişim için ilk adım “farkındalık” ise, farkındayım işte.

Üstüne adını koyup kabul de ediyorum.

Yol uzunsa vakit kaybetmeden yola koyulmak lazım diyerek atıyorum ilk bebek adımlarımı.

Üç yıl sonra tuzak o kadar uzak ve etkisini kaybetmiş durumda ki görünmüyor bile.

Özgürlüğe, yeni ufuklara merhaba.

Birçok kez tesadüf diye kabullendiğimiz eşzamanlılıklara minnet duyuyorum bir kez daha.

Birçok bilimsel araştırmanın da ortaya çıkardığı üzere gerçekler, bilgiler, veriler kalıplaşmış fikirlerimizi değiştirmeye yeterli gelmiyor. Oysa bir hikaye, formatı ne olursa olsun, değişimin kapılarını çok daha kolay açıyor bizim için.

Doğru zamanda karşınıza çıkan, iyi anlatılmış bir hikayenin dönüştürücü gücünü hiç hafife almayın.

Bırakın tuzaklarınızı açığa çıkarsın ve özgürleşme yolunda ilk adımları attırsın size de.

Namaste…

Yazan : Selma Yalaman Serger

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye’nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede “beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi” gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

iç ses

Sizin İçinizde de Hiç Durmadan Seslenen Biri Var mı?

“İçimde hiç susmayan biri var” “İçimdeki ses böyle söylemiyor” “Hayaller aleminde yaşıyorsun” ...