Anasayfa / Başarı Yazıları

Başarı Yazıları

Başarı Yazıları

Okyanus Dediğin Damlalardan Oluşur

Günümüzde maddiyat her şeyden önce gelmektedir. Evet, para önemlidir; hatta yaşamın devamı için gereklidir de. Burada önemli olan parayı bir “araç” olarak mı yoksa “amaç” olarak mı kullandığımızdır. Hayatının odak noktasına parayı koyan ve para kazanmayı adeta “yaşam amacı” haline getiren kişiler belki itibarlarını, güçlerini, başarılarını “para” üzerine konumlandırabilirler. İstedikleri paraları da kazabilirler. Bu kolay olan yoldur. Fakat;  bu yöntemin sürdürülebilirliğini sağlayamazlar. Günün birinde paralarını kaybettiklerin de, paranın sayesinde kazandıkları itibarlarını, güçlerini ve başarılarını da kaybederler. Bu sebepten dolayı parayı hayatımızı devam ettirebilmek adına bir “araç” olarak kullanmalıyız, kullanmayı öğrenmeliyiz. Devamını Oku »

Risk Alabilmek : Var mı Cesaretin?

Başarıda risk almanın önemi ayrıca tartışılmalı. Çünkü risk almadan başarı olmaz düşüncesi birçok başarının ortak noktası diyebiliriz. Risk alan insanlar üzerine araştırılma yapıldığında risk almanın zararları tabi ki yadsınılmamalı ancak başarıyı getiren en önemli etmenlerden biri olduğu da göz ardı edilmemeli.

“Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür…
Gülmek; ”Saf” denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise; ”Duygusal” görünme riskini.
Birine yakınlaşmak; ”Kendini kaptırma” riskini,
Duygularını açmak; ”Kendini …ortaya koyma” riskini,
Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;
“Onları başkalarına kaptırma” riskini göze almaktır.
Sevmek; “Karşılık görememe” riskini…
Yaşamak ise; ”Ölme” riskini göze almaktır.
Umutlanmak; “Hayal kırıklığına uğrama” riskini
Çabalamak ise; ”Başarısız olma” riskini göze almaktır…
Ama riskler yaşanmalıdır.
Çünkü hayatımızın en büyük riski, hiç risk almamaktır.
Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir;
Ama Büyüyemez, Sevemez, Değişemez, Hissedemez, Öğrenemez.
Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken,
Bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder.
Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür…”

Eğitimci, yazar Leo Buscaglia bu tespitleri Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek isimli kitabında yer almaktadır. Öncelikle, öğretmen adayları ve öğretmen dostlara ve tabi kitaplarla hemhal olan herkese yaz tatilini de fırsat bilerek bu kitabı okumalarını tavsiye ediyorum. Devamını Oku »

Hayal Kur, Hareket Geç!

Hayal kur, sonra da çocuklarına hayal kurmayı öğret; ama önce sen hayal kurmayı öğren desem…

İnsanlar kurduğu hayalleri kadar büyüktür desem mesela…

Şu an bu satırları okuyanların büyük bir çoğunluğunun: “Hocam bunlar boş işler. Hayatın gerçekleri var. Hayal kurmak karın doyurmuyor. Milletin kafasını karıştırma. Ülke sıkıntı içerisinde, sınır dışında askerimiz savaşıyor, şehitlerimiz var. Anaların, babaların içi yanıyor. Dolar aldı başını gitti. Ekonomik sıkıntı var. Geç bunları…” dediğini duyar gibiyim. Bu şekilde düşünenleri de anlıyorum. Çünkü onlarda, kendilerini sınırlayarak, kendi potansiyellerinin farkında olamadan, hayal kurmanın kötü bir şey olduğu kendilerine söylenerek büyüdüler. Devamını Oku »

Yapmadan Önce Ol!

“Yapılacaklar listesini (to do list)” yönetmek yapılacak işlerin en önemlilerinden birisi haline geldi. Bizi an’dan koparan ve her an, her ne yapıyorsak orada olmak yerine başkaları ile etkileşimde olmamızı sağlayan akıllı telefonlarımız sağolsun, en önemli dertlerimizden biri odaklanma olmaya başladı.

Whatsapp mesajlarına harcadığımız zaman e-mail için harcadıklarımızın önüne geçti ya da geçmek üzere... Bu da yetmiyor hem kendi zamanımızı hem de ortak işlerde, projelerde yapacaklarımızı yönetmek için yine akıllı telefonlarımız bir sürü kolaylıklar sunuyor bize… Bizim ekip “Trello” diye bir uygulama kullanıyor örneğin… Son derece başarılı. Hangi konu kimde; kim ne yapmış; yapmamış; hepsi orada; seni yaptığın ve yapmadığın şeyler için uyarıyor; daha ne olsun? Devamını Oku »

Markanın Belirgin Olması, Bilinirliğinden Daha Önemlidir

Markalar, bilinirliklerini artırmak için reklam yaparlar. Ama bir markanın genel olarak bilinir olmasından daha önemli bir boyut vardır. İnsanların o markayı; neden, nerede, hangi durumlarda, ne zaman, kiminle beraber, neyin yanında, nasıl kullanacaklarını bilmeleri gerekir.

Nasıl, “marka insan ihtiyaçlarını tatmin eder” demek pazarlamacılar için fazla genel bir yaklaşımsa, marka bilinirliği de aynı şekilde fazla genel bir yaklaşımdır. Chirstensen’in dediği gibi marka, insanların belirli durumlarda halletmek istedikleri “işin” çözüm adresidir. Dolayısıyla bilinirlik de, bu anlayışa uygun olarak tanımlanmalıdır. Devamını Oku »

Alışkanlıklarımızın Gücü Adına!

Her an bir karar alırız ama çoğundan vazgeçeriz. Hayal ederiz, kafamızda canlandırırız ancak gerçekleştirmek için harekete geçmez, erteleriz..

Peki neden?

Buna vereceğim en iyi cevap: Harekete geçmemizi engelleyen alışkanlıklarımız…

Bu konuyu biraz açarsak; Aslında farkına bile varmadan uyguladığımız davranışlarımız. Tüm bu alışkanlıklarımız hayatımızı farklı açılardan da önemli oranda etkiliyor. Bu nedenle hayatımızdaki olayları olumlu bir şekilde yönetebilmek, sahip olduğumuz alışkanlıkları da düzenlemekten geçmektedir.

Alışkanlıklar bizi iki yönde de etkiliyor. Alışkanlıklarımız bizi karmaşık, sıkışık dar yollara sokabildiği gibi bizi harika tepelere, muhteşem manzaralara da ulaştırabilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, onların farkına varmak ve kötü alışkanlıkları iyi alışkanlıklarla değiştirebilmektir Devamını Oku »

Başarılı insan sadece yetenekli değildir! Aynı zamanda nasıl hareket edeceğini bilir..

Her ne kadar birçok insan zeka testi bir insanın başarılı olup olmadığını gösteren bir kriter olduğunu düşünse de araştırmalar farklı bir yere dikkat çekiyor.

Araştırmacılar, 1000 çocukla birlikte 30 yıllık bir çalışmanın sonucunda, bilişsel kontrolün, başarılı olma konusunda IQ’dan daha güvenilir bir dayanak olduğunu belirttiler. Bilişsel kontrol, amaçlarını gerçekleştirmek için haz ve isteklerini bir kenara atmak ve yapacağın işe odaklanmak anlamına geliyor.

Peki bunun anlamı nedir? Başarılı insanlar aslında çoğu insandan akıllı değildir. Onlar sadece başarıya ulaşmak için hedefler belirleyip bunlara odaklanarak işlerini daha iyi yaparlar, yani bilişsel kontrollerini kullanırlar. Devamını Oku »

Okul Müdürünün Gözünden Koçluk ve Koçluğun Gücü

Yükselen değerlerden ve yükselen meslek gruplarından birisinin koçluk olduğu aşikâr. Ancak öğretmenlerin koçluk eğitimi alması ve koçluk eğitimi bir öğretmen tarafından değerlendiriliyor olması bu mesleğe farklı bir akış açısı kazandırıyor.

Ortadaki koltukta sorulara cevap verirken biraz kıvrandım. Etrafımda halka olmuş eğitimciler, birbiri ardına eylemlerim hakkında düşünmemi sağlayan irdeleyici sorular sordular. Beni anladıklarını biliyordum, çünkü sıklıkla dediklerimi başka bir ifadeyle tekrarlıyorlardı. Düşüncelerimin seslendirilmesi, gerçek sorunlarımın ne olduğunu görmemi sağladı. Buna rağmen endişelerimi açığa vurmakta tereddütlüydüm, ama aynı zamanda işin nereye varacağını da merak ediyordum; bu sefer, bana koçluk yapılıyordu. Devamını Oku »

Nereye Ait Olup Olmadığına Karar Vermelisin

Çok az sayıda kişi nereye ait olduğunu önceden bulur. Müzisyenler, aşçılar veya matematikçiler dört veya beş yaşlarına gelene kadar mesleği hakkında aidiyet kavramını hisseder. Doktorlar meslek yaşamlarına, bazen daha erken olmakla birlikte, genelde ergenlik çağında karar verirler. Ancak çoğu insan, özellikle çok becerikli olanlar, 20’li yaşlarının ortalarına kadar nereye ait olduklarını tam olarak bilemezler. Bununla birlikte, o zamana kadar üç sorunun cevabını öğrenmiş olmaları gerekmektedir: “Güçlerim nelerdir?”, “Bir işi nasıl yerine getiririm?”, “Değerlerim nelerdir?” Bundan sonra, nereye ait olduklarına karar verebilirler ve vermelidirler de.

Ya da bunun yerine, nereye ait olmadıklarına arar verebilmelidirler. Büyük bir örgütte başarılı olamadığını öğrenmiş bir insan, kendisi için böyle bir örgütteki bir konuma hayır demeyi de öğrenmiş olmalıdır. Devamını Oku »

Hasta Olmak Parkta Olmaya Engel mi?

Geçenlerde tatlı oğlum hasta oldu ve biz yine de parka gittik. Ve ben sosyal medyada paylaştığım fotoğrafımızın üzerine bu cümleyi yazdım. Sonra baktım ki farkında olmadan koçlukta kullandığımız güçlü sorulardan birini sormuşum kendi kendime. Ve düşündüm bu soru üzerine. Başka hangi durumlar engel değil bir şey yapmaya?

Kötü hava yürüyüş yapmaya engel mi?
Yaş engel mi hayalinde ki mesleği yapmaya?
Yaşadığımız zorluklar engel mi hedefe ulaşmamıza?

Bu soruya çok emin bir şekilde cevap veriyorum ki “Hayır”. Bütün bunlar yapmak istediklerimize engel değil aslında. Devamını Oku »