Anasayfa / Başarı Yazıları (sayfa 10)

Başarı Yazıları

Başarı yazıları ile ilgili haberler ve genel bilgilerin olduğu kategori sayfası

Takdir Etmek Bu Kadar Zor mu?

Kendinizi bazen takdir edilme ihtiyacı içerisinde bulduğunuz oluyor mu? Siz elinizden gelenin en iyisini yaptığınız ve harika işler çıkardığınız halde? İç referansı yüksek biri olarak, yani kendi iç tatminimi bir işi iyi yapmakta öncelik almama rağmen, zaman zaman bunun yeterli olmadığını görüyor ve hissediyorum. Zira her insan gibi benim de, başkaları tarafından da motive edilmeye ihtiyacım var. İş yerime bağlılığımı kaybetmemde takdir etme alışkanlığı olmayan ve sürekli hatalara odaklanan yöneticilerle çalışmış olmanın etkisini de göz ardı edemem. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Oysa hiçbir maliyeti olmayan ve çalışan üzerinde son derece olumlu etki yaratan bu eylemi maalesef birçok yönetici ihmal ediyor. Sanırım buradaki en büyük etkenlerden biri çocukluk öğretilerimiz. Ben kırkbeş yaşındayım ve çocuğunu takdir etmenin onu şımartacağı anlayışıyla yetiştirilmiş biriyim. Hatta üniversiteyi kazandığımda rahmetli babam, çığlıklarım karşısında bir sakin ol, herhalde kazanacaksın demişti. Devamını Oku »

Satış Teknikleri: Neye Niyet Neye Kısmet

Bugün aksesuar satan bir dükkana girdim. Küçük, butik bir yer. Dükkan sahibi tek başına koltuğunda oturuyordu. Kollarını kavuşturmuş, benim ürünlere birer birer bakmamı izledi. Tam kol düğmelerinin yanına geldiğimde, bu ürünleri yurt dışından ithal ettiklerini, aynı ürünleri ünlü bir markanın da getirdiğini ve orada çok pahalıya satıldığını, inanmıyorsam gidip bakmamı söyledi. Daha doğrusu gidip bakmamı azarladı. Konuşma tarzını “azarlama” olarak seçmişti anlaşılan.

Ben sadece pazar günü keyifli keyifli alışveriş yapıyordum. Vitrininde hoşuma giden birşeyler gördüğüm için bu yere girmeyi tercih ettim. Ve kendimi anlamsız bir gerilim hattının içinde buldum. Bir an durup, ne olduğunu anlamaya çalıştım. Ama tüm satın alma motivasyonum bitmişti. Devamını Oku »

Finansal Gelişim için 3 Yardımcı Yöntem

Günümüzde işimiz, hayatımızın belirli bir kısmını değil, en büyük kısmını oluşturuyor. Bazı insanlar sadece 9-5 çalışıyor olsalar dahi, akıllı telefonlarımız ve iş kültürünün evrilmesiyle işimize 7/24 bağlı hale geliyoruz. Birçok insanın çalışma saatleri 70 saatin üzerine çıkmış durumda; çünkü telefonlarımız sayesinde işimiz gittiğimiz her yere bizimle birlikte geliyor. Always On Never Done? kitabının yazarı Jennifer J. Deal bu konu hakkında şu sözleri dile getiriyor: Uzun saatler çalışıldığında, çalışanların hafta içi ailesiyle birlikte vakit geçirme, egzersiz yapma, duş alma, evi temizleme gibi isteğe bağlı gündelik aktiviteleri gerçekleştirmeleri için yalnızca ortalama 3 saatleri oluyor. Günde yalnızca 3 saat! Temelde asla işten uzaklaşmış değiliz.

Neredeyse sürekli çalışmamıza rağmen, maaş günü geldiğinde birçoğumuz yeterince para kazanmadığımızı düşünüyoruz. Devamını Oku »

Minnettarlık daima işe yarar mı?

Minnettarlık hissi genellikle mükemmel bir özellik olarak düşünülür. Fakat bunda ısrarcı olmak, pek yararlı bir şey değil. Çocuğuna, dünyadaki diğer çocuklar açlıkla mücadele ettiği için yemeğini şükran duyarak yemesi gerektiğini söyleyen anne örneğini düşünün. Çocuğun verdiği ‘O zaman bu yemeği onlara gönder!’ cevabı, doğru olma ihtimali olsa da sadece nankörlük belirtisi değildir, aynı zamanda daha büyük bir soruna işaret eder.

Sahip oldukları için yeterince minnettarlık hissetmediklerini düşünüp bunun için kendilerine kızan insanlara ya da hissettikleri halde bunun kendilerine iyi gelmediğini belirtenlere baktığımızda, bu iki grubun da ortak özelliğinin sahip olmadıklarına odaklanmak olduğunu görüyoruz Devamını Oku »

Başarılı Takım Çalışması ve Sırları

İşbirliği çok daha karmaşık bir hal aldı ancak başarının sırrı hâlâ temel bileşenlerde yatıyor. Günümüzün takımları geçmişin takımlarından çok farklı. Çok daha fazla çeşitlilik arz ediyorlar, dağınıklar, dijitaller ve dinamikler (üyeleri sürekli değişiyor.) Her ne kadar takımlar yeni sıkıntılarla boğuşuyor olsalar da başarılarının özünde hâlâ grupların işbirliğine yönelik temel bileşenler yatıyor.

Takım çalışmasının etkinliğine yönelik temel kavramlar, bu alanda çalışmalarına 1970’lerde başlayan ve organizasyonel davranışın öncülerinden biri olarak kabul edilen J. Richard Hackman tarafından belirlenmişti. Hackman, 40 yılı aşkın bir araştırma sürecinin ardından çığır açan bir içgörüyü fark etmişti: İşbirliğinde en önemli unsur takım üyelerinin kişilikleri, eğilimleri veya davranış biçimleri değildi. Aksine, takımların başarısında “imkan sağlayıcı koşullar” önemliydi. Bizim çalışmalarımızda (“Araştırma Hakkında” kutusuna bakınız.) Hackman’ın belirlediği koşullardan üç tanesinin (zorunlu bir doğrultu, güçlü bir yapı ve destekleyici bir bağlam) takım başarısında hâlâ çok önemli olduğunu gördük. Devamını Oku »

Öğrenmeyi Alışkanlık Haline Getirin

Dünya her geçen gün değişirken; kimilerimiz yeni bilgi denizlerine açılıp gelişiyor, kimilerimiz aynı bilgi havuzunda yüzüyor. Ömrümüzün her evresinde, bizi güncel ve sağlıklı tutan alışkanlıklarımız varsa, farklı bir keyifle yaşayıp öğreniyor ve bu değişimle birlikte yol alıyoruz. Çocukluğunuzu düşünün; sizlere neler öğretildi ve yaşam kalıplarınız, alışkanlıklarınız haline geldi? Alışkanlıklar sizin kim olduğunuz hakkında en önemli ipuçlarıdır. İşte bu sebeple, öğrenmeyi bir kez alışkanlık haline getirebildiğinizde hünerlerinize siz de inanamazsınız. Öncelikle alışkanlıklar ve öğrenme konularına ayrı ayrı biraz değinelim.

Alışkanlıklar; sevdiğimiz bir aktiviteyi yapmaya ve kendinize özel bir zaman yaratmaya yardımcı olur Devamını Oku »

Okullarda Öğretilmeyen 10 Hayat Dersi

Okul dünyamızın vazgeçilmez bir parçası elbette. Ancak dünyanın birçok ülkesinde okullar çocukların nasıl bir hayat yaşaması gerektiği konusunda öğretici dersleri vermekten uzak.

İşte çocukların okullarda öğrenmediği, ancak her bireyin bilmesi gereken bu derslerden 10 tanesi:

1- Bilgi, anlamak değildir

Okulda öğrendiğimiz en zararlı şeylerden biri, bir şeyleri bilmenin onları anlamakla aynı olduğu. Dolayısıyla çoğumuz, eleştirel düşünme yetimizi nasıl geliştireceğimizi ve düşüncelerimizi kendi deneyimlerimiz ve etrafımızı nasıl algıladığımız üzerinde temellendirmeyi öğrenemedik. Bunun yerine öğrendiğimiz şey ise öyle bilinegelmiş şeyleri, durup doğru olup olmadıklarını düşünmeden kabul etmekti. Bu da bizi gerçek öğrenmeden ve daha bilgili bireyler olmaktan alıkoydu. Devamını Oku »

Başarısızlık : Zengin ve Başarılı insanları taklit etmek yetmez

Birçok insanın başarı hikayesi, başarısızlık deneyimleri, zenginlik nedenleri, nasıl zengin olunur yazıları, günlük davranışları, nasıl çalışmak gerekir üzerine yazılan şeyleri bulabiliyoruz. Elon Musk’ın akşam yemeği tercihleri, Steve Jobs’ın ev dekorasyonunda başvurduğu yöntemler, Richard Branson’ın fitness alışkanlıkları derken insanlar arasında sanki “Bunları uygulamazsak başarılı olamayız” gibi bir algı oluştu. Ancak işin aslı çok da böyle değil. Çünkü bu tip alışkanlıkların birebir taklit edilmesi, üretkenliği arttırmak bir yana tam tersi sonuçlar doğurabilir. Devamını Oku »

İçine Kapalı İnsan Toplantı Korkusunu Nasıl Yener?

Çoğumuz toplantıyı sevmeyiz. Çünkü kimi zaman toplantılar gereksiz uzar, verilmek istenen mesajın dışına çıkar ve bir şeyleri anlatmaya çalışan insanlarla anlamaya çalışan kişilerin sağlıksız iletişimsizliğinden dolayı işkenceye dönüşür.

Harvard Business Review, çalışanlarının içsel gücünü dışarı çıkarmalarını sağlamak için şirketlere yardımcı olmayı hedefleyen The Quiet Leadership Institute‘ün kurucularından Susan Cain ile bir röportaj yapmış.

İçe dönük kişiler, konuşmak yerine dinlemeye ve düşünmeye meyilli olurlar. Peki bu kişiler, toplantılarda derin düşüncelere daldıkları halde, ortada konuşulan konuya kayıtsızmış gibi görünmekten nasıl kurtulabilir?

İçe dönük kişilere sık sık tavsiye ettiğim bir şey, toplantıdan önce hazırlık yapmaları. Düşüncelerinizi hazırlamak, zamanla sizi ilk söze giren kişi haline bile getirebilir. Üstelik fikirlerinizi hazırlamak, sizleri psikolojik olarak da toplantıya önceden hazırlamış olur. Toplantı esnasında bazen insanların yorumları doğrudan sizi hedeflediğinde, buna karşı hazırlıklı olursunuz. Devamını Oku »

Kendi şansınızı kendiniz yaratabilirsiniz!

Mary McGuire-Wien ve eşi uzun zamandır Long Island’a taşınmayı düşünüyorlar ve bir yılı aşkın süredir zevklerine göre bir ev arıyorlardı. Ancak baktıkları evler ya çok konforsuz ya da satın alamayacakları kadar pahalıydı.

Yine umutsuzca ev aradıkları uzun bir günün ardından evlerine dönmek için yola çıkan çift trafiğe takıldıkları yerde bir ev görürler. Tadilatta olduğu anlaşılan bu eve bakarken yanlarına bir adam yaklaşır ve “Merhaba, acaba evle mi ilgileniyorsunuz?” der. Tadilatta olduğu için pencereleri bile doğru düzgün görünmeyen eve baktıklarını söyleyen Mary hikayenin kalanını şu sözlerle anlatıyor: “Normal bir aile olsa evle ilgilenmezdi ancak ev sanki bizim ihtiyaçlarımıza cevap vermek için inşa edilmiş gibiydi! Benim yoga seanslarım ve eşimin resim hobisi için son derece elverişli olan alanı ile ev bizim için ideal görünüyordu”

Bu hikayeyi okuduğunuzda umutsuzca ev arayan çiftin doğuştan şanslı olduğunu düşünebilirsiniz ancak işin doğrusu pek de öyle değil. Devamını Oku »