Anasayfa / Başarı Yazıları (sayfa 2)

Başarı Yazıları

Başarı yazıları ile ilgili haberler ve genel bilgilerin olduğu kategori sayfası

Farklı Kapılar Açacak 7 Anahtar

Bir parça balın ötesinde kovanı görebilmek, size kariyerinizde hangi adımları attırır?

Balı seven vardır belki sevmeyen de. Ama gerçek olan şu ki, bal tatlıdır. Tatlı denince de aklımıza ilk gelen şey şekerdir. Şekerin insan hayatında bıraktığı tatmin o kadar önemlidir ki, bu tatmin yanında bağımlılık da getirir. Bugün bu bağımlılık sağlığı da ciddi olarak tehdit eder duruma geldi. Dünyaca ünlü Lancet Tıp Dergisi yayımladığı bir araştırmada, “2010 yılında üç milyonu aşan kişinin aşırı kilonun yol açtığı hastalıklardan dolayı öldüğünü ve bu sayının aynı yıl dünya açlıktan ölen insanların üç misli olduğunu” söylüyor. İşin ilginç tarafı şu ki, şeker gibi bir tehdidi bizler bilerek ya da bilmeyerek çocuklarımızı büyütürken kullanıyoruz. Siz hiç çocuğunu şeker türevleri ile (şeker, çikolata, pasta vb. gibi) ödüllendirmeyen bir ebeveyn gördünüz mü Devamını Oku »

Önemsiz Olanı Söküp Atmak

Düşünce ve davranışlarımızın şekillenmesindeki en önemli faktörün içinde yaşadığımız toplumun olaylara, durumlara yüklediği anlamlar olduğunu düşündüğümüz de; değişen anlamlar değişen yaşamları da beraberinde getiriyor.

Kol kırılır yen içinde kalır atasözü ile büyüyen bir nesiliz biz. Yen’i içimizde tutamayacağımızı bildiğimiz her durumda kimimiz hiç adım atamadı kimimiz de ilk adım dan sonra geri döndü “ya başaramazsam” korkusuyla.

3 yıl boyunca Nazi toplama kamplarında yaşayarak en ağır işkence koşullarında ayakta kalmayı başaran pek az insandan biri olan Viktor Frankl; “insan başına gelebilecek her türlü sıkıntı ile yaşadığı sıkıntıya bir anlam yükleyerek yada yüklediği anlamını değiştirerek başedebilir.” diyor ve hatta çaresizliği ; ( Ç = ÇA – A ) Çaresizlik = Anlam olmadan acı çekmektir diyerek matematiksel bir formüle bağlıyor. Devamını Oku »

Kendi Yaşamının Mimarı Olmak

Söz büyüdür. Dilimizden dökülen her kelime, odaklandığımız hisler, düşünceler evrene yaydığımız birer emirdir ve bizim gerçekliğimiz olmaya başlarlar. O halde, kullandığımız sözcüklerin, niyetimizle ve hedeflediğimiz gerçekle uyumlu olmasına dikkat etmeliyiz. Neden mi?

Kuantum felsefesine göre, evrendeki her şey enerjidir, elle tutulan gözle görülen her madde, enerjinin yoğunlaşmış halidir. Bizler, yoğunlaşmış enerji şeklindeki kıyafetimiz olan bedenlerimizde yaşamaktayız.

Kuantum felsefesinde en küçük parçacık, bütünün bilgisini taşır ve en küçük parçacıktaki bir değişim bütünü değiştirebilir. “Zerre bütünün bilgisini taşır” ifadesini kuantumdan çok uzun yıllar önce tasavvuf felsefesinde görmekteyiz. Yani, bizler düşüncelerimizle yaşantımızı şekillendirebilecek güce sahibiz. Devamını Oku »

Hızlı Düşünmek ve Yavaş Karar Vermek

“… Yoğun çalışma saatlerimizi sürekli eğlence içinde geçiriyorduk. Birlikte çalışmaktan aldığımız zevk, bize olağanüstü bir sabır kazandırdı; hiç sıkılmazsanız, mükemmelliğe ulaşmak için çabalamak çok daha kolay olur. Belki daha da önemlisi, eleştirel silahlarımızı kapıda bırakıyorduk… eleştirmeye ve tartışmaya meraklıydık… fakat ikimiz de ötekinin söylediği herhangi bir şeyi kafadan reddetmedik… Amos daha mantıklı, daha teoriye yönelik bir düşünürdü… Ben daha sezgiseldim… Birbirimizi kolayca anlayacak kadar benzer, şaşırtacak kadar da farklıydık… ortak çalışmamız ikimizin de hayatında yaptığı en iyi iş oldu.” [1]

Bu cümleler (vurgular bana ait), son yılların en etkileyici kitaplarından biri olan Daniel Kahneman’ın Hızlı ve Yavaş Düşünme kitabından. Kahneman, kariyerini insan zihninin karar alma ve muhakeme süreçlerinin psikolojisini anlamaya adamış ve bu arada davranışsal iktisada yaptığı katkıları nedeniyle 2002 Nobel Ekonomi Ödülü’ne layık görülmüş bir psikolog. Devamını Oku »

Durup, Kendini Farketmek

Hiç boş yer bırakmamacasına tıka basa randevularla dolu, seninki gibi bir ajanda, bir intihar bildirgesidir. Bu, kişinin kendi ölümünü onaylaması demektir. Bir insan ne kadar ölüyse, gününü o kadar çok iş ile doldurur… Stefano D’Anna

Arabanın kontağını kapatıp yolun kenarına çektim ve durdum. Sadece durdum…

Arabanın içine yayılan radyodan gelen hafif müzik, camı açıp temiz havayı çektim içime ve sadece öylece kalmak… Birkaç dakika da olsa, kalmak, beklemek, sadece dinlemek kendini…

En son ne zaman sordunuz kendinize şu anda ne yapmak istiyorsunuz? Sadece kendiniz istediğiniz için… Sadece paşa gönlünüz böyle istiyor diye…

Deepak Chopra diyor ki; Yedi Ruhsal Yasa, zahmetsiz sevinçle en derin arzularınızı yerine getirmek için kullanabileceğiniz güçlü ilkelerdir. Onları pratiğe geçirirseniz, hayal ettiğiniz her şeyi ortaya çıkarabileceğinizi anlayacaksınız Devamını Oku »

Şans ve Balık! Sahi engel kimde?

Hayvanlar için yapılan yürüme aparatlarını görmüştüm. Sanırım pek çok kişi de görmüştür. Kedi, köpek, at, kaplumbağa gibi pek çok çeşitli hayvan sakat kalıp, engelli hale geliyor. Ama takılan bir aparat sayesinde rahatça yürüyor, hayatını böyle sürdürüyor. Ancak bir balık için yapılanını görünce şaşırmamak elde değil. Bir balık bir aparat sayesinde akvaryumda rahatça yüzüyor. Çok ilginç…

Paylaşılan fotoğraf gören herkesi yüreğinden yakalayacak türden… Balık çok sevimli ve çok tatlı görünüyor. İnsanı gülümsetiyor. Bir Japon balığı bir aparat sayesinde karın üstü durabiliyor, su altında kalabiliyor ve tek başına rahat rahat yüzebiliyor. Garip geliyor değil mi? Kimin aklına gelir? Balığa böyle bir şey yapmak… Engelli bir balık “yüzer tekerlekli sandalye” ile akvaryumda. Şaşırtıcı bir görüntü Devamını Oku »

Performans İlişkisi ve Takım Dinamiği

Takım dinamiği, bireysel başarıya değil; dayanışma ve ekip çalışmasına odaklı olmalı. Belki bu süreçte ekip içinde henüz yeterli olmayanlar biraz zorluk çekiyor ve bireysel olarak daha başarılı olanlara  daha fazla iş düşüyor olabilir. İş yerinde bir işi iyi yapıyorsanız “başarınız”  size daha fazla iş verilerek kutlanır. O işi yapabileceğiniz bilinir ve hızlıca iyi sonuçlar istenildiğinde akıllara gelen ilk isim olursunuz. Burada kötü bir durum yoktur. Ekip içindeki iş yükünde uzun vadede dengesizlik yaratmıyorsa ve aynı zamanda ekibin diğer üyelerinin de gelişimi göz ardı edilmiyorsa sorun çıkmayacaktır.  Amaç (Misyon) ve hedefler (Vizyon) doğru açıklandıysa; ekip, neyi niye yaptığını biliyorsa, belirlenen vizyon doğrultusunda grup üyelerinin desteğinin sağlanması için büyük bir belirsizlik ortadan kalkar.

Bir işi iyi yapmanın motivasyonu “Ben hedefi tutturmalıyım.” olduğu kadar, “Takım olarak hedefi tutturmalıyız.” olmalı. “Birlikte hedeflere doğru hareket edebilirsek ancak o zaman varsın.” motivasyonu yaratılmalı. Devamını Oku »

Kişisel Çıkar mı? Adalet mi? – Hangisi Daha Önemli?

Sizi bir deneye davet ettiklerini düşünün. Deneyin kurgusu çok yalın: Siz ve tanımadığınız bir kişi iki ayrı odaya alınıyorsunuz, kura çekilerek ikinizden birine 1.000 TL veriliyor. Parayı alan kişi –siz ya da diğeri- parayı arzu ettiği oranda bölüştürüyor. Eğer diğeri bu bölüşümü kabul ederse herkes hakkına düşeni alıyor ve deney bitiyor; ama kabul etmezse kimse para alamıyor.

Diyelim ki siz “bölüştüren” oldunuz, kendinize yarıdan fazlasını alırsanız karşınızdaki kabul eder mi? Mesela kendinize 700 lira alsanız diğer kişi 300 lirayı kabul eder mi? Ya da siz “bölüştüren” değil “onaylayan” konumunda olsaydınız hangi oranı “hakkaniyetli” bulurdunuz? Diğer kişi kendine 900 lira alıp size 100 lira önerse siz “100 lira hiç yoktan iyidir.” diye düşünüp parayı almayı mı tercih edersiniz yoksa paylaşımı kabul etmeyip bölüştüren kişiyi de 900 lira almaktan mahrum mu edersiniz Devamını Oku »

99 kez başarısız mı oldunuz? Tebrikler.. İşe alındınız!

Hangisini işe alırsınız?

Bir işi 100 kez deneyip hiç başarısız olmayan birini mi? Yoksa denediği 100 farklı işin doksan dokuzunda başarısız olup sadece birinde başarılı olmuş birini mi?

Neden 99 kez başarısız olmuş bir kişiyi işe almanız gerektiğini açıklayayım:

Eğer bir şeyi hiç başarısız olmadan 100 kez başarmışsanız, bu hiç risk almadığınızı gösterir. Demek ki kendinizi sağlama almışsınız. Yeni hiçbir şey denememiş, ya da hiçbir engelle karşılaşmamışsınız. Bir damla bile ter dökmemişsiniz. Ayrıca mecbur kalmadığınız için, yeni bir şey öğrenmek zorunda da kalmamışsınız. Başarılı olmuş olabilirsiniz… ama ileri de gidememişsiniz demektir. Devamını Oku »

Filizlenen Çiçeklerden Pek de Farkımız Yok

Dünyaya gelişimizi düşünecek olursak doğada filizlenen çiçeklerden pek de bir farkımız yok. Anne ve babasının kimler olacağını önceden seçebilen birini görebilmek pek de mümkün değil. Mikro anlamda bile milyonlarca sperm ve bolca yumurta arasında oluşmuş bir tesadüfün eseriyiz. Felsefi mânâda da insan dışındaki canlılardan bir iki farkımız var. Benliğimizi ve zamanı fark edebiliyoruz. Ayrıca bilinçli bir şekilde düşünebiliyor ve onlara bağlı olarak birçok boyutta ve derinlikte üretebiliyoruz.

Varlık nedenimiz benzer, farkımız düşünsel olunca, işler bizim için biraz karışabiliyor. Çiçek düşünemediği için öylece devam ediyor ancak varoluş bizim için paradoksa dönüşüyor. Her şeye mânâ yüklemeye çalışıyoruz. Anlamaya gayret ediyoruz ancak buna gücümüz yetmeyince de kestirmelere sapıp düşünsel olarak kendimizi sürekli ikna etmeye çalışıyoruz. Bu böyledir, şu şöyledir, diğeri iyidir, öbürü kötüdür, bu doğrudur, o yanlıştır gibi yakıştırmalar ve etiketlemeler yapıyoruz. Oysa bunların hiçbirinin doğa ve barındırdığı sistemle bir korelasyonu yok. Devamını Oku »