Anasayfa / Başarı Yazıları (sayfa 2)

Başarı Yazıları

Başarı yazıları ile ilgili haberler ve genel bilgilerin olduğu kategori sayfası

Hayatımızdaki Maskeler ve Etkileri

 

Birkaç yıldır sanat ve onun sihirli çözüm süreçleri hakkında yaptığım yolculukta hocam Avi sayesinde tanıştığım Jung ve arketiplerden bahsetmek istedim bu yazımda.

Jung insan kişiliğini incelediğinde bilincin yanı sıra bilinçdışına da önemli vurgular yapmıştır. Ona göre kişilik birbiriyle etkileşim içinde bulunan bilinç, kişisel bilinçdışı ve kolektif bilinçdışından oluşmaktadır. Kendi deyimine göre bilinç okyanusun ortasında bulunan bir adadır. Bilincin merkezi egodur. Adanın su altında kalan, gözle görülmeyen kısmı ise bilinçdışını temsil eder. Adanın su altında kalan kısmı da dahil edildiğinde, bütününün merkezi öz’dür.

Bilinçdışı kendi içinde ikiye ayrılır. Biri kendi özgün yaşantılarımızdan oluşan kişisel bilinçdışı, diğeri ise atalarımızın çağlar boyu deneyimlerinden kaynaklanan mirasımız olan kolektif bilinçdışıdır. Kişiliğin yapıları öyle güzel bir etkileşim halindedir ki kolektif bilinçdışının imgelemleri kişisel yaşantılarımızla aktive edilip, güncellenebilir. Kolektif bilinçdışının öğeleri ise arketiplerdir Devamını Oku »

İşten Ayrılan Personeli Geri Alır mısınız?

Şirketler yıllarca işten kendi isteğiyle ayrılan personeli, özellikle de rakibe geçenleri işe geri almamayı seçtiler. Şimdi ise pek çok şirket, sektör tecrübesi edinmiş eski bir çalışanı tekrar işe almanın hem şirkete bilgi birikim getireceğini, hem de motivasyonu ve bağlılığı arttıracağını düşünüyor. Tabii, tam tersi bunun bağlılığı azaltacağını ve içeride adaletsizlik yaratacağını düşünen şirketler de çok.

Yaklaşık 3 hafta önce deneyimli bir insan kaynakları yöneticisiyle işten ayrılmış çalışanı tekrar işe almanın avantajları üzerine sohbet etmişken, hemen bir gün sonrasında ilaç şirketi GSK Türkiye Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı Dr. Emin Fadıllıoğlu, yaptığı bir konuşmada satır arasında “Ayrılan çalışanlar da bizim yetenek havuzumuzda olmaya devam ediyor” dedi. Bu konuyu GSK Türkiye İK Lideri Gözde Turan Çeşli’ye sorduğumda yetenek havuzundaki kişilerin yüzde 1-2’sini işten ayrılmış kişilerin oluşturduğu bilgisini verdi. Anlaşılan o ki artık şirketler işten ayrıları geri almakla kalmıyor, yetenek havuzlarında da takip ediyorlar Devamını Oku »

Şansa Hazır mısınız?

26 yıl önce iş hayatına başladığım ilk dönemlerde amaçlarımdan biri hayatımın kontrolünü elime alabilmekti. 50 yaşımı devirdiğim bu dönemde, hayatın akışı üzerindeki kontrolümüzün ne kadar az olduğunu artık kavramış durumdayım. Pek çok şeyde olduğu gibi, bakış açınıza bağlı olarak, bu durum tedirgin edici veya barındırdığı fırsatlarla heyecan verici olabilir. Benim hikayeme gelince, 6 farklı işte profesyonel olarak çalıştıktan sonra 11 yıl önce kendi danışmanlık şirketimi kurdum. Bu süreçte acaba farklı şekilde karar vermis olsaydım hayat beni alıp da nereye götürürdü dediğim çok fazla durum ve olay var. Sadece iş hayatım değil özel hayatım için de aynı durum geçerli. Tıpkı Gywneth Paltrow un meşhur ‘Sliding Doors’ filminde olduğu gibi acaba trene yetişseydim veya binemeseydim hayatım nasıl olurdu dediğiniz çok farklı alternatif ve sayısız kombinasyon çıkıyor insanın karşısına. Her an ve her durumda rasyonel kararlar almak mümkün olmayabiliyor veya çokça düşünüp doğru olduğuna büsbütün inandığınız bir karar daha sonra sizi çok farklı durumlara sokabiliyor. Dolayısı ile hayatın bizi nereye götüreceğine dair işin içinde bir ‘Şans’ ya da ‘Kader/Kismet’ faktörü de var demek doğru olacaktır. Devamını Oku »

Performans Yönetim Sistemleri’ni Çöpe Atma Zamanı Gelmedi mi?

CEB tarafından 1358 kurumda yapılan araştırma sonuçlarına göre yöneticilerin yüzde 95’i Performans Sistemlerinden memnun değil. Sistemleri üretmede başrol oynayan İnsan Kaynaklarının yüzde 90’ı da değerlendirmelerin doğru bilgiyi vermediklerini söylüyor. Sizce haksızlar mı?

1980’li yıllarda General Electric’in Ceo’su Jack Welch tarafından ortaya koyulan sistemde performanslar 1 ila 5 arasında kademelendiriliyor ve ücret artışları, prim ve benzeri bonuslar buna göre veriliyordu -ki bu bile tartışılabilirdi- zira rakamlarla ifade edemeyeceğiz birçok rol ve görevle baş etmeye çalıştığımız bir iş dünyasında yaşıyoruz. Değerlendirmelerin ne denli bilinçli, özenli ve adil olduğu da birçok kurumda hâlâ tartışma konusu… Sistemlerin birçoğu uygulanabilirliği açısından yöneticiler tarafından karmaşık, zahmetli de bulunabiliyor. Ve çoğunlukla bir karne havası yaratmaktan öteye de geçmiyor. Üstelik bu karnede notları veren hocaların bazıları bol notlu, bazıları kıt notlu ise… Ya da neye göre notları verdiklerine ya da vereceklerine dair yeterli donanıma Devamını Oku »

İnsan Kaymağını Yönetmek

Patronun en önemli sermayesidir, insan kaynağı. Etkin işyeri olmak, marka olmak, entelektüel sermaye sahibi olmak, uzun yıllar kurum olarak var olmak, sürdürülebilir başarıyı sağlamak insan kaynağını iyi yönetebilmekle doğru orantılıdır. Hayal, fikir, sermaye, cesaret ve girişimcilik ruhunun kaymağıdır insan gücüne sahip olmak”

İyi iş yapacağına inandığınız çok iyi bir fikriniz veya iyi bir sermayeniz vardır, işinizi kurarsınız.
Patron olmak kolaydır, Patron olarak devam edebilmek zordur. Fikri yazık etmeden, parayı da batırmadan işletme için iyi bir organizasyon yapısı kurmak lazım ki, tekne yol alsın. İşte burada insan kaynağından doğru yararlanabilmek önem Devamını Oku »

Zihin Okuma, Beyin Yıkama ve Kişisel Gelişim

Google’da bir arama yaparsanız, “kişisel gelişim” için Türkçe yaklaşık 4 milyon, “zihin kontrolü” için ise yaklaşık 1 milyondan fazla kayıt bulursunuz. Bunlara “zihin okuma” ve “beyin yıkama” kavramlarını da eklerseniz, bir 800 bin kadar kayıt daha bulursunuz; neredeyse kişisel gelişim gibi geniş bir kavramın yarısı kadar. İlginç değil mi? Kendimizi geliştirmenin dörtte biri kadar da başka insanların zihinlerini okuma merakımız var demek. Kendini yeterince tanımayan insanoğlunun başkasının zihnini merak etmesi biraz ironik değil mi sizce de?

Niçin bu kadar başkasının zihnini okuma merak edilmektedir? Diyeceksiniz ki burada amaç korunmak, yani kişinin kendi zihninin bir başkası tarafından okunması veya yönlendirilmesine karşı endişeden kaynaklanan korunma amaçlı bir refleksi. Devamını Oku »

İşe Alımlarda Deneyim mi Yetkinlik mi?

Merhaba. Mizah haber sitesi olan Zaytung’da trajikomik bir espri vardı. 30 yaşına kadar tecrübesi yok diye işe alınmayan genç 30 yaşından sonrada yaşlı diye işe alınmayarak kariyerine devam etti diye. Peki bu esprinin günümüzde bire bir gerçeklikte yaşanmadığının kanıtı var mı ve deneyimi yok diye alınmayan kişilerin içindeki yetkinlikleri nasıl keşfedeceğiz?

İşe alımlarda yetkinlik mi deneyim mi önemlidir konusu son zamanlarda yeterince irdelenmektedir. Bir işe alımcının günün sonunda aslında aklında ki tek soru işareti mülakata gelen ‘’O’’ kişi bu işe uygun mudur değil midir sorusudur. Hal böyle olurken adayda aranan yetkinlikler veya şu kadar yıl tecrübe olayları hep bu kapıya çıkmaktadır. Devamını Oku »

Okyanus Dediğin Damlalardan Oluşur

Günümüzde maddiyat her şeyden önce gelmektedir. Evet, para önemlidir; hatta yaşamın devamı için gereklidir de. Burada önemli olan parayı bir “araç” olarak mı yoksa “amaç” olarak mı kullandığımızdır. Hayatının odak noktasına parayı koyan ve para kazanmayı adeta “yaşam amacı” haline getiren kişiler belki itibarlarını, güçlerini, başarılarını “para” üzerine konumlandırabilirler. İstedikleri paraları da kazabilirler. Bu kolay olan yoldur. Fakat;  bu yöntemin sürdürülebilirliğini sağlayamazlar. Günün birinde paralarını kaybettiklerin de, paranın sayesinde kazandıkları itibarlarını, güçlerini ve başarılarını da kaybederler. Bu sebepten dolayı parayı hayatımızı devam ettirebilmek adına bir “araç” olarak kullanmalıyız, kullanmayı öğrenmeliyiz. Devamını Oku »

Risk Alabilmek : Var mı Cesaretin?

Başarıda risk almanın önemi ayrıca tartışılmalı. Çünkü risk almadan başarı olmaz düşüncesi birçok başarının ortak noktası diyebiliriz. Risk alan insanlar üzerine araştırılma yapıldığında risk almanın zararları tabi ki yadsınılmamalı ancak başarıyı getiren en önemli etmenlerden biri olduğu da göz ardı edilmemeli.

“Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür…
Gülmek; ”Saf” denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise; ”Duygusal” görünme riskini.
Birine yakınlaşmak; ”Kendini kaptırma” riskini,
Duygularını açmak; ”Kendini …ortaya koyma” riskini,
Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;
“Onları başkalarına kaptırma” riskini göze almaktır.
Sevmek; “Karşılık görememe” riskini…
Yaşamak ise; ”Ölme” riskini göze almaktır.
Umutlanmak; “Hayal kırıklığına uğrama” riskini
Çabalamak ise; ”Başarısız olma” riskini göze almaktır…
Ama riskler yaşanmalıdır.
Çünkü hayatımızın en büyük riski, hiç risk almamaktır.
Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir;
Ama Büyüyemez, Sevemez, Değişemez, Hissedemez, Öğrenemez.
Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken,
Bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder.
Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür…”

Eğitimci, yazar Leo Buscaglia bu tespitleri Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek isimli kitabında yer almaktadır. Öncelikle, öğretmen adayları ve öğretmen dostlara ve tabi kitaplarla hemhal olan herkese yaz tatilini de fırsat bilerek bu kitabı okumalarını tavsiye ediyorum. Devamını Oku »

Hayal Kur, Hareket Geç!

Hayal kur, sonra da çocuklarına hayal kurmayı öğret; ama önce sen hayal kurmayı öğren desem…

İnsanlar kurduğu hayalleri kadar büyüktür desem mesela…

Şu an bu satırları okuyanların büyük bir çoğunluğunun: “Hocam bunlar boş işler. Hayatın gerçekleri var. Hayal kurmak karın doyurmuyor. Milletin kafasını karıştırma. Ülke sıkıntı içerisinde, sınır dışında askerimiz savaşıyor, şehitlerimiz var. Anaların, babaların içi yanıyor. Dolar aldı başını gitti. Ekonomik sıkıntı var. Geç bunları…” dediğini duyar gibiyim. Bu şekilde düşünenleri de anlıyorum. Çünkü onlarda, kendilerini sınırlayarak, kendi potansiyellerinin farkında olamadan, hayal kurmanın kötü bir şey olduğu kendilerine söylenerek büyüdüler. Devamını Oku »