Anasayfa / Başarı Yazıları (sayfa 20)

Başarı Yazıları

Başarı Yazıları

Liderlerin yaşamlarını değiştiren öğütler!

Birçok insanın hayatı boyunca unutamadığı, kulağına küpe yaptığı, belki babasından, belki bir arkadaşından aldığı öğüt(leri) vardır. Hayatında başarıyı yakalamış insanların ortak özelliklerinden biri de bu tip öğütlerinin olduğu ve hayatının bir tarafına iliştirmiş olmaları.. Biz de Türkiye’nin önde gelen şirket yöneticilerine ve patronlarına başarıya giden yolda onlara öncülük eden öğütleri sorduk.

İşte o liderler ve aldıkları öğütler…

Altınbaş Yönetim Kurulu Başkanı Vakkas Altınbaş

Hayatta aldığınız en önemli öğüt nedir?

– Ne pahasına olursa olsun sana gelen kişiyi içtenlikle dinle!

Bu öğüdü size kim verdi?

– Babam Mehmet Altınbaş

Bu öğüdün hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?

– Daha pozitif bir insan oldum. Neyi kimden öğreneceğini hiçbir zaman bilemezsin.Herkesten
öğrenebileceğin bir şey vardır. Devamını Oku »

İş dünyası kuralları değişiyor. Peki nasıl oyunda kalacaksınız?

Yılın sonuna doğru kariyer haritasında hareketlenmeler daha da hızlanıyor. Sık sık işinden ayrılmak zorunda kalan veya çalıştığı yeri değiştiren arkadaşlardan haber almaya başlıyoruz. “Hayırlısı olsun“, “Bir kapı kapanır, başkası açılır” gibi sözlerle, yeni işinin veya önündeki işsizlik döneminin oluşturduğu belirsizlik karşısında güç vermeye çalışıyoruz. Ancak ne kadar destek vermeye çalışırsak çalışalım; herkes yola devam edemeyebiliyor. İş dünyasının değişen düzenine alışamıyor, kırılıyor, kendisini değersiz ve artık işe yaramaz hissediyor. Oysa son dönemde en çok beğendiğim reklamlardan birisinde söylendiği gibi, yapılması gereken sadece tek bir şey var; o da oyunda kalmak.

Oyunda kalmak için ne olursa olsun geçmişe saplanmamak gerek. Geçmişin başarıları, şaşaalı günleri, mevkiler, maaş paketleri o dönemin koşullarının sonucuydu. Şimdi başlayan yeni dönem, belki her zamankinden daha zorlayıcı olabilir. Devamını Oku »

Alışkanlıklar marka tercihlerini etkiler mi?

Birçok etkenden dolayı, süreklilik gösteren ancak bilinçsizce yapılan davranışlar alışkanlıklarımızı oluşturur. Alışkanlıklarımızın devamlılığı çoğunlukla ne hissettiğimizle ilgilidir. Hislerimizi oluşturan ise seçimlerimiz ve kararlarımızdır. Biz bir alışkanlık eylemini gerçekleştirirken, hislerimiz, seçimlerimiz ve kararlarımızla beraber bilinçaltımızı devreye sokarız. Alışkanlıklarımızla bilinçaltımız arasında ciddi bir bağ vardır. Bu bağ bu kadar kuvvetliyken acaba alışkanlıklarımız marka tercihlerimizi etkiliyor olabilir mi?

Bir insanda alışkanlık yaratan her şeyin kendine göre bir nedeni ve mantığı vardır. Alışkanlık sürecinde bilinçsiz ve süreklilik hali gösteren sadece davranışlarımız değildir; kullandığımız markalar da alışkanlıklarımızdandır. Devamını Oku »

Sabır ne büyük erdemmiş!

Sabır ne büyük erdemmiş hakikaten! Yıllardır duyar dururum. Sabır, sabır, sabır… Hiç de sahip olmadığım bir özelliktir ne yazık ki. Düşündüğümü hemen söylemek, hislerimi hemen paylaşmak, aklıma koyduğumu hemen yapmak isterim. Hemen bütün şartlar bana uysun, her şey hemen o isteğime göre planlansın isterim. Ama hayat bu şekilde ilerlemiyor tabii :) Benim dışımda gelişen şartlar da var. Diğer insanların planları, şartları ve istekleri var. Hayatın getirdiği beklenmedik durumlar var. Peki ben bu sabırsızlığımla ne yapacağım? diye benim gibi soranlar varsa :)

Bir kere insan akıntıya kendini bırakmayı öğrenmeli. Bize nedense hep savaşmak öğretildi. İlle de tuttuğunu koparacaksın! Yahu neden kendimi parçalamam gerekiyor ki? Elbette adım atmak önemlidir ama sonrası için biraz da akışına bırakabimek lazım. Geçenlerde Facebook’ta yazmıştım. Hiçbir düğüm ipleri gererek çözülmez. Şöyle gevşeteceksin ipi, bak bakalım nasıl da kendini salıveriyor o düğümler. Aslında bizim kendimize Devamını Oku »

Mülakatlarda insan kaynaklarının sürekli yaptığı 8 hata

Hep mülakata giren kişi tarafında olduk. Onlar açısından derledik, toparladık. Bu sefer koltukları değiştirdik. İnsan kaynaklarının sürekli yaptığı 8 hatayı tespit ettik. Şöyle bir hikayeyle bunlar ortaya çıktı..

Üniversiteden beraber mezun olduğumuz arkadaşlarıma baktığımda, onlara oranla hatırı sayılır derecede fazla şirkette çalıştığımı ve onların ortalamasından en az iki kat daha fazla mülakata girdiğimi söyleyebilirim. Bu benim sabırsız, hırslı ve kariyer odaklı biri olduğumu mu yoksa ne istediğini bilmeyen kafası karışık bir yeni kuşak olduğumu mu gösterir emin değilim, ancak biriktirdiğim bu tecrübenin beni aşağıdaki yazıyı yazacak kadar uzman yaptığına inanıyorum.

Üstelik bu uzmanlığımı masanın hep karşısında oturarak da edinmedim. Son iki pozisyonumdaki yöneticilik rolüm gereği, hem kendi ekibim, hem de diğer yönetici arkadaşlarımın ekibi için, İnsan Kaynakları departmanıyla beraber çalışarak, ciddi sayıda çalışan işe aldım/alıyorum. Böylece İnsan Kaynakları departmanını ve çalışanlarını, hem girdiğim mülakatlarda karşılıklı sohbet ederek, hem de masanın aynı tarafında oturup beraber çalışarak yakından gözlemleme fırsatı buldum. Devamını Oku »

Kariyeri değil “karakteri” geliştirmek

Uzun süredir takip ediyoruz ki gençler için kariyer yapmanın ne kadar önemli olduğu anlatılıyor. Kariyer odaklı konferanslar düzenleniyor, üniversitelerde kariyer günleri yapılıyor ve kariyer odaklı kitaplar yazılıyor. Özellikle iş hayatına yeni başlayan genç yetişkinler, kariyer planlamaları ve iş hayatıyla ilgili kaygılarıyla kariyer basamaklarını çıkmaya çalıştılar. Kariyer basamakları çıkılırken geçilen sert ve virajlı yollar, ast-üst ilişkileri, bazı gençleri profesyonel hayata hazırlarken; hayallerinden, ilhamlarından ve aslında karakterlerinden ödün vermeleri gerekliliğini de beraberinde getirdi.

Kurumsal dünyanın sert zemininde kariyer basamakları çıkılırken, iyi insan olma önceliği ve bakış açısının, başarılı ve üst düzey olma yolunda geride kalması aslında en büyük kayıptı. Bu noktada kariyere yapılan yatırımın ve ayrılan zamanın sosyal kültüre ve karaktere de yapılması zorunluluğu en büyük ihtiyaç olarak ortaya çıkmaya başladı. İş hayatının zorlu patikalarında iyi bir karakteri de yara beresiz taşımak ve geri plana atmamak, kariyer yolculuğunda bireysel hırslardan daha büyük bir çekici güç olabiliyor. Devamını Oku »

Geribildirim : Sürekli Gelişimin Anahtarı

Güçlü yanlarının bilincinde olmak, kuvvetli yanlarını nasıl geliştireceğini öğrenmek ve onlarla nelerin yapılamayacağını bilmek sürekli gelişimin temel anahtarıdır.

Bir Cizvit papaz ya da Kalvinist rahip ne zaman önemli bir şey yapsa (anahtar bir karar almak gibi), bundan ne gibi sonuçlar beklediğini yazılı olarak açıklaması beklenir. Dokuz ay sonra, gerçekleşen sonuçlara bakarak bu beklentilerine dair geribildirim alır. Bu da çok geçmeden neleri iyi yaptığını ve güçlerinin neler olduğunu ona gösterir. Ayrıca neleri öğrenmesi gerektiğini ve hangi alışkanlıklarını değiştirmesi gerektiğini de gösterir. Son olarak, hangi konuda Tanrı vergisi bir yeteneğe sahip olmadığını ve neyi iyi yapamadığını gösterir. Ben kişisel olarak bu yöntemi elli yıldır uyguluyorum. Bu yöntem güçlü yanlarınızın neler olduğunu ortaya çıkarıyor-ve bu, kişinin kendisiyle ilgili öğrenebileceği en önemli bilgidir. Bu yöntem hangi noktalarda ve ne çeşit bir iyileştirmeye ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Devamını Oku »

Peki bu kadar beceriksiz adam nasıl lider oluyor?

Yönetimlerde kadınların yeterince olmamasının üç temel açıklaması var : (1) Yetkin değiller; (2) ilgili değiller; (3) hem ilgili hem de yetkinler, ancak görünmez duvarları kıramıyorlar: Yani kadınları iktidar rütbelerine erişmekten alıkoyan basmakalıp önyargılara dayalı görünmez kariyer engellerini aşamıyorlar. Muhafazakarlar ve şovenistler bunlardan birinci şıkkı destekliyor; liberaller ve feministler üçüncüyü tercih ediyor; ortada bir yerlerde olanlarsa genelde ikinciye meylediyorlar. Peki ya bunların hiçbiri büyük resmi göremiyorsa?

Bana kalırsa, yönetimdeki cinsiyet eşitsizliğinin temel nedeni, güven ve yetkinlik arasındaki ayrımı yapamıyor oluşumuz. Yani, biz (genel olarak insanlar) özgüven işaretlerini genellikle yetkinlik işareti olarak yorumluyoruz. Dolayısıyla erkeklerin kadınlardan daha iyi liderler olduğu yanılgısına düşüyoruz. Başka bir deyişle, söz konusu liderlik olduğunda, (Arjantin’den Norveç’e; Amerika’dan Japonya’ya) erkeklerin kadınlara karşı tek avantajı, kibrin karizma veya cazibe maskesi altında dışavurumunun genellikle liderlik potansiyeliyle karıştırılması ve bu durumun kadınlardan ziyade erkeklerde daha sık vuku bulması. Devamını Oku »

Sunum nasıl hazırlan-maz? Nasıl yapıl-maz?

Önümde bir bardak su var. En son bir yudum aldığımda zorlandığımı hatırlıyorum. Gözlerim gidip geliyor. Uyumak ve uyumamak arasındayım.. Kafam sanki bir ton. Oysa ayık kalmam gerekiyor.

Odada en az 40 kişiyiz. Benimle birlikte birkaç akademisyen var diğerlerinin hepsi melek yatırımcı. Sunumunu dinledikleri girişimlere yüzbinlerce avro yatırım yapıp yapmama kararını vermeye çalışıyorlar. Proje sahiplerinin yaptıkları sunumlar kararlarını etkileyecek.

En önde oturuyorum. Adam karşımda yarım milyon avro istiyor ama yaptığı sunum aşırı dozda uyuşturucu gibi. Bana dünyanın en önemli bilgisini veriyor olsa kaçıracağım. Anlattığı fikre şaşıracağıma, içinde bulunduğum duruma şaşırıyorum. Adam “bir sunumda şunları yapmamaya dikkat edin” listesindeki tüm maddeleri üstümüzde deniyor. Bayılmak üzereyim. Devamını Oku »

İnovatif, Bütün ve Sahici Olmanın Yolları

Beceriyi tanımlamak gerekirse bir anlamda “istediğiniz hayata ulaşabilmek” olarak da tanımlanabilir. Müzikte, yazı yazmakta, dans etmekte veya herhangi bir sporda olabileceği gibi, her daim istediğiniz alan üzerinde çalışarak, deneyerek daha iyi olabilirsiniz. Üç büyük fikirle işe başlayın: İnovatif olun, sahici olun ve bütün olun. Her birine ulaşmak için ihtiyacınız olan becerileri kavrayın. Sonra da onları liderlik repertuarınızın bir parçası haline getirebilmek adına eğlenceli ve verimli bir iş çıkarmak için kendinizi adayın.

Sahici olun. Neyin önemli olduğunu bilin. Sürekli değer yaratın. Değerlerle uyumlu hareket edin. Değerleri hikayelerle birlikte aktarın. Bırakacağınız mirası gözünüzde canlandırın. Güvenilir olun. Devamını Oku »