Anasayfa / Başarı Yazıları (sayfa 3)

Başarı Yazıları

Başarı Yazıları

İnsanlar ÜRÜNünüzü Değil AMAÇlarınızı Alır!

Google’ın kurucularından Larry Page, 2014 yılında yaptığı bir konuşmada, “Bir gün servetimi bir yere bağışlamaktansa, Elon Musk’a bırakmayı tercih ederim. Adam Mars’a gitmek istiyor; dünyayı değiştirecek” dedi. 1971 doğumlu Elon Musk, pek çok dergi ve kuruluş tarafından dünyanın en etki sahibi, ezber bozan adamı seçildi. Bir zamanlar Amerikan Patent Dairesi Başkanı Charles Duell’in, “Artık icat edilecek bir şey kalmadı” şeklindeki tarihi gafını hatırlamamak elde değil çünkü bugün pek çoğumuz Elon Musk’ı başarılı bir girişimci ve mucit olarak tanıyor ve yaptıklarına hayranlıkla bakıyoruz. Elektrikli spor aracı Tesla’nın başarısı, diğer otomobil üreticilerine de cesaret verdi ve bugün Tesla Motors pek çok önemli otomobil markası için elektrikli motor üretiyor. NASA’ya uzay mekiği ve roket tasarlıyor ve yapıyor. Paypal’ın da kurucu ortağı olan Musk, ABD’nin en büyük güneş enerjisi sistemi sağlayıcısı SolarCity’nin en büyük hissedarı ve yönetim kurulu başkanı. Devamını Oku »

Doya Doya Hata Yapın

“Hayatım, yaptığım doğru şeylerin yanında ben olmayan ama bana ait olan hataları da içeren bir resimdir.” Ünlü bir basketbol oyuncusunun, Allen İverson’ un hayatını anlatan bir belgeselde duyduğum harika bir cümleyi paylaşmak istiyorum sizlerle.

Hatalardan öğrenme”, “Failure is an option” falan gibi bir çok evladiyelik sözler söylüyoruz. Peki ama gerçekten hatalara olan yaklaşımımız ne? Hatalarımızdan öğreniyor muyuz? Hata kavramına bakış açımız nasıl? Hata yapmak gerçekten bir seçenek mi?

Allen İverson belgeselin bir yerinde “Bir gün kalkacağımı bildiğim için düşmeyi kabullendim.” diyor. Dünyanın en iyi basketbol oyuncularından birisi hatayı başarının bir parçası olarak tanımlıyor aslında. Düşe düşe yürümeyi öğrendiğimiz o eski günler gibi… Devamını Oku »

Zihinsel Olarak Güçlü Kişilerin Yapmaktan Kaçındıkları 13 Şey

Son dönemlerde yöneticilerin fiziksel güç ve sağlığa verdikleri önemden ziyade zihinsel kuvvet tarafında da eğilim gösterdiği görülmektedir. Düştükten sonra tekrar ayağa kalkmak, azmetmek, cesaret, iyimserlik gibi genellikle girişimcilerde görünen bazı zihinsel güç emareleri vardır.

Zihinsel güç, aynı zamanda, bu yönden kuvvetli insanların yapmadıkları şeyler üzerinden de tanımlanabilir. Haftasonu, bir psikoterapist ve lisanslı klinik görevlisi olan Amy Morin’in LifeHack’de paylaştığı listeyi beğenerek okudum. Bu listeyi ve girişimciler açısından fikirlerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Devamını Oku »

Abartma, Küçümseme!

Sözkonusu “başarmak” olduğunda, yeni çağda da yeni bir haber yok. Başarı tüm zamanlarda iştah açıcı ve “benchmark sever” profesyonel dünya, başarı hikayelerinden besleniyor. Aslında başarının tanımı -bir İngiliz atasözünde söylendiği gibi- dibe vurduğunda ne kadar yükseğe sıçrayabildiğin.. Bu yüzden bence asıl ilham verici olan hem kişisel tarihlerimizin hem de şirketler tarihinin başarı hikayelerinden çok kaçan fırsatlarla dolu oluşu…

Geriye dönüp bakıldığında alınmamış emlak, gerçekleştirilememiş girişimlerden tutun da her biri kendi piyasasının en büyükleri arasında yer alıp, trendi doğru okuyamadığı için yitip giden firma hikayeleri her yerde.. En güncellerinden biri ise, çok yeni Amerika’dan geldi.

1990’ların internet devi Yahoo yeni kurulmuş Google için 1 Milyon $’ı çok görüyor. Sadece 5 yıl sonra Google’ın piyasa değeri 5 Milyar $ olarak hesaplanırken Devamını Oku »

Denize Açılmaya Hazır Mısınız?

Çocukluğumda, gençliğimde, tüm yaşamımda denizin benim için önemli bir yeri olmuştur… Hayatımda çokça denize açıldım. Hala denize açılmayı sürdürüyorum. Kendim için ‘ben deniz insanıyım’ diyebilirim. Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Deniziniz ne renk?

Denizin rengini içeriği ve ışık belirler. Deniz suyunun yapısı, bitkileri, mikro canlıları, taban yapısı ve derinliği denizin içeriğini oluşturur. Işık kaynağına göre ışığın yapısı ve açısı ise ışığın etkisini. Işığın deniz içeriğinden yansıması denizin rengini oluşturur. Kontrol edebildiğimiz koşullar ve etki alanımız dışındaki koşullar yaşamımızı belirler. Sizin koşullarınız nedir? Devamını Oku »

Düşünceleri Değiştirmek, Davranışları Değiştirmekten Daha Zordur!

Pek çoğumuz, bir insanın davranışını değiştirmek için önce onun düşüncesini değiştirmek gerektiğine inanırız; onu ikna edebilirsek davranışının da değişeceğini varsayarız. Bu yol elbette mümkündür ama çok uzun ve zahmetli bir yoldur. Çünkü bir insanın düşüncesini değiştirmek hiç de kolay değildir. Çocuklar bile kendi aklını beğenir ve kimse kendi düşüncesini değiştirmeye gönüllü olmaz.

Markalar da genelde, insanların düşüncelerini etkilemek isterler; insanları reklam yaparak ikna etmeye çalışırlar. Eğer kendi ürünlerinin rakip ürünlerden daha üstün olduğuna ikna ederlerse, tüketicilerin söz konusu markayı satın alacaklarını (davranış) varsayarlar. Marka iletişimi genellikle, markaya ilişkin olumlu düşünceler yaratma ve bu yolla insanların satın alma davranışını etkilemeye yöneliktir. Devamını Oku »

Kendiniz Olma cesaretine sahip misiniz?

Lokantada otururken yada toplu taşıma araçlarında yolculuk ederken insanların hareketlerini yüz mimiklerini devamlı incelerim. Bundan dolayı “diktin gene şu gözünü bakıyorsun?” diye kardeşim beni sıkça ikaz eder. İnsanlar ne kadarda huzursuz ve gergin görünüyorlar değil mi? Çoğu insan toplum tarafından kabullenmek adına hiçte kendileri gibi olmayan davranışlar sergiliyorlar ve kendi hayatlarını yaşamak yerine sırf kendileri olabilme cesaretini gösteremedikleri için başkalarının onlara biçtiği hayatı çaresizce beklide bunun farkına varmadan yaşıyorlar.

Kendi kendimizi kabullenmiyoruz. Bunun gerginliği de yüzlerimizden okunuyor. Neden mi? Çünkü kendimizin ve yapabileceklerimizin farkında değiliz. Oysa insan inandığı her şeyi yapabilecek güce sahip. Evren bize bir sınır koymuyor biz kendi inançlarımızla kendi kendimize sınırlar koyuyoruz. Çoğumuzun kendisi ile yüzleşme cesareti yok. Peki neden? Gerçek benle karşılaşmaktan korktuğumuz ve bazı olumsuz duyguları düzeltebilme cesaretimiz olmadığı için. Devamını Oku »

Her Pazarlamacının Bilmesi Gereken 5 Bilimkurgu

İcatların toplumsal etkilerini yaşam döngülerinde ilerledikçe keşfediyoruz. Elektriğin kandili ortadan kaldıracak bir aydınlatma yönteminden ibaret kalacağı düşüncesine bugün gülümseyerek yaklaşıyoruz. Seri üretim hatlarının sosyoekonomik sınıflar yaratacağını ve yönetim şekillerini belirleyeceğini tahmin edemediği için kimseyi suçlayamıyoruz. Yakın geçmişe kadar sıklıkla ifade edilen, Facebook’un ‘’gençlerin severek kullandığı yeni bir mecra’’dan ibaret kalacağı düşüncesini artık gerçekçi bulmuyoruz.

Bugün Facebook’un iki insanın birbirine kaç node’la bağlantılı olduğunu ilan edebildiğini, eş aramak için yeni içerik, bağlam ve platformlar yaratabildiğini, romantik ilişkilerin nasıl sonlandığını anlamlandırabildiğini biliyoruz. 140 karakter formatı ve mikro-blogging tanımıyla yetineceği düşünülen Twitter’ın sansürden muzdarip, gelişmekte olan ülkelerde sosyal devinimler tetiklediğine, alt kültürlerin ana akımda varlık gösterebilmesini sağladığına, gündem tüketim hızını değiştirdiğine şahit oluyoruz. Arama motoru diye isimlendirdiğimiz Google’ın hafızamıza güvenilir bir alternatif oluşturmasını, insanlığın entelektüel birikimini sürekli erişilebilir kılmasını ve zamanın ruhunu somutlaştırmasını deneyimliyoruz. Devamını Oku »

Takdir Edememek

Lisede öğrenciyken birkaç büyük tenis turnuvasında çizgi hakemliği yaptım. Çok garip bir iş. Kortun bir kenarında, güneşin altında, genelde ayakta duruyorsunuz. Gözünüzü sizin sorumluluğunuza verilen bir çizgiden ayırmıyorsunuz. En önemli göreviniz, eğer top çizginin dışına düşerse “OUT!” diye avazınız çıktığı kadar bağırıp elinizi o yönde kaldırmak. Tam o anda herkesin (hakem, oyuncu, izleyici) sizi duyması lazım. Tenis maçı izlerken dikkat ederseniz, bunu gözlemleyebilirsiniz.

İşin gözlemleyemediğiniz bir yanı daha var. Oyuncular arada dinlenirken, yüksek sandalyesinde oturan orta hakem tüm çizgi hakemlerine tek tek bakar. Onlara geri bildirim verir. Eğer zor ama doğru bir karar vermişseniz, sizi başıyla onaylar ve çeşitli yüz hareketleriyle takdir eder. Hiç kaçmaz! Devamını Oku »

Bağ Kurmanın Satın Alma Tercihlerindeki Rolü

Donanımları birbiriyle aynı fakat aralarında yüksek fiyat farkı bulunan iki araba markasından ya da özellikleri neredeyse birbirine eş olan iki cep telefonundan ilk aklınıza gelen, neden daha pahalı olandır?

Cevapları genelde sosyal statüye bağlasak da, işin sırrı gerçekte seçimlerinizden hangisinin diğer insanlarla bağ kurmanıza daha çok vesile olabileceğinde saklı. Pazarlama gurusu Seth Godinİki ürün aynı derecede işlevselse, ucuz olanı tercih ederiz. Ancak, biri diğerinden daha fazla bağlantı vadediyorsa, o zaman ederi daha fazladır” der.

Yeni bir AVM açıldığı zaman, yeni bir ürün alma ihtiyacımız olmamasına rağmen orayı görmek isteriz. Aslında merak ettiğimiz şey içindeki mağazalar değil; statümüzü yansıtıp yansıtmadığı, oranın tanıdıklarımızla görüşebileceğimiz ya da orada zaman geçirdiğimizi başkalarına rahatça anlatabileceğimiz bir yer olup olmadığıdır. Devamını Oku »