Geleceği düşünmeyenin geleceği olmaz!
Biz geleceÄŸi düşünmeyi oldum olası pek sevmeyiz. Sarkis Efendi’nin “Korkarım mücrim gibi baktıkça istikbalime…” dizesini de içeren ÅŸarkısında anlatıldığı gibi geleceÄŸi düşünmek bizi huzursuz eder, hatta korkutur. GeleceÄŸe bakacak kadar cesur olanlar ise zamanlarının büyük bölümünü geçmiÅŸi tartışarak geçirir.
İş dünyasının geleceğe bakışı da pek farklı değildir. Girişimcilerin önemli bir bölümü için gelecek 

İş hayatında insanlar kendilerine bir rol model seçer. Bu genellikle ast-üst iliÅŸkisi ile ortaya çıkar. Tüm yöneticilerimizi zihnimizde yer eden özellikleriyle hatırlarız. Ve özelliklerini en beÄŸendiÄŸimiz yöneticiler gibi olmaya çalışırız. Özellikle son yıllarda “iyi yönetici” kavramıyla ilgili sayısız dersler ve eÄŸitimler veriliyor, onlarca kitap ve makale yazılıp çiziliyor. Bütün bunlar iyi yöneticinin hangi özellikleri olması gerektiÄŸi hakkında ipuçları veriyor. İnsanlar bu ÅŸekilde yöneticilik hakkında
Hayatta başarılı olmanın beş temel kuralı
İK ÅŸirketi Quintcareers’ın yayınladığı “İyi bir CV için 10 altın” adlı makale, kullanılacak bilgisayar programlarından gramer kurallarına kadar adaylara önemli tüyolar veriyor.
Yeni yıla girerken bir sürü işimiz vardır. En kolay olanlar çevremizdekilere hediye almak, yeni yıla nasıl ve nerede gireceğimize karar vermek, ne giyeceğimize karar vermek ve hangi ayakkabı-çantayı kullanacağımıza karar vermek. Bunlar işin kolay tarafı. Hatta yılbaşı gecesi kendimizi eğlenmek zorunda hissetmek bile kolay. Peki zor olan nedir?
Çevremde arzularla dolu insanlar görüyorum. Evlerinden çıkıp çevreye açıldıkça, televizyondan, internetten, gereksiz uykudan, boş oturmaktan uzaklaştıkça üstün arzuları içlerinden dışarıya taşıyor. İnsanların enerji yansıtan yüzlerine, büyük işleri yönetenlere, sanatsal becerilerini ortaya çıkaranlara baktıkça kalplerindeki daha iyi olma, daha güzel işler yapma arzusunu ateşliyorlar. Kendilerini gerçekleştirmek, önemli birer insan olarak yaşamak istiyorlar.
Kaliforniya’da Long Beach ÅŸehrindeki Eyalet Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak ders verirken, aynı sömestrde benim iki dersimi alan bir kız öğrencim dikkatimi çekmeye baÅŸlamıştı. Bu genç bayanın ÅŸu özelliklerinin farkına varmıştım: Her ÅŸeyden önce çok güzel bir kızdı; gözüm gayri ihtiyari ona gidiyordu. İkinci olarak çok iyi bir öğrenciydi; bütün sınav ve ödevlerde en yüksek notu o alıyordu. Ayrıca, çok hanımefendi, çok nezih bir kiÅŸiliÄŸi vardı. Bölümün bir pikniÄŸinde kız öğrencimin niÅŸanlısıyla tanıştım ve itiraf edeyim, ilk aklımdan geçen, “Armudun iyisini ayılar yer” düşüncesi
Gerçeklere rağmen iyimser gençlik
İş yaÅŸamı sorumlulukları ve stresi de beraberinde getiriyor. Her an yapmak zorunda olduÄŸunuz iÅŸler, hazırlanmanız gereken toplantılarla zamanınızın çoÄŸunu iÅŸ yerinde geçirmeye baÅŸlayabilirsiniz. Tam bu noktada ‘İş yüzünden özel hayatım kalmadı’ cümlesi gelir. Özel hayatın etkilenmesi de aile yaÅŸamının birebir etkilenmesi demek elbette. Aile yaÅŸamımızda her ÅŸeyin iyi gitmesi iÅŸ yaÅŸamımızı da etkilediÄŸi için, iÅŸ ve özel yaÅŸam arasındaki bu ince sınırı nasıl çizebiliriz?
Bugün duygularımın efendisi olacağım.
