Anasayfa / Başarı Yazıları (sayfa 4)

Başarı Yazıları

Başarı Yazıları

Düşünceleri Değiştirmek, Davranışları Değiştirmekten Daha Zordur!

Pek çoğumuz, bir insanın davranışını değiştirmek için önce onun düşüncesini değiştirmek gerektiğine inanırız; onu ikna edebilirsek davranışının da değişeceğini varsayarız. Bu yol elbette mümkündür ama çok uzun ve zahmetli bir yoldur. Çünkü bir insanın düşüncesini değiştirmek hiç de kolay değildir. Çocuklar bile kendi aklını beğenir ve kimse kendi düşüncesini değiştirmeye gönüllü olmaz.

Markalar da genelde, insanların düşüncelerini etkilemek isterler; insanları reklam yaparak ikna etmeye çalışırlar. Eğer kendi ürünlerinin rakip ürünlerden daha üstün olduğuna ikna ederlerse, tüketicilerin söz konusu markayı satın alacaklarını (davranış) varsayarlar. Marka iletişimi genellikle, markaya ilişkin olumlu düşünceler yaratma ve bu yolla insanların satın alma davranışını etkilemeye yöneliktir. Devamını Oku »

Kendiniz Olma cesaretine sahip misiniz?

Lokantada otururken yada toplu taşıma araçlarında yolculuk ederken insanların hareketlerini yüz mimiklerini devamlı incelerim. Bundan dolayı “diktin gene şu gözünü bakıyorsun?” diye kardeşim beni sıkça ikaz eder. İnsanlar ne kadarda huzursuz ve gergin görünüyorlar değil mi? Çoğu insan toplum tarafından kabullenmek adına hiçte kendileri gibi olmayan davranışlar sergiliyorlar ve kendi hayatlarını yaşamak yerine sırf kendileri olabilme cesaretini gösteremedikleri için başkalarının onlara biçtiği hayatı çaresizce beklide bunun farkına varmadan yaşıyorlar.

Kendi kendimizi kabullenmiyoruz. Bunun gerginliği de yüzlerimizden okunuyor. Neden mi? Çünkü kendimizin ve yapabileceklerimizin farkında değiliz. Oysa insan inandığı her şeyi yapabilecek güce sahip. Evren bize bir sınır koymuyor biz kendi inançlarımızla kendi kendimize sınırlar koyuyoruz. Çoğumuzun kendisi ile yüzleşme cesareti yok. Peki neden? Gerçek benle karşılaşmaktan korktuğumuz ve bazı olumsuz duyguları düzeltebilme cesaretimiz olmadığı için. Devamını Oku »

Her Pazarlamacının Bilmesi Gereken 5 Bilimkurgu

İcatların toplumsal etkilerini yaşam döngülerinde ilerledikçe keşfediyoruz. Elektriğin kandili ortadan kaldıracak bir aydınlatma yönteminden ibaret kalacağı düşüncesine bugün gülümseyerek yaklaşıyoruz. Seri üretim hatlarının sosyoekonomik sınıflar yaratacağını ve yönetim şekillerini belirleyeceğini tahmin edemediği için kimseyi suçlayamıyoruz. Yakın geçmişe kadar sıklıkla ifade edilen, Facebook’un ‘’gençlerin severek kullandığı yeni bir mecra’’dan ibaret kalacağı düşüncesini artık gerçekçi bulmuyoruz.

Bugün Facebook’un iki insanın birbirine kaç node’la bağlantılı olduğunu ilan edebildiğini, eş aramak için yeni içerik, bağlam ve platformlar yaratabildiğini, romantik ilişkilerin nasıl sonlandığını anlamlandırabildiğini biliyoruz. 140 karakter formatı ve mikro-blogging tanımıyla yetineceği düşünülen Twitter’ın sansürden muzdarip, gelişmekte olan ülkelerde sosyal devinimler tetiklediğine, alt kültürlerin ana akımda varlık gösterebilmesini sağladığına, gündem tüketim hızını değiştirdiğine şahit oluyoruz. Arama motoru diye isimlendirdiğimiz Google’ın hafızamıza güvenilir bir alternatif oluşturmasını, insanlığın entelektüel birikimini sürekli erişilebilir kılmasını ve zamanın ruhunu somutlaştırmasını deneyimliyoruz. Devamını Oku »

Takdir Edememek

Lisede öğrenciyken birkaç büyük tenis turnuvasında çizgi hakemliği yaptım. Çok garip bir iş. Kortun bir kenarında, güneşin altında, genelde ayakta duruyorsunuz. Gözünüzü sizin sorumluluğunuza verilen bir çizgiden ayırmıyorsunuz. En önemli göreviniz, eğer top çizginin dışına düşerse “OUT!” diye avazınız çıktığı kadar bağırıp elinizi o yönde kaldırmak. Tam o anda herkesin (hakem, oyuncu, izleyici) sizi duyması lazım. Tenis maçı izlerken dikkat ederseniz, bunu gözlemleyebilirsiniz.

İşin gözlemleyemediğiniz bir yanı daha var. Oyuncular arada dinlenirken, yüksek sandalyesinde oturan orta hakem tüm çizgi hakemlerine tek tek bakar. Onlara geri bildirim verir. Eğer zor ama doğru bir karar vermişseniz, sizi başıyla onaylar ve çeşitli yüz hareketleriyle takdir eder. Hiç kaçmaz! Devamını Oku »

Bağ Kurmanın Satın Alma Tercihlerindeki Rolü

Donanımları birbiriyle aynı fakat aralarında yüksek fiyat farkı bulunan iki araba markasından ya da özellikleri neredeyse birbirine eş olan iki cep telefonundan ilk aklınıza gelen, neden daha pahalı olandır?

Cevapları genelde sosyal statüye bağlasak da, işin sırrı gerçekte seçimlerinizden hangisinin diğer insanlarla bağ kurmanıza daha çok vesile olabileceğinde saklı. Pazarlama gurusu Seth Godinİki ürün aynı derecede işlevselse, ucuz olanı tercih ederiz. Ancak, biri diğerinden daha fazla bağlantı vadediyorsa, o zaman ederi daha fazladır” der.

Yeni bir AVM açıldığı zaman, yeni bir ürün alma ihtiyacımız olmamasına rağmen orayı görmek isteriz. Aslında merak ettiğimiz şey içindeki mağazalar değil; statümüzü yansıtıp yansıtmadığı, oranın tanıdıklarımızla görüşebileceğimiz ya da orada zaman geçirdiğimizi başkalarına rahatça anlatabileceğimiz bir yer olup olmadığıdır. Devamını Oku »

Rio 2016 Rekabet Adına Aklımızda Kalanlar

Olimpiyatlar, ruhu gereği çeşitli hikâyeleri bünyesinde barındırır. Antik çağda Tanrılar adına düzenlendiği düşünüldüğünde tarihsel olarak başka bir hikâye, yarattığı kahramanları itibarıyla da başka hikâyeler ortaya çıkar. Bu yaz Rio’da düzenlenen olimpiyatlar da tarihe not düşülecek anekdotlar yarattı Bu yazın kahramanlarının da rekabet ve mücadele azmi açısından mutlaka hatırlanması gerekiyor.

Rol modele karşı kazanılan tarihi zafer

Herkesin küçüklüğünde bir rol modeli vardır, küçük işletmelerin de öyle. Yeni bir iş fikri akla geldiğinde, sektördeki bazı dev firmalar rol model olarak alınır ve onların felsefeleri benimsenir. 2008 yılında Singapurlu 13 yaşında genç bir yüzücü, rol model olarak benimsediği Amerikalı yüzücüyle Singapur’da karşılaşmıştı. Devamını Oku »

“Görücü Usulü Satış” da neyin nesi?

Her ne kadar yaşadığımız çağın normlarında “görücü usulü evlilik” benim hayat görüşüme ters olsa da – fiziki zorlama / çocuk gelin vb. tasvip edemeyeceğim durumlar hariç- başkalarının da hakkının ihlal edilmediği herkesin bireysel tercihlerine, geleneklerine genelde saygı duymak gerektiğine inananlardanım. Yapana, tercih edene mani olmam; öte yandan da kendim için ola ki evli olmasam bu tarz bir evlilik tercih edeceğim en son şey bile olmazdı herhalde diye düşünüyorum…

“Gerçi tanıdık da ne oldu sonradan insan değişebiliyor, aynı çatının altına girmeden insan anlaşılmıyor, evlilik aşkı öldürür, uzun süre aynı evde yaşamak insanı yorar vs.” gibi görüşleri savunanlar da azımsanmayacak kadar çok. Herkes bildiği, deneyimlediği iş/konu hakkında görüş beyan ederse kanımca her zaman daha verimli sonuçlar elde edilir. Her neyse uzatmayalım.

Ne demiştik. Görücü usulü şahsen benim tercih edebileceğim son şey bile değil... Devamını Oku »

CV Taslağı, Özgeçmiş Taslağı ve En iyi 5 CV Örneği

CV hazırlamak veya özgeçmiş oluşturmak zor zanaat.

CV taslağına ihtiyacınız var mı? Nasıl bir CV hazırlamalısınız? Nasıl bir CV size en iyi işle buluşma şansı yaratır.

Bu sorular özellikle yeni iş dünyasına atılacak olan veya iş değişikliğini değerlendiren kişilerin zihinlerini meşgul eden sorular arasında.

Piyasada bir çok CV taslağı, ya da özgeçmiş taslağı bulmak mümkün. Bu yazıda böyle bir içerik bulacaksınız, ancak daha da önemlisi, işveren tarafında CV değerlendiren birisi olarak uzun yıllar çalışmanın getirdiği tecrübeyle iyi bir CV yazmak nasıl mümkün buna ilişkin bazı gözlemlerimi paylaşacağım. Devamını Oku »

Şansınızı, Şansa Bırakmayın

Nike’ın kurucusu Phil Knight’ın bu markayı oluşturmak için ilham aldığı kaynağın, Stanford’tan mezun olurken hazırladığı girişimcilik proje ödevi olduğunu biliyor muydunuz?  “Japonların ürettiği spor ayakkabılar, tıpkı kamera pazarında yaptıkları gibi, spor ayakkabısı pazarında hakim konuma geçebilir mi?” sorusundan yola çıkarak önce Tiger Onitsuka firmasının Amerika temsilciliğini, sonra da kendi markası Nike’ın kuruluşunu gerçekleştiriyor Phil Knight.

Ya da Starbucks’ı bugün ki haline getiren Howard Schultz’un bir zamanlar çalıştığı perakende ev aletleri  firmasında, kahve öğütme makinalarının yüksek miktarda Seattle’da bir firma tarafından alındığını fark edip; “Acaba bu firma, bu makinaya neden taktı?” sorusu üzerine Seattle’a gitmesi ve Starbucks’ın kurucuları ile tanışmasına ne demeli? Devamını Oku »

Satmayan Üründen Marka Olmaz

Pazarlama yöneticilerinin çoğunda, markanın satıştan bağımsız bir varlık olduğu gibi yanlış bir inanış vardır. Onlar markayı, ürünlerin üzerine giydirilen bir elbise gibi düşünürler. Ürünler ne olursa olsun, iyi bir “markalama” ile değer yaratacaklarını zannederler. Bu görüş, maalesef pazarlamayla ilgilenenlerin gerçeklerden kopmalarına yol açacak kadar tehlikeli bir görüştür. Çünkü, bir markanın doğması ve yaşaması için, insanların söz konusu ürün veya hizmeti satın almaları gerekir. Kimsenin bilmediği, kimsenin para vermeye değer bulmadığı bir ürün veya hizmetten marka olmaz.

Bob Hoffman, markanın üründen ayrı bir şey olduğuna inananların, hiçbir içeriği olmayan, içi boş markalar yaratmaktan öteye gidemeyeceklerini söyler. Devamını Oku »