Anasayfa / Beyin Gücü

Beyin Gücü

Dikkat Dağınıklığı Yaratıcılığı Besler

Genelde yaratıcı olmak için yoğun ve uzun bir odaklanma gerektiği düşünülür. Ama bu doğru değildir. Yapılan bir dizi araştırmada yaratıcılığı yüksek insanların, daha az yaratıcı olanlardan daha geniş malumata açık olan insanlar olduğu ortaya çıkmıştır. Yaratıcılığı düşük insanlar genelde dikkatlerini tek bir noktaya yoğunlaştırır ve deneyimlerini kısıtlarlar. Yaratıcı bir çözüm düşündüğünüzde sürekli odaklı kalmak bu nedenle doğru bir yaklaşım değildir. Örneğin, Pennsylvania Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışma, dikkat hapları diye anılan ilaçların beyni tam sekiz saat bir probleme odaklayabildiğini fakat günün sonunda problemin çözümü için hiçbir gerçek içgörünün çıkmayabildiğini Devam »

Kör Noktalar ve Psikoloji

Kör bakış (İng. Blindsight) diye bir hastalık duymuş muydunuz? Bu hastalığı gözünüzle değil beyninizle görmek olarak tanımlayabiliriz. Kör bakış veya körgörü diye anılan ve beynin görsel korteksinin zarar görmesiyle oluşan bir patolojik rahatsızlıkta çok çarpıcı bir körlük durumu ile karşılaşıyoruz. Bu hasarı taşıyan hastalar önlerindeki nesneyle ilgili bilinçli bir görsel deneyim yaşamıyor, yani göremiyorlar ama çok ilginç bir davranış göstererek o nesneye hiç şaşırmadan uzanıp tutabiliyorlar. Bu hastanın önüne bir çekiç koyar ve “Önündeki çekici görüyor musun?” diye sorarsanız, hasta şöyle cevap veriyor: “Hayır, görmüyorum.” Gerçekten görmüyor da. Fakat uzanıp o çekici eline almasını isterseniz, bu eylemi sanki çekici görüyormuş gibi kusursuz bir şekilde yerine getiriyor. Kör bakış (körgörü) rahatsızlığı olan hasta, çekici görmekle ilgili bilinçli bir deneyim yaşamasa bile Devam »

Yaratıcı Beyin

Büyük insanlar üzerine yazdığı bir düşünce yazısında William James beynin yaratıcı sürecini “içinde her şeyin şaşırtıcı bir hareketlilikle köpük köpük kabarıp bir inip bir çıktığı, kaynayan bir fikir kazanı” olarak tarif eder. Bilim bu kazanın derinliklerini ve yaratıcı içgörünün zihnin içinde nasıl köpürdüğünü daha yeni yeni anlamaya başlıyor. Bu arada yaratıcılık kimisi eski birçok yaygın fikrin doğru olmadığı da ortaya çıkıyor. Devam »

İkna etmek için sihirli ifade : “Tercih Sizin”

Beynimiz üç farklı bölümden oluşur: Rasyonel beynimiz, duygusal beynimiz ve ilkel beynimiz. Rasyonel beynimiz bilinçli düşüncelerimizden sorumluyken, duygusal beynimiz bilinçaltı duygulardan ve ilkel beynimiz de bilinçdışımızdan sorumludur. Yeme-içme gibi temel yaşamsal fonksiyonlarımızdan ve bilinçdışı davranışlarımızdan sorumlu olan ilkel beyin, doğası gereği çıkarına uygun olmayan hiçbir şeyi yapmıyor. Çıkarına uymayan, güvenli olmayan şeyden kaçma eğilimi gösteriyor. Biz bunun davranışa dönüşmüş şeklini genelde refleks olarak görüyoruz.

Her ne kadar rasyonel beyin bilinçli düşünüyor olsa da, kararlarımızın ardında ilkel beyin yatıyor. Dolayısıyla tüketicileri ikna etmenin yolu ilkel beyini etkilemekten geçiyor. Aslında, ilkel beyni etkilemenin birçok yolu var. Ancak bu yazıda olukça güçlü bir yöntem üzerinde durmak istiyorum. O da insanlara kâr-zarar gösterip seçimi onlara bırakmak. Devam »

Unutma eğrisi, beyin obezitesi ve hatırlama

Dijitalleşen dünyamızda en önemli sorunlardan birisi “akılda tutmak, hatırlamak..” Artık bilgiye birçok yerden ulaşabiliyoruz. Araçtan, ekrandan, cihazdan, her an, her zaman… Bazen metin şeklinde, bazen hareketli hareketsiz görüntülerle, duygularla, kokularla onlarca çeşit yöntem ile.. Bu durum hepimizde beyin obezitesi dediğimiz şeyin gelişmesine neden oluyor.

Beyin Obezitesi

Obezite Vikipedi’de “vücudumuzdaki yağ hücrelerinde depolanan doğal enerji rezervlerinin ciddî risk oluşturacak düzeyde artması ve ölüm oranlarını yükselten bir hastalık” olarak tarif ediliyor.

Bu durumda beyin obezitesi de şu oluyor diyebiliriz:  “Ana işlem ünitemiz olan beyin hücrelerimizde depolanan doğal bilgi rezervlerinin risk oluşturacak düzeyde artması ve hatırlama, işlem yapabilme fonksiyonlarının ölmesine neden olan bir işlev bozukluğu.” Devam »

Beyin işlerken bu “6 psikolojik etki” den destek alır

Hem duygularımızdan sorumlu olan hem de tüm vücuda komut veren beynimizin “neyi, niçin yaptığı” bilim insanlarının en çok merak ettiği konulardan biri. Günlük aktivitelerimizin bile ardındaki büyük gizem çözüldüğünde, kişisel gelişime nasıl yön verileceğine dair çok daha fazla bilgimiz olacak.

Araştırmalar, beynin nasıl işlediği karar verirken nasıl çalıştığı hakkında fikir veren 6 psikolojik etkiyi açığa çıkardı. Bu 6 önemli etkiyi listeledik.

Pratfall etkisi: Sevilme olasılığımız, mükemmel olmadığımız oranda artıyor.

Herkes hata yapar, ama bunları kabul etmek herkesin harcı değildir. Oysa hata ve sakarlıklarımızı itiraf edebilmek ve bunlara gülüp geçebilmek, kendimizle daha barışık olmamızı sağlarken aynı zamanda bizi başkalarını tarafından daha sevilebilir bir insan haline getiriyor. Devam »

Akıl niçin paraşüte benzer?

Yıldız Hanım, hastaneden taburcu olacağı gün eşiyle hayatının bir muhasebesini yapıyordu. Eşine içini dökmeye başladı: “Ağabeyim, babamın ölümünden sonra anneme hiç destek olmamıştı. Anneme arkadaş olmak, onun hastalıklarıyla ilgilenmek hep benim görevim olmuştu. Elbette annemi çok seviyordum; yaptıklarım bana ağır gelmiyordu. Ama neden ağabeyim anneme ve bana destek olmuyordu ki, bu durum içimi çok acıtmıştı. Ölene kadar anneme ilgim ve içimde ağabeyime duyduğum rahatsızlık devam etti. Ancak ağabeyime hiçbir şey söylememiştim. Annemin ölümünden sonra bir gün bu yükten kurtulmaya karar verdim ve ağabeyime söyledim. Onu kırmak ya da üzmek için değil ya da hesap sormak için de değil. Sadece onun yardım etmemesinin beni çok üzdüğünü söyledim. O olay benim hayatımda önemli bir dönüm noktası oldu. Devam »

İyi eğitimli kişilerdeki “unutkanlık” ciddi bir tehlike olabilir

Üniversite mezunu olan kişilerde unutkanlıkların, felç habercisi olabileceği belirtildi. Hollanda’daki Stroke dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, eğitimi yüksek olan insanların felç geçirmesi olasılığı, daha düşük eğitimlilere kıyasla % 39 daha fazla. Rotterdam’da 20 yıl süresince, sağlıklı ve 55 ile daha yukarı yaşlardaki 9.000 dolayında insan incelemeye alındı. Katılımcılara unutkanlık sorunu çekip çekmedikleri soruldu. 2012 yılına gelindiğinde incelemeye alınanlar arasından 1.134 kişi felç geçirmişti.

Rotterdam’daki Erasmus Üniversitesi’nden araştırmacılar elde ettikleri sonuçları inceledi ve daha önce hafıza kaybından şikayetçi olanlar arasında felç tehlikesinin daha yüksek olduğunu gördü.

Felç tehlikesi, daha ileri düzeyde eğitim görmüş bireylerde, daha da yüksek oranda görüldü.

Erasmus Üniversitesi’nde Nöroepidemiyoloji Doçenti olan Arfan Ikram, eğitimin, beynin, bunama gibi bilişsel hasarlara karşı mücadele edebilmesini gösteren iyi bir işaret olduğunu kaydetti. Devam »

Spor Motivasyonu : Depresyon tedavisi ve fiziksel aktivite

Vücudun hareket yetisinin ve spor motivasyonunun beyinle alakalı olduğunu biliyoruz. Bu alanda son günlerde farelerle yapılan bir çalışma, farenin koşma ve ödüllü aktivitelerde yer alma isteğinin beynin küçük bir bölgesi tarafından yönetildiğini ortaya koyuyor. Dorsal medial habenula olarak adlandırılan bu bölge, insanda ve farede çok benzer bir yapıda; bu nedenle bilim insanları faredeki mod ve motivasyon değişimlerinin insanda da aynı şekilde olabileceği görüşünü savunuyorlar.

Seattle Children’s Research Institute’te araştımacı olan Eric Turner, fiziksel aktivitedeki değişimlerin ve kişiye zevk veren, sonunda ödül kazanılan aktivitelerin azalmasının depresyon belirtisi olduğunu söylüyor. Devam »

Neden, Nasıl, Niçin unutuyoruz?

Belli dönemlerde hepimiz unutkanlık problemleri yaşarız. Küçük unutkanlıklar bazen normal gelebilir fakat bu unutkanlıklar ciddi rahatsızlıkların ilk belirtileri olabilir. İşte “bizim büyük unutkanlıklarımız” ve bu sorunla başa çıkmak için yapılması gerekenler… Devam »