Anasayfa / İnsan İlişkileri

İnsan İlişkileri

iletişim, iletişim teknikleri, iletişim becerileri, güçlü iletişim ile ilgili haberler ve genel bilgilerin olduğu kategori sayfası

Mutsuz bir çalışan mısınız?

Bankacılık, hukuk, danışmanlık ve muhasebe gibi kurumsal alanlarda kariyerinizin başlangıcındayken sizden daha kıdemli çalışma arkadaşlarınızın çok zeki, çok çalışkan olduklarını düşünebilirsiniz. Ama kariyerinizde ilerlerken başarılı olmak için başka bir şeye daha ihtiyacınız olduğunu öğreneceksiniz. 40 yıllık bankacılık kariyerimde başarının en önemli faktörünün “Duygusal Zeka” (EQ –Emotional Inteligence) olduğunu öğrendim. Duygusal zeka olmadığında şirketiniz için en fazla sadık bir çalışan olabiliyorsunuz. Ama diğer taraftan da silik, takdir görmeyen ve hatta bir türlü terfi alamayan mutsuz bir çalışan oluyorsunuz.

Duygusal zeka; kendi ve diğer insanların duygularını izleme, farklı duygular arasında ayrım yapabilme ve bu duyguları uygun etiket ve düşüncelerle davranışlarına yansıtabilme yeteneğidir. American Express tarafından 2013 yılında yapılan araştırmanın sonuçlarında Devamını Oku »

İletişim belki her şey değil ama çok şeydir!

Hepimizin hayatını değiştiren bir kavram; iletişim. Evde, okulda, iş yerinde, sokakta, bankada, hastanede; her yerde. Gününüzün nasıl geçtiği ve geçeceği bir andaki iletişime bağlı. Öyle sihirli ki; bizi bir meleğe de dönüştürebiliyor, bir şeytana da.

İletişimde en önemli an; ilk karşılaşma ya da ilk izlenim. Birisi ile ilk karşılaştığımızda  bir şey olur, pek çok deney bu konuda bazı süreler veriyor, kabaca ilk 90 sn diyebiliriz. İlk 60 saniyede karşımızdaki hakkında bir fikrimiz, görüşümüz, duygumuz oluşuyor. Ve bu olumlu ya da olumsuz her ne ise çoğu zaman da öyle gidiyor. Elinizde hiçbir somut veri olmamasına rağmen yani, şöyle yaptı, böyle baktı, şunu dedi, türünden bir argüman olmamasına rağmen bilinç dışı zihnin yakaladığı ipuçları ile bir kanaatiniz oluşuyor ve çoğu zaman da bu böyle gidiyor. O halde yeni tanışmalarımızda ilk karşılaşma için özen göstermek ve bu görüşme Devamını Oku »

Yetki devrinde ideal ölçü nedir?

Yetki devrinin önemi konusunda hemen hemen herkes hemfikir… Tartışmalı olan nokta liderin çalışanlarını ne kadar yetkilendirmesi gerektiği… Kimilerine göre lider sadece stratejiyle ilgilenmeli, kimilerine göre lider ipleri sıkı tutmalı… Peki bunun bir ideal ölçüsü yok mu?

Liderin Çalışanları Ne Kadar Yetkilendirmesi Gerekir?

Liderin, işlerin ayrıntısına girip girmemesi gerektiği, çok tartışılan bir konudur. Liderin sadece hedef ve stratejiyle ilgilenmesi gerektiğini savunanlar olduğu gibi, ayrıntılara inmeyen bir liderin gerçek anlamda liderlik yapmadığını savunanlar da vardır. Devamını Oku »

Ekip için iş daha nasıl anlamlı hale getirilebilir?

NASA’da çalışan bir temizlikçi ile ilgili çok bilinen bir hikâye vardır: Kendisine John F. Kennedy tarafından NASA’daki görevinin ne olduğu sorulduğunda, “Ay’a insan göndermeye yardım ediyorum.” şeklinde bir cevap verir. Bu anekdot, genellikle, en sıradan işlerin bile doğru bir bakış açısı ve iyi bir liderlikle nasıl daha anlamlı görünebileceğini anlatmak için kullanılır.

Günümüzde çalışanların, çalıştıkları işlerden beklentileri iyi bir maaştan çok daha fazla oldu. Para insanları işe çekebilir fakat amaç, anlam ve ilginç ve değerli bir iş yapıyor olmak, hem çalışanların çalışma süresini hem de ne işte ne kadar çok çalışacaklarını belirler. Yapılan işte bir anlam bulmak o kadar önemli hale geldi ki artık en anlamlı işler için bir kamusal sıralama bile var. Her ne kadar çekici bir işin nasıl olması gerektiğini Devamını Oku »

Birini İkna Edememenin 10 Nedeni

Medyada 20 yıla yakın reklam satış ve pazarlama alanlarında çalıştım. “Ne işle meşgulsün?” diye sorduklarında “özünde satışçıyım” derdim. Karşımdaki kişinin yüzü hafifçe asılır, gizliden gizliye bir küçümseme ifadesi suratına yayılır ve ardından şunu söylerdi: “Ay ben asla satışçı olamam.” Neden? “Benim ağzım hiç iyi laf yapmaz!” Sanırım bu cümle satış mesleğine karşı önyargıyı da net bir şekilde açıklıyor. Peki neden bu önyargı? Veya satışçı olmak gerçekten birisini bir ürün ya da hizmet almak için zorlamak mı demektir? İkna aslında nedir, ne değildir? İkna bir süreç, satış ise bir sonuçtur. Süreci etkin bir şekilde yönetemeyenlerin bir kişiyi gerçek anlamda ikna etmeleri de mümkün olmuyor. İkna, başkalarında düşünce ve davranış değişikliği yaratma süreci olduğundan yüksek ölçüde iletişim, duygusal ve sosyal zeka becerileri gerektirir. Ve ikna bir manipülasyon ya da dil cambazlığı da değildir.

Sizlere iknada sık rastlanan 10 kritik hatadan bahsetmek istiyorum Devamını Oku »

Sözünde Mükemmel Olmaya Yatırım Yap

Freud, “Sözcüklerin sihirli güçleri vardır. Sözcüklerle bir insanı çok mutlu edeceğiniz gibi onu derinden üzebilirsiniz. Sözcükler, insanda en güçlü duyguları uyandıracak, onları eyleme sürükleyecek güce sahiptir.” der.

İnsana küçükken söylenen sözler onun kaderini belirler. Küçükken olumlu sözler duyan çocukların kendilerine güveni yüksek, olumsuz sözler duyanlarınsa düşük olur. Birisi bir çocuğa sen çirkinsin derse, çocuk prenses olsa çirkin olduğuna inanır ve bu inançla büyür. Olumsuz nitelemeler bir insanı lanetlemekten farksızdır. Ben bu anlamda “Lafın canı vardır.” deyişine çok inanırım. Sözlerin genç bir zihinde yarattığı inançları yıkmak kolay olmaz. Devamını Oku »

Dedikodu Fırsata Nasıl Çevrilir

Dedikodu!

Günlük hayatın gerçeği olduğu kadar iş hayatının da kaynayan kazanlarının en popüler malzemesi.

Kahve molalarının vazgeçilmezi.

TDK sözlüğüne göre, “Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma, kov, gıybet, kılükal”, Cambridge Dictionary’ye göre ise “Başkalarının özel hayatlarıyla ilgili kaba, kayıtsız veya gerçek olmayan konuşmalar veya raporlar” olarak ifade ediliyor. Yani çok da makbul bir davranış değil.

Hiç kimse dedikodu yaptığını kabullenmez. Dedikodu yapmayı sadece altın günlerinde, ev gezmelerinde ev hanımlarına özgü bir davranışmış gibi anlatırlar.

Kimileri buna “masum paylaşımlar” dese de çok da masum bir şey olmadığını hepimiz biliyoruz Devamını Oku »

Sıkıntı Yok’tan Aynen’e kadar Kullanmamanız Gereken 10 Kelime!

Etkili iletişim için bir numaralı aracı kullandığımız dildir. Ancak konuşurken bazen kolaya kaçar ve ağzımıza gelen bazı sözcükleri akıl filtresinden geçirmeden dışa vururuz. Bunun iki zararı vardır. Birincisi insanlar sizi dinlerken güvenleri kaybolur ikincisi ise dikkatleri kaybolur. Her durumda onları etkileyemezsiniz, konuşmanın hedefine varamazsınız.

1. Atıyorum (Sallıyorum ve Benzerleri)

Lütfen “ atmayın”! Eğer bir örnek vermek istiyorsanız mutlaka somut ve net bir ifade, sayı belirtin. Vereceğiniz örneğin tarafınızdan önceden düşünülmüş olması bunun için yeterlidir. Yok o sırada bir örnek gelmiyorsa aklınıza niye dinleyenlerinize sormuyorsunuz? Yaklaşık bir sayı vermek durumunda iseniz ve tam olarak konuşamıyorsanız bir aralık belirtin. (100 ila 200 gibi Devamını Oku »

İletişim Kurmak Satranç Oynamaya Benzer!

İnsan, hayatı boyunca etrafındaki diğer insanlara muhtaçtır. En başından alırsak, doğması için bile iki kişiye ihtiyacı vardır. Sonra yaşayabilmesi, doyması, varlığını sürdürmesi, hayatta kalabilmesi için mutlaka bir bakıcıya ihtiyaç duyar. Bu anlamda da doğadaki diğer tüm canlılardan ayrışır.

İnsan, doğası itibari ile öğrenmek ve gelişmek için güdümlüdür. Öğrenmek, sorularına yanıt bulmak, dünyayı, kendini ve tabiatı anlamak için de başkalarına ihtiyaç duyar.

Belli bir yaşa kadar insanın ihtiyaçları daha çok fiziksel ve duygusal boyuttadır. Güvenlik, ısınma, beslenme, bir ailenin parçası olma, ilgi görme gibi. Devamını Oku »

Her baba oğluna mutlaka bu 8 şeyi öğretmeli

Bir çocuğun gelişiminde annenin rolü büyük” diyen kişiler lütfen bir daha düşünün. Çünkü araştırmalar gösteriyor ki ne annenin rolü ne de babanın rolü tek başına yeterli. Anne ve Babanın çocuğun gelişimindeki rolleri ayrı ancak her birisi birbirinden önemli. Özellikle erkek çocukların babalarından öğrenecekleri çok şey var. Bunları 8 maddede derlemeye çalıştık :

1. Nasıl kaybedileceğini ve nasıl kazanılacağını bilmenin önemini anlatın.

Arkadaşları dışında bir çocuğun içinde bulunduğu tüm rekabetlerde en büyük destekçisi babasıdır.

Örneğin herhangi bir yarışa katılan bir çocuk, kazanmanın verdiği hissiyatı bildiği gibi zafere ulaşmanın ne kadar çaba gerektirdiğini de bilir. Devamını Oku »