Sevgiline bağlı mısın, bağımlı mısın?
“Ben”den “biz”e giden süreçte bağlılık en önemli yapı taşı. İlişkinin yürümesi açısından olmazsa olmazlardan olan bağlılık zamanla başka bir boyuta taşınabiliyor. Bağlılığın yerini bağımlılığın almasıyla ilişkiler alarm vermeye başlıyor… Evlilikler ya da uzun süreli beraberliklerin ilk ayından itibaren kimliğimizi farklı bir boyuta taşımaya başlıyoruz. Kendimizi unutuyoruz, alışkanlıklarımızdan vazgeçiyoruz, 

Peki sadık müşteri nasıl oluşturulur? Öncelikle şunu bilmeliyiz ki müşteriler bencildir. İlgilendikleri tek şey, kendilerine istediklerini veren firmalardır. 21. yüzyılda sadakat bir müşteri özelliği değil, siz ve işinizle ilgili eylemlerinize verilen bir cevaptır. Sadık bir müşteri tabanına sahip şirketler iyi ekonomik koşullarda daha yüksek kârlar elde ederler ve zor zamanlarda da hayatta kalmak için sadık müşterilere
İlişkiler söz konusu olduğunda akla gelen bu sorulara hala yanıt bulunamazken bilinen bir gerçek var ki o da aşırı kıskançlığın tehlikeli sonuçlar doğurabildiği. Kıskançlık insan doğasında mı var? Kadınlar mı daha fazla kıskançtır, erkekler mi? Ne zaman tehlikeli hale gelir? İçinde hangi duyguları beraberinde barındırır? Tedavi edilebilir mi? Aşkın göstergesi midir? gibi bir çok soruya Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aylin Sezer cevap verdi…
Başarılı bir şirket, takımların takımı olarak tanımlanabilir. Bir şirketin başarısı şirketteki her takımın başarısına, takımların işbirliği yapma ve birbirlerini destekleme yeteneğine bağlıdır. Herhangi bir takımın başarısı ise takım üyesi bireylerin başarısına, birbirleriyle işbirliği yapma ve birbirlerini destekleme yetenekleri üzerine inşa edilir. Başarılı takımlarda gerçek bir takımdaşlık vardır. Gerçek bir takımdaşlık; “kendini adama, sahiplenme” gibi olguların olgunlaşmasının yanı sıra bunun güçlü bir “vizyon” ile bütünleşerek, çalışanların “ben” merkezinden çıkıp “biz” eksenine dahil
“Eleştirinin tadına doyum olmaz” demiştik. Biraz şakaydı, biraz ciddi. Eleştiren kişi, bir davranışın değiştirilmesine odaklanmalı; tanımını yapıp, olumsuz etkilerini belirterek yeni ve olumlu davranışı bildirmeliydi. Bir kişiyi doğru dürüst, eli yüzü düzgün bir şekilde eleştirmek ne kadar zorsa, eleştiriyi doğru bir biçimde almak en az o kadar zor. İşin içine öyle çok düşünce, duygu ve zihinsel fırtına giriyor ki, eleştirilen kişi çocukluktaki tepkilerine kolayca geri dönüyor.
Belki de sevgi ve aşk başucunuzda. Açmış kollarını sizi çağırıyor ama farkında değilsiniz sözcüksüz söylenenlerin. Eğer kendinizi sevmekle başlamadıysanız, paylaşmadıysanız sevginizi, çoğaltmadıysanız onu emek, aşk ve sabır ile. o zaman işiniz zor. Çünkü zorlama sevgiler ve aşklar yaşarsınız, yaşadığınızı sanırsınız ama onlar size ait sevgiler ve aşklar olmaz… Sevgi büyülü sözcük, sihirli anahtar sanki küsleri barıştıran, uzaklardakileri hatta yabancıları yakınlaştıran bir köprü oluverir. Ağızdan dökülen bir çift söz yeter
Sözsüz iletişimin bilinen en popüler öğesi beden dilidir. Beden dili, gözleri, dudakları, başı, elleri, ayakları, omuzları, jestleri, dokunmayı, hareketleri ve duygusal yüz ifadelerini kapsamaktadır. Karşınızdaki kişinin mutlu ya da üzgün olduğunu jest ve mimiklerinden anlayabilirsiniz. Gerçek mutluluğun yüzdeki ifade edilişi, dudaklardan ve göz kapaklarından anlaşılır. Yoğunluk ise dudak hareketiyle belirlenir. Ağız ve dişler bazen eşlik eder. Mutlu bir kişinin ifadesinde
Çocuklarınızı iyi yetiştirin.
Çocukluk dönemi çok önemlidir. Birçok şeyin temeli bu dönemde atılır. Bir yaklaşıma devamlı maruz kalan çocuk bir süre sonra öyle olduğuna inanır ve inandığı şekilde davranışlar geliştirir. Örneğin; devamlı yaramazsın diye yaklaşırsanız çocuk bir süre sonra öyle bir inanç geliştirir ve aynı davranışları devam ettirir. Çocukları olduğu gibi kabul edip, olmasını istediğimiz gibi davranmalıyız. Karşınızdakilerin (çocuğunuz, eşiniz, arkadaşınız…) kişiliğine değil davranışlarına odaklanın. Kişilik değişmez ama davranışlar değişir
Mutluluğa Giden Yolda Kadınları Fethetmenin Yolları
