Anasayfa / İnsan İlişkileri

İnsan İlişkileri

İnsan ilişkilerinde “kendini geliştir!”

Takdir Etmek Bu Kadar Zor mu?

Kendinizi bazen takdir edilme ihtiyacı içerisinde bulduğunuz oluyor mu? Siz elinizden gelenin en iyisini yaptığınız ve harika işler çıkardığınız halde? İç referansı yüksek biri olarak, yani kendi iç tatminimi bir işi iyi yapmakta öncelik almama rağmen, zaman zaman bunun yeterli olmadığını görüyor ve hissediyorum. Zira her insan gibi benim de, başkaları tarafından da motive edilmeye ihtiyacım var. İş yerime bağlılığımı kaybetmemde takdir etme alışkanlığı olmayan ve sürekli hatalara odaklanan yöneticilerle çalışmış olmanın etkisini de göz ardı edemem. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Oysa hiçbir maliyeti olmayan ve çalışan üzerinde son derece olumlu etki yaratan bu eylemi maalesef birçok yönetici ihmal ediyor. Sanırım buradaki en büyük etkenlerden biri çocukluk öğretilerimiz. Ben kırkbeş yaşındayım ve çocuğunu takdir etmenin onu şımartacağı anlayışıyla yetiştirilmiş biriyim. Hatta üniversiteyi kazandığımda rahmetli babam, çığlıklarım karşısında bir sakin ol, herhalde kazanacaksın demişti. Devamını Oku »

Satış Teknikleri: Neye Niyet Neye Kısmet

Bugün aksesuar satan bir dükkana girdim. Küçük, butik bir yer. Dükkan sahibi tek başına koltuğunda oturuyordu. Kollarını kavuşturmuş, benim ürünlere birer birer bakmamı izledi. Tam kol düğmelerinin yanına geldiğimde, bu ürünleri yurt dışından ithal ettiklerini, aynı ürünleri ünlü bir markanın da getirdiğini ve orada çok pahalıya satıldığını, inanmıyorsam gidip bakmamı söyledi. Daha doğrusu gidip bakmamı azarladı. Konuşma tarzını “azarlama” olarak seçmişti anlaşılan.

Ben sadece pazar günü keyifli keyifli alışveriş yapıyordum. Vitrininde hoşuma giden birşeyler gördüğüm için bu yere girmeyi tercih ettim. Ve kendimi anlamsız bir gerilim hattının içinde buldum. Bir an durup, ne olduğunu anlamaya çalıştım. Ama tüm satın alma motivasyonum bitmişti. Devamını Oku »

Başarılı Takım Çalışması ve Sırları

İşbirliği çok daha karmaşık bir hal aldı ancak başarının sırrı hâlâ temel bileşenlerde yatıyor. Günümüzün takımları geçmişin takımlarından çok farklı. Çok daha fazla çeşitlilik arz ediyorlar, dağınıklar, dijitaller ve dinamikler (üyeleri sürekli değişiyor.) Her ne kadar takımlar yeni sıkıntılarla boğuşuyor olsalar da başarılarının özünde hâlâ grupların işbirliğine yönelik temel bileşenler yatıyor.

Takım çalışmasının etkinliğine yönelik temel kavramlar, bu alanda çalışmalarına 1970’lerde başlayan ve organizasyonel davranışın öncülerinden biri olarak kabul edilen J. Richard Hackman tarafından belirlenmişti. Hackman, 40 yılı aşkın bir araştırma sürecinin ardından çığır açan bir içgörüyü fark etmişti: İşbirliğinde en önemli unsur takım üyelerinin kişilikleri, eğilimleri veya davranış biçimleri değildi. Aksine, takımların başarısında “imkan sağlayıcı koşullar” önemliydi. Bizim çalışmalarımızda (“Araştırma Hakkında” kutusuna bakınız.) Hackman’ın belirlediği koşullardan üç tanesinin (zorunlu bir doğrultu, güçlü bir yapı ve destekleyici bir bağlam) takım başarısında hâlâ çok önemli olduğunu gördük. Devamını Oku »

Ona Nasıl “Hayır” Diyebilirim?

Zamanının patronu olmak” isimli eğitimimde katılımcı arkadaşlardan sıkça duyduğum şey, yöneticim benden bir şey isteyince onu erteleyemem ki oluyor. Ona nasıl hayır diyebilirim ki? Hayır demeyi genel olarak bilmediğimizi düşünüyorum. Özellikle de söz konusu olan kişi yöneticimiz ya da çok sevdiğimiz bir kişi ise. Yanılıyor muyum? Siz de hayır deme konusunda sıkıntı yaşıyorsanız bu yazım tam size göre.

Hayır demenize gerçekten neyin engel olduğuna bir göz atalım Devamını Oku »

Kendi Kendinizin Savunucusu Olun

Deneyimli yöneticilerin birçoğu iş yerindeki resmi müzakereleri nasıl idare edeceklerini bilir. Müşteriler ile anlaşmaları, yöneticileri ile bütçeleri, çalışanlar ile ücretleri müzakere etmek gibi… Peki ya fırsat olarak ortaya çıkan gayri resmi müzakerelere ne demeli? Daha iyi bir pozisyona geçmeye yönelik fırsatları fark etmek ve değerlendirmek, zorlu bir durumu tersine çevirmek veya yaptığınız ekstra işler için takdir kazanmak konusunda ne kadar başarılısınız?

Müzakere ve koçluk alanında 35 yılı aşan çalışmalarım sonucunda birçok kişinin bu alanlarda başarılı olamadığını gördüm. Gelin şu örneklere bakalım: Devamını Oku »

İş Başka Arkadaşlık Başka mı?

İş hayatının en çok karşılaşılan cümlelerinden birisidir : “Profesyonel olmak lazım.” Çünkü arkadaşlık ilişkinizin çok iyi olduğu biri iş arkadaşınız veya yöneticiniz olabilir. Bunun tam dersi durum da söz konusu. Başlarda sadece iş arkadaşınız olan biri, daha sonra dostunuz haline gelebilir. İş hayatım boyunca bu konuda birçok örnek yaşadım ya da tanık oldum. Bir de son derece büyük bir coşkuyla başlayıp hüsranla sonuçlanan iş ortaklıkları var. Yıllarca çok iyi dost olan kişiler, birbirleriyle iş yapmaya başladıktan bir süre sonra, birbirlerine adeta düşman kesilirler. Hem dostluklara, hem de işlerine yazık olur.

İş hayatıyla dostluk ve arkadaşlık ilişkilerini bir arada götürmek zordur. Çünkü farklı değerler ve öncelikler ve her şeyden önemlisi menfaatler devreye girmeye Devamını Oku »

Güven Veren “ilk izlenim” Nasıl Yaratılır?

Her nerede olursanız olun ilk izlenim bir ilişkinin her yanını etkileyecek konuların başında gelir. Bazen bir satış görüşmesi, bazen bir iş mülakatı, bazen bir projenin sunum aşaması bazen de sosyal bir ortamda yaşayacağınız deneyim.

Aşağıda konuyu ağırlıklı olarak “satış” bağlamında ele alacak olsak da tüm ilişkilerimiz için benzer olgulardan söz edebiliriz. Devamını Oku »

İletişim Beceriksizliği : Çatışabiliyor musunuz?

Bir eğitmen ve danışman olarak bu yazıma ilham veren şey; kurumlarda sıklıkla fark ettiğim ve sonu bir yere varmayan çatışmaların varlığına dair gözlemlerim. Kısır döngü diye tabir ettiğimiz, negatif duyguların anlamsızca ve enerji yok edecek şekilde yükseldiği iletişim beceriksizliği. Çatışmayı kavga ile karıştıran, anlamlı bir sonuç üretme niyetinden ve amacından son derece uzak güç yarışları. Kurumunuzda bunu yaşamıyor musunuz? Hayır hiç yaşamıyoruz diyorsanız bu yazı, sizler için değil. Ancak içinizden hem de nasıl, olmaz mı dediyseniz bakın size neler anlatacağım.

Öncelikle çatışma kavramının altını çizmekte fayda var. Kurum içi iletişim açısından bakıldığında aslında çatışma; kavga ya da küsme filan değildir. Herhangi bir konuda insanların görüş ayrılığında olması ve bununla birlikte ortaya çıkan durumdur. Bu durumun, kurum açısından negatif veya pozitif anlam ifade etmesi konusundaki bilinç; ortalama bir şirketle, vizyoner bir şirketi ayıran en kritik faktörlerden de biridir bence. Devamını Oku »

Değişim Liderliğinin Altın Kuralları

Yapılan birçok araştırmaya göre değişim projelerinin yüzde 50’si başarısız oluyor. Değişimin amacı çoğunlukla bir problemi çözmek ya da daha iyi bir durum veya düzeye geçmektir. ABD’deki bir araştırmada, bir sinemada konuklara bedava içecek ve özellikle bayat ve farklı porsiyonlarda patlamış mısır sunulmuştur. Daha büyük porsiyonları alanlar ortalama yüzde 53 daha fazla yemişler. Fazla yiyen denekler durum açıklandığında dahi “fazla yediklerini” kabullenmemişlerdir. Bu araştırma göstermektedir ki çoğu zaman sorunlar “KİŞİ(ler)” kaynaklı değil “DURUM/ORTAM” (ne kadar miktarda mısır verdiğiniz) kaynaklıdır! Daha az yemeleri için “KİŞİ”leri değiştirmeye çalışmak yerine “DURUMU” (porsiyonu) değiştirmek yeterlidir.

Ancak gerçek hayatta her değişim çabasında sadece ORTAMI/SİSTEMİ değiştirmek de başarı için yetmeyebilir. KİŞİ(ler)’in kalplerini ve akıllarını da değişime ikna ederek ORTAM/SİSTEM ile birlikte yönlendirmek gerekir. Devamını Oku »

Bitse de Kurtulsak Dedirten Sunumların 7 Özelliği

Bu hafta izlediğim bir kaç sunumdan sonra “topluluk önünde sunum yapmak” ile ilgili en sık karşılaştığım hataları paylaşmak istiyorum. Sahneye çıkmak konusundaki korkumuz ilkokul yıllarında sözlüye kalkmakla başlar sanırım. Yapılan bir çok araştırma topluluk karşısında konuşma korkusunun, korkularımız arasında ilk sıralarda yer aldığını gösteriyor. Aşağıdaki hatalardan kaçınmak bu korkumuzu da hafifletecektir.

1- Hazırlık Aşamasında Yanlış Yere Odaklanmak

Sunumlarla ilgili en temel hata hazırlık sürecinin “dinleyicilerden” çok “kendimize” o havalı bilgilerimize odaklı olmasıdır. Hazırlık aşamasında daha çok neleri anlatacağımıza odaklanırız. Oysa odağımız dinleyicilerin neleri bilmeyi isteyeceği olmalıdır. Devamını Oku »