Anasayfa / İnsan İlişkileri

İnsan İlişkileri

İnsan ilişkilerinde “kendini geliştir!”

Özgüven Arttırmak için Beden Dili önerileri

Özgüven arttırmak ve/veya özgüven yükseltmek için ne yapmam gerekir mi diyorsunuz? Çünkü etrafınızdaki herkes zaman zaman özgüven kaybı yaşıyor ve bu anlarda kendimizi endişeli hissediyoruz. Tam da bu noktada bazı beden dili önerilerimiz ile özgüveninizi tazeleyebilirsiniz. Bu hareketler özgüveni yeniden kazanmak noktasında size yardımcı olacaktır. İşte öz saygınızı ve kendinize olan güveninizi artırmanıza ve güvensizliklerinizden kurtulmanıza yardımcı olacak beden dili önerileri: Devamını Oku »

İletişim Sorunları : Özür Dileyememek

Ailenin bir üyesi için online çiçek siparişi verdik. Teslim tarihi 3 hafta sonra. Web sitesi bize otomatik sordu, “Doğum günü için mi?” “Evet” dedik. Bu soru, verilecek hizmetin önemli bir parçası. Çiçeğin anlamı doğum gününde yerine ulaşmazsa bir hayli azalıyor.

Teslimin yapılacağı gün bir telefon geldi. Çiçek, 3 hafta önceden anlaştığımız gibi sabah saatlerinde değil, ancak akşamüstü yerine ulaşabiliyordu. Bu durum bizim iyiliğimiz, çiçeğin tazeliği içindi. “3 haftadır neredeydiniz yahu?” demedik. “Olur böyle şeyler” dedik. Aradıkları için teşekkür ettik, kapattık.

Gün bitti. Çiçek gitmedi. Biz aradık bu sefer. Dediler ki “İstediğiniz çiçek yüzünden… Anca yarına yetişir.

Tepemiz attı o noktada. Telefonda desibel yükseldi. Derdimiz çiçek olmaktan çıktı. Karşılıklı bir inatlaşma, şirketten hep aynı lafları işitme, aynı konuyu elli kere tekrar etmeler başladı. Devamını Oku »

Seven ve Sevilen İnsan Olmak

İş hayatının en büyük stres kaynağı nedir? İş mi? İnsan mı?

Eminim çok da düşünmeden cevabınızı verdiniz. İş kolaydır, insandır zor olan. Onu tanımak, beklentilerini anlamak, onu üretken ve yaratıcı kılmak, onunla ortak hedefe koşmak zordur.

Bambaşka karakterlere sahip birçok insanı idare etmek zorunda kaldığımız iş hayatında, onlarla paylaştığımız mesaiyi sürdürülebilir kılan en önemli girdi sevgidir. Başta işimizi sevmek. Ardından işlerimizi birlikte yürüttüğümüz insanları sevmek, onlar tarafından da sevilmek. Devamını Oku »

Niçin arkadaşlarınız sizi sizden daha iyi tanıyor?

Hiç yakın arkadaşlarınızın sizi sizden daha iyi tanıdığını ve anladığını düşündünüz mü? Bu kavrama açıklık getiren 3 faktör temelde sosyal algıyla ilişkilendiriliyor. İşte o 3 faktör:

1. Kendini aldatma ve savunma mekanizması

Konu kendi imajımız olduğunda oldukça korumacı olma eğilimindeyiz. Her zaman iyi, akıllı ve nazik olduğumuzu düşünüyor, bunun yanında birçok olumlu niteliğe sahip olduğumuza inanıyoruz. Kırılgan egomuzu korumak adına savunma mekanizmalarını kullanıyoruz. Öte yandan yakın arkadaşlarımız kendi imajımız hakkında bizim gibi düşünmediği için, bizi dışarıdan bir gözle görüp değerlendirebiliyor. Bu elbette arkadaşlarımızın bizimle ilgili ön yargısı yok demek anlamına gelmiyor, sadece bu noktada biz kendi imajımızı korumak adına onlardan daha korumacı bir yapıdayız. Devamını Oku »

Takdir Etmek Bu Kadar Zor mu?

Kendinizi bazen takdir edilme ihtiyacı içerisinde bulduğunuz oluyor mu? Siz elinizden gelenin en iyisini yaptığınız ve harika işler çıkardığınız halde? İç referansı yüksek biri olarak, yani kendi iç tatminimi bir işi iyi yapmakta öncelik almama rağmen, zaman zaman bunun yeterli olmadığını görüyor ve hissediyorum. Zira her insan gibi benim de, başkaları tarafından da motive edilmeye ihtiyacım var. İş yerime bağlılığımı kaybetmemde takdir etme alışkanlığı olmayan ve sürekli hatalara odaklanan yöneticilerle çalışmış olmanın etkisini de göz ardı edemem. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Oysa hiçbir maliyeti olmayan ve çalışan üzerinde son derece olumlu etki yaratan bu eylemi maalesef birçok yönetici ihmal ediyor. Sanırım buradaki en büyük etkenlerden biri çocukluk öğretilerimiz. Ben kırkbeş yaşındayım ve çocuğunu takdir etmenin onu şımartacağı anlayışıyla yetiştirilmiş biriyim. Hatta üniversiteyi kazandığımda rahmetli babam, çığlıklarım karşısında bir sakin ol, herhalde kazanacaksın demişti. Devamını Oku »

Satış Teknikleri: Neye Niyet Neye Kısmet

Bugün aksesuar satan bir dükkana girdim. Küçük, butik bir yer. Dükkan sahibi tek başına koltuğunda oturuyordu. Kollarını kavuşturmuş, benim ürünlere birer birer bakmamı izledi. Tam kol düğmelerinin yanına geldiğimde, bu ürünleri yurt dışından ithal ettiklerini, aynı ürünleri ünlü bir markanın da getirdiğini ve orada çok pahalıya satıldığını, inanmıyorsam gidip bakmamı söyledi. Daha doğrusu gidip bakmamı azarladı. Konuşma tarzını “azarlama” olarak seçmişti anlaşılan.

Ben sadece pazar günü keyifli keyifli alışveriş yapıyordum. Vitrininde hoşuma giden birşeyler gördüğüm için bu yere girmeyi tercih ettim. Ve kendimi anlamsız bir gerilim hattının içinde buldum. Bir an durup, ne olduğunu anlamaya çalıştım. Ama tüm satın alma motivasyonum bitmişti. Devamını Oku »

Başarılı Takım Çalışması ve Sırları

İşbirliği çok daha karmaşık bir hal aldı ancak başarının sırrı hâlâ temel bileşenlerde yatıyor. Günümüzün takımları geçmişin takımlarından çok farklı. Çok daha fazla çeşitlilik arz ediyorlar, dağınıklar, dijitaller ve dinamikler (üyeleri sürekli değişiyor.) Her ne kadar takımlar yeni sıkıntılarla boğuşuyor olsalar da başarılarının özünde hâlâ grupların işbirliğine yönelik temel bileşenler yatıyor.

Takım çalışmasının etkinliğine yönelik temel kavramlar, bu alanda çalışmalarına 1970’lerde başlayan ve organizasyonel davranışın öncülerinden biri olarak kabul edilen J. Richard Hackman tarafından belirlenmişti. Hackman, 40 yılı aşkın bir araştırma sürecinin ardından çığır açan bir içgörüyü fark etmişti: İşbirliğinde en önemli unsur takım üyelerinin kişilikleri, eğilimleri veya davranış biçimleri değildi. Aksine, takımların başarısında “imkan sağlayıcı koşullar” önemliydi. Bizim çalışmalarımızda (“Araştırma Hakkında” kutusuna bakınız.) Hackman’ın belirlediği koşullardan üç tanesinin (zorunlu bir doğrultu, güçlü bir yapı ve destekleyici bir bağlam) takım başarısında hâlâ çok önemli olduğunu gördük. Devamını Oku »

Ona Nasıl “Hayır” Diyebilirim?

Zamanının patronu olmak” isimli eğitimimde katılımcı arkadaşlardan sıkça duyduğum şey, yöneticim benden bir şey isteyince onu erteleyemem ki oluyor. Ona nasıl hayır diyebilirim ki? Hayır demeyi genel olarak bilmediğimizi düşünüyorum. Özellikle de söz konusu olan kişi yöneticimiz ya da çok sevdiğimiz bir kişi ise. Yanılıyor muyum? Siz de hayır deme konusunda sıkıntı yaşıyorsanız bu yazım tam size göre.

Hayır demenize gerçekten neyin engel olduğuna bir göz atalım Devamını Oku »

Kendi Kendinizin Savunucusu Olun

Deneyimli yöneticilerin birçoğu iş yerindeki resmi müzakereleri nasıl idare edeceklerini bilir. Müşteriler ile anlaşmaları, yöneticileri ile bütçeleri, çalışanlar ile ücretleri müzakere etmek gibi… Peki ya fırsat olarak ortaya çıkan gayri resmi müzakerelere ne demeli? Daha iyi bir pozisyona geçmeye yönelik fırsatları fark etmek ve değerlendirmek, zorlu bir durumu tersine çevirmek veya yaptığınız ekstra işler için takdir kazanmak konusunda ne kadar başarılısınız?

Müzakere ve koçluk alanında 35 yılı aşan çalışmalarım sonucunda birçok kişinin bu alanlarda başarılı olamadığını gördüm. Gelin şu örneklere bakalım: Devamını Oku »

İş Başka Arkadaşlık Başka mı?

İş hayatının en çok karşılaşılan cümlelerinden birisidir : “Profesyonel olmak lazım.” Çünkü arkadaşlık ilişkinizin çok iyi olduğu biri iş arkadaşınız veya yöneticiniz olabilir. Bunun tam dersi durum da söz konusu. Başlarda sadece iş arkadaşınız olan biri, daha sonra dostunuz haline gelebilir. İş hayatım boyunca bu konuda birçok örnek yaşadım ya da tanık oldum. Bir de son derece büyük bir coşkuyla başlayıp hüsranla sonuçlanan iş ortaklıkları var. Yıllarca çok iyi dost olan kişiler, birbirleriyle iş yapmaya başladıktan bir süre sonra, birbirlerine adeta düşman kesilirler. Hem dostluklara, hem de işlerine yazık olur.

İş hayatıyla dostluk ve arkadaşlık ilişkilerini bir arada götürmek zordur. Çünkü farklı değerler ve öncelikler ve her şeyden önemlisi menfaatler devreye girmeye Devamını Oku »