Anasayfa / İnsan İlişkileri

İnsan İlişkileri

İnsan ilişkilerinde “kendini geliştir!”

Güven sorunu ilişkiyi sarsar mı?

Güven, insanın hayatta kalıp sevdikleri ile huzurlu mutlu ve kaygılanmadan yaşayabilmesi için gerekli duyguların temelini oluşturur. Güven duygusu sağlam ve ileride güçlü olacak bir ilişkinin en temel ve en önemli yapı taşı sayılır. Güvensizlik üzerine kurulacak bir ilişki sağlam olmayacağı gibi bireyleri de mutsuz eder. Güven ya da güvensizlik bireylerde tabi ki önemli olup aşılması gereken bir sorundur. Eşlerin, partnerlerin birbirine güven duymadığı ilişkilerde acabalar ilişkiyi içten içe kemirir, sarsar ve ilerde bitirir.

Öncelikle güven kolay kazanılacak bir duygu değil evet, ama sevdiğiniz kişiye de eğer güvenmiyorsanız bunu sorgulamanız gerekir. Devam »

Patronunuzu nasıl yönetebilirsiniz?

Patronlar için sıra dışı bir başlık “patronu yönetmek” ve bir o kadar da tehlikeli. Şimdi patrona gitseniz bir eğitim var adam başı 1000 dolar biz şirketten beş arkadaş bu eğitime gitmek istiyoruz derseniz ne ile karşılaşırsınız? Oysa iş yaşamınızda müşterileri, ekibi yönetmek kadar önemlidir patronu yönetmek. Kariyeriniz kadar şirketteki kaderinizi de etkiler. Ne kadar uzun soluklu kalacağınızı belirler. Siz yönetim olarak patronun tüm riskleri kendi üzerine aldığını, işler kötü gittiğinde başka şirkete kaçma şansı olmadığını, % 100 sorumluluk ve piyasadaki saygınlığını koruma baskısının ve beklentilerin neler olduğunu anlamanızı bekler. İşe kendisi gibi sahiplenmenizi ve işi yaşam şekli haline getirmenizi bekler. Siz patronun isteklerini bilmeden yönetemezsiniz. Devam »

Dinliyoruz ama nasıl?

“Ama sen öyle demedin ki?” veya “Ben onu kast etmemiştim!” gibi cümleleri ne sıklıkla duyuyoruz hayatımızda? İletişimle içli dışlı biri olarak, bu konuda eğitici olarak şunu söyleyebilirim ki artık çok duyuyorum. Çünkü işitmeyi bırakıp dinlemeye başlayalı çok oldu. Dinlemek ve işitmek iki farklı olgudur. İşitmek daha çok fizyolojiktir; dinlemek ise organize olmayı, yoğunlaşmayı ve dikkati toplamayı gerektiren bir beceridir ve bu beceriyi geliştirmek mümkündür.

Bu yazımda sizlere dinlemenin türlerini sebepleriyle birlikte aktarmaya çalışacağım.

Konsantrasyon ve dinler gibi görünme. Konu ilgimizi çekmiyorsa, beynimiz hızla konsantrasyonunu kaybeder. Bu esnada karşımızdakiyle göz temasını keseriz. Devam »

Dürüstlüğün getirdiği özgürlük

Ne zaman özgür olur insan? Ahlâklı davrandığında mı? Çok parası olduğunda mı? Her şeyi para ile yapabilir miyiz mesela? Baktığınızda öyle görünüyor. İstediğiniz yere tatile gidebilirsiniz. İstediğiniz arabayı alabilirsiniz. İstediğiniz eşyalara sahip olabilirsiniz. İstediğiniz kadar eğlenebilirsiniz. Okula bile gitmeye gerek kalmaz gibi görünüyor. Bana sorarsanız sadece böyle görünüyor.

Özgürlük seçeneklere ulaşabilme olanağına sahip olmaktır. Para bizi yaşamdaki seçeneklere ulaştırır gibi görünüyor; ama ahlak olmadığı zaman dünyanın tüm parası sizin olsa özgür olamazsınız. Bu bir ikilem gibi görünüyor. Ahlak birçokları için sınırlayıcı bir olgu gibi görünüyor. Tam tersine, ahlak insanı bu dünyada en çok özgürleştiren olgu olarak kabul edilebilir. Devam »

Ekibinizi nasıl birleştirir ve mucize yaratırsınız?

“Öncelikle size meydan okuyarak başlayayım: Olduğunuzdan daha iyi olun. Erişilmez görünen bir hedef belirleyin. Bu hedefe ulaştığınızda, daha da yükseğini belirleyin.”

Spor, iş dünyasında yaygın kullanılan bir analoji. Ekipler, kaptanlar, kazananlar ve kaybedenler var. İlginç olan şu ki iş liderliğiyle ilgili en etkili derslerden birini adını hiç duymadığım bir adamdan, hiç izlemediğim bir spordan öğrendim.

Herb Brooks, 1980 yılında Amerikan buz hokeyi takımına koçluk yaptı. Bu takım Soğuk Savaş sonrası Sovyetler takımını yenerek, “buzda mucize” yarattı ve altın madalya kazandı. Sovyet takımı, geçmiş dört Olimpik altın madalyayı kazanmış ve bu sporu yapan tartışmasız en muhteşem takımdı. Devam »

İlk izlenimi doğru okumak gerekir

Bir zamanlar oldukça popüler olan Scrubs komedi TV dizisi, yeni mezun bir doktor olan ana karakter John Dorian’ın (JD) hastanedeki ilk günüyle başlar. JD, o gün dizi boyunca izlenecek tüm karakterlerle tanışır, onlar hakkındaki ilk izlenimlerini seyredenlerle paylaşır. Hastanede işler zor olsa da etraftaki birçok çalışan JD’ye yardımcı olur, onu destekler. JD de ilk günün sonunda tüm bu kişilere karşı sempati duyar, onlara güvenir. Gözü bir tek Dr. Cox’u pek tutmaz.

Diziyi izlemediyseniz, izlemeyi denemenizi öneririm. İlk beş sezonu çok seveceğinizden, ilk dördünü geri dönüp tekrar izleyeceğinizden eminim. İzlemeyenler için çok da detaya girmeden söyleyeyim, JD’nin ilk gün edindiği çoğu izlenim hatalı çıkar. Dostu zannettikleri düşmanı, beğenmediği adam kurtarıcısı olur. Daha da önemlisi, hem kendisi hem de tüm ilişkileri zaman içerisinde evrilir, değişir. Devam »

İkna etmek için ne gerekli? Nasıl ikna edersiniz?

İnsanlar arası ilişkilerin belki de en önemli unsurlarından birisi de şüphesiz ki insanların birbirlerini herhangi bir konuda ikna etmeleridir diyebiliriz. İkna herhangi bir konuda bir kişinin diğer kişiyi kendi çizgisinin doğruluğuna inandırmasıdır diyebiliriz. İkna etmek şüphesiz kolay bir konu değildir. Bir kişinin diğer bir kişiyi ikna edebilmesi için öncelikle ikna edecek olan kişinin o konuda haklı olması ve kişilik olarak ta güvenilir olması şarttır. Eğer bir kişiyi herhangi bir konuda ikna etmek istiyorsanız öncelikli olarak aşağıda saydığım unsurları yerine getirmiş olmalısınız. Devam »

Niçin iyi yöneticilerin sayısı çok az?

Her yıl şirketlere milyonlarca dolar zarar getiren kötü yöneticiler mevcut. Eğer iş yerinizde kötü yönetici sayısı çok fazlaysa, işiniz batabilir. Çok yaygın görülen bu soruna karşı bir savunma bulunmuyor. Çünkü şirketler yanlış kararlar aldıklarında, bunları hiçbir şey düzeltemiyor. Bununla beraber yöneticileri yeteneklerini esas alarak, doğru biçimde seçen şirketler başarılı oluyor ve önemli bir rekabet avantajı kazanıyor.

Gallup’un tahminlerine göre iş birimleri çapında çalışan bağlılığının en az yüzde 70’inden yöneticiler sorumlu. Bu oran aynı zamanda dünya çapında aşırı derecede düşük çalışan bağlılığından sorumlu. Gallup 2012 yılında iki büyük ölçekli araştırmada Amerikalı çalışanların yalnızca yüzde 30’unun işine bağlı olduğunu ve çalışan bağlılığının dünya çapında yüzde 13 gibi aşırı düşük bir oran olduğunu bildirdi. Daha da kötüsü, geçtiğimiz 12 yılda bu düşük oranlar neredeyse hiç değişmedi. Yani dünya çapında çalışanların çok büyük bir kısmı işyerinde kendini geliştiremiyor ve işe katkıda bulunamıyor. Devam »

Doğru söyleyen neden dokuz köyden kovulur?

Eğitmen alışkanlılığınla yarışma programlarını takip etmeyi\izlemeyi çok seviyorum. Zira bu yarışmalar insanların korkularını, iç güdülerini ve bilinçaltı mekanizmalarını gözlemlemek için çok önemli fırsatlar sunuyor. TV8’de yayınlanan Survivor Yarışması da takip ettiğim yarışmalardan biri..

Yalan söyleyenleri nasıl anlarız diye sormuştu danışmanlık yaptığım bir firmada patron. Çok zor dedim. Ama insanlar neden yalan söylerler tanımlayabilirim.

Bu bir buzdağı gibidir bence. Altında korkular, özgüven eksikliği, kaygı ve endişeler, insani güdülerimiz saklıdır. Survivor Yarışması menşei Amerika olan ve Acun Ilıcalı tarafından Türkiye’ye uyarlanan sıra dışı bir yarışma. Zor koşullar altında hepimizin nasıl da farklı davranışlar gösterebileceğine iyi bir örnek. Devam »

Çalışanından memnun değilsen ne yaparsın?

Çalışanınızdan şikayetçi ve/veya memnun olmayabilirsiniz. Sebebi önemli değil. Başarısızdır, performansı yetersizdir, hal ve gidişatı rahatsız edicidir, ekip arkadaşlarıyla iletişimsizliği söz konusudur vs.. Birçok neden sıralanabilir.

Bu durumda bizim yönetim-ci ne yapar?

Önce ne yapmayacağını söyleyeyim:

Birincisi, asla çalışanını anlamaya, empati yapmaya çalışmaz. Acaba sorun nedir? Varsa sorunu nedir? Özel hayatıyla mı ilgilidir yoksa işiyle mi? İşle ilgiliyse, haklı gerekçeleri var mıdır? Tabii zinhar “Acaba bizim (de) bir noksanımız, yanlışımız var mı?” diye kendini sorgulamaz. Zaten bunu yapacak yürek onda yoktur. Devam »