Anasayfa / İnsan İlişkileri

İnsan İlişkileri

iletişim, iletişim teknikleri, iletişim becerileri, güçlü iletişim ile ilgili haberler ve genel bilgilerin olduğu kategori sayfası

Sıkıntı Yok’tan Aynen’e kadar Kullanmamanız Gereken 10 Kelime!

Etkili iletişim için bir numaralı aracı kullandığımız dildir. Ancak konuşurken bazen kolaya kaçar ve ağzımıza gelen bazı sözcükleri akıl filtresinden geçirmeden dışa vururuz. Bunun iki zararı vardır. Birincisi insanlar sizi dinlerken güvenleri kaybolur ikincisi ise dikkatleri kaybolur. Her durumda onları etkileyemezsiniz, konuşmanın hedefine varamazsınız.

1. Atıyorum (Sallıyorum ve Benzerleri)

Lütfen “ atmayın”! Eğer bir örnek vermek istiyorsanız mutlaka somut ve net bir ifade, sayı belirtin. Vereceğiniz örneğin tarafınızdan önceden düşünülmüş olması bunun için yeterlidir. Yok o sırada bir örnek gelmiyorsa aklınıza niye dinleyenlerinize sormuyorsunuz? Yaklaşık bir sayı vermek durumunda iseniz ve tam olarak konuşamıyorsanız bir aralık belirtin. (100 ila 200 gibi Devamını Oku »

İletişim Kurmak Satranç Oynamaya Benzer!

İnsan, hayatı boyunca etrafındaki diğer insanlara muhtaçtır. En başından alırsak, doğması için bile iki kişiye ihtiyacı vardır. Sonra yaşayabilmesi, doyması, varlığını sürdürmesi, hayatta kalabilmesi için mutlaka bir bakıcıya ihtiyaç duyar. Bu anlamda da doğadaki diğer tüm canlılardan ayrışır.

İnsan, doğası itibari ile öğrenmek ve gelişmek için güdümlüdür. Öğrenmek, sorularına yanıt bulmak, dünyayı, kendini ve tabiatı anlamak için de başkalarına ihtiyaç duyar.

Belli bir yaşa kadar insanın ihtiyaçları daha çok fiziksel ve duygusal boyuttadır. Güvenlik, ısınma, beslenme, bir ailenin parçası olma, ilgi görme gibi. Devamını Oku »

Her baba oğluna mutlaka bu 8 şeyi öğretmeli

Bir çocuğun gelişiminde annenin rolü büyük” diyen kişiler lütfen bir daha düşünün. Çünkü araştırmalar gösteriyor ki ne annenin rolü ne de babanın rolü tek başına yeterli. Anne ve Babanın çocuğun gelişimindeki rolleri ayrı ancak her birisi birbirinden önemli. Özellikle erkek çocukların babalarından öğrenecekleri çok şey var. Bunları 8 maddede derlemeye çalıştık :

1. Nasıl kaybedileceğini ve nasıl kazanılacağını bilmenin önemini anlatın.

Arkadaşları dışında bir çocuğun içinde bulunduğu tüm rekabetlerde en büyük destekçisi babasıdır.

Örneğin herhangi bir yarışa katılan bir çocuk, kazanmanın verdiği hissiyatı bildiği gibi zafere ulaşmanın ne kadar çaba gerektirdiğini de bilir. Devamını Oku »

Performans Yönetim Sistemleri’ni Çöpe Atma Zamanı Gelmedi mi?

CEB tarafından 1358 kurumda yapılan araştırma sonuçlarına göre yöneticilerin yüzde 95’i Performans Sistemlerinden memnun değil. Sistemleri üretmede başrol oynayan İnsan Kaynaklarının yüzde 90’ı da değerlendirmelerin doğru bilgiyi vermediklerini söylüyor. Sizce haksızlar mı?

1980’li yıllarda General Electric’in Ceo’su Jack Welch tarafından ortaya koyulan sistemde performanslar 1 ila 5 arasında kademelendiriliyor ve ücret artışları, prim ve benzeri bonuslar buna göre veriliyordu -ki bu bile tartışılabilirdi- zira rakamlarla ifade edemeyeceğiz birçok rol ve görevle baş etmeye çalıştığımız bir iş dünyasında yaşıyoruz. Değerlendirmelerin ne denli bilinçli, özenli ve adil olduğu da birçok kurumda hâlâ tartışma konusu… Sistemlerin birçoğu uygulanabilirliği açısından yöneticiler tarafından karmaşık, zahmetli de bulunabiliyor. Ve çoğunlukla bir karne havası yaratmaktan öteye de geçmiyor. Üstelik bu karnede notları veren hocaların bazıları bol notlu, bazıları kıt notlu ise… Ya da neye göre notları verdiklerine ya da vereceklerine dair yeterli donanıma Devamını Oku »

Sorumluluk Atmak mı? Sorumluluk Almak mı?

Sorumluluk “kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet” olarak tanımlanıyor.

Peki, genel kabul görür tanıma göre; ben gerçekten sorumluluk alıyor muyum, yoksa “çok paylaşımcıyım” deyip sorumluluğu üzerimden “atıyor” muyum?

Bir işi delege etmek ile sorumluluğu üzerinden atmak aynı şey değildir. İşi delege ettiğinizde, onu aynı zamanda takip de edersiniz. Ya da olası durum budur. Takip etmeyip işi bıraktığınızda, o işin olması gerektiği gibi mi, yoksa kişinin anladığı gibi mi, sonuçlanacağını bilemezsiniz. Bu yüzden bir işi delege etmek sorumluluk gerektirir. Delege ettiğiniz işin sorumluluğunu Devamını Oku »

İş Görüşmesi Teknikleri : Korkma, Uygula ve İşi Al!

Üniversite mezunu iş arama ve iş bulma derdinden daha çok bu sürecin akabinde yaşadığı korku ve endişeler göz ardı edilemeyecek kadar fazla. Birçok uzman sistemin bu safhalarındaki yanlışlarını dillendiriyor. Herkes kendine göre haklı, pek çok yanlış var ama şu anda sahip olduklarımız; kimi isteyerek, kimi hiç istemeden, çoğu birileri tarafından yönlendirilerek seçtiği okullarda 4-5 senedir okumuş ve artık son sınıfta hayata başlama adımının heyecanı içinde olan genç bireyler.

İş arayacaklar, özgeçmişler hazırlayacaklar ve o özgeçmişleri onlarca, yüzlerce bazen binlercesi arasından seçilerek, görüşmeye çağırılacaklar. [Fark yaratan özgeçmiş nasıl yazılır?]

Ne yapacaklar, sorulara istenilen yanıtları verebilecekler mi, iş deneyimleri yok ki, iş deneyiminiz yok ne düşünüyorsunuz sorusuna nasıl cevap verecekler Devamını Oku »

Dinlemenin 7 Yolu : Hangi Dinleme Tercihi Fark Yaratır?

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki insan 2 şey için dinleme yeteneğini canlı tutuyor. İlki ihtiyaçlarımızı karşılamak ikincisi ise önemsediğimizi göstermek. Bir sonraki konuşmayı bitirdiğinizde kendinize şu soruyu sorun lütfen. “İstediğim sonucu alabildim mi?” Çünkü bu yazıyı okuduktan sonra aslında daha fazlasını da alabileceğinizi öğreneceksiniz..

O halde, birini aramadan veya buluşmadan önce durun ve kendinize şunları sorun:

  • Neden dinliyorum?
  • Ne olmasını istiyorum?
  • En iyi sonucu elde etmek için ne gibi bir değişiklik yapmam gerekiyor?

Bilinçli bir seçim yapmaya yönelik olarak, aşağıdaki dinleme amaçları ile zihniyet ve duygularınıza göre elde edebileceğiniz sonuçlar üzerinde biraz düşünün Devamını Oku »

Kariyer yolculuğunda pencerenizi açın, kendizi aşın!

Sağlıklı iletişim kurmak sadece özel hayatımızda değil iş hayatımızın da en önemli parçalarından biri. Çünkü aile hayatında kuracağınız iyi iletişimin ardından huzur, sevgi, şefkat gelmesinin yanında iş hayatındaki iyi iletişim size tolerans sağladığı aşikâr.

Çalışma ortamında kurulacak olan iş ilişkisi duygusal iletişimden öte resmiyet taşır ve hedef işin yürütülmesine yöneliktir.

İş hayatındaki iyi bir iletişim neticesinde :

  • Herkes ne yapması gerektiğini bilir,
  • Herkes amacının ne olduğunu bilir,
  • Kaynaklar, doğru zamanda doğru yerdedir,
  • İşin yapılması için, tüm bilgilere ulaşılabilir,
  • Sorunlar, kurum içinde çözülebilir.

Doğru iletişim kurmak için, öncelikle birey kendini tanımalı, kendi tutum ve davranışlarını bilmelidir. Pozitif yaklaşımı tercih etmeli, ön yargılardan uzak durmalı, dürüst olmalıdır. Devamını Oku »

Sabretme Becerisi Nasıl Gelişir?

Artık her şey değişti! Hepimiz bir diğerimiz için bir parmak mesafesi kadar yakınız. E-mail, mesaj, akıllı telefon vs. derken iletişim her an yanımızda. Pazarlama ve iletişim o kadar farklı noktalara gidiyor ki beklentilerimizi karşılamamaya başladıkça sabır gücümüz gittikçe düşüyor ve sabretme becerisi kayboluyor.

Oysa sabırlı olmayı öğrenmek, insanın mutluluk duygusunu artırıyor, stresi ve anksiyeteyi düşürüyor. Sabretmek, daha temiz ve sakin bir zihin ortamı oluşturduğu için daha başarılı kararlar vermeyi sağlıyor, verimliliği artırıyor.

Sabır artık bugünlerde kaybolmaya yüz tutmuş bir nitelik gibi. Gelen maillere veya mesajlara hızlıca yanıt vermediğimizde, karşımızdakiler sabırsızlanıyor. Devamını Oku »

Z Kuşağı Nedir : 2000 Sonrasında Doğan Çocuklar

Büyüklerimizin (1920 – 1944 arası doğmuş olan “Sessiz Kuşak” üyesidirler) bize “Bizim zamanımızda her şey çok farklıydı; biz sizin gibi davranmazdık” gibi cümleler kurduklarını hatırlarsınız…

Son yıllarda bizler de buna benzer cümleleri fazlasıyla kullanmaya başladık. Çünkü yeni kuşaklarla aramızda önemli farklar oluşmaya başladı. Hepimizin bildiği gibi buna “Kuşak Çatışması” diyoruz.

1945 – 1960 yılları arasında doğmuş, benim gibi “Bebek Patlaması Kuşağı” temsilcileri, kendilerinden sonra gelen 1961 – 1980 yılları arası doğan “X Kuşağı” (Kayıp Kuşak) temsilcilerini anlamakta zorlanmadılar ve onlarla birlikte çalışırken bir takım görüş ayrılıkları olsa da, çok büyük problemler yaşamadılar. Devamını Oku »