Anasayfa / İnsan İlişkileri (sayfa 4)

İnsan İlişkileri

iletişim, iletişim teknikleri, iletişim becerileri, güçlü iletişim ile ilgili haberler ve genel bilgilerin olduğu kategori sayfası

Nesilden Nesile Tüketim Davranışları Farklı Mıdır?

Kuşak ve/veya nesiller içinde yetiştiği dönemin izlerini taşır. Taşıması kadar da doğal bir şey yok. Bugün 50-70 yaş civarında olan, İkinci Dünya Savaşı sonrası doğmuş olan kuşakla (Baby Boomer), yaşları 13-20 arasında olan Z kuşağını birbirinden ayıran özellikler elbette vardır. Her şeyin hemen istediği gibi olmasını isteyen yeni nesille, bütün zorluklara rağmen azmini kaybetmeyen eski kuşaklar, birbirlerinden farklıdır.

Her dönemin kendine has özellikleri, o zamanın ruhunu yansıtır. Teknolojinin içine doğmanın sağladığı imkanlarla Y kuşağı, bilişime, iletişime ve aynı anda birden fazla konuyla ilgilenmeye daha yatkındır. Ama bu kuşağın bütün bireylerinin aynı davranış kalıbında olduğu anlamına gelmez. Devamını Oku »

Farklı Nesillerle Anlaşma En Etkili Yolu Nedir?

Önce nesil ayrımlarını iyi öğrenin, sonra bildiklerinizin tümünü unutun.

Asıl sorumuz şu: İşyerinde farklı nesiller arası “her iki tarafı geliştiren” İletişim nasıl kurulur? Ama öncesinde, bir kaç konuyu netleştirelim…

Kendi kimliğimizin mimarı olduğumuzu düşünürüz. Düşüncelerimizi, inançlarımızı, değerlerimizi kendi kendimize belirlediğimizi sanırız.

Aşağıda görmüş olduğunuz heykel, bir elinde çekici bir elinde çivisiyle kendi kendisini yaratan insanı anlatır.

Bu kuvvetli görsel mesajın arkasında yalın ama önemli bir düşünce var.

İnsan kendi kendinin mimarıdır.

Doğru.

Ancak Yarı-Doğru. Devamını Oku »

Takdir Edememek

Lisede öğrenciyken birkaç büyük tenis turnuvasında çizgi hakemliği yaptım. Çok garip bir iş. Kortun bir kenarında, güneşin altında, genelde ayakta duruyorsunuz. Gözünüzü sizin sorumluluğunuza verilen bir çizgiden ayırmıyorsunuz. En önemli göreviniz, eğer top çizginin dışına düşerse “OUT!” diye avazınız çıktığı kadar bağırıp elinizi o yönde kaldırmak. Tam o anda herkesin (hakem, oyuncu, izleyici) sizi duyması lazım. Tenis maçı izlerken dikkat ederseniz, bunu gözlemleyebilirsiniz.

İşin gözlemleyemediğiniz bir yanı daha var. Oyuncular arada dinlenirken, yüksek sandalyesinde oturan orta hakem tüm çizgi hakemlerine tek tek bakar. Onlara geri bildirim verir. Eğer zor ama doğru bir karar vermişseniz, sizi başıyla onaylar ve çeşitli yüz hareketleriyle takdir eder. Hiç kaçmaz! Devamını Oku »

Siz, Sizinle Çalışmayı İster Miydiniz?

Yönetici pozisyonları için yaptığımız mülakatlarda görüşmemizin temelini oluşturan iki önemli sorum oluyor adaylara:

“Siz, sizin gibi bir yöneticiyle çalışmak ister miydiniz?”

“Nasıl yönettiğinizi izah eder misiniz?”

Bu iki soru üzerine saatlerce konuşabiliriz. Hep anlattığımız gibi, en zoru insanın kendini bilmesi, kendinin farkında olmasıdır. Yönetici olduğunuzda ise bu mesele daha da zorlaşıyor. Elbette birçok kişi ne kadar demokrat, babacan, yeri geldiğinde ne kadar sonuç odaklı olabildiğinden bahsediyor. Ama inanın, bu klişe cevaplar değil duymak istediğimiz.

Dünya standartlarında liderliğin kabul görmüş bazı kuralları var zaten, bunlara sahip olmanız en temel gereksinim. Ancak yeni dünyada bu da bize yetmez. Bize kendi tarzı, duruşu olan ve ilham verebilen liderler lazım. Devamını Oku »

“Bugün Okul Nasıl Geçti?” Dışında Sorulabilecek 60 Soru

Çocuklarımız bizim zamanlarımıza göre çok daha yoğun ve çok daha dijital yaşamın içindeler. Biz yetişkinler de TV, internet, whatsapp, facebook, instagram derken ailemizle ve çocuklarımızla daha az konuşuyoruz. Çocuklarımızla baş başa vakit geçirmek için yemeğe çıktığımızda bile herkes kendi sandalyesinde ve ellerinde cep telefonu mümkün olan en az konuşmayı yapar olduk.

Gün sonunda eve geldiğimizde çocuklarımıza sorduğumuz soru ise hep “Bugün okul nasıl geçti “oldu. Cevap mı? Cevap çoğu zaman “İYİ”. Devamını Oku »

Etkili ve ikna edici kişilerin farklı yöntemlerinin neler olduğunu biliyor musunuz?

Doğuştan ikna etme yeteneğine herkes sahip olamasa da bazı yetenekler geliştirilebilir, yöntemler belirlenebilir ve alışkanlıklar değiştirilerek daha ikna edici olma yolunda ilerleyebiliriz. Peki nasıl daha etkili ve ikna edici olabiliriz?

#1 Bir fikri anlatırken veya bir şeyi savunurken konunun sonuna hızlı geçiş yapmak yerine dinleyicilerin sizle aynı fikirde olacağı görüşlerle başlamak bir sonraki anlaşma için bir alt yapı hazırlar. Araştırmalara göre kısa süreli de olsa bir anlaşma sağlamak, sürekli bir anlaşma hali etkisi yaratabiliyor.

#2 Konuşurken inandığınız veya savunduğunuz fikirlere “inanıyorum ki”, “bence” gibi niteleyiciler eklemek yerine gözü pek olmayı, kendinize güvenmeyi deneyin. Şüphe duymaya yatkın insanlar dahi karşısında kendine güvenen bir konuşmacı olduğunda ikna edilmeye yatkın olabiliyor. Devamını Oku »

Özgüven Arttırmak için Beden Dili önerileri

Özgüven arttırmak ve/veya özgüven yükseltmek için ne yapmam gerekir mi diyorsunuz? Çünkü etrafınızdaki herkes zaman zaman özgüven kaybı yaşıyor ve bu anlarda kendimizi endişeli hissediyoruz. Tam da bu noktada bazı beden dili önerilerimiz ile özgüveninizi tazeleyebilirsiniz. Bu hareketler özgüveni yeniden kazanmak noktasında size yardımcı olacaktır. İşte öz saygınızı ve kendinize olan güveninizi artırmanıza ve güvensizliklerinizden kurtulmanıza yardımcı olacak beden dili önerileri: Devamını Oku »

İletişim Sorunları : Özür Dileyememek

Ailenin bir üyesi için online çiçek siparişi verdik. Teslim tarihi 3 hafta sonra. Web sitesi bize otomatik sordu, “Doğum günü için mi?” “Evet” dedik. Bu soru, verilecek hizmetin önemli bir parçası. Çiçeğin anlamı doğum gününde yerine ulaşmazsa bir hayli azalıyor.

Teslimin yapılacağı gün bir telefon geldi. Çiçek, 3 hafta önceden anlaştığımız gibi sabah saatlerinde değil, ancak akşamüstü yerine ulaşabiliyordu. Bu durum bizim iyiliğimiz, çiçeğin tazeliği içindi. “3 haftadır neredeydiniz yahu?” demedik. “Olur böyle şeyler” dedik. Aradıkları için teşekkür ettik, kapattık.

Gün bitti. Çiçek gitmedi. Biz aradık bu sefer. Dediler ki “İstediğiniz çiçek yüzünden… Anca yarına yetişir.

Tepemiz attı o noktada. Telefonda desibel yükseldi. Derdimiz çiçek olmaktan çıktı. Karşılıklı bir inatlaşma, şirketten hep aynı lafları işitme, aynı konuyu elli kere tekrar etmeler başladı. Devamını Oku »

Seven ve Sevilen İnsan Olmak

İş hayatının en büyük stres kaynağı nedir? İş mi? İnsan mı?

Eminim çok da düşünmeden cevabınızı verdiniz. İş kolaydır, insandır zor olan. Onu tanımak, beklentilerini anlamak, onu üretken ve yaratıcı kılmak, onunla ortak hedefe koşmak zordur.

Bambaşka karakterlere sahip birçok insanı idare etmek zorunda kaldığımız iş hayatında, onlarla paylaştığımız mesaiyi sürdürülebilir kılan en önemli girdi sevgidir. Başta işimizi sevmek. Ardından işlerimizi birlikte yürüttüğümüz insanları sevmek, onlar tarafından da sevilmek. Devamını Oku »

Niçin arkadaşlarınız sizi sizden daha iyi tanıyor?

Hiç yakın arkadaşlarınızın sizi sizden daha iyi tanıdığını ve anladığını düşündünüz mü? Bu kavrama açıklık getiren 3 faktör temelde sosyal algıyla ilişkilendiriliyor. İşte o 3 faktör:

1. Kendini aldatma ve savunma mekanizması

Konu kendi imajımız olduğunda oldukça korumacı olma eğilimindeyiz. Her zaman iyi, akıllı ve nazik olduğumuzu düşünüyor, bunun yanında birçok olumlu niteliğe sahip olduğumuza inanıyoruz. Kırılgan egomuzu korumak adına savunma mekanizmalarını kullanıyoruz. Öte yandan yakın arkadaşlarımız kendi imajımız hakkında bizim gibi düşünmediği için, bizi dışarıdan bir gözle görüp değerlendirebiliyor. Bu elbette arkadaşlarımızın bizimle ilgili ön yargısı yok demek anlamına gelmiyor, sadece bu noktada biz kendi imajımızı korumak adına onlardan daha korumacı bir yapıdayız. Devamını Oku »