Anasayfa / İnsan İlişkileri (sayfa 7)

İnsan İlişkileri

iletişim, iletişim teknikleri, iletişim becerileri, güçlü iletişim ile ilgili haberler ve genel bilgilerin olduğu kategori sayfası

Kendinle Konuşmak Aksilikleri Engelliyor

Aksilik hayatımızda kaçınılmaz olan şeyler listesinin başlarında yer alır. Bir şeyler planlarsınız ve bazen sonuçsuz kalır. Aksilik, kaçınılmazdır ve hem içinizdeki gücü test etmek, hem de kişisel gelişim için bir fırsat sunmak üzere ortaya çıkar. Webster´s New World Dictionary´ye göre aksilik, “talihsizlik, perişan ve sıkıntılı bir durum, bir facia ya da bir felaket” olarak tanımlanır. Bunun anlamı, küçük bir olaydan yaşamı alt üst eden bir felakete kadar çeşitli şekillerde ortaya çıkabileceğidir. Aksiliğin sizi etkileme derecesi, bakış açınız, geçmiş deneyimleriniz ve kişisel gelişim düzeyiniz ile belirlenir.

Her şey yolunda gittiğinde, yaşamak kolaydır. Esas zorluk, aksilik sizi iki gözünüzün ortasından vurduğunda kendinizi iyi hissetmeye devam etmektir. İşte bu noktada, iç konuşma, yaşamsal önem taşır. İç konuşma, kendiniz hakkında düşündüğünüz ve söylediğiniz şeydir. Devamını Oku »

İçinden Çıkamadıklarımız ve İçimize Attıklarımız

Neden duygularımızı bastırırız? İnsan neden içine atar? İçimize attığımız ve bastırdığımız duygularımızdan ne kazanırız? Ne kaybederiz? Bu yüzden mi olacak şeyler olmaz, karmakarışık olur, harap olur, ters düz olur?

Duyguların bastırılmaması, içe atılmaması gerektiği hep söylenir, ancak bunu herkes başarabilir mi? Birçok insan; bağırıp çağırması, ağlaması gerektiği zaman gözyaşlarını içine akıtır. Yaşadığımız olumsuz olaylar, bastırılan duygular, konuşup anlatamadığımız veya haksızlığa uğradığımız anlar. Gün geliyor bunlar, fiziksel hastalık olarak açığa çıkıyor.

İçimize attığımız her şey katlanarak ve katmanlaşarak ilerde daha ağır hasarlara neden oluyor. Sonra zorluyor organları. Devamını Oku »

Zor olan “müşteri” değil; algımızı yönetebilmek

En önemli sorulardan biridir şu soru : “Müşteriler bizden ne bekler?” PricewaterhouseCoopers’ın “Küresel Toplam Perakende Araştırması” sonuçlarına göre bu sorunun cevabı: İyi bir müşteri deneyimi, kişiye özel fırsatlar ve hız. Bu beklentileri karşılayabilmek içinse öncelikle yapmamız gereken müşterimizi ve ilişkide olduğumuz kişileri yorumsuz anlayabilme alışkanlığını kazanmak. Fakat gelin, bunu başarmanın neden söylemekten çok daha zor olduğuna beraber bakalım.

Güneşli bir Cumartesi sabahında Kadıköy’den Eminönü’ne geçmek için sabah 10:15 vapurunu yakalamıştım. Yanıma yaşlıca iki bayan, karşıma da yanında tek çocuğu olan otuzlu yaşlarında bir kadın oturdu. Yaşlı bayanlar biraz aralarında konuştuktan sonra içlerinden biri pek mutsuz gözüken karşımdaki çocuğa “Adın nedir senin?” diye sordu. Devamını Oku »

Mükemmel Çalışanlardan Mükemmel Takım Olur mu?

TED.com üzerinde Margaret Heffernan bir konuşmasına kısa bir hikayesi ile başlıyor. Evrimsel Biyolog olan William Muir gerçekleştirdiği bir deneyini anlatan Heffernan bu deneyde tavukları daha üretken nasıl yapılabildiğine değiniyor.

Tavuklar gruplar halinde yaşadıkları için Muir öncelikle ortalama özelliklere sahip bir sürü seçiyor ve altı kuşak boyunca sürüyü kendi hâline bırakarak gözlemliyor. Aynı zamanda en üretken tavuklardan oluşan ikinci bir grup oluşturuyor ve her yeni kuşakta üreme için sadece en üretken olanları seçiyor. Devamını Oku »

Lider Olarak Saygı Nasıl Kazanılır?

Red Hat’in CEO’su Jim Whitehurst, kitabından yapılan bu uyarlama yazısı ile özellikle şirkette yeniyseniz, takımınızdakilerden farklı bir geçmişiniz varsa ve otorite konumunda değilseniz bir organizasyon içerisinde nasıl saygınlık kazanabileceğinizden bahsediyor.

Organizasyonunuzun liyakat algısında nerde duruyorsunuz? Kendinize şu soruyu yöneltin: “İnsanlar bana saygı duymak zorunda oldukları için mi saygı duyuyorlar, yoksa bu saygıyı hak ederek mi kazandım?” Çoğu insan yüksek pozisyonlar ve unvanları isterken bunun arkasında yatan neden başka insanların onlara saygı duymak zorunda kalmasıdır. Fakat bu saygı benim için saygının en alt kademesi, özellikle size saygı duyan kişi, sizden yaşça ya da rütbe olarak daha düşük bir seviyedeyse. Saygı kazanılmalıdır, unvanla ilgili değildir. Devamını Oku »

Sözlüğüne bakabilir miyim?

“Beni neden anlamıyorsun?”
“Seni artık tanıyamıyorum…”
“Daha ne kadar açık anlatabilirim!”
“Ben sana böyle mi dedim?”
“Sanırım anlaşamayacağız.”
“Beni yanlış anladın!”
“Bunda anlamayacak ne var?”

Siz bu cümleleri ne kadar sıklıkla kuruyorsunuz ya da duyuyorsunuz?

İşin içine “anlaşılamamak”, “anlatamamak”, “anlaşmazlık” girdiği zaman çılgına dönebiliyoruz. Ruhumuz daralıyor, ses seviyemiz yükseliyor, kanımız çekiliyor, adeta beynimize kan sıçrıyor; çünkü karşımızdaki bizi “anlamıyor”! Devamını Oku »

Özgeçmişte (CV) Selfie Olur mu?

Türkiye’de özgeçmiş hazırlarken olmazsa olmazlardan biri de fotoğraf. Türkiye diyorum çünkü bazı ülkelerde özgeçmişte fotoğraf istemek ya yasak ya da uygun bulunmuyor. Genelde fotoğraf üzerinden yorumda bulunma veya ırkçılık gibi konular olduğu için fotoğraf kullanılmıyor. Bizde durum daha farklı. Yani fotoğrafsız cv ler direk çöpe atılıyor. Mülakata gelse fark yaratabilecek adaylar buna benzer teknik sebeplerden dolayı basitçe elenebiliyor. Devamını Oku »

İş yerinde niçin ağlarız?

İş hayatındaki stres bizde bir çok duyguyu ortaya çıkartabilir. Yönetici koçu olarak, iş yerinde mutluluk, üzüntü, hayal kırıklığı gibi farklı duygular ile her gün karşılaşıyorum. Fakat her ne kadar pek çok duyguyu yaşasak bile, çalışanların genel algısı çalışma ortamında kimsenin ağlayarak, yenilgi bayraklarını çekmiş bir şekilde görülmemesi gerektiği yönünde. Eğer yönetici olarak bir çalışanınızı ağlattıysanız, temel amacınız bunun bir daha asla olmamasını sağlamak olmalı. Nasıl mı?

Birincisi tam olarak ne olduğunu kavramalısınız. Ağlamaya sebep olan neydi? Devamını Oku »

Ruh halinizi nasıl yönetebilirsiniz?

Kişinin yaşam performansını birebir etkileyen önemli faktörlerden biri “ruh hali” dir. Yapılan araştırmalar, ruh halini etkin bir şekilde yönetebilenlerin iş hayatında daha başarılı olduklarını da ortaya koyuyor. Ruh halini yönetebilme becerisi aynı zamanda, iç motivasyonumuzu korumamız ve daha mutlu bir iş yaşamı sürdürebilmemizde de büyük etken.

Peki, nedir bu ruh hali denilen şey? Öncelikle duygu ile ruh hali arasındaki farkı anlamamız gerekiyor. Duygular; genel olarak fizyolojik ve bilişsel öğelere sahip ve davranışı etkilemeye dair duyumlardır. Çabuk oluşur ve çabuk yok olurlar. Örneğin; gergin geçen bir toplantıda konuşulanlar esnasında aklımızdan geçen düşüncelerin eşliğinde hızla; öfke, hayal kırıklığı, üzüntü ve/veya şaşkınlık duygularını art arda yaşayabiliriz. Ruh hali ise; yaygın, uzun süreli olan ve belirginleşmesi halinde kişinin davranışlarını ve dünyayı algılayış biçimini önemli ölçüde etkileyen duyguların bileşimidir. Hangi duyguları sıkça yaşıyorsak onun getirdiği ruh haline bürünürüz. Devamını Oku »

İkna etmek için sihirli ifade : “Tercih Sizin”

Beynimiz üç farklı bölümden oluşur: Rasyonel beynimiz, duygusal beynimiz ve ilkel beynimiz. Rasyonel beynimiz bilinçli düşüncelerimizden sorumluyken, duygusal beynimiz bilinçaltı duygulardan ve ilkel beynimiz de bilinçdışımızdan sorumludur. Yeme-içme gibi temel yaşamsal fonksiyonlarımızdan ve bilinçdışı davranışlarımızdan sorumlu olan ilkel beyin, doğası gereği çıkarına uygun olmayan hiçbir şeyi yapmıyor. Çıkarına uymayan, güvenli olmayan şeyden kaçma eğilimi gösteriyor. Biz bunun davranışa dönüşmüş şeklini genelde refleks olarak görüyoruz.

Her ne kadar rasyonel beyin bilinçli düşünüyor olsa da, kararlarımızın ardında ilkel beyin yatıyor. Dolayısıyla tüketicileri ikna etmenin yolu ilkel beyini etkilemekten geçiyor. Aslında, ilkel beyni etkilemenin birçok yolu var. Ancak bu yazıda olukça güçlü bir yöntem üzerinde durmak istiyorum. O da insanlara kâr-zarar gösterip seçimi onlara bırakmak. Devamını Oku »