Kendinizi KEFE’ye koydunuz mu?
İstediğimiz bir şey için herekete geçtiğimizde kaçımız devam edebiliyor ve hedefimize ulaşabiliyoruz? Başarısızlığa uğradığımızda bunun nedenlerini kendimizde de arıyor muyuz? Gelin kendimizi KEFE’ye koyalım. Yani Kuvvetli ve Eksik yanlarımızı tekrar gözden geçirelim, Fırsat’ları ve Engel’leri dikkate alalım.
Bireyler ve örgütlerin değişimin baskısı altında olduğu gerçeği artık hepimiz için çok açık. hale geldi. Gün geçmesin ki, bir sohbette, iş toplantısında, televizyon programında 

Nezaket kurallarının modasının geçtiği yargısına varmak için acele etmemek gerek. Çünkü bu kurallar, mükemmelliğe giden yolda en iyi egzersiz.
Yaşam, koşullara uyum sağlamaktan geçer. İnsan, en gelişmiş uyum yeteneğine sahip bir varlıktır. Bizim toplumlarımız güvenlik, rahat ve zevk üzerine kuruludur. En önemli hazinemiz, koşullarımızı anlayıp onları kendi yararımıza göre kullanmaktır.
Kendi kendinin lideri olmayı bilen ve bu konuda başarılı olan insanlar, kişisel performans standartlarına uymak amacıyla kendi düşünce ve davranışlarını etkilerler.
İş alanında kendinizi geliştirmek vakit harcıyor musunuz yoksa bildiklerinizle mi yetiniyorsunuz?
Tayyip Erdoğan yakışıklı mı?
Meslek seçimi çok faktörlü bir süreçtir. Bu sürecin insanın 30-40 yılını etkileyeceğini de düşündüğümüzde ne kadar önemli ve önemsenmesi gereken bir süreç olduğu ortadır.
İş yerleri sıkıcılığın ötesinde eğlenceli bir ortama da dönüşebilir. Ofis içi ilişkileri esprili bir dille anlatan çeşitli öneriler, bunun ipuçlarını veriyor.
Türkiye, çağdaş uygarlığı yakalamak ve 2023’te Avrupa Birliği’nin ortalama refah düzeyine ulaşmayı hedefliyor. Ancak sürdürülebilir bir büyüme ivmesini yakalamak yalnız hükümetlerin sorunu değil. Bu büyük hedef için herkesin kendine göre bir şeyler yapması gerekiyor. Sızlanmanın, yakınmanın ve onu bunu eleştirmenin bir faydası yok. İşlerin rayına oturması ise yönetimlerin kalitesi kadar, insanların bilgi, beceri ve moral düzeylerini yükseltmelerine de bağlı. Ülkenin, ekonominin daha iyi bir yere gelmesi ancak 7 ile 70 yaş arasındaki
Hani hepimiz yaparız ya, hiçbir şeyi atamayız bir türlü. Giymediğimiz giysiler, ayakkabılar, çantalar, eşofmanlar, biblolar, kül tablaları, kullanılmayan bir elektrik sobası, yenisini aldığımız halde eski fırın. Hani adeta evi onlar için tutmuşuz da biz de arada sığınmış yaşıyoruz. Neredeyse bize yer yok.
