Anasayfa / manşet (sayfa 2)

manşet

Kararların sana mı ait?

Dün gece uyumadan hemen önce kısa bir instagram turu yaparken kuzenimin bir paylaşımına rastladım. Muhtemelen İstinye civarlarından çekilmiş, çok hoş bir boğaz fotoğrafı. Altına da yorum yazmış. Buraya kadar her şey çok normal değil mi? Aslında bundan sonrası da gayet normal. Yazdığı yorum da son derece güzel. Gel gör ki yorumdaki tek bir cümle uykumu kaçırmaya yetti.

Cümlenin aynısını yazmayacağım, özetle diyordu ki; geçmiş geçmiştir, bizler bugün aldığımız kararlarla yarınımızı şekillendiriyoruz.

Anında kafamda kocaman bir soru işareti!

Öyle mi acaba?

Ya da şöyle soralım; aldığımız kararların ne kadarı kendi irademizle alınmış olabilir? Devamını Oku »

İngilizce Yazma Becerisi Geliştirmek için 7 Yol

Birçok defa yabancı dil öğrenmek, ingilizce konuşmak ve yabancı dil geliştirme üzerine yazdık. Bu yazımızda ingilizce yazma becerisi nasıl gelişir konusuna değinmek istedik. Otobüs bileti almak, doktora gitmek, kalacak yer bulmak ya da ağzını açıp bir çift laf etmek… İngilizce öğrenen çoğu öğrenci bu dilde konuşmak için sabırsızlanır; sonuçta iletişim kurmak için öğreniyorsun dili. Fakat yazma becerisinin de iletişimin çok önemli yönlerinden biri olduğunu unutma (Snapchat ve Instagram çağında yaşıyor olsak bile, bu bir gerçek.) Sana yardımcı olmak için, ingilizce yazma becerini geliştirirken faydalanacağın aşırı kullanışlı 7 ipucunu bir araya getirdik Devamını Oku »

Kendi şirketimi kurarken öğrendiğim 5 (çok zor) ders

Dünyanın en yüksek 4. gökdeleninden atlamanın nasıl bir duygu olduğunu hiç merak ettiniz mi? Eğer kendi işinizi kuruyorsanız bu duyguyu tanıyorsunuz demektir.

Ücretli çalışma yaşamını sonsuza kadar terk etmek ve kendi işinizi kurmak için verdiğiniz karar, Dünya Ticaret Merkezi binasından ölümle aranızı sadece bir paraşütün ayırdığı bir atlayış yapmak kadar (hatta belki de daha fazla) ürkütücü olabilir.

Küçük işletmelerde ters gidebilecek pek çok şey vardır. Ama o tersliklerle karşılaşıldığı zaman yola devam etmek için ne yapılacağını bilmek, başarıyla yenilgi arasındaki farkı yaratır. İster yeni bir uygulamayı hayata geçirmiş, ya da yerel bir mağaza açmış olun, bir felaketi sadece kabullenmekle kalmayıp, onu atlatabilecek gücü de sergileyebilmek paha biçilmez bir deneyimdir. Kendi şirketimi kurarken öğrendiğim 5 (çok zor) dersi sizlerle paylaşmak istiyorum Devamını Oku »

İşe Mutlu Başlamak için Olmazsa Olmazlar

Nefret ettiğiniz bir işte çalışmak, sizden daha kıdemli birinin eziyetine maruz kalmak için hayat çok kısa. Birçok insan mesleğinde yükselmek veya para kazanmak için nefret ettiği işlerde çalışmakta… Bazen de insanlar yeni bir yerde sıfırdan işe başlamaktan veya iş bulamamaktan korkuyor. Ailemizi riske atmaktan ve parasız kalmaktan hepimiz korkuyoruz. Ama bilmeliyiz ki bir süre sonra insanlar yarattıkları korkulara inanmaya başlar ve adım atamaz hale gelir. Hayatımızı korkuların şekillendirmesine izin vermeyelim…

Bir günlük zaman diliminin büyük çoğunluğunu geçirdiğimiz iş hayatının size uyguladığı eziyet, belirli bir süre sonra sizin beden ve ruh sağlığınızdan çalacaktır. Devamını Oku »

Pozitif insanları, negatif insanlardan ayıran ve fark yaratmalarını sağlayan 15 özellik

Pozitif insanların enerjisini daha onlarla konuşmadan bile, varlıklarını gördüğünüz an hissedebilirsiniz. Gözlerindeki bakışlarda, beden dillerinde ve tüm davranışlarında farklı bir enerji vardır.

Her insan negatif düşünce ve duyguların etkisinde kalabilir. Burada önemli olan bu olumsuz düşünce ve duygu durumunda ne kadar kaldığı.

Peki, nasıl pozitif enerjili olunabilir? Devamını Oku »

Hız hayattan mı, yoksa ölümden mi bir kaçış?

Günümüzde zamanlar birbirinin aynı. Saplantılı bir zaman hastalığı bize zamanın bitmediğini, hiç zaman kalmadığını, acele etmemiz gerektiğini telkin ediyor. Büyüğün küçüğü yendiği bir dünyadan, hızlının yavaşı yuttuğu bir dünyaya doğru gidiyoruz. Artık hepimiz hız tarikatının müritleriyiz. Ancak bizim başımızı döndüren, bizi sarhoş eden hızın ta kendisi. Suikast ettiğimiz de kendi hayatlarımız.” Bu tespit Kemal Sayar’ın Yavaşla isimli kitabında yer alıyor.

Evet kendi hayatlarımıza suikast ediyoruz. Yemeklerimizi artık hakkını vererek değil, fast food tarzı mekanlarda ayak üstü yiyiyoruz. Bugün 2 milyar insana obezite teşhisi yapıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Ülkemizde nüfusumuzun %25’i obez. Devamını Oku »

​Nereye Gittiğinizin Farkında mısınız?

Gözlerinizi kapatın, derin bir nefes alın ve kendinize şu soruları sorun :

  • Böyle giderse 10 yıl sonra nasıl bir hayat yaşıyor olacağım?
  • Gelecekte kendimi nerede görmek istiyorum?

Şimdi biraz düşünün ve soruları cevaplayın, hatta cevaplarınızı yazın. En son ne zaman kendinize bunları sordunuz ve şu anda cevaplarınızı mı yaşıyorsunuz, yoksa …?

Bu soruları sorunca Alice Harikalar Diyarında’dan çarpıcı bir bölüm geldi aklıma. Hani şu Alice’in ormanda bir yol ağzına gelip nereye gideceğini bilemezken tavşana sorduğu soru: “Hangi yoldan gitmeliyim?“. Bu sorudan önce başka bir soruya cevap vermemiz Devamını Oku »

Hakettiğiniz Ünvan Nasıl İstenir?

Unvanınız sahip olduğunuz her şey değildir ama sizin için bir önemi vardır. Size yeni bir rol önerildiğinde veya uzun zamandır aynı pozisyonda çalışıyorsanız hak ettiğiniz unvan hakkında nasıl düşünmelisiniz? Unvan için görüşmeye değip değmeyeceğine nasıl karar veriyorsunuz? Eğer zam bile alamayacağınızı düşünüyorsanız unvanınızda bir değişiklik istemeli misiniz? Madalyonun öbür yüzüne bakacak olursak; patronunuz zam olmadan unvanınızda terfi önerirse nasıl karşılık vermelisiniz?

Uzmanlar ne diyor? Yeni bir pozisyonu kabul ederken veya yeni bir terfi için uğraşırken çoğu insan maaş anlaşmasına eğilim gösteriyor. Ama iş unvanınız da bu denklemin bir parçası olmalı diyor Getting (More of) What You Want kitabının yazarlarından ve Stanford Graduate School of Business profesörü olan Margaret Neale. Devamını Oku »

Birini İkna Edememenin 10 Nedeni

Medyada 20 yıla yakın reklam satış ve pazarlama alanlarında çalıştım. “Ne işle meşgulsün?” diye sorduklarında “özünde satışçıyım” derdim. Karşımdaki kişinin yüzü hafifçe asılır, gizliden gizliye bir küçümseme ifadesi suratına yayılır ve ardından şunu söylerdi: “Ay ben asla satışçı olamam.” Neden? “Benim ağzım hiç iyi laf yapmaz!” Sanırım bu cümle satış mesleğine karşı önyargıyı da net bir şekilde açıklıyor. Peki neden bu önyargı? Veya satışçı olmak gerçekten birisini bir ürün ya da hizmet almak için zorlamak mı demektir? İkna aslında nedir, ne değildir? İkna bir süreç, satış ise bir sonuçtur. Süreci etkin bir şekilde yönetemeyenlerin bir kişiyi gerçek anlamda ikna etmeleri de mümkün olmuyor. İkna, başkalarında düşünce ve davranış değişikliği yaratma süreci olduğundan yüksek ölçüde iletişim, duygusal ve sosyal zeka becerileri gerektirir. Ve ikna bir manipülasyon ya da dil cambazlığı da değildir.

Sizlere iknada sık rastlanan 10 kritik hatadan bahsetmek istiyorum Devamını Oku »

Sözünde Mükemmel Olmaya Yatırım Yap

Freud, “Sözcüklerin sihirli güçleri vardır. Sözcüklerle bir insanı çok mutlu edeceğiniz gibi onu derinden üzebilirsiniz. Sözcükler, insanda en güçlü duyguları uyandıracak, onları eyleme sürükleyecek güce sahiptir.” der.

İnsana küçükken söylenen sözler onun kaderini belirler. Küçükken olumlu sözler duyan çocukların kendilerine güveni yüksek, olumsuz sözler duyanlarınsa düşük olur. Birisi bir çocuğa sen çirkinsin derse, çocuk prenses olsa çirkin olduğuna inanır ve bu inançla büyür. Olumsuz nitelemeler bir insanı lanetlemekten farksızdır. Ben bu anlamda “Lafın canı vardır.” deyişine çok inanırım. Sözlerin genç bir zihinde yarattığı inançları yıkmak kolay olmaz. Devamını Oku »