Anasayfa / manşet (sayfa 3)

manşet

Karizmatik Değil, Alçakgönüllü Liderlere İhtiyacımız Var

Liderlik kavramını saplantılı bir şekilde abartıyoruz.

Liderlik elbette çok değerli ama birlikte yaşama ve birlikte başarma bilinci olmayan bir topluluğu tek başına bir liderin refaha kavuşturması da mümkün değil. Bugün çoğu şirket çalışanlarının şirkete bağlılıklarının düşük olması, liderliği yücelten, yönetmeyi ve insana değer vermeyi küçümseyen anlayış nedeniyledir.

Karizmatik liderler”, şirketleri yönetirken “birlikte başarmaya değil”, tek başlarına kendilerinin hem hedefi belirleyecekleri hem stratejiyi saptayacakları hem de her konuda en doğru kararı alacakları inancında oldukları için, çalışanlar da doğal olarak kendilerini şirkete yabancı hissederler, kendi kişisel gündemlerinin dışındaki konulara ilgi göstermezler.

Hiçbir şirket, sadece tek bir insanın emir komutasıyla başarılı olamaz. Bütün kararları şirket liderinin aldığı Devamını Oku »

Mutsuz bir çalışan mısınız?

Bankacılık, hukuk, danışmanlık ve muhasebe gibi kurumsal alanlarda kariyerinizin başlangıcındayken sizden daha kıdemli çalışma arkadaşlarınızın çok zeki, çok çalışkan olduklarını düşünebilirsiniz. Ama kariyerinizde ilerlerken başarılı olmak için başka bir şeye daha ihtiyacınız olduğunu öğreneceksiniz. 40 yıllık bankacılık kariyerimde başarının en önemli faktörünün “Duygusal Zeka” (EQ –Emotional Inteligence) olduğunu öğrendim. Duygusal zeka olmadığında şirketiniz için en fazla sadık bir çalışan olabiliyorsunuz. Ama diğer taraftan da silik, takdir görmeyen ve hatta bir türlü terfi alamayan mutsuz bir çalışan oluyorsunuz.

Duygusal zeka; kendi ve diğer insanların duygularını izleme, farklı duygular arasında ayrım yapabilme ve bu duyguları uygun etiket ve düşüncelerle davranışlarına yansıtabilme yeteneğidir. American Express tarafından 2013 yılında yapılan araştırmanın sonuçlarında Devamını Oku »

Müşteri Kaybetmek için Püf Noktalar!

Birçok yerde müşteriyi kazanmanın yolları, müşteriyi elde tutmanın kuralları gibi reçeteler sunuluyor. Bazen işe tersinden bakmak daha dikkat çekici olabiliyor. Bu sebeple, tezsiz yüksek lisans sınıfıma satın alma davranışlarında yaşadıkları, onları “sinir eden” durumları raporlamalarını istedim. Bu durumların birçoğu altı ana başlıkta toplandı.

1. Fiyat karmaşası yaratın

Fiyat, müşterinin en hassas olduğu konulardan biridir, çünkü “bu ürün bu fiyata değecek mi?” sorusu hep zihnini meşgul eder. Bu hassasiyetteki müşteriyi kaçırmanın en kolay yolu, fiyatı çocuk oyuncağına çevirmektir. Devamını Oku »

Bir Kurtulma Hikayesi : Hayatımızı Esir Alan Tuzaklar

Hikayeyi okuduğum anda; “kendimizi neredeyse uyuşturarak yaşadığımız hayatta uyanmamız için gönderilen ve anlaşılması zor gibi görünen anlamlı bir tesadüf daha” demiştim kendi kendime…

Güney Asya’da kullanılan bir maymun tuzağını anlatıyordu hikaye :

“Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir tuzak vardır. Bir Hindistan cevizinin içi oyulur ve bir ucundan iple ağaca bağlanır. Hindistan cevizinin diğer ucuna ince bir delik açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur.

Açılan bu delik sadece maymun elini açıkken sokabileceği bir büyüklüktedir Devamını Oku »

O Kayık Her Zaman Boştur

Genç bir çiftçi kayığıyla nehirde akıntıya karşı kürek çekerken kan ter içinde kalmıştı. Yetiştirdiği meyveleri köye götürüyordu. Hava çok sıcaktı, bir an evvel teslimatını yapıp karanlık basmadan evine dönmek istiyordu. İleriye baktığında kendi teknesine doğru hızla yaklaşan bir kayık gördü. Yolundan çekilmek için deli gibi kürek çekti ama bir işe yaramadı.

“Yönünü değiştir! Bana çarpacaksın!” diye bağırdı. Ama kayıkta bir değişiklik olmadı ve sonunda ona gelip çarptı. “Gerizekalı!” diye bağırdı çiftçi. “Bu koca nehirde gelip benim kayığıma çarpmayı nasıl başardın?” Kayığa öfkeli bir şekilde bakarken içinde kimsenin olmadığını gördü. Halatından koparak akıntıya kapılan boş bir kayığa bağırıyordu Devamını Oku »

İletişim belki her şey değil ama çok şeydir!

Hepimizin hayatını değiştiren bir kavram; iletişim. Evde, okulda, iş yerinde, sokakta, bankada, hastanede; her yerde. Gününüzün nasıl geçtiği ve geçeceği bir andaki iletişime bağlı. Öyle sihirli ki; bizi bir meleğe de dönüştürebiliyor, bir şeytana da.

İletişimde en önemli an; ilk karşılaşma ya da ilk izlenim. Birisi ile ilk karşılaştığımızda  bir şey olur, pek çok deney bu konuda bazı süreler veriyor, kabaca ilk 90 sn diyebiliriz. İlk 60 saniyede karşımızdaki hakkında bir fikrimiz, görüşümüz, duygumuz oluşuyor. Ve bu olumlu ya da olumsuz her ne ise çoğu zaman da öyle gidiyor. Elinizde hiçbir somut veri olmamasına rağmen yani, şöyle yaptı, böyle baktı, şunu dedi, türünden bir argüman olmamasına rağmen bilinç dışı zihnin yakaladığı ipuçları ile bir kanaatiniz oluşuyor ve çoğu zaman da bu böyle gidiyor. O halde yeni tanışmalarımızda ilk karşılaşma için özen göstermek ve bu görüşme Devamını Oku »

Yaratıcılığınızı Geliştirmek için 7 Yol

Herkes yaratıcı olmak ister, fakat radikal fikirler üretmeye geldi mi çoğu kişi kendine güvenmez. Yaratıcı olma yolları hakkına birkaç bilgi vermeden önce yaratıcılık hakkında şu yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz. İyi haber: aslında herkes yaratıcı olabilir. Önemli olan bunu gerçekleştirmek için doğru koşulları oluşturmaktır. İşte yaratıcılığınızı ortaya çıkarmak ve yüksek seviyede başarı elde etmek için ilham verici fikirler kitabının yazarı David Margolis’den bazı tavsiyeler:

1- Fikir üretmeyi bir alışkanlık haline getirin

Kendinizi her gün bir fikir ortaya çıkarmaya şartlayın. Bu sizin yaratıcılık kasınızı, her gün spor salonuna gitmenin vücudunuzu güçlendirmesi gibi, güçlendirecektir. Devamını Oku »

Şu 5 pişmanlığı yaşamayın!

Ölüm döşeğinde olsanız en çok neden pişmanlık duyardınız?

Yok, korkmayın bayram günü ölüm üzerine bir yazı yazmayacağım. Tersine hayatın gerçek manası üzerine bir yazı bu.

Ölüm döşeğindekilere kulak veren hemşire

Bronnie Ware ölüm döşeğindeki hastaların son 12 haftasını geçirdiği palyatif ünitede 8 yıl hastalarla tek tek sohbet etmiş bir hemşire. Onların ölmeden önce en çok neden pişman olduklarını anlamaya çalışmış. Bulduklarını büyük bir titizlikle tasnif edip kişisel blogunda paylaşmış. İlk sene 3 milyondan fazla kişinin okuduğu bu listeyi sonradan “Ölüm Döşeğindekilerin En Büyük 5 Pişmanlığı” adlı kitaba aktarmış. Bu konunun yoğun ilgi görmesinin anlaşılır bir nedeni listedeki her pişmanlığın hayata dair sarsıcı bir ders olması Devamını Oku »

Yetki devrinde ideal ölçü nedir?

Yetki devrinin önemi konusunda hemen hemen herkes hemfikir… Tartışmalı olan nokta liderin çalışanlarını ne kadar yetkilendirmesi gerektiği… Kimilerine göre lider sadece stratejiyle ilgilenmeli, kimilerine göre lider ipleri sıkı tutmalı… Peki bunun bir ideal ölçüsü yok mu?

Liderin Çalışanları Ne Kadar Yetkilendirmesi Gerekir?

Liderin, işlerin ayrıntısına girip girmemesi gerektiği, çok tartışılan bir konudur. Liderin sadece hedef ve stratejiyle ilgilenmesi gerektiğini savunanlar olduğu gibi, ayrıntılara inmeyen bir liderin gerçek anlamda liderlik yapmadığını savunanlar da vardır. Devamını Oku »

Ekip için iş daha nasıl anlamlı hale getirilebilir?

NASA’da çalışan bir temizlikçi ile ilgili çok bilinen bir hikâye vardır: Kendisine John F. Kennedy tarafından NASA’daki görevinin ne olduğu sorulduğunda, “Ay’a insan göndermeye yardım ediyorum.” şeklinde bir cevap verir. Bu anekdot, genellikle, en sıradan işlerin bile doğru bir bakış açısı ve iyi bir liderlikle nasıl daha anlamlı görünebileceğini anlatmak için kullanılır.

Günümüzde çalışanların, çalıştıkları işlerden beklentileri iyi bir maaştan çok daha fazla oldu. Para insanları işe çekebilir fakat amaç, anlam ve ilginç ve değerli bir iş yapıyor olmak, hem çalışanların çalışma süresini hem de ne işte ne kadar çok çalışacaklarını belirler. Yapılan işte bir anlam bulmak o kadar önemli hale geldi ki artık en anlamlı işler için bir kamusal sıralama bile var. Her ne kadar çekici bir işin nasıl olması gerektiğini Devamını Oku »