Anasayfa / manşet (sayfa 30)

manşet

Affetmek En Başta Kendinize Yaptığınız İyiliktir

Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur : “Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?” Öğrenciler tereddütsüz kabul ederler. “O zaman bundan sonra ne dersem yapacağınıza söz verin. Şimdi yarın ki, ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz.”

***

Öğrenciler bu işten pek bir şey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarında patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilere şöyle der öğretmen:

“Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın. O kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.” Devamını Oku »

Sözcükler ya “penceredir” ya da “duvar”

İletişim, düşünce ve duygularımız her yolla aktarabilmektir. İletişim; ne söyleyeceğimizi bilmek, bunu ne zaman söylemenin daha uygun olacağına, nerede söylemenin doğru olduğuna karar vermek, en iyi nasıl söyleneceğini düşünmek, olayları basitçe anlatabilmek, akıcı bir dille ve karşımızdaki kişiyle göz ilişkisi kurarak konuşabilmek, dikkati yoğunlaştırmak ve verilen tepkiyi fark edebilmektir.

İletişim, anlaşılmak için mi, anlaşmak için mi?
İletişim, konuşmak mı, dinlemek mi?
İletişim, anlamak mı, anlatmak mı?

Seçimler bakış açımızı ve iletişim tarzımızı belirliyor. Değer yaratan iletişim için öncelikle iletişim amacımızı bilmeliyiz, karşımızdakini anlamalıyız, gözlemlemeli ve dinlemeliyiz. Devamını Oku »

Yaşam Sürücüsünün 7 Dersi

Yaşamda ne yapacağımızı bulma konusundaki muhteşem örneklerden biri otomobil metaforudur.

Bir otomobil şoförü olduğunuzu düşünün. Otomobilin nereye gideceği, sizin vizyonunuza ve hedefinize bağlıdır. Dolayısıyla hedefi olmayan birinin otomobili ya bir yere gidemez ya da serseri mayın gibi dolaşır.

Otomobilin bir yere gidebilmesi için en önemli koşul yakıtının olmasıdır. Otomobil bir Mercedes ya da Ferrari de olsa yakıtı olmazsa bir yere gidemez. Yakıt insan yaşamında motivasyon ve umuttur. Otomobilin de zamanla yakıtı bittiği gibi, insanın da umudu ve motivasyonu zamanla azalır. Otomobili benzinliğe sokup yakıt aldığımız gibi, umudumuzu ve motivasyonumuzu yenilemek için vizyon tazelemeliyiz. Devamını Oku »

İçerik Kral’sa, Bağlam Kraliçe’dir

Yeni Nesil Öğrenme temasıyla “Öğrenmenin Geleceği” konulu bir oturumda bana da kısa bir sunum yapma fırsatı düşünce, bir süre hangi geleceğe dair bir şeyler söylemem gerektiğini kestiremedim. Kurumsal öğrenme işinin içindeki biri olarak, futuristik bir şeyleri tahminlemeye çalışmaktansa (tam da o günlerde Geleceğe Dönüş filmindeki tarih gelip çatmış ve bizim halen uçan kay kaylarımız yokken), yine aradığımı evde buldum!

Elbette Mira! 3,5 yaşında ve Mindcraft diyemezken, orada kendisine bir dünya kurmuş durumda.. İlginç olan ise, kendi dünyasını geliştirmek için iyi oyuncuların videolarını izliyor. Devamını Oku »

Bize Dokunmayan Yılan Bin mi Yaşamalı

İnsanlığımızın en büyük ayıplarından biri belki de, kendi hanemiz dışında olan bitene karşı takındığımız umursamaz tavır. “Ayıp” diye adlandırıyorum bu tavrımızı, bu kadar keskin, bu kadar net, bu kadar basit, bu kadar kısa ve bir o kadar acımasız. İçimize işlemiş “aman, bize ne?” kalıbı; fakat iyi dileklerimiz hep ardından gelmiş bu umursamaz sözcüklerin “Allah yardımcısı olsun.” Aslında iyi bir dilek mi bu yoksa içinde farklı anlamlar mı barındırıyor, bilinmez. Allah yardımcısı olsun deriz ama gizliden de ekleriz “Bizden uzak olsun…”

Bizden uzak olsun çünkü biz birbirimizden gittikçe uzaklaşmaktayız. Devamını Oku »

Mutlu son için, bahanelerinizden vazgeçin!

İstediği oyuncağa daha hızlı ulaşmak için ayağa kalkan bebek “yürürsem düşerim” diye aklından geçirirse, oyuncağına nasıl ulaşabilir?

Peki daha da önemlisi yürümeyi nasıl öğrenebilir?

Boyumuzun ortalama 85 cm olduğu o dönemlerde dev işlere imza atarken, koca koca insanlar olunca, kafamızı camdan dışarı uzatmamızı engelleyen bu büyük yapıştırıcı ne olabilir sizce? Bunun adına yapıştırıcı diyorum; çünkü bu “şey” her ne ise, bizi olduğumuz yere yapıştırıp hapsediyor. Devamını Oku »

Danışmanlık mı? Koçluk mu?

Şu ana kadar koçluk ile ilgili bir tanım yok. Evet hayat koçu, yaşam koçu, koçluk gibi tanımlamaların aslında tam bir karşılığı yok. Bir çalışmaya başlarken, bir Koç olarak siz, ne kadar koçluğu anlattığınızı düşünseniz de kişiler tam anlayamayabilirler. Anlayamamalarının en basit sebebi; bu durumu daha önce deneyimlemedikleridir. Bir seans sonunda artık ne demek istediğimi tam olarak ifade ettiğimi anlamanın rehaveti beni her zaman bir nebze de olsa rahatlatır. Devamını Oku »

Başarılı Takım = Başarılı Lider

Liderliğin önemli sınavlarından biri başarılı takımlar kurmak ve bu takımları paylaşılan vizyona doğru harekete geçirebilmek. Çünkü başarı çok bireysel görünse de takım işidir. Bireyin tek başına ulaşabileceği başarı noktası ile takım olarak ulaşılabilecek başarı noktası arasında ciddi farklar olur. Tabi bunun için başarılı bireylerin takım içinde de başarıyı yakalayabilmeleri gerekir.

İş hayatı da takım sporlarında olduğu gibi bireysel başarının takım başarısı ile dengelenmesini ve toplamda ulaşılacak sonucu değerli görür, onurlandırır. Yanındaki arkadaşlarını hiçe sayarak, onların oyuna katılmasının önünü kesen, top kendisine geçtiğinde çevresindeki herkesi unutarak tek adamlığa oynayan kişi sonunda takım dışı kalmaya mahkumdur. Devamını Oku »

Her Şey Ters mi Gidiyor?

Kendimizi her şeyden sorumlu mu tutuyoruz? Ortada kötü olan her şeyin tüm sebebi biz miyiz?

Eğer bu bakış açısı içindeysek, hayatınızdaki güzel gelişmelerden aşırı gurur duyarken, olmayanlar için de ya kendimiz ya da başkalarını veya çevreyi suçlamaya başlarız. Herkesi suçlamaya başlarsak zamanla ne olur? Gayretimizi daha artırırız, her şeyi kontrol etmeye çalışır, daha fazla çalışır, daha fazla mücadele ederiz… Bazen abartır; tartışmalar, kavgalar ve hatta savaşlar çıkartırız. Devamını Oku »

“BENCE” yerine?

Bence” kelimesini, neden kullanabileceğinizi hiç düşündünüz mü? Ben hiç düşünmemiştim. Hangi zamanlarda kullanıyordum. Ne oluyordu da bu cümle dudaklarımdan hop diye çıkıveriyordu, bilemiyorum. Çünkü kullandığımız her cümle, gün içerisinde o kadar otomatik ağzımızdan çıkıveriyor ki, anlamıyorsunuz. Aslında anlaşılmayan; o kadar cümle yığınını bir anda konuşmak. Uygun olan sözcükleri bularak, anlamlı bir cümle yapısı kurmak, inanın aslında o kadar da kolay değil. İlkokula başladığınız daha ilk günlerde, manalı cümleleri bir araya getirmek için; parmağınız nasır tutuncaya ya da ruhunuz bunalıncaya kadar alıştırmalar yapardık. Şu andaki öğrenimde, parmaklar nasır tutmasa da, ruh bunaltılarının devam ettiğini herkes biliyor. Devamını Oku »