Anasayfa / manşet (sayfa 30)

manşet

Kendinize Vakit Ayırmak Hakkınız

İlk birkaç stajımda ve tam zamanlı işimde, yaptığım işe ne ne kadar adanmış olduğumu göstermeye büyük önem verirdim. Gece geç saatlere kadar çalışmalar, hafta sonu iş yapmalar, tatillerde çalışmalar, birisi bir şey istediğinde işi hemen yapmaya ne denli istekli olduğumu göstermeye hevesliydim. Bu bir açıdan iyiydi. 7/24 çalışacak ve sonuç verecek kadar güçlü biri olduğuma dair ün yaptım. Ama tabi bu iki ucu keskin bir kılış: İş arkadaşlarınız sizin 7/24 müsait olmanızı “bekliyor.” Akşamlarım iptal edilmiş yemekler dizisine dönüşmeye, hafta sonlarım ise havada asılı kalmaya başladı. Fazlasıyla gereksiz fedakarlıklarda bulundum ve dürüst olmak gerekirse bu kanamayı durdurabilecek tek kişi olduğumu anlayana kadar da acı çektim. Devamını Oku »

Tembellik bu mu?

Havanın soğuğu camın arasından sırtına vururken üşüyordu, kadın. Gözlerini yavaşça aşağı indirdi. Son zamanlarda bir türlü uygulamaya geçiremediği kararları hatırladı.

Spora, yeni aldığı kitabı okumaya, rejim yapmaya, geçen hafta yazmaya başladığı yazıyı tamamlamaya, artık yeni bir hobi bulmaya, yazlıkları kaldırıp kışlıkları çıkarmaya, çocuklar için ‘en iyi okulu’ araştırmaya, hafta başındaki toplantı için sunum hazırlamaya, evdeki bozuk fön makinesini tamire götürmeye, ekmek yememeye, her gün en az bir iyilik yapmaya ve bunlar gibi daha bir sürü şeye başlanılmaya niyetlenilmiş, hepsi de halledilmeyi bekleyen birer canavara dönüşmüşlerdi. Devamını Oku »

İşi yönetmek, biraz da sayıları yönetmektir

Baştan ticari bakış açışı ile ilgili devam edeceğimi söylemeliyim ki, askerlik anısı anlattığım sanılmasın.. Gençlik yıllarına kadar her akşam, her hafta sonu ve her yaz aylarım küçük bir markette geçti. İş hayatına da banka müfettişi olarak başlayıp, 4 yıllık bir tecrübe sonrasında tam da 27 yaşında askerliğe.. Yaklaşık 5 ay geçireceğim Ardahan’da görevlendirilmek üzere Albay’ın karşısına çıktığımda heyecandan buz kesmiştim. Kısa, hatta çok kısa bir mülakatın ardından, zira yukarıdaki bilgiler yetmişti, beni aile kantininde görevlendirdi. Buyurun size yetenek yönetimi!

Görev tanımını ve beklentilerini, iş takibi kurallarını çok net koydu; hedefi ve ödülü de söyleyip gönderdi. Toplam 3 dakika sürmemiştir! Devamını Oku »

Satışçı Mülakatlarında Nasıl Başarılı Olunur?

Satış temsilcisi olmak en zor mesleklerinden biri elbette. Satış temsilciliğine ait iş görüşmeleri de bazen bir o kadar zorlayıcı olabilmektedir. Herhangi bir mülakattaki genel kabul gören tekniklerin dışına çıkarak, durumu her iki taraf içinde olumluya çevirecek farklı bir teknik kullanarak başarı yakalanabilir.

Mülakat yöneticisi olarak katıldığım sayısız seçme ve değerlendirme oturumlarından ayrıca bu konuda aldığım spesifik birkaç eğitimden ve halihazırda bu tekniklerin nasıl uygulanması gerektiğini anlatan bir eğitmen ve danışman olarak söyleyebileceğim Devamını Oku »

Evlilik Terapisti ne yapar?

Evlilik terapisti evlilik sorunları ve çözümleri üzerinde uzmanlaşmıştır. Çiftin koyduğu hedef doğrultusunda çalışır. Çift özel bir sorunun çözümü (cinsellik, aldatılma) için, evliliği iyileştirmek için ya da boşanmayı hedefleyerek terapiye gelir. Evlilik terapisi konusunda bazı önyargılar bulunmaktadır. Bu önyargılar evlilik terapisinin insanların boşanmasını hızlandıracağı ya da hiç işe yaramayacağı şeklindedir. Geç kalmadan motive bir biçimde gelen çiftlerde evlilik terapileri tahminlerin ötesinde işe yarar. Evlilik terapistinin size nasıl yardımcı olacağı konusunda bir fikir vermesi dileğiyle aşağıdaki maddelere göz atmanızı Devamını Oku »

“İş Yapma Şekillerimizi Değiştirelim” ama Nasıl?

Kurumsal bir firmadaki 16 yıllık iş hayatımın özellikle son 10 yılında binlerce kez duyduğum bu cümle son dönemlerde artık bana pek de fazla bir şey ifade etmeyen bir klişeden başka bir şey değildi. Binlerce kez derken abarttığımı düşünmeyin lütfen. Ortalama bir hesapla, üst yönetimle haftada ortalama 2 kez yapılan toplantılarda, ortalama 2-3 kez tekrarlandığını düşünürseniz az bile söylemiş olabilirim.

Başlarda bu kimsenin görmediği ama varlığına inandığı bir “efsane”, söylendiğinde her şeyi değiştirme gücüne sahip “sihirli bir söz” , cevabını arayıp bulmamız gereken “bir bilmece” gibi geliyordu kulağıma. Ama zamanla, bunu en çok söyleyen ve kendinden Devamını Oku »

Egosuz Yönetici var mıdır?

Ego: ben, benlik, kendilik demektir.

Ego insanın hem özne boyutunu tanımlayan irade, bilinç ve vicdanı hem de onun nesne boyutunu tanımlayan, dürtülerini, iç isteklerini, tutkularını, içsel enerji kaynaklarını içine alan çok boyutlu bir kavramdır.

Çalıştığımız kurumlarda yöneticiniz tam bir egoistse işte işimiz zor çünkü dört çeşit yönetici örneği vardır. Aslında o kadar çok ki ben dörde sığdırdım :)

İlki, kendi egosunu tatmin eden insan egoist yöneticiyi temsil etmektedir. Devamını Oku »

Kendinle Konuşmak Aksilikleri Engelliyor

Aksilik hayatımızda kaçınılmaz olan şeyler listesinin başlarında yer alır. Bir şeyler planlarsınız ve bazen sonuçsuz kalır. Aksilik, kaçınılmazdır ve hem içinizdeki gücü test etmek, hem de kişisel gelişim için bir fırsat sunmak üzere ortaya çıkar. Webster´s New World Dictionary´ye göre aksilik, “talihsizlik, perişan ve sıkıntılı bir durum, bir facia ya da bir felaket” olarak tanımlanır. Bunun anlamı, küçük bir olaydan yaşamı alt üst eden bir felakete kadar çeşitli şekillerde ortaya çıkabileceğidir. Aksiliğin sizi etkileme derecesi, bakış açınız, geçmiş deneyimleriniz ve kişisel gelişim düzeyiniz ile belirlenir.

Her şey yolunda gittiğinde, yaşamak kolaydır. Esas zorluk, aksilik sizi iki gözünüzün ortasından vurduğunda kendinizi iyi hissetmeye devam etmektir. İşte bu noktada, iç konuşma, yaşamsal önem taşır. İç konuşma, kendiniz hakkında düşündüğünüz ve söylediğiniz şeydir. Devamını Oku »

Rotanı değiştirmeye hazır mısın?

Doğum, yaşam ve ölüm. Hayatın üzerinde tartışma götürmeyen belki de en net denklemi. Bebeklik, çocukluk, gençlik derken bir de bakmışız ideal ömrü neredeyse yarılamışız. Bundan sonra sorular ve sorunlar artarak hayatımızda yer bulmaya başlar. Neleri iyi yapabiliyorum, neleri yapamıyorum, neleri yapmalıyım diye beynimiz sürekli bize sorular yöneltir. Bu düşünce trafiğinde ilerlerken çoğu zaman en önemli soruyu sormayı unuturuz. Neyi yapmaktan keyif alıyorum?

Çoğumuzun yetiştirilme tarzı bu soruyu kendimize sormamıza olanak tanımaz. Belirli kurallar ve kalıplar çerçevesinde kalmayı tercih ederiz.

Şimdi arkanıza yaslanın ve düşünün “Neyi ve neleri yapmaktan keyif alıyorum?Devamını Oku »

İçinden Çıkamadıklarımız ve İçimize Attıklarımız

Neden duygularımızı bastırırız? İnsan neden içine atar? İçimize attığımız ve bastırdığımız duygularımızdan ne kazanırız? Ne kaybederiz? Bu yüzden mi olacak şeyler olmaz, karmakarışık olur, harap olur, ters düz olur?

Duyguların bastırılmaması, içe atılmaması gerektiği hep söylenir, ancak bunu herkes başarabilir mi? Birçok insan; bağırıp çağırması, ağlaması gerektiği zaman gözyaşlarını içine akıtır. Yaşadığımız olumsuz olaylar, bastırılan duygular, konuşup anlatamadığımız veya haksızlığa uğradığımız anlar. Gün geliyor bunlar, fiziksel hastalık olarak açığa çıkıyor.

İçimize attığımız her şey katlanarak ve katmanlaşarak ilerde daha ağır hasarlara neden oluyor. Sonra zorluyor organları. Devamını Oku »