Anasayfa / manşet (sayfa 30)

manşet

Mutlu Bir Hayat Tamamen Sizin Elinizde

İnsanların genel itibariyle şöyle bir önyargıları var. “Eğer biri mutluysa, mutlaka hiçbir kaygısı yoktur.” Bu varsayım bazen doğru bazen de yanlış. Şöyle ki.. Etrafınızda hiçbir şeyi dert etmeyen mutlu insanlar olabilir. Ancak bu genelleme herkes için doğru mudur? Yani gerçekten mutlu insanların dert edecek hiçbir şeyi yok mudur?

Öncelikle bu soruya yanıt verebilme için mutluluk kavramını tanımlamamız gerekiyor. Herkes mutluluğun ruhsal bir durum olduğunu düşünür. Ancak mutluluk, pozitif bir ruh halinin durumudur. Bu tanımlama daha doğru ve açıklayıcı olur. Negatif insanlar, mutlu bir durum içinde dahi sorunlar bulabilirken, pozitif insanlar bunun tam tersini yaparlar. Devamını Oku »

Tükendiniz mi?

Son günlerde kiminle konuşsam, işi bırakıp daha basit yaşayacağım bir düzen kurmak istiyorum. Bıktım ve yoruldum bu iş hayatının karmaşasından deyip duruyor. Dünyanın internet üzerinden en geniş iş dünyası iletişim ağı ve sosyal platformlarından biri olan Linkedin’de  biraz araştırma yaparsanız, birçok profesyonelin mevcut işi olduğu halde, yeni iş arıyorum ibaresini görebilirsiniz. İş dünyası bence tartışılmaz bir tükenmişlik içinde.

İnsan kaynakları literatürüne bile giren tükenmişlik sendromu, Dünya Sağlık Örgütü’nün 1998’de yayınladığı Dünya Sağlık raporunda; fazla çalışma ile ortaya çıkan aşırı bir duygusal yorgunluk ve bunun sonucunda iş ve sorumluluklarını yerine getirememe durumu olarak tanımlandı. Devamını Oku »

Ezber Bozmak Güzeldir!

İş hayatımızda yaptığımız bazı işler standarta bağlanmış ve alışılagelmiştir. Hatta o işi o kadar çok tekrar edersiniz ki “gözlerini kapatsan, yaparsın” kıvamına  gelirsin. Çünkü bu tip işler beyne kazınır ve ezber hale gelir.

Peki ya ezber bozulursa…

Yönetim Danışmanı Tanzer Bilgen‘in TEDxReset Konferansı’nda anlattığı bir hikayeyle ezber nasıl bozuluyor sizlerle paylaşmak isterim. Devamını Oku »

Farkındalık Kazanmak: Nasıl Biri Olmak İstiyorsunuz?

Geçmişte de, bugünde de ve gelecekte de hayatın her noktasındaki başarı için sorulacak bir soru var ise o da hayatınıza ‘Nasıl Bir Adam ve Kadın Olarak Yola Devam Etmek İstiyorsunuz?’ olacaktır. Her kim bu soruya yanıt verme eyleminde bulunursa bilsin ki hem iş hayatında hem de sosyal yaşamında arzu ettiği hayatı yaşaması için ilk ve en önemli adımı atıyor demektir. 

Öyle kolay değildir elbet bu soruya yanıt vermek. Her şeyden önce objektif olmak gerekir. Ve kendini her anlamda değerlendirmek için yalnız kalmaya ve odaklanmak için sessizliğe ihtiyaç vardır. Ve bilinmelidir ki; başarıya yalnızca herkesin tam anlamıyla odaklanmasına olanak sağlandığı sessiz anlarda ulaşılabilir. Ve kişi her gün en az 10 dakika bile olsa kendine böyle bir an yaratmalıdır. Devamını Oku »

Dikkat Dağınıklığı Yaratıcılığı Besler

Genelde yaratıcı olmak için yoğun ve uzun bir odaklanma gerektiği düşünülür. Ama bu doğru değildir. Yapılan bir dizi araştırmada yaratıcılığı yüksek insanların, daha az yaratıcı olanlardan daha geniş malumata açık olan insanlar olduğu ortaya çıkmıştır. Yaratıcılığı düşük insanlar genelde dikkatlerini tek bir noktaya yoğunlaştırır ve deneyimlerini kısıtlarlar. Yaratıcı bir çözüm düşündüğünüzde sürekli odaklı kalmak bu nedenle doğru bir yaklaşım değildir. Örneğin, Pennsylvania Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışma, dikkat hapları diye anılan ilaçların beyni tam sekiz saat bir probleme odaklayabildiğini fakat günün sonunda problemin çözümü için hiçbir gerçek içgörünün çıkmayabildiğini Devamını Oku »

Bildiğimiz ama Hayata Geçiremediğimiz 13 şey

Bir şeyi hayata geçirmek ile o şeyi bilmek arasında o kadar fark var ki.. Çünkü bazen durumun farkına varmamıza rağmen, hayatımızın içine sokmayı maalesef beceremeyiz.

İşte öğrendiğimiz ancak uygulamadığımız yaşam bilgilerinden birkaçı.

1. Bugünün işini yarına bırakma. İşinizi erken bitirdiğinizde, hayatınızı bu bilginin rahatlığıyla geçirebilirsiniz. Ancak birçoğumuz bunun yerine zor olan yolu, yani sürekli ertelemeyi tercih edebilir.

2. Kötü antreman, hiç antremandan iyidir. Buna rağmen, kaç kere kendinizi bugün spor yapamayacağınıza ikna etmeye çalıştınız? Çünkü ya çok yorgundunuz ya da işten geç gelmiştiniz, zaten yapsanız bile verimli bir antreman olamayacaktı değil mi? Devamını Oku »

Ertelemeyi Erteleyerek Gelişebilirsin

Artık kafana dank ediyor belki de ve kendi kendine “değişmenin zamanı geldi” diyorsun. Ancak bir türlü kımıldamıyorsun. Üzerinde bir sıkıntı var belki de.. Değişime ihtiyacın olduğunun farkında bile olmayabilirsin hatta..

Şayet; “Yeter artık! Yaşamımı kökten değiştirmek, mutluluğuma, başarıma, sağlığıma destek veren iş, eş, yerleri yaşamımda tutup, gerisinden tamamen arınacağım ve bunu şimdi yapacağım!” diyorsan, tam da olman gereken yerdesin demektir.

Eğer yaşam koşulların hayallerin ile uyuşmuyorsa; ya hayallerini ya da yaşamını değiştirmelisin. Devamını Oku »

Yaşam ve İş Dengesini Nasıl Sağlarsınız?

Geçmişte birisinden “iş” diye duyduğumuzda hafta içi çalıştığımız 8 saatlik zaman dilimi gelirdi. Arta kalan zamanlarda -ki buna hafta sonu da dahil- bireylerin sosyalleşmesi ve kaliteli zaman geçirmesi için yeterliydi. Ancak günümüzde artık bu böyle değil. Teknoloji ve mobil ağların gelişimi dolayısıyla artık her an kişiye ulaşabilme beklentisi ve özgürlüğü, sapma nedeninin en temel faktörü olarak gösteriliyor.

İş ve yaşam dengesi arasında ince bir çizgi var ve bu dengeyi kurmakta zorluk çeken Çin Halk Cumhuriyeti, Güney Kore gibi sanayi üretiminin liderleri diyebileceğimiz ülkeler ile diğer gelişmekte olan D-8 ülkeleri (Türkiye, Mısır, Endonezya, Iran, Malezya, Nijerya, Pakistan ve Bangladeş) maalesef sınıfta kalan ülkeler arasında başı çekiyor. Devamını Oku »

Seni Duraksatan Soruların Farkında mısın?

-Nasılsın?
-İyiyim, teşekkürler. Ya sen?
-Ben de iyiyim…

Yukarıdaki diyaloğa her gün en az 5 kere maruz kalıyoruzdur.

Soru basit: Nasılsın?

Genelde sorular basit olur. Kolay olur. Soru soran rahattır. Gerilmesine neden olacak bir şey yoktur ortada, çünkü soru soruyordur. Soru işaretini elinde tutar ve ister ki bir cevap gelsin ve kafasını karıştıran şeyi noktalı hale getirsin. Devamını Oku »

Kör Noktalar ve Psikoloji

Kör bakış (İng. Blindsight) diye bir hastalık duymuş muydunuz? Bu hastalığı gözünüzle değil beyninizle görmek olarak tanımlayabiliriz. Kör bakış veya körgörü diye anılan ve beynin görsel korteksinin zarar görmesiyle oluşan bir patolojik rahatsızlıkta çok çarpıcı bir körlük durumu ile karşılaşıyoruz. Bu hasarı taşıyan hastalar önlerindeki nesneyle ilgili bilinçli bir görsel deneyim yaşamıyor, yani göremiyorlar ama çok ilginç bir davranış göstererek o nesneye hiç şaşırmadan uzanıp tutabiliyorlar. Bu hastanın önüne bir çekiç koyar ve “Önündeki çekici görüyor musun?” diye sorarsanız, hasta şöyle cevap veriyor: “Hayır, görmüyorum.” Gerçekten görmüyor da. Fakat uzanıp o çekici eline almasını isterseniz, bu eylemi sanki çekici görüyormuş gibi kusursuz bir şekilde yerine getiriyor. Kör bakış (körgörü) rahatsızlığı olan hasta, çekici görmekle ilgili bilinçli bir deneyim yaşamasa bile Devamını Oku »