Anasayfa / Motive Olmak

Motive Olmak

Motivasyon ile ilgili haberler ve genel bilgilerin olduğu kategori sayfası

Bu Hayat Sadece Senin.. Farkında mısın?

Hey dünyalı!

Görmeden bakıyorsun.

Duymadan dinliyorsun.

Tat almadan yiyorsun.

Bedenini duyumsamadan hareket ediyorsun.

Koklamadan nefes alıyorsun.

Düşünmeden konuşuyor hatta harekete geçiyorsun.

Yapılan iyiliklerin anısı nankörlük karşısında kırılıyor…

Baştan karşı koymuyor, istemediğin şeyler için küçücük bir ‘’istemiyorum’’ diyemiyorsun. Devamını Oku »

Ya yatağınızı değiştirin ya işinizi

Ruhun bedeni bedenin de ruhu etkilediğini biliyoruz. Peki bu denklemden yola çıkarak işinizi sevip sevmediğinizi anlayabileceğinizi biliyor musunuz?

Motivasyon = beklenti × sonuca ulaşabilme olasılığı ise ben de diyorum ki;

Mutluluk ve tatmin çoğaltıldıkça hissedilen yorgunluk azalır.

Aklıma 2014 yılındaki halim geldi. Yoğunluk hat safhada. Hafta içi işe gidiyorum, mesai saatleri 9/18 ancak benim evden çıkma ve eve varma saatleri 7/20 Devamını Oku »

İş hayatında “hikayeler” güven sağlar!

İnandırıcılık kelimesinin detaylarına baktığımızda “güvenilir, kişide hoşa giden davranışların oluşması, güvenilir ve kişilerde olması gereken şey” olduğunu anlarız. İyi seçilmiş ve iyi anlatılmış hikayeler, konuşmacının neden bahsettiğini katılımcıya konu hakkında ne bildiği konusunda ikna eder.

Hikayeler tüm unsurları anında yaratacak sihirli bir iksir değildir. Güvenirliği arttırma ve etki yarata gücüne sahiptirler. Devamını Oku »

Bir Kurtulma Hikayesi : Hayatımızı Esir Alan Tuzaklar

Hikayeyi okuduğum anda; “kendimizi neredeyse uyuşturarak yaşadığımız hayatta uyanmamız için gönderilen ve anlaşılması zor gibi görünen anlamlı bir tesadüf daha” demiştim kendi kendime…

Güney Asya’da kullanılan bir maymun tuzağını anlatıyordu hikaye :

“Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir tuzak vardır. Bir Hindistan cevizinin içi oyulur ve bir ucundan iple ağaca bağlanır. Hindistan cevizinin diğer ucuna ince bir delik açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur.

Açılan bu delik sadece maymun elini açıkken sokabileceği bir büyüklüktedir Devamını Oku »

O Kayık Her Zaman Boştur

Genç bir çiftçi kayığıyla nehirde akıntıya karşı kürek çekerken kan ter içinde kalmıştı. Yetiştirdiği meyveleri köye götürüyordu. Hava çok sıcaktı, bir an evvel teslimatını yapıp karanlık basmadan evine dönmek istiyordu. İleriye baktığında kendi teknesine doğru hızla yaklaşan bir kayık gördü. Yolundan çekilmek için deli gibi kürek çekti ama bir işe yaramadı.

“Yönünü değiştir! Bana çarpacaksın!” diye bağırdı. Ama kayıkta bir değişiklik olmadı ve sonunda ona gelip çarptı. “Gerizekalı!” diye bağırdı çiftçi. “Bu koca nehirde gelip benim kayığıma çarpmayı nasıl başardın?” Kayığa öfkeli bir şekilde bakarken içinde kimsenin olmadığını gördü. Halatından koparak akıntıya kapılan boş bir kayığa bağırıyordu Devamını Oku »

​Nereye Gittiğinizin Farkında mısınız?

Gözlerinizi kapatın, derin bir nefes alın ve kendinize şu soruları sorun :

  • Böyle giderse 10 yıl sonra nasıl bir hayat yaşıyor olacağım?
  • Gelecekte kendimi nerede görmek istiyorum?

Şimdi biraz düşünün ve soruları cevaplayın, hatta cevaplarınızı yazın. En son ne zaman kendinize bunları sordunuz ve şu anda cevaplarınızı mı yaşıyorsunuz, yoksa …?

Bu soruları sorunca Alice Harikalar Diyarında’dan çarpıcı bir bölüm geldi aklıma. Hani şu Alice’in ormanda bir yol ağzına gelip nereye gideceğini bilemezken tavşana sorduğu soru: “Hangi yoldan gitmeliyim?“. Bu sorudan önce başka bir soruya cevap vermemiz Devamını Oku »

Hayatı Güzel Yaşamak için 4 Anlaşma

Hayatı daha iyi, güzel yaşamak için bu 4 maddeyi hayatımıza geçirelim. Kendimizle 4 anlaşma yapalım.

1- Söz büyüdür.
2- Hiçbir şeyi kişisel alma.
3- Varsayımda bulunma.
4- Yapabildiğinin en iyisini yap.

Kitabımızın adı Dört Anlaşma, Toltek Bilgelik Kitabı Don Miguel Ruiz.

Kitabı Türkçeye pek çok kitabını çok şey öğrenerek okuduğum hocam, yazar Nil Gün çevirmiş. Sunuş kısmında Toltek Bilgeliği’ni şöyle tarif etmiş Devamını Oku »

Ya Kutunun İçindesindir Ya Dışında…

Bazı eserlere bakınca bunu resim yapmayı çok seven 12 yaşındaki kızım Nehir de yapar diye aklımdan geçirdiğim oldu. Eser diyorum ama aslında bunların yaratıcıları kendi yaptıklarına eser değil, iş diyorlar. Çünkü bugünün sanatının çok daha hayatın içinde konumlanma ve sanatçısının toplumun derdini dert edinme derdi var. Böyle bakınca da işi yapan, işin kendisinin de önüne geçmiş oluyor aslında…

Benzer şekilde, geleneksel eserler estetik açıdan beğenimize sunulurken, çağdaş sanat işleri içerik ve bağlam açısından bizi içine çekiyor. Bu haliyle de biraz itiyor belki, kim bilir? Gelenekselin pasif izlemesi yerine çağdaş sanat aktif katılım bekliyor izleyicisindenDevamını Oku »

Fark Etmek : Başkalaşmak ve Değişmek!

Bir düşünün, her hangi bir konu için;

“Aa öyle olduğunu hiç fark etmemiştim.” dediniz mi hiç?

“Yaa öyle miymiş, hiç farkında değilim.” dediğiniz oldu mu?

Peki ya “Bunca zamandır önünden geçiyorum şimdi fark ettim.” dediniz mi?

Acaba neden “şimdi”?

Geçen gün danışanlarımdan biri çok güzel bir şey söyledi: “İlk bir kaç seans hep başkalarını anlatıyordum. Hatta onları anlatacağım için de ayrıca sıkılıyordum. Sonraki seanslarda ise artık kendimden bahsettiğimi fark ettim. Hatta görüşmeye başlamadan önce heyecanlanıyordum acaba bu sefer kendimle ilgili neler keşfedeceğim diyordum.” Sözünü ettiği diğer kişiler hala varlar ve aynılar şüphesiz. Danışan da aynı kişi elbette. Farklı olan ne öyleyse?

Sözü geçen danışan ile iki haftada bir kez görüşüyoruz. Şöyle devam ediyor: “Siz bilmiyorsunuz ama ben iki hafta boyunca sıkça sizinle konuşuyorum aslında!” Çok konuşulası bir insan olmam değil bunun nedeni, koçluk sihirli bir şey de ondan! Şaka şaka, sihir yok, öyle olsa kolay olurdu. Koçluk kayda değer bir şey sadece, kendince yöntemleri, teknikleri var. Yüzleşmek var, kendine itiraf var, saatlerce üzerinde kafa yormak var, zor kararlar var, pişman olmamak var, kısacası çok çalışmak var. İşte bu yüzden! Bana sorarsanız “fark etmek” için en etkili yöntem de koçluk zaten!

fark etmek baskalasmak ve degismek

Bir dostum, iş yerinde sıkıntılı günler yaşıyor. Uzun yıllar işine severek giden bu çalışanın şaşkınlığı çok netti bana anlatırken: “Meğer ne kadar zor bir şeymiş, işe istemeden gitmek. Ayaklarım geri geri gidiyor resmen.” Bu ayakların geri gitmesi durumunu yaşamadıysanız eğer çok şanslısınız! Çalışanlar arasında sıkça yaşandığını biliyorum. Aslında bir sürü insan yaşıyor ama yaşadığı şeyin farkında dahi olmuyor.

Mobbing ile Mücadele Derneği Kurucu Genel Başkanı Hüseyin Gün’e kulak verelim: “Eşitliğe, hayatın olağan akışına, insan onuruna aykırı eylem, işlem ve ihmallere maruz kaldığınızda, Allah’ım bu zulüm ne zaman bitecek, her iş günü uyandığınızda bugün de uyumadım, midem yanıyor, neden nefes alamıyorum, neden her dakika bu kişileri, işyerini düşünürken evimi, ailemi çevremi düşünemiyorum demeye başlarsınız, şimdilik mobbing mağdurusunuz,……vuracağım, intihar edeceğim, inancımı kaybetmek üzereyim, demeye başladıysanız kurbansınız.”

Bütün bunları yaşamak ve aslında farkında olmamak. Bu durumda asıl değerli olan fark etmek. Ortam değişir, düzelir, algımız değişir, daha yaşanası olur ya da işimiz tamamıyla değişir, hepsi mümkün. Ama asıl önemli olan öncelikle fark etmek. Ne yaşadığımızı fark etmek. Neden bunu yaşadığımızı fark etmek. Neden bu duygu ile baş başayız onu fark etmek. Bunu istiyor muyum sorusunun yanıtını bulmak. Vazgeçmek ya da devam etmek için neye ihtiyacım olduğunu keşfetmek.

Türk Dil Kurumu’na göre “Fark Etmek : görmek, seçmek, anlamak, sezmek, değişmek, başkalaşmak, ayırt etmek.” Tanımda geçen “Değişmek” ve “başkalaşmak” kelimelerine dikkat çekmek isterim.

Yaşamak bu değil mi zaten; farkında olmak, yaşadığını hissetmek, deneyimlemek, öğrenmek, yanlış yapmak, düşmek, kalkmak, şaşırmak, yeniden başlamak, vazgeçmek, pes etmemek, zafer kazanmak, pişman olmak, keyif almak, gülmek, çok gülmek, bazen ağlamak, üzülmek, sevinmek, midende kelebekler olduğuna yemin edebilmek değil mi? Hissettiğimiz kadar yaşarız aslında!

– Artık her şey farklı!

– Peki, ne oldu da artık herşey farklı?

– Zuhaaal, hayat çok kısa!!!

Kırklı yaşlarındaki bu kişi bunu daha önce bilmiyor muydu acaba? Eminim onlarca kez farklı yerlerde duymuştur, söylemiştir. Ama artık bunu duymak, bilmek değil yalnızca, “farkına varmak” şansına sahip olmuş. Değişmiş, başkalaşmış! Artık yaşamını bu farkındalık üzerine kurabilir. Kısıtlı zamanı olduğunu düşünüp zaman kaybı gördüklerinden vazgeçebilir. Kısacık zamanda kendince önemli işler yapmak için mevcutlardan vazgeçebilir. Ya da mutsuz olduğu kişileri / işleri yeniden gözden geçirebilir. Belki artık konuların önemi de değişmiştir onun gözünde. “Üzüldüklerine üzülüyor” olabilir artık, ya da üzülmeyi tamamen bırakmış olabilir. Hepsi mümkün, olabilir!

Ne kadarının farkındayız? Bakış açımızı ne kadar değiştirebiliyoruz? Ne kadar yaşıyoruz?

Kalan ömrümüzde…

Yazan : Zühal Yiğit | E-Koc

Hayati Sorular ve Hayati Cevaplar

Bir dizi soru, ama cevapları hepimiz için aynı. Merak ettiyseniz hemen başlayın okumaya.

Einstein, üniversitede ders verirmiş. Bir sene sonu sınavında soru kağıtlarını dağıtınca, öğrenciler: “Hocam bir yanlışlık var” demişler; “Sorular geçen yıl ki aynı sorular.” Einstein gülmüş, “Yanlışlık yok” demiş; “Sorular aynı ama cevaplar değişti”

Şimdi size bir dizi soru soruyorum. Hepsi çok özel ve kişisel ama cevapları herkes için aynı. “Nasıl olur?” diye sormayın. Sorular da cevaplar da aşağıda. Buyurun, bakın Devamını Oku »