Anasayfa / Motive Olmak

Motive Olmak

İşinizden mi sıkıldınız?

Konfüçyus tam olarak şöyle diyor : “Sevdiğin işte çalışırken, hiçbir zaman çalışıyormuşsun gibi hissetmezsin.” Sanırım ben Konfüçyus’un anlattığı gibi yaşayan mutlu azınlıktayım. Bir zamanlar hobi olarak başlayan, son 11 senedir profesyonel olarak devam ettiğim eğitmenlik ve koçluk şapkam sayesinde her gün büyük bir motivasyonla uyanıyorum. O nedenledir ki 7/24 işimle ilgili bir faaliyet içinde olabilirim. Asıl güzel olan bunun zihinsel ve bedensel yorgunluğunu hissetmemek, aynı zamanda ruhumun hep dinamik ve üretken kalması.

Şimdi de yaptığım iş, işinden haz almaya çalışan ve takımlarının iş motivasyonunu artırmaya çalışan yöneticilere yol arkadaşlığı yapmak. Peki, işinizde yaşadığınız sıkıntıların sizin veya takımınız için artık kronik bir sıkıntı olmaya başladığını nasıl fark edersiniz?

Bunun çok bariz davranış göstergeleri var aslında. Devam »

Seçmeli derslerinizin farkında mısınız?

Evet, kabul ediyorum ki hayat derslerle dolu, bazıları boş geçiyor bazıları blok oluyor yani soluk bile aldırmıyor. Bizlerde ne öğrensek kardır umuduyla kafamızı bile kaldırmıyoruz, çalışıyoruz.

Benim kabul edemediğim şey ise seçmeli derslerle zorunlu derslerin karıştırılması, yani bir seçmeli dersi birden fazla kez seçmek ve seçtikçe acı çekmek…

Uzun süredir evli olan bir arkadaşım (yaklaşık 8 yıl ki 1,5 yıllık evli olan ben için bu süre oldukça uzun) evliliğin ona yüklemiş olduğu ağır sorumlulukları taşımaya çalışırken diğer yandan hemen her gün ona acı veren bir eşle de baş etmenin kestirme yollarını keşfediyor.

Aslına bakarsanız benim kabul edemediğim yerin başlangıç noktası burası! Tam da burada bir soru takılıyor aklıma Devam »

Zaman verip “yapacağım” dediğiniz şeyleri yok edin!

Ah zaman ah…. Kimine göre dar kimine göre geniş, kimine göre uzun kimine göre çok geçmiş… Zaman, oyuncak gibidir. Ona ne yapmak istediğin tamamen senin yaratıcılığına kalmıştır. Bazen “zaman” kavramını düşünürken dehşete kapılmıyor değilim. Sanki acımasızca koşuyor, ancak öyle sessiz koşuyor ki nerede olduğunu göremiyoruz ya da biz onun neresindeyiz fark edemiyoruz.

Ve bir gün geliyor “yıllar öylece yitip gitti” diye ah’lanıp vah’lanıyoruz.

Sümerlerle birlikte yıllara ve aylara bölünen “zaman”, günümüz insanının yakalamaya çalıştığı en büyük rakibi haline geldi.

Kim bu “zaman”? Neyin nesidir? Denildiği kadar gaddar mıdır? Çok acıtır mı sahi? Devam »

Gizli bir cevaptır hayat!

Gizli bir cevap anahtarıdır, hayat…
Yanıtları bağırmaz yüzüne,
Çoğu zaman eğilir ve fısıldar kulağına.
Onu duyan kulakların olsun, sana yeter…

Bazen sert duvarlar örer, ellerinle açamadığın…
Sakın ha zorlama,
Bilir o, gülümsemenin kaynağı duvarların arkasında değildir senin için.
Onu hisseden bedenin olsun, sana yeter… Devam »

İplerine ne yapmak istersin?

Son zamanlarda çok mu gerginsin? Tahmin etmeme izin ver lütfen, aslında böyle bir insan değilsin ama bu aralar sana bir şeyler oldu. Hemen parlayıveriyorsun, Gıcık bir boşluk var içinde, duvarlar üstüne, kapılar yüzüne çarpıyor.

Hiç düşündün mü, belki de seni kızdıran yöneticin değildir aslında ya da geçen gün çılgına dönmeni sağlayan yeni ekip arkadaşın değildir. Hatta akşam yemek yerken sadece televizyona bakan eşin de değildir. Belki de son zamanlarda mideni ağrıtan, başını döndüren, halsiz hissettiren şeyin nedeni bir iptir, olmaz mı? Devam »

Niyet yoksa orada başarı da yoktur!

Eğer kendinizi çok iyi tanıyorsanız, kendi potansiyelinizi az çok kestirebiliyorsanız, yaşadığınız sürece başarmak içgüdüsüyle harekete geçtiğiniz her konuda başarılı olmaya daha yakınsınızdır. Söz gelimi siz üniversite sınavlarına hazırlanan bir adaysınız. Eğer lise eğitiminizi kendinizi çok yormadan sırf lise mezunu olayımda şimdilik gerisi önemli değil diye bitirdiyseniz bu hedefinizi başardığınızda bir boşluğa düşme ihtimaliniz çok yüksek.

Şimdi de tam tersini düşünün. Siz üniversite sınavlarında başarılı olmak ve istediğiniz bölüme girmek için çalışıyorsanız siz muhtemelen önünüzdeki 3-4 yılı planlayabilen birisiniz demektir. Devam »

Lütfen acil bir “hobi” edinin

Hemen şimdi başlayın. Geç kaldım demeyin. Ne işe yarayacak diye sormayın. Klişe bunlar diye geçiştirmeyin. Söylemesi kolay diye terslemeyin.

Anlatayım..

Yurtdışında yaşarken dikkatimi çeken şeylerden biri etrafımdaki herkesin kendini sürekli geliştirdiği, ilgi duyduğu, üzerine zaman ve çaba harcadığı, işinden farklı bir uğraşı olmasıydı. Büyük çoğunluk bir müzik aleti çalıyor. Spor da yapmış zamanında. Ama öylesine değil… Oturmuş aktivitenin mantığını baştan aşağı kavramış. Kendini en azından birkaç sene ciddi adamış, yatırım yapmış. Bu da hayata bakış açısını değiştirmiş, genişletmiş. Her sohbette yeni bir şey öğreniyorsunuz. Devam »

Bu 20 işaret hayatınızda varsa “başarı” vardır!

Ara ara kendimizi başarısız görürüz. Ne kadar normal bir an olsa da kendimize ve hayatımıza farklı bir yerden bakmak gerekir. Çünkü ara ara “küçük şeyleri” göz ardı ederiz. Lüks bir araba sahibi olmamamız, bir yalıda yaşamıyor olmamız, milyarlık bir servetimiz olmaması mutlaka başarısız olduğumuz anlamına gelmez. Hatta öyle ki tam tersi söz konusu olabilir.

Aşağıda yer alan 20 işaret sizin için geçerli ise, hayatta başarılı olmuşsunuz demektir:

1. İlişkileriniz eskisi kadar dramatik değil.

Dramatik davranmak olgunluk değildir. Bizler yaşlandıkça olgunlaşmamız gerekir. Belki ilişkileriniz eskiden çok dramatik ve heyecan doluydu. Ama bu duyguları aştıysanız, başarılısınız demektir. Devam »

Bu dört şeye tüm güzelliklerimi borçluyum

Geçtiğimiz günlerde rutin kontrollerimi yaptırdım. 30 yıldır, her üç ayda bir düzenli şekilde yaptırdığım kontrollerimde bir ilki yaşadım. Doktorum bu kontrolde beni muayene etmeden gönderdi.

Şaşırdım.

Bilenler bilir, üç yaşımda doktor hatası sebebiyle başlayan RA – Romatoid Artrit yolculuğumla 24 yıl boyunca baş edemedim. Ağır ve yan etkileri çok tehlikeli olan yüksek doz ilaçlar kullanmama rağmen vücudum tedaviye yanıt vermedi. RA’ nın aktifliğini gösteren sd normal değeri 20 altı olması gerekirken benim sd yirmi yıl 100’ lerden aşağıları görmedi. Devam »

Beklentilerini kendine çevir!

İçinde bulunduğun durumda daralmış hissediyorsan, muhtemelen beklentilerinle örtüşmeyen durumları yaşıyorsun ve bu durum sende değersizlik duygularını tetikledi. Ya da yaptığın şeylerden tat alamıyorsun, sürekli aynı döngüleri yaşıyor olmanın verdiği sıkıntı içindesin. Böyle an’lar, sana bahşedilmiş en değerli anlardır bunu bil. Bunları yaşamıyor olsaydın varoluşun güzelliklerini kaçırıyor olacaktın. Sen bu güzelliklerin olduğu bir hayata davetiye aldın değerli olduğunu bil.

Öncelikle “kim” olarak orada bulunacaksın? Oraya nasıl gidilir? Nereden gidilir? Nasıl bir yerdir? Nasıl hissedeceksin? Vb bir sürü soru sorabilirsin. Hepsi bilinmez gibi görünse de, sorduğunda cevaplarını alıyorsun. Yalnız, cevaplar mevcudiyetin içinde gizli.… Devam »