Anasayfa / Motive Olmak

Motive Olmak

Kapama Tuşunuz Nerede?

Kahvesinden bir yudum daha aldı. Havalar da iyice soğumuştu. Halbuki dün ne kadar güzeldi, bir de bugüne bak! Neyse, dedi. Dikkatimi toplasam iyi olacak. Karşısındaki geniş koltukta oturan kadına bakarak devam etti. İnsan anlattıkça daha mı eksik kalıyor ne dersiniz? Yaklaşık olarak 1 saattir anlatıyorum. Sanırım çok vaktimiz de kalmadı. Ne diyordum. Hah, hatırladım şimdi.

Bende bir şey var, ama ne var bir bulabilsem…  Belki sizde de vardır. Sokaktaki, iş yerindeki, ailemdeki, otobüsteki insanlarda da vardır, bilemiyorum. Devam »

Affetmek En Başta Kendinize Yaptığınız İyiliktir

Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur : “Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?” Öğrenciler tereddütsüz kabul ederler. “O zaman bundan sonra ne dersem yapacağınıza söz verin. Şimdi yarın ki, ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz.”

***

Öğrenciler bu işten pek bir şey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarında patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilere şöyle der öğretmen:

“Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın. O kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.” Devam »

Yaşam Sürücüsünün 7 Dersi

Yaşamda ne yapacağımızı bulma konusundaki muhteşem örneklerden biri otomobil metaforudur.

Bir otomobil şoförü olduğunuzu düşünün. Otomobilin nereye gideceği, sizin vizyonunuza ve hedefinize bağlıdır. Dolayısıyla hedefi olmayan birinin otomobili ya bir yere gidemez ya da serseri mayın gibi dolaşır.

Otomobilin bir yere gidebilmesi için en önemli koşul yakıtının olmasıdır. Otomobil bir Mercedes ya da Ferrari de olsa yakıtı olmazsa bir yere gidemez. Yakıt insan yaşamında motivasyon ve umuttur. Otomobilin de zamanla yakıtı bittiği gibi, insanın da umudu ve motivasyonu zamanla azalır. Otomobili benzinliğe sokup yakıt aldığımız gibi, umudumuzu ve motivasyonumuzu yenilemek için vizyon tazelemeliyiz. Devam »

Mutlu son için, bahanelerinizden vazgeçin!

İstediği oyuncağa daha hızlı ulaşmak için ayağa kalkan bebek “yürürsem düşerim” diye aklından geçirirse, oyuncağına nasıl ulaşabilir?

Peki daha da önemlisi yürümeyi nasıl öğrenebilir?

Boyumuzun ortalama 85 cm olduğu o dönemlerde dev işlere imza atarken, koca koca insanlar olunca, kafamızı camdan dışarı uzatmamızı engelleyen bu büyük yapıştırıcı ne olabilir sizce? Bunun adına yapıştırıcı diyorum; çünkü bu “şey” her ne ise, bizi olduğumuz yere yapıştırıp hapsediyor. Devam »

Her Şey Ters mi Gidiyor?

Kendimizi her şeyden sorumlu mu tutuyoruz? Ortada kötü olan her şeyin tüm sebebi biz miyiz?

Eğer bu bakış açısı içindeysek, hayatınızdaki güzel gelişmelerden aşırı gurur duyarken, olmayanlar için de ya kendimiz ya da başkalarını veya çevreyi suçlamaya başlarız. Herkesi suçlamaya başlarsak zamanla ne olur? Gayretimizi daha artırırız, her şeyi kontrol etmeye çalışır, daha fazla çalışır, daha fazla mücadele ederiz… Bazen abartır; tartışmalar, kavgalar ve hatta savaşlar çıkartırız. Devam »

Sana Kim Güvensin?

Servisim trafikte yavaş yavaş ilerliyor, şunun şurasında Acıbadem’e ne kaldı derken bir yandan camdan ağaçlara bakıyorum. Ağaçlar beni her zamanki gibi rahatlatıyor, bonus olarak hayal kurmama da yardımcı oluyor. Yeşili güzel, dalları güzel, yaprakları güzel… Denemenizi tavsiye ederim.

Dal demişken, ağaca baktım ve tutunduklarım aklıma geldi. Sahip olduğum hayatta biraz daha kalabilmek için sıkı sıkıya tutup bırakmadıklarımı düşündüm. Tabi ki beynimin içinde onlarca seçenek belirdi.

Ne oluyor, bir dakika, sakin olun derken bir baktım aradan bir şey sivrildi.

“Güven”

Ağacın dallarını görünce benim aklıma güven geliyor. Devam »

Bu Soruların Cevabını Biliyor musunuz?

Yaşamınızda 20 yıl öncesine gitseydiniz hangi kararları farklı alırdınız? Bu süreyi yaşınıza göre 5 ya da 30 yıl arasında bir süreyle değiştirebilirsiniz?

Neleri yanlış biliyorsunuz veya hangi konularda haksızsınız? Bugüne kadar haksız olduğunuzu bildiğiniz hangi konularda inatçılık yaptınız ve çevrenizdekilere gururunuzdan taviz vermemek için çatıştınız? Kimlere özür borçlusunuz?

Takdir etmeniz gerektiği halde takdir etmediğiniz, bir güzel söz söylemediğiniz geçmişte ya da günümüzde kaç kişi var? Bu insanları açıkça ne zaman takdir edeceksiniz? Devam »

Rotanı değiştirmeye hazır mısın?

Doğum, yaşam ve ölüm. Hayatın üzerinde tartışma götürmeyen belki de en net denklemi. Bebeklik, çocukluk, gençlik derken bir de bakmışız ideal ömrü neredeyse yarılamışız. Bundan sonra sorular ve sorunlar artarak hayatımızda yer bulmaya başlar. Neleri iyi yapabiliyorum, neleri yapamıyorum, neleri yapmalıyım diye beynimiz sürekli bize sorular yöneltir. Bu düşünce trafiğinde ilerlerken çoğu zaman en önemli soruyu sormayı unuturuz. Neyi yapmaktan keyif alıyorum?

Çoğumuzun yetiştirilme tarzı bu soruyu kendimize sormamıza olanak tanımaz. Belirli kurallar ve kalıplar çerçevesinde kalmayı tercih ederiz.

Şimdi arkanıza yaslanın ve düşünün “Neyi ve neleri yapmaktan keyif alıyorum?Devam »

Mutlu Bir Hayat Tamamen Sizin Elinizde

İnsanların genel itibariyle şöyle bir önyargıları var. “Eğer biri mutluysa, mutlaka hiçbir kaygısı yoktur.” Bu varsayım bazen doğru bazen de yanlış. Şöyle ki.. Etrafınızda hiçbir şeyi dert etmeyen mutlu insanlar olabilir. Ancak bu genelleme herkes için doğru mudur? Yani gerçekten mutlu insanların dert edecek hiçbir şeyi yok mudur?

Öncelikle bu soruya yanıt verebilme için mutluluk kavramını tanımlamamız gerekiyor. Herkes mutluluğun ruhsal bir durum olduğunu düşünür. Ancak mutluluk, pozitif bir ruh halinin durumudur. Bu tanımlama daha doğru ve açıklayıcı olur. Negatif insanlar, mutlu bir durum içinde dahi sorunlar bulabilirken, pozitif insanlar bunun tam tersini yaparlar. Devam »

Bildiğimiz ama Hayata Geçiremediğimiz 13 şey

Bir şeyi hayata geçirmek ile o şeyi bilmek arasında o kadar fark var ki.. Çünkü bazen durumun farkına varmamıza rağmen, hayatımızın içine sokmayı maalesef beceremeyiz.

İşte öğrendiğimiz ancak uygulamadığımız yaşam bilgilerinden birkaçı.

1. Bugünün işini yarına bırakma. İşinizi erken bitirdiğinizde, hayatınızı bu bilginin rahatlığıyla geçirebilirsiniz. Ancak birçoğumuz bunun yerine zor olan yolu, yani sürekli ertelemeyi tercih edebilir.

2. Kötü antreman, hiç antremandan iyidir. Buna rağmen, kaç kere kendinizi bugün spor yapamayacağınıza ikna etmeye çalıştınız? Çünkü ya çok yorgundunuz ya da işten geç gelmiştiniz, zaten yapsanız bile verimli bir antreman olamayacaktı değil mi? Devam »