Anasayfa / Motive Olmak / Bir de bunlar var! (sayfa 3)

Bir de bunlar var!

Muhakeme etmek ya da Eleştirel düşünmek

Muhakeme etmek” akılcıl düşünce ya da mantıklı düşünme kapasitesi anlamına gelir. Diğer taraftan “eleştirel düşünme” değerlendirmenin zihinsel sürecini veya bilgiyi analiz etmeyi ifade eder. Bunun için sağlam bir temel ya da sağlıklı bir kendini algılamayı bir kez oluşturduğunuzda, eleştirel düşünmeniz ya da muhakeme edebilmeniz önem kazanır. Etrafınızdaki herkes düşünür; bununla birlikte düşüncelerimizin çoğu tepkisel, yanlı, bihaber ve çoğunlukla önyargılıdır. En çok da gelişigüzel ve disiplinsizdir Devamını Oku »

Eğitim şart… değil!

Meherzia 53 yaşında. 27 yaşında bir süpermarkette tezgahtar olarak iş bulmuş. Ticaret lisesi mezunuyum diye yalan söylemiş. Marketin genel müdürlüğüne kadar yükselmiş. Okuması yazması olmadığını kimse fark etmemiş. Paris’te bir büyük bankanın sermaye piyasaları departmanında çalışan 32 yaşındaki ‘trader’ Mickaël’in lacivert takım elbisesi, cart yeşil kravatı ve kahverengi ayakkabılarıyla Gordon Gekko’dan (2) farkı yok. Var aslında: Bu Mickaël okumaktan yazmaktan aciz. Ve, inanması daha da zor, uluslararası piyasalarda rakamlarla ve Devamını Oku »

Düşündüm de sevmek…

Düşündüm de, ya sevmek diye bir şey olmasaydı… Her sabah güneşi karşılayabilmek için kilometrelerce yolu yürüyüp o tepeye çıkabilir miydik(?) ve bazı akşamlar gidişine üzülüp arkasından ağlamak… El açıp yalvarabilir miydik, bizi onsuz bırakmasın diye… Düşündüm de, sevmek olmasaydı varoluşta, nasıl yaşardı yaşamları yok edenler… Onların da seveni var, hem çok uzakta hem de yakın… Öylece izliyor sevdiğini, bir gün kendisini hatırlar mı diye. Kaçıyorsa sevilen, seven “yolun açık olsun” diyor, hoşgörü ile. Devamını Oku »

Sırtınızdaki ağrı mı? Hayatın yükünün dayanılmaz ağırlığı mı?

“Haftada iki gün step/ aerobik karışımı ağır bir egzersiz yapıyorum, bir gün tenis oynuyorum, hafta sonları da koşuyorum ama feci sırt ağrılarım var” dediğinde karşımdaki, şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. Yılda birkaç kez yarı maraton (şaka değil 21 km) koşacak kadar formda, genç, atletik birinden bahsediyorum. Bunları anlatan arkadaşım, yoğun iş temposuna ve ağır antrenman programına, mecburen rahatlatıcı masajlar ekleyerek derdine derman arıyordu. Kalp başta olmak üzere vücudunun tüm kaslarını 20 yıldır ve haftada en az 3-4 gün çalıştıran birinin, sırt/bel/boyun/omuzu ağrımazmış Devamını Oku »

Mevcutluk sendromu sizde de mevcut mu?

İş yaşamının stresi çeşitli şekillerde kendini gösteriyor. Özellikle yöneticiler arasında yaygın olan “mevcutluk sendromu” çalışanların yapacak işleri olmasa bile uzun saatler fazla mesai yapmalarına neden oluyor… İngiltere’de müdür ve yöneticiler arasında yapılan bir anket oldukça ilginç sonuçlar ortaya koydu. Çok sayıda çalışan, yöneticilerinin fazla çalıştığını düşünür. İngiltere’de Chartered Managment Enstitüsü’nün 1,334 orta derecede yönetici ve müdür arasında yaptığı anketin sonuçları bu kanıyı doğrular nitelikte. Devamını Oku »

Karar sürecini etkileyen en önemli şey : Vurucu bir önyazı!

“Kimse okumuyor zaten” diye CV’nize ekleyeceğiniz  bir önyazıyı kesinlikle yazmamazlık etmeyin! Önyazınızı okumayı tercih eden bir şirket yöneticisine rast gelirseniz, şansınızı iyi yönde kullanma imkanını elde ettiniz demektir. Vurucu bir önyazı, işverenin karar sürecini etkiler. Başarıyla kaleme alınmış bir önyazı, CV’nizi daha çekici hale getirebilir. Aynı şekilde kötü kaleme alınmış bir önyazı, özellikle yazı yaratımının önemli olduğu pazarlama, halkla ilişkiler veya reklam gibi alanlara başvurunuzda Devamını Oku »

Şiddet karşısında beyin ‘kal’ derken kadın nasıl gitsin?

kadına şiddet sonAraştırmalar gösteriyor ki kocasından dayak yiyen bir kadının ilişkiyi terk etmesi için ortalama 35 kez şiddete maruz kalması gerekiyor. Aynı konuya zaman ekseninde baktığımızda daha da çarpıcı sonuçlar görüyoruz: Bir kadının dayakçı kocasını terk edebilmesi için geçen süre ortalama 7 ila 12 yıl! İngiltere’de üç günde bir, Fransa’da iki günde bir, biz de ise tahminimce her gün birden fazla kadın, kocası tarafından öldürülürken bunlar çok ama çok çarpıcı rakamlar. Bıçak ya da tabancayla yaralanma/ölüm risklerinin anormal yüksek olduğu, aile içi şiddetin dozunun her gün arttığı bir ortamda kadın, ‘kalmayı’ seçiyor. Eğer öldürülmez de terk Devamını Oku »

Her mihnet kabulüm, yeter ki gün eksilmesin penceremden!

Hayatın içinde fiziken ve ruhen kalarak yaşamak, bir sanattır. Kendisiyle barışık ve bedenini seven, şükretmeyi bilen insanların yaşam boyunca karşılarına çıkan karadelikleri ustalıkla kapatttıklarına şahit olmuşuzdur. Hiç düşündünüz mü yaşamımıza kök salan karadeliklerin sayısını? Hüzün, kahır, sorun, problem, acı, beddua, dert, kin, kıskançlık, eleştiri, hırs, şehvet gibi duygularla bu karadeliklerin derinliklerini arttırmak yerine; haz, keyif, aydınlık, huzur, hoşgörü, teslimiyet, şükran, af, yardım, dua gibi pozitif duygu ve düşüncelerle Devamını Oku »

İki dudak arasına kıstırılmak

Birilerinin iki dudağı arasında olmak yıpratıcı bir süreçtir. Öyle hemen çiğnemeye başlamazlar sizi. Dudaklarının arasında kıstırırlar önce, iyice bir yoklarlar yumuşak karnınızı. Hangi etinizi koparsalar, canınızın en çok yanacağını hesaplarlar… Pek fenadır birilerinin iki dudağı arasında olmak. Ağızlarına bir lokma olarak sunulduğunuzda, öyle bir hazdır ki yayılmak üzere olan damaklarına, ağır ağır nefes alıp verirler, tek anını kaçırmamak Devamını Oku »

İşte “az sermaye” ile kurulabilecek işler!

Türkiye ekonomisi daha da fazla canlanıyor. Tabi bu canlanmanın içinde nerede olacağınız/olacağımız çok önemli. Girişimciler artık uzun zamandır erteledikleri yatırım projelerine hız veriyor. 2012 sonuna kadar yeni kurulan şirket sayısının 50 bini geçmesi bekleniyor. Kendi işinizi kurmaya karar verdiğinizde, sıra ne yapacağınız sorusuna geliyor. Yapılabilecek olanlar aslında sınırsız. Ancak, doğru zamanda, doğru yerde, doğru işi yapmak çok önemli. Devamını Oku »