Anasayfa / Motive Olmak / Bir de bunlar var! (sayfa 4)

Bir de bunlar var!

Sümbül Soğanı

Küçük bir kızdım daha. Mahalledeki komşu bahçelerin ayva ağaçlarına çıkardım gizlice. Henüz olmamış yeşil ayvaları ağaçtan koparır, üzerindeki tüyleri kirli ellerimle sıyırır ve damağımda ekşi acılık bırakan meyveyi afiyetle yerdim. Ayvanın ağzımda bıraktığı kekremsi tada bayılır, bahçe sahibinin beni yakalamasında korkarak yine gizlice bahçeden ayrılırdım. Tüpte şokellalar yeni piyasaya çıkmıştı. Nohut tozu yemekten bıkmıştım, bu yüzden bu yeni tadı üstümü başımı kirleterek emmek en büyük keyfim olmuştu. Şokella yemek bayramlara has bir zevkti çünkü; başka zamanlarda Devamını Oku »

Hayata mutlu bakmak sizin elinizde!

Hayatın ne zaman zorlaşacağı bilinmez. İyi günlerin yerini ansızın alıverir kötü günler. Kötü günleri atlatmanın yolu ise moralini yükseltmek için doğru yöntemi bulmaktan geçiyor. İşte size hayata daha mutlu bakmak için 10 yöntem… Bazen işler kötü gider. Herkesin hayatında iyi gün olur, kötü gün olur. Zor günleri atlatmak için, sorunların üstesinden gelebilmek için, insanın psikolojisinin de buna uygun ve güçlü Devamını Oku »

Şayet birisiyle yalnızlık çektiğin için bir ilişkiye giriyorsan, o halde diğerini sömüreceksin demektir!

Yalnızlık negatif ruh hallerinden birisidir. Sözlüklerin söylediğinin zıddına tekbaşına olmak ise pozitiftir. Sözlüklerde yalnızlık ve tekbaşınalık aynı anlama gelir; hayatta ise değildir. Yalnızlık devamlı olarak diğerini özlediğin bir ruh halidir. Tekbaşınalık ise sürekli olarak kendinle birlikte olmanın zevkini çıkardığın bir ruh halidir. Yalnızlık ıstıraplıdır. Tekbaşınalık ise saadettir. Yalnızlık her zaman endişelidir; bir şeyleri kaçırır, bir şey için yanıp tutuşur, bir şeyi arzular. Tekbaşına olmak ise dışarı gitmeden, son derece doymuş, mutlu, kutlayan bir halde olmaktır, derin bir tatmindir. Yalnızlıkta sen merkezin dışındasın. Tekbaşınalıkta sen merkezde ve köklenmişsindir. Devamını Oku »

Terk ederek affetme töreni!

Terk etmek, suçlamaktan ya da suçlanmaları dinlemekten vazgeçmek demektir. Sadece kendimizden sorumlu olmak demektir. Terk etmenin anlamı, kendimi güçlerim, yeteneklerim, neşelenme, keyiflenme potansiyelimle olduğu kadar, kendime hatalarımla, kusurlarımla, noksanlarımla ve ıstırabımla da sahip çıkmalıyım demektir. Terk etme, mazeretlerimden vazgeçmek demektir. Terk ettiğim zaman kendimi bulacağım demektir. Devamlı yargılamaktan, sorgulamaktan Devamını Oku »

Her şeyin olup bittiği yer kendi içimizde bir yer!

Bedeninin ve onunla ne yaptığının farkında olmalısın!
Bir gün Buda sabah konuşmasını yapıyordu ve bir kral da onu dinlemeye gelmişti. Buda’nın tam önünde oturuyordu ve ayak başparmağını sürekli olarak hareket ettiriyordu. Buda konuşmasını durdurup kralın ayak başparmağına baktı. Buda adamın ayak başparmağına baktığında elbette kral da onları oynatmayı durdurdu. Buda tekrar konuşmasına başladı ve kral tekrar başparmağını oynatmaya başladı. Buda sordu: “Neden böyle yapıyorsun?” Devamını Oku »

Ahmet İnam : “Hıyar heriflerin işi değildir aşk!”

Hesabi insan, kendini aşma olanağının farkında olmayan insandır. Hesaplayamadığı hazinelerin farkında değildir. İnsan olmasını gerçekleştiremeyen bir varlıktır. Bir anlamda hesabi insan, insanın yüz karasıdır. Ama hesap, yaşamaktan korkan insanlar için çok büyük bir güvence. Çünkü kendinizi aşabilmeniz, ‘hayat bu kadar değil’ demekle olanaklı. ‘Peki ne kadar’ dediğiniz zaman serüvene girmeniz gerekir. Yani artık keşfedilmemiş ülkelere, yelken açılmamış denizlere gideceksiniz. Ama orada büyük fırtınalar, büyük canavarlar Devamını Oku »

“Hayat senin algıladığın kadardır” yazıyor Gazali’nin sufi yol haritasında!

Gazali şöyle demişti: “İnsan gelişiminin, insandan Tanrı’ya giden yolunda; potansiyel insandan, gerçek olana, olasılıktan gerçekliğe yedi vadi vardır.” Bu yedi vadi çok önemlidir. Bu vadileri anlamaya çalış, çünkü onların içinden geçmek zorunda kalacaksın. Bu yedi vadiden herkes geçmek zorunda kalacak. Bir vadide ne yapılacağını doğru bir şekilde anladığında, onun ötesine geçebileceksin ve bir zirveye ulaşacaksın, çünkü her vadinin etrafı dağlarla çevrilidir. Vadiyi geçer başını derde sokmaz, içinde kaybolmazsan, vadiye fazla tutunmaz, ilgisiz yansız bir tanık olarak kalırsan ve vadinin yuvan olmadığını hatırlamayı Devamını Oku »

VIDEO : Korkunun üzerine gitmek eziyete dönüşebilir!

Birinin yerleşmiş bir korkusu varsa, tedavi ediyorum diye, üzerine gitmek tamamen eziyete dönüşebilir. Bir zamanlar dişimiz ağrıdığında eski yöntemler uygulanırdı. İpler kapıya bağlanırdı mesela… Ama bu işin uzmanı var. Bir arkadaşınızın dişi ağrıdığı zaman “gel, ben bakayım” durumu tamamen yanlıştır. Aynı şekilde birisinin bir korkusu varsa “üzerine gidelim, geçsin” yanlıştır. Çünkü bu işin bir uzmanı var. Şimdi gelin bir senaryo yazalım. Çocuk küçük bir kuzuyla oynuyor. O sırada arkada çocuğun ürkeceği bir durum olur. Köpek havlar ya da kapı çalınır. Kuzudan ötürü değil ; gürültüden ötürü çocuk korkar. Ne yapar? Kuzudan kaçınır. İki gün sonra, üç gün sonra… Çocuk kuzunun yanına geldiği zaman kuzudan korkar. Ne olur? “Kuzu fobisi” oluşmuştur. Devamını Oku »

“Kâr” odaklılık yerine “misyon” odaklılık

Kâr odaklı şirketler ile misyon odaklı toplum yararına çalışan kuruluşlar tıpkı ak ile kara gibi ayrı dünyalardan gelmiş izlenimi verebilir. Ancak firmalar toplum yararına çalışan kuruluşlardan hedef odaklılık konusunda çok şey öğrenebilir… İş hayatına başladığım yıllarda kâr amacı gütmeyen vakıf, dernek gibi kuruluşları devlet dairelerine benzetirdim. Bana göre hepsi verimsiz çalışan, zaman baskısı hissetmeyen, hedef bilincinden Devamını Oku »

Ahmet İnam: “Bilge dediğin hem fırlama olur, hem de puşt!”

Rakı balık sofrasında tanışıp, sabahlara kadar sohbetlemek istediğim ne kadar çok insan var… Prof. Dr. Ahmet İnam da eklendi şimdi o listeye! “Ben hep celep olmak istedim, ancak felsefe profesörü oldum. Şimdi bunu herkes yalan sanacak. Ama ben çok ciddiyim… Koyun çobanlığıyla başlayıp oradan da celep olmaktı hayalim” diyen Ahmet hocamıza, peki siz kimsiniz dendiğinde verdiği cevapsa şu: “Hıyarım. Türk’üm. Çaresizim.” Devamını Oku »