Anasayfa / Motive Olmak / Geliştiren Hikayeler (sayfa 10)

Geliştiren Hikayeler

kişisel gelişim hikayeleri, kişisel gelişim öyküleri ve başarı hikayeleri ile ilgili haberler ve genel bilgilerin olduğu kategori sayfası

Gelişimin kıyısında yürümek!

Gelişimin kıyısında yürümek veya kararsızlığın gölgesinde kalmak. Seçim bize kalmış. Hayatınızın her safhasında bu iki tercihle karşı karşıyayız. Gelişimin kıyısında başlayan yürüyüş ilerde süratli bir koşu ile devam edebilir. Bunun yanı sıra kararsızlığımız yüzünden bulunduğumuz yerden geriye bile gidebiliriz. Genç kız geceye sonsuz düşüncelerinin karmaşıklığı arasında merhaba demişti. Devamını Oku »

Ben de öyle yavrum…

Yaşamın anlamını kavramak için dünyayı dolaşmaya çıkan bir genç, gezdiği ülkelerden birinde ünlü bir bilgeyi ziyarete gitmişti. Gezgin genç, bilgenin yaşadığı evde tüm duvarların kitaplarla kaplı olduğunu gördü. Fakat evi dikkatle gözden geçirdikten sonra, yerde bir kilim, duvar dibinde yatak olarak kullanılan bir sedir, ortada ise bir masa ve sandalyeden başka evde hiçbir eşyanın olmadığını gördü ve merakla Devamını Oku »

Eğitim mi? Cibiliyet mi?

Birkaç yerde, birkaç şeklini okudum. İsteyen istediği yere çekmiş. İlgimi en çok çekeni “vatan, millet” üzerine yorumlanmış olanı idi. Ama “dost, arkadaş” , “çevre, etraf” vb. gibi konularla da bağdaştırılmış. N’ymiş bu hikaye? “Eğitim mi? Cibiliyet (soy, sop) mi?” Bu hikayeciği okuduktan sonra aklınızdan şunu çıkarmayın lütfen… “Önüne bir fare düştüğünde, eline bir fırsat geçtiğinde, çıkarları için vatanını/sizi satmaktan, milletini/dostunu harcamaktan, tereddüt etmeyecek yüksek eğitimli büyük kedilerden Allah bu memleketi ve bu milleti muhafaza kılsın.Devamını Oku »

Usulünce cevap verebilmek meziyettir…

80’li yılların sonları, bir Beşiktaş-Bolu Spor maçı sırasında, Hakem, Beşiktaş’ın net 2 golünü vermez, Bolu Spor’a havadan bir penaltı verir. Maç çığırından çıkmıştır. Beşiktaş’lılar neredeyse sahayı terk etmeyi düşünürler. Bolu Spor 2. golü de atar. Metin TEKİN santrayı yapmaz bekler. Hakem düdüğü bir daha çalar, ama Metin hala topa dokunmaz. Devamını Oku »

Gökyüzü çok bulutlandığı zamanlarda bile aslında güneş bir yerlerdedir…

Soğuk bir kış sabahı sahilde bulunan küçük bir koydan bir balıkçı filosu denize açıldı. Öğleden sonra büyük bir fırtına koptu ve gece olduğunda balıkçı teknelerinden hiçbirisi limana dönememişti. Bütün gece boyunca eşler, anneler, çocuklar ve sevgililer ellerini oğuşturup, kaybolan sevdiklerini kurtarması için Tanrıya yakararak rüzgara açık kıyıda bir aşağı bir yukarı dolandılar. Bu berbat durumda, bir de kulübelerden birinde yangın çıktı. Erkekler olmadığı için yangını söndürüp kulübeyi kurtarmak mümkün olmadı. Devamını Oku »

Kalkmak için düşmek gerek!

Artık çok yaramaz bir öğrenciydi. Sürekli olarak eşek şakaları yapardı. Bir keresinde sınıftaki öğretmen sandalyesinin üstüne zamk sürmüştü. Hoca derse geç kalınca başka bir öğrenci öğretmenin taklidini yapmak için öğretmenin yerine oturunca bir daha sandalyeden kalkamamıştı. Pantolon sandalyeye yapışmış çocuk sandalyeden kalkabilmek için pantolonunun o bölümünü kesmek zorunda kalmıştı. Bu işi Artık’ın yaptığı öğrenilince, Artık “öğretmenin arkadaş sizin taklidinizi yaparak sizinle alay edecekti. Ben de ona bir ders vermek istedim.” diyerek bir de üste Devamını Oku »

Taşın bıraktığı iz…

Genç bir adam , yeni Jaguarı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş çarptı. Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti. Devamını Oku »

Engeller ve Göremediğimiz Fırsatlar

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurur. Kendisi de pencerenin kenarındaki yerini alır ve başlar neler olacağını beklemeye. Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer gelip, kayanın etrafından dolaşır ve saraya girerler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirir. “Halkından bu kadar vergi alıyor ama yolları açmıyor” diye. Sonunda saraya meyve ve sebze getiren bir köylü çıkagelir. Sırtındaki küfeyi yere indirir, iki eli ile kayaya sarılır ve ıkınarak kayayı itmeye çalışır. Devamını Oku »

Annenin gözüyle kızı

Küçük kız, kendini bildiği günden beri annesinden büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle, pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı. Ona göre, nur yüzlü ve badem gözlüydü, bir tanecik yavrusuydu her zaman. Ama ilk okula başlayınca işler değişti. Arkadaşları, onun hiç de güzel olmadığını, hatta çirkin bile sayıldığını söylemekteydi. Küçük kız, ilk önceleri onlara inanmadı. Çünkü herkes birbirini kıskanıyordu. Ama bir kaç yıl içinde gerçeklerle yüzleşti. Annesinin bir pamuğa Devamını Oku »

Aşkın ateşi ya da Ateşin aşkı

Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına. Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa… Demiş ki suya: “Gel sevdalım ol, hayatıma anlam veren mucizem ol…”
Su dayanamamış “ateşin gözlerindeki sıcaklığa al” demiş. Yüreğim sana armağan… Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına… Devamını Oku »