Dayanışmanın Önemi…
Bölgedeki en iyi ürün
Çiftçi, Tarım Bakanlığı tarafından verilen bütün madalyaları kazanmayı başarmıştı; çünkü yetiştirdiği buğdaylar mükemmel kalitedeydi. Meraklı bir gazeteci bu büyük başarının sırrı üzerine uzun bir makale yazmak amacıyla çiftçinin yaşadığı yere gitmeye karar verdi.
Oraya varır varmaz çiftçiye bölgedeki en iyi ürünü yetiştirmeyi her zaman nasıl başardığını sordu. 

Gönüllü olarak yaptığım(ız) bir iÅŸ var. “Mezuniyet balosu, töreni ve yıllığın her türlü organizasyonu ile uÄŸraÅŸmak.” Yüksek maliyetlerden ve kimi öğrencilerin bunu alabilecek durumu olmamasından dolayı sponsor arayışlarının içindeyiz ÅŸu aralar. Afyon’un iÅŸ adamlarına kendimizi ifade etmeye çalışıyoruz. Buraya kadar her ÅŸey normal. Ama herhalde yıllar boyu unutmayacağım küçük bir anekdotumu paylaÅŸmadan geçemeyeceÄŸim
Ne olursa olsun asla vazgeçme!
İnternette dolaşırken Doğan Cüceloğlu?nun eğitimindeki katılımcılarla yapmış olduğu bir konuşma karşıma çıktı. Okudum ve gerçekten de tüylerim diken diken oldu. Düşünsenize öleceğinizi bilseydiniz ne yapardınız?
Ağaç, bir Ege köyünde doğmuştu. Köyün tamamı nesillerdir zeytincilikle uğraşıyordu. Ağaç?ın annesi-babası, dedesi, dayıları ve amcaları da zeytinciydi. Ağaç ilköğretime başladığında bir taraftan da zeytincilikle ilgili işlere yardım ediyordu. Bir Cumartesi günü Ağaç?ın babası Ağaç?ı da alarak bir iş için İzmir?e gitmişti.Bu seyahatlerinde işleri bitince Ağaç?ı bir sinemaya da götürmüştü. Köylerinde o yıllarda televizyon bile olmayan Ağaç sinemaya hayran kalmıştı. Sürekli sinemayı düşünmeye başlamıştı. Gazetelerden sinema haberlerini derliyor; onları bir deftere
Yooo!
Sorunları fırsata dönüştürebilir miyiz? Nuray’ın üniversiteyi bitirdiÄŸi yıl, dedesi ağır hastalanır. Nuray’ın babasının iki kız kardeÅŸi vardır; ama ikisi de babalarına bakmayı üstlenmek istemezler. Nuray’ın babası da, “Babama ben bakarım” der ve Nuray’ın dedesi Nuraylarla yaÅŸamaya baÅŸlar. Ne var ki, Nuray’ın babası sürekli seyahat etmekte ve her ayın en az 20 gününü ÅŸehir dışında geçirmektedir. Dolayısıyla Nuray’ın dedesi İlter amca’ya Nuray ve annesi bakmaktadır. Nuray’ın annesi, kocasının kız kardeÅŸleri dururken kendisinin kayınpederine bakmasından son derece rahatsızdır. Genç bir kız
Hayeletler? Film ve edebiyat eserlerinde karşımıza çıksalar da çok azımız hayaletler üstüne düşünmüşüzdür. Hayaletler, bilebildiğim kadarıyla her örnek de ölmüş insanların bu dünyada dolaşan örnekleri olarak anlatılır. Diğer bir deyişle, hala yaşayan insanların hayaletleri olmaz, en azından benim bildiğim kadarıyla. Peki bu hayaletler, film ve edebiyat eserlerine neden girerler? Hemen her örnekte bir şeyleri düzeltmeye, yapamadıklarını yapmaya çalışırlar. Yaşarken halledemedikleri bir sorunları vardır. Dolayısıyla o sorunu halletmek için bir tür ikinci şans yakalamak üzere
Jerri, çevresindekilerin çok sevdiÄŸi insanlardan biriydi. Keyfi herzaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir ÅŸey bulurdu. Hattabazen etrafındakileri çıldırtırdı bile, “Bu adam bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor?” diye. Birisi nasıl olduÄŸunu sorsa “Bomba gibiyim.” diye yanıt verirdi hep. “Bomba gibiyim…”
Bir kutu bozyap alıyorsunuz. (Günlük konuÅŸma dilinde, parçaların birleÅŸtirilerek resim yapıldığı oyuna “yapboz” desek de, bu oyunun doÄŸru adı “bozyap”. Çünkü önce fabrikada bir bütün olarak resim basılıyor. Sonradan resim özel bıçaklarla bölünüyor. Çocuklar için bozyaplar az parçalı ve resim bütün olarak satılıyor.) Aldığımız “bozyap” oldukça büyük 6000 parçalı. Bir Cumartesi sabahı, salonunuzdaki her ÅŸeyi kaldırıp zemine bu bozyap parçalarını bırakmaya baÅŸlıyorsunuz. Kutudan bozyapları avuç avuç alıp, öbekleri dağınık bir ÅŸekilde salona 
