Yükleri Fırsata Dönüştürmek
Sorunları fırsata dönüştürebilir miyiz? Nuray’ın üniversiteyi bitirdiÄŸi yıl, dedesi ağır hastalanır. Nuray’ın babasının iki kız kardeÅŸi vardır; ama ikisi de babalarına bakmayı üstlenmek istemezler. Nuray’ın babası da, “Babama ben bakarım” der ve Nuray’ın dedesi Nuraylarla yaÅŸamaya baÅŸlar. Ne var ki, Nuray’ın babası sürekli seyahat etmekte ve her ayın en az 20 gününü ÅŸehir dışında geçirmektedir. Dolayısıyla Nuray’ın dedesi İlter amca’ya Nuray ve annesi bakmaktadır. Nuray’ın annesi, kocasının kız kardeÅŸleri dururken kendisinin kayınpederine bakmasından son derece rahatsızdır. Genç bir kız 

MATEMATİK fobik misiniz?
Hayeletler? Film ve edebiyat eserlerinde karşımıza çıksalar da çok azımız hayaletler üstüne düşünmüşüzdür. Hayaletler, bilebildiğim kadarıyla her örnek de ölmüş insanların bu dünyada dolaşan örnekleri olarak anlatılır. Diğer bir deyişle, hala yaşayan insanların hayaletleri olmaz, en azından benim bildiğim kadarıyla. Peki bu hayaletler, film ve edebiyat eserlerine neden girerler? Hemen her örnekte bir şeyleri düzeltmeye, yapamadıklarını yapmaya çalışırlar. Yaşarken halledemedikleri bir sorunları vardır. Dolayısıyla o sorunu halletmek için bir tür ikinci şans yakalamak üzere
Jerri, çevresindekilerin çok sevdiÄŸi insanlardan biriydi. Keyfi herzaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir ÅŸey bulurdu. Hattabazen etrafındakileri çıldırtırdı bile, “Bu adam bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor?” diye. Birisi nasıl olduÄŸunu sorsa “Bomba gibiyim.” diye yanıt verirdi hep. “Bomba gibiyim…”
ÇocuÄŸumuz düşüp kafasını masaya çarpınca biz hemen masayı döveriz, “eh masa ehhhh sen niye orada duruyorsun!” diye…
Bazen öyle geliyor ki, bir kitabı atlaya atlaya okur gibi yaşıyoruz. Kitabın başından sonuna doğru ilerliyoruz; ama kitabın söylediklerinin farkına varamıyoruz. Bazen paragrafları atlıyoruz; bazen sayfaları? bazen okuduğumuzu düşündüğümüz cümleleri, satırları bile anlamadan geçiyoruz.
Bir kutu bozyap alıyorsunuz. (Günlük konuÅŸma dilinde, parçaların birleÅŸtirilerek resim yapıldığı oyuna “yapboz” desek de, bu oyunun doÄŸru adı “bozyap”. Çünkü önce fabrikada bir bütün olarak resim basılıyor. Sonradan resim özel bıçaklarla bölünüyor. Çocuklar için bozyaplar az parçalı ve resim bütün olarak satılıyor.) Aldığımız “bozyap” oldukça büyük 6000 parçalı. Bir Cumartesi sabahı, salonunuzdaki her ÅŸeyi kaldırıp zemine bu bozyap parçalarını bırakmaya baÅŸlıyorsunuz. Kutudan bozyapları avuç avuç alıp, öbekleri dağınık bir ÅŸekilde salona
AyÅŸe Seyrek isimli bir okurumdan gelen mektubu okuyunca hemen tüm sevdiklerimle paylaÅŸmak istedim: ?Bir sabah güneÅŸ görmeyen odamla bir ışıltıyla uyandım. Gözümü açıp baktığımda odamda bir huzme yoktu, ama bir ışıltı hissediyordum. YüreÄŸim hafiflemiÅŸti… Kendi içimde ışıltılar vardı, hissediyordum. ÇeÅŸit çeÅŸit, renk renk ışık huzmeleri?
?Hawaii adasında yaşayanlar iyi niyeti kendilerine özgü şekilde tarif ederler, onu aloha diye adlandırırlar. Hawaii?de genellikle içten bir selamlama ve yolcu etme sözcüğü olarak kullanılan aloha, başkalarının iyiliği için bencil olmayan anlamına geliyor. Aloha koşulsuz sevgi demektir.?
Öncelikle şunu kabul edin, hayat adil değil.
