Kırılma noktası yeni bir hayatın başlangıcıdır
Kırılma noktası nedir? Olumsuzluk ifade eden iki kelime gibi gelebilir size. Ama benim için olumsuzluk ifade etmiyor. Hatta bu iki kelimenin içinde iyi bir şeyler bile var.
Hani bir tünelin içine girdiğinizde ruhunuz daralır ya. Bir an önce çıkmak istersiniz. Çoğu kez tünelin ne kadar uzun olduğunu bilemeyiz. Hatta ya çıkış yoksa, ya hep karanlıkta kalırsak diye düşünür panik oluruz.. Zaten kapalı yer korkusu yaşamak da bu demek 

Biliyorsunuz İstanbul’un nerdeyse her köşe başında bir çiçekçi var. Hele Taksim meydanında hepsi bir arada duruyorlar. Harika görünüşleri var. Kadıköy yakasında da Bağdat Caddesi’nde hemen hemen her sokak başında bir çiçekçi var. Benim evimin önünde de o çiçekçilerden bir tane var. Bugün oturduğum bu eve 3 ay önce taşındım. Taşındığımdan bir hafta sonra çiçekçi ile ahbap olduk. Ben olmadım. O benimle oldu. Önünden her geçişimde sesleniyordu; “Ablaaaaaaaaaaa…nasılsın? Çiçek alsanaaaaaa.”
Bazı insanlar kendi kendilerini kandırmanın ustasıdırlar. Kişilikleri kayar sanki…
Sevgili Atam!
GÖZ KONTAĞI KURUN: Yeni doğan bebeğinizin gözlerinin tamamen açık olduğu o kısa sürelerin avantajından yararlanın ve gözlerinin içine bakın. Size her baktığında, belleğini biraz daha oluşturur.
Bir: Tereyağı hali.
Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı.
Çoğumuz zaman zaman kendi işimizi kurmayı düşünürüz. Kariyerimizi kontrolümüz altına almayı ve kendimiz için çalışmayı… Bunun nedeni sıklıkla çalışılan firmanın ortamından hoşlanmamanızdan veya yöneticiniz ya da iş arkadaşlarınızla anlaşamamanızdan kaynaklanmaktadır.
“Doğru insan!” diyip, hayatınızın baş köşesine koyduğunuz… Bir sebep bile bulamadan, belki de yıllarınızı verdiğiniz insanla, büyüttüğünüz ve biriktirdiğiniz her şeye nokta koyduğunuz oldu mu? Ya da çok sevip, hakettiğiniz her şeyi “belki bir gün…” deyip, her gün tekrar tekrar HAKETMEDİĞİNİZİ gördüğünüz mü? VE en acısı… Bütün bunlara rağmen “haklıymış” ve “bir şey yokmuş” gibi bırakıldığınız oldu mu? Hayatın bu yönüne döndüm yine… Yazarını bilemediğim ve bulamadığım ama Uğur ARSLAN’ın harika dillendirdiği bu şiiri paylaşmak istiyorum. Bunu yapmış, yapan herkese…
“Yanlış erkeği yazdın, hani doğru erkek Ayşee” dediniz, o zaman şimdi sıra doğru erkekte! Bakalım doğru(!) erkek kimmiş! Buyursunlar efendim: