Anasayfa / Motive Olmak / Geliştiren Hikayeler / Çine Kahvesi ve Hasta Elektrik Süpürgesi

Çine Kahvesi ve Hasta Elektrik Süpürgesi

Çine KahvesiÇine Kahvesi
Aydın Yolu üstündeki Çine Kasabası’nın birkaç kilometre ilerisinde Çine Baraj Gölü vardır. Gölün kıyısında bir balıkçı kahvesi. Tatile giden dört erkek arkadaş durup bir kahve içelim dediler. Aralarından biri, sonradan Sıra Dışı Yaşam Becerileri öğrencisi olacak – Murat Kaya – Türk kahvesi içmek istemedi; ama arkadaşlarının “bir defa da Türk kahvesi iç” ısrarıyla “peki” dedi ve dört Türk kahvesi sipariş ettiler.

Göl kıyısındaki balıkçı kahvesinde başka müşteri yoktu; yaşlı kahveci, müşteri masaları tarafından görünen tezgahta kahveleri hazırlamaya başladı. Tezgahın üstünde duran bir rafta sekiz – dokuz kadar kavanoz duruyordu. Kahveci kahveyi yaparken saatine bakarak belirli dakikalarda bu kavanozlardan birini indirip cezvenin içine değişik girdiler koydu. Hindistan cevizi ve değişik baharatlar… Normalde dört-beş dakikada hazırlanacak kahvenin yapılması on beş dakikayı geçti. Kahveler servis yapıldı ve dört arkadaş kahveleri içtiler… Kahveler muhteşem olmuştu. Mükemmel bir aroma… Klasik Türk kahvesi lezzetinden farklı ama; çok daha özel ve güzel bir lezzet. Dört arkadaş kahveleri o kadar beğendiler ki, birer tane daha sipariş ettiler.

İlgili Yazı :   Kahvenizin tadına varın! (Tanrının Kahvesi)

Elektrik Süpürgesi ve Doktor
Bazı çocuklar doktordan korkarlar. Anne-babalar da, bazen bu korkuyu körüklerler, “Seni iğneciye götürürüz” gibi sözlerle. 4 yaşındaki Ahmet, doğuştan gelen birtakım organik rahatsızlıklarla doktorlara mahkum olmuş çocuklardan biriydi. Ne var ki, yaşadığı deneyimlerden sonra doktorlardan iyice korkmuş durumdaydı. Anne baba çocuğu artık çok zorunlu olmadıkça doktora götürmüyor, doktorla telefonda konuşuyor, bir anlamda çocuğu tele-muayene ettiriyorlardı. Böyle bir telefon konuşmasında doktor aldığı bilgilerden sonra çocuğun barsak filmlerinin çekilmesi gerektiğini söyledi. Bunun anlamı çocuğun çok korktuğu ve sevmediği doktor muayenesine gitmesi demekti. Anne-baba telefonu kapadıktan sonra birkaç gün önce bir dostlarının tavsiye ettiği çocuklarla çok iyi iletişim kuran bir doktoru arayıp konu hakkında bilgi verdiler. Doktor telefonda çocuğun annesine “Çocuğunuzu getirin; ama lütfen yanınızda onun en çok sevdiği oyuncağı da getirin” dedi. Annesi, “Çok isterdim; ama imkansız” diye karşılık verdi. Doktor, “neden” diye sorunca annesi “Çünkü, Ahmet’in en sevdiği oyuncak bizim evdeki elektrik süpürgesi, hani şu dik ve torbası üstünde olanlardan, hem çocuğu, hem o koca süpürgeyi nasıl getireyim muayenehanenize?” dedi. Doktor, anlayışla “tamam, o zaman sadece çocuğunuzu alın gelin” diyerek onlara randevu saatini verdi.

İlgili Yazı :   Yaratıcılığı körükleyen çabanın sürekliliğidir!

Anne-baba çocuklarını doktora götürdüler; görevli kadın anne-baba ve çocuğu doktorun odasına aldı; ancak doktor odada değildi. Çocuk da bu sırada doktorla ilgili bir yere gelindiğini hissetmiş ve tedirgin olmuştu. Birden kapı açıldı ve doktor “vuurnn” diye gürültülü bir sesle Ahmet’lerin evindekine benzer bir elektrik süpürgesiyle hızla içeri girdi. İçeridekilerle hiç ilgilenmeyen doktor, çalışan süpürgeye “neyin var?” diye sordu. Süpürgenin düğmesine basıp sanki süpürge konuşuyormuş gibi “Vuurn” diye bir ses çıkarttırdı ve “demek hastasın!” dedi. “Peki, seni bir kontrol edelim” dedi ve süpürgenin toz haznesine elini soktu. Anne-baba ve çocuk şaşkınlık içinde doktoru izliyorlardı, çocuk yalnız onun en sevdiği oyuncak olan süpürgeye yakınlık gösteren bu doktora sıcaklık duymaya başlayarak yerinden kalktı ve doktorun yanına gitti. Doktor onu hiç umursamadan süpürgeye “senin bir filmini çekelim” dedi ve alıp süpürgeyi röntgen masasına yatırdı. Çocuk eliyle, süpürgeye dokununca doktor, çocuğa kafasını bile çevirmeden işine konsantre bir şekilde dedi ki, “acele etme, sıra sana da gelecek..” Anne-baba doktorun süpürgenin röntgenini çekmesini dumura uğramış bir şekilde izliyordu. Daha sonra doktor, “süpürgeye senin iyileşmen için sana bir iki hap vermemiz lazım tamam mı” dedi ve “evet” anlamına gelecek bir şekilde süpürgeye “vuurn” yaptırıp, yere iki hap bıraktı ve hapları yutturdu. Çocuk en sevdiği oyuncağa yardım eden bu doktora kendini iyice yakın hissetmeye başladı ve daha sonra hiç sesini çıkarmadan muayene oldu.

Yazan : Melih ARAT
Kaynak : Sıradışı Yaşam Becerileri Kitabı

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

5 yorum

  1. :-) cok güzeldi.. hersey elimizde, yeterki siradan olmaya mahkum olmayalim…

    yine cok güzel bir paylasim.. tesekkürler özgür’cüm..

  2. Ne söylediğin değil, nasıl söylediğin önemli.. ne yaptığın değil nasıl yaptıgın önemli diğerleri de doktor fakat insan ilişkileri sıfır demekki.. tek kelime ile mükemmeldi

  3. çok güzel yaaaa emeginiz için ayrıca teşekkürler…

  4. Manolya Taser Tanla

    Turkuzzz Turkkk! Cine bavulda pastirma sucuk lokum raki turk kahvesi tasinir mi? Itina ile tasinir. Kuzenim hasretmis!

  5. Manolya Taser Tanla

    Turkuzzz Turkkk! Cine bavulda pastirma sucuk lokum raki turk kahvesi tasinir mi? Itina ile tasinir. Kuzenim hasretmis! . Teşekkürler.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

bir kurtulma hikayesi

Bir Kurtulma Hikayesi : Hayatımızı Esir Alan Tuzaklar

Hikayeyi okuduğum anda; “kendimizi neredeyse uyuşturarak yaşadığımız hayatta uyanmamız için gönderilen ve ...