Devler Ligindekiler Anlattı : Başarı için ne yapmalı?
Hayatta başarılı olmanın beş temel kuralı
Yazar DoÄŸan CüceloÄŸlu’na göre “YaÅŸam baÅŸarısının beÅŸ temeli var.” BaÅŸarı için, “çok çalış oÄŸlum/kızım,” demenin ya da tüm maddi olanaklarını seferber etmenin ötesinde bir ÅŸeyler yapmak gerektiÄŸini ifade eden CüceloÄŸlu “Her anababa, okul baÅŸarısı için çocuÄŸuna yardımcı olmak ister. Ama öğrenme sürecinin bilimsel temellerini kavramadan atılacak her adım, iyi niyetli de olsa, çocuÄŸu engelleyebilir” diyor.
İnanmak, olumlu düşünmek, kaybetmeyi kabul etmemek, sorumluluk almak, saygılı olmak, iÅŸini severek yapmak, baÄŸlılık duymak baÅŸarının altın kurallarından…
Ancak yine de baÅŸarı nedir? Sizin baÅŸarı olarak nitelendirdiÄŸiniz bir ÅŸey bir baÅŸkasının yaÅŸamında son derece sıradan bir adım olabilir. Ya da sizin baÅŸarısızlık olarak gördüğünüz bir baÅŸkası için bir fırsat…
BaÅŸarı, tüm yaÅŸamı kaplayan bir durum aslında. Evlilik ve aile baÅŸarısı, meslek ve iÅŸ baÅŸarısı, ders ve okul baÅŸarısı…
BaÅŸarı kriterleri insan yaÅŸamının içinde bulunduÄŸu dönemlere göre deÄŸiÅŸebilir, çıta yükselebilir ya da düşebilir. Önemli olan hayattan ne beklediÄŸiniz ve onu nasıl yaÅŸamak istediÄŸiniz, hedeflerinizin neler olduÄŸu, onun için nelerden vazgeçebileceÄŸiniz, neleri hayal ettiÄŸiniz…
Yaşam başarısının beş temeli var
Yazar DoÄŸan CüceloÄŸlu “YaÅŸam baÅŸarısının beÅŸ temeli var. Anne babalar çocuklarınıza bunları öğretin” diyor ve bunları şöyle sıralıyor.
- Kendine değer vermek ve yetenekleri tanımak,
- Yaşamından, ilişkilerinden ve geleceğinden sorumlu olmak,
- Paranın değerini anlamak ve gücünü yönetebilmek,
- Zamanın değerini anlamak ve gücünü yönetebilmek,
- İnsan ilişkilerinin değerini anlamak ve gücünü yönetebilmek.
BaÅŸarı için, “çok çalış oÄŸlum/kızım,” demenin ya da tüm maddi olanaklarını seferber etmenin ötesinde bir ÅŸeyler yapmak gerektiÄŸini ifade eden CüceloÄŸlu “Her anababa, okul baÅŸarısı için çocuÄŸuna yardımcı olmak ister. Ama öğrenme sürecinin bilimsel temellerini kavramadan atılacak her adım, iyi niyetli de olsa, çocuÄŸu engelleyebilir” diyor.
GeçtiÄŸimiz günlerde EduPlus EÄŸitim ve Danışmanlık tarafından düzenlenen 2. KiÅŸisel GeliÅŸim Zirvesi’nde “YaÅŸam ve BaÅŸarı” baÅŸlıklı bir sunum yapan DoÄŸan CücenoÄŸlu yaÅŸamları ’yüz’ baskın ve ’can’ baskın yaÅŸamlar olarak ayırıyor.
Yüz baskın yaşamda
- Birey toplum için vardır. ’Elalem ne der’ çok önemlidir.
- Kimse görmezse mesele yoktur.
- Takdir edilmek ve toplumsal statü çok önemlidir.
- Önemli olan sahip olmak ve güçlü görünmektir.
- KiÅŸi “Aferin” almak, baÅŸkalarından baÅŸarılı olmak ve öne çıkmak için çalışır.
Can baskın yaşamda
- Toplum birey için vardır. BaÅŸkalarının ne diyeceÄŸi elbette önemlidir ama asıl önemli olan “Ben ne derim”dir. KiÅŸinin kendisine duyduÄŸu saygı en önemlisidir.
- Var olmak önemlidir. Varlıklı olmakla zengin olmak arasındaki fark bilinir.
- Güçlü görünmek değil, güçlü olmak önemlidir.
- Kişi, anlamak, öğrenmek, merakını tatmin etmek için çalışır.
- Yaratıcı, üretici olmak ön plandadır.
- Kişi sadece kendisinin değil, başkalarının başarısından da mutluluk ve sorumluluk duyar.
- Anlamlı, coşkulu ve güçlü bir yaşam sürdürmeyi amaçlar.
“Yanılmamak için bir daha denememeyi öğreniyoruz”
“Üniversite öğrencisiyken kendime bir misyon tasarladım. BaÅŸarılı insanların nasıl baÅŸarılı olduklarını inceleyecek, bunları anlaşılır ve uygulanabilir halde sistematize edecek, seminer ve kitap yoluyla baÅŸarılı olmak isteyenlere anlatacaktım. Dünyada varlık nedenim bence buydu” diyor “Her ÅŸey seninle baÅŸlar” kitabının yazarı KiÅŸisel GeliÅŸim Uzmanı Mümin Sekman.
Kaybedenlerin kazananlar üzerinde göz hakkı olduğunu, başarılı insanların, başarmak isteyenlerle en azından bilgilerini paylaşmaları gerektiğine inanan Sekman bunu yapmanın borcu olduğunu düşünmüş.
KiÅŸilerin çaresizliÄŸi zaman içerisinde öğrendiklerini düşünen Sekman, “ÖğrenilmiÅŸ çaresizlik, hepimizin içinde az ya da çok vardır. Hepimiz bir ÅŸeyleri defalarca deniyor, yanılıyor, baÅŸaramıyoruz. Sonra bir daha yanılmamak için, bir daha denememeyi öğreniyoruz “diyor ve öğrenilmiÅŸ çaresizlik psikolojisi içerisinde uzun süre yaÅŸayan insanların ortak davranışlarını şöyle sıralıyor:
- Kendi yapamadığını başkalarına da yaptırmama davranışı çok yaygındır.
- Hayatındaki eksik ve yetersizliklerden dolayı başkalarını suçlama eğilimi bir diğer özelliktir.
- Kurtarıcı bekleme eğilimi yaygındır.
- Komplo teorilerine dayanan düşünme biçimi yaygındır.
- Bilimsel düşünmek, neden-sonuç ilişkilerine inanmak yerine şansa ve tesadüflere inanma eğilimi fazladır.
- Eylemlerin sorumluluğunu üstlenmeme eğilimi egemendir.
- Geçmiş merkezli yaşama anlayışı yaygındır.
- Başarının kişinin kendi ellerinde olduğuna inanılmaz.
- İnsanlar, enerjilerini gerçekleşmesi kendi ellerinde olan hedeflere harcamazlar.
- Günlük konuÅŸmalarda sık sık” böyle gelmiÅŸ böyle gider” gibi sınırlayıcı genellemeler kullanılır.
- Deneyime dersten daha fazla deÄŸer verilir.
- Paranoya psikolojisi hakim olduğundan dünya dost-düşman ekseninde algılanır. - İmalı iletişim çok yaygındır.
- Proaktif motivasyon yerine reaktif motivasyon tarzı egemendir.
Bir insanın sıfır noktasından gelip, binbir engeli aşıp zirveye çıkabilmesini ortalama düz mantığın açılayamayacağını söyleyen Sekman “Efsanevi baÅŸarıların matematiÄŸi de mantığı da yoktur” diyor.
Adecco Genel Müdürü Tibet EÄŸrioÄŸlu ise iyi bir kariyer sahibi olmak için iyi bir ÅŸirketten ve iyi bir sektörden baÅŸlamak gerektiÄŸini ifade ediyor. EÄŸrioÄŸlu’na göre bunu gerçekleÅŸtirebilmek için danışmanlık alınması ya da okurken staj yapılması gerekiyor. EÄŸrioÄŸlu “Kurumsal itibara önem veren, insana yatırım yapan, uzun vadeli planları olan ÅŸirketlerde çalışmanın baÅŸarıya ulaÅŸmayı kolaylaÅŸtırdığını düşünüyorum” diyor.
Başarısızlığa karşı bağışıklık sisteminizi güçlendirin
Kişisel Gelişim uzmanı Mümin Sekman, öğrenilmiş çaresizliğe, başarısızlığa, atalete karşı bağışıklık sistemi güçlü olan insanların özelliklerini şöyle sıralıyor:
. Dış referanslı değil, iç referanslı olmak. Çevresindekilerin ’yapamazsın’ demesinden etkilenmeden, hayallerini izleyecek girişimlerde bulunmak.
. Elinde başarılı oacağına dair yeterli kanıt bulunmasa da, kaybetme ihtimali kazanma ihtimalinden fazla görünse de, hayalleri için tutkuyla çalışmak.
. Bin bir zorlukla aşılan bir engelden sonra, yeni bir engelle karşılaştığında hemen yılmamak.
. Kendi iç motivasyonunu yok edecek olumsuz iç konuşmaları fazla yapmamak ya da bunu yaptığını fark ettiğinde kısa kesmek.
. Hak ettiğini alamasa da mesleğini yaparken elinden gelenin en iyisini yapmaya devam etmek. İşinin kalitesini maaşının karşılığı değil, kişiliğinin ifadesi olarak görmek.
. İçinde bir gün bir şekilde istediği yere geleceğine dair- bazen zayıflasa da- güçlü bir his taşımak.
. Kendini kanıtlamaktan, meydan okumaktan hoşlanmak. Performans değerlendirmesinden korkmamak.
Hedef belirlemeyen birisinin başarılı olabileceğini düşünmüyorum
“BaÅŸarının tarifi insandan insana deÄŸiÅŸir. Bence baÅŸarılı bir kariyerin ilk adımı, hedef belirlemekten geçiyor. Hedef belirlemeyen, bunun peÅŸinden hevesle koÅŸmayan birisinin baÅŸarılı olabileceÄŸini düşünmüyorum” diyor GYİAD (Genç Yöneticiler ve İşadamları DerneÄŸi) Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Pınar Eczacıbaşı. Ve baÅŸarı için gerekli gördüğü özellikleri şöyle ifade ediyor:
- Başarı için insanın cesaret ve özgüvene ihtiyacı var. Bunlar, mutlaka bilgi birikimi ve tecrübe ile geliyor ama suya zamanında atlayabilmek de önemli.
- Eleştirilere açık olmak lazım. Bunu yapabilmek kolay değil elbette. Ben de sık sık eleştiriliyorum, çok sevdiğimi söyleyemem ama insanı geliştiriyor.
- Farklı düşünebilmek ve sürüden ayrılmak gerekiyor.
- Sorumluluk almak çok önemli. Başarının formülü içerisinde topu başkasına atmak yok.
- Çevreye, hobilere karşı meraklı bir insan olmak gerekiyor. İş yaşamı oldukça zorlu ve etrafa bakmak, hobileri geliştirmek insanı rahatlatıyor.
- Bedel ödemeye hazır olmak lazım. BaÅŸarının baÅŸka türlü gelmesi mümkün deÄŸil. Ya ailenizden, ya kendinizden, ya saÄŸlığınızdan ödüyorsunuz bu bedeli. O yüzden en azından çok sevdiÄŸiniz bir yerde bulunun ki bir gün geriye döndüğünüzde “DeÄŸermiÅŸ” diyebilin.
- Kişi kendi üstün ve zayıf yönlerini bilmeli ve hedeflerini ona göre belirlemeli. Ben üstünlüklerimi ve zayıflıklarımı biliyor ve adımlarımı buna göre atıyorum. Benim üstün olduğum alan, uluslararası ilişkiler. GİYAD’da bir hedef koymam gerekirse, politikayı düşünebilirim diyorum.
- Elbette bu yol boyunca hata yapacaksınız. Benim de çok hatam oldu, olmaz olur mu. En büyüklerinden birisi zamanlamadaki başarısızlığım, hala da yapıyor ve düzeltmeye çalışıyorum. İşimi bir şekilde yapıyor, tamamlıyorum ama zamanlamadaki başarısızlığım nedeniyle bunun bedelini sağlığımla ya da başka şeylerle ödüyorum.
Sahip olduğunuz güçten sonuna kadar yararlanmayı öğrenin
Çok azımız dahi olduÄŸumuzu iddia edebiliriz. Oysa hemen hemen her anne ya da baba, yeni doÄŸan bebeÄŸinin gözlerine baktığı o ilk an gördüğü deha kıvılcımından söz eder. Onu sizin anneniz de gördü. Henüz herhangi birinin bu gezegen ve sakinleri hakkındaki fikirlerini kökünden deÄŸiÅŸtiremediyseniz bile, uzun yıllar önce Kristof Kolomb’un, Mikolaj Koprnik’in ve Thomas Jefferson’un anneleri tarafından gözlemlenen deha kıvılcımının aynısını taşıyarak dünyaya geldiniz. Özgün tasarımı itibariyle insan beyni, engin bir bellek, öğrenme ve yaratıcılık potansiyeli barındırır. Sizinki de öyle… Hem de sandığınızdan çok daha fazla. İnsan beynini eÅŸsiz bir yaratıcı, ’büyülü bir dokuma tezgahı’ olarak tanımlayan nörolog Sir Charles Sherrington’a göre, beyindeki 100 milyar nöron, insan psikolojisinin basit bir gerçeÄŸi.
Ama bu güç etkileyici olduğu kadar ele geçirilmez de olabilir ve onu ortaya çıkarmanın tek yolu, potansiyelimizi geliştirmeyi, bilgiyi öğrenen ve bağlantılar kuran bu yüz milyar nöronu mümkün olduğu kadar etkili ve yaratıcı yöntemlerle kullanıma sokmayı bilmekten geçer. Kendiliğinden oluşan bir süreç değildir bu. Sahip olduğumuz güçten sonuna kadar yararlanmayı öğrenmek zorundayız, kullanmakta olduğumuzdan fazlasına sahip olduğumuzu körü körüne kabul etmemiz gerekse bile.
“Dehanızı KeÅŸfedin” kitabının yazarı Michael Gelb tarihin en büyük dahilerinden on tanesinin dünyayı deÄŸiÅŸtirmek için ihtiyaç duydukları “kalkış hızına” nasıl ulaÅŸtıklarını ve onlardan neler öğrenebileceÄŸimizi ortaya koyuyor. Bunlardan bazıları şöyle sıralanıyor:
Platon: Bilgelik sevginizi derinleÅŸtirin
Bilgelik sevgisi ve bu sevginin doÄŸruluk, güzellik ve iyilik arayışında kendini gösteriÅŸi, tüm dahilerin yaÅŸamını dokuyan iplik. Platon, bu kumaşın babası. Platon, kendi adınıza düşünmeyi, öğrenmeyi ve kendinizi geliÅŸtirmeyi esinleyen temel soruları gündeme getirmiÅŸtir. “Öğrenmeyi öğrenme” bilgisi, sahip olabileceÄŸimiz belki de en önemli bilgi. Platon, bizi sadece kiÅŸisel geliÅŸimle deÄŸil, onun ötesiyle de ilgilenmeye davet eder, daha iyi bir dünya yaratma olasılıklarını düşünmeye çağırır. EÄŸer içinde bulunduÄŸunuz kültürün ve bu kültürün önderlerinin ahlak deÄŸerlerindeki tutarsızlık sizi rahatsız ediyorsa, iyilik ve adalet sizi derinden ilgilendiriyorsa, eÄŸitimin daha iyi bir toplum yaratmanın baÅŸ koÅŸulu olması gerektiÄŸine inanıyorsanız, o zaman siz ÅŸimdiden Platon geleneÄŸine uygun düşünüyorsunuz demektir.
Filippo Brunelleschi: Perspektifinizi geniÅŸletin
Floransa Katedrali’nin kubbesinin mimarı olan Brunelleschi, bugün Rönesans adını verdiğimiz bilinç değişiminin de mimarı. Görsel perspektifin gerçek mucidi ve Alberti, Donatello, Masaccio, Michelangelo, Leanardo üzerinde etkili olmuştur. Brunelleschi, hedefine ulaşabilmek için kişisel perspektifini de genişletmek ve korumak zorundaydı. Kubbesini tamamlamayı ve mekan anlayışımızı temelinden değiştirmeyi, çok büyük siyasal ve kişisel engelleri aşarak ve gündelik sorunlara dahiyane çözümler bularak başardı. Eğer perspektifinizi koruma fikrinin size cazip geldiği oluyorsa, eğer küçük meselelerin içine sıkışıp kaldığınızı farkediyorsanız, Brunelleschi mutlaka tanımanız bir kişi.
Kristof Kolomb: Dikey gidin: İyimserliğinizi, hayal gücünüzü ve cesaretinizi güçlendirin
Keşif seferlerine çıkan çoğu kaşifin karaya mümkün olduğunca yakın seyrederek kıyı şeridine paralel rotalar izlediği bir çağda Kolomb, kıyıya tam dik açı oluşturan bir istikamette, bilinmeyene balıklama dalarak, herkesçe bilinen keşiflerle sonuçlanan bir yolculuğa çıktı.
Kolomb’un dehası, gerçekleştirilmemiş düşünüzün peşinden gitmeyi size esinleyebilir. O düş, yeni bir kariyer, yeni bir ilişki, saklı kalmış bir yeteneği geliştirme ya da dünyanın başka bir bölgesinde yaşama isteği olabilir. Kendinizi huzursuz, engellenmiş ya da alışkanlığın emniyetli kıyı şeridinden sıkılmış hissettiğiniz olduysa, Kolomb’un inanılmaz iyimserliği, hayalperestliği ve derin cesareti, yaşamın bilinmeyen sularına açılmanıza yardımcı olacaktır.
Mikolaj Kopernik: Dünya görüşünüzde devrim yapın
Kopernik, dünyanın hareketsiz bir güneş etrafında döndüğü doğrultusundaki kuramını büyük bir dikkatle hazırlayıp sunarak, 1400 yıldır insanlık bilincine egemen olan klasik astronomik görüşün (hareketsiz ve tepsi gibi düz dünyamızın evrenin merkezi olduğu düşüncesinin) yıldızını söndürmüştür.
Kopernik’in radikal biçimde farklı bir evreni kavramlaştırmaktaki dehası, bugün olduğundan daha geçerli olamazdı. Günümüzde, bilgisayar teknolojisi, iletişim, genetik, jeopolitik alanlarındaki ve yeni ekonomideki radikal gelişmeler dünyamızda gelecek birkaç on yıl içinde ardı ardına devrim yapmayı vaat ederken, paradigmalar alışılmadık ölçüde hızlı ve çarpıcı bir farklılaşma gösteriyor. Bu değişim ve dönüşüm çağına kolaylıkla uyum sağlayamamaktan korkuyorsanız, Kopernik ve dehası size hitap edecektir.
Kraliçe I.Elizabeth: Gücünüzü dengeli ve etkin olarak kullanın
Son birkaç on yılın en derin paradigma farklılaşmasının arkasındaki itici güç, kadın haklarındaki ilerleme. İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth’in çarpıcı yükselişi ve hükümdarlığıyla başlayan uzun bir süreç. Elizabeth, erkeksi ve kadınsı güce ilişkin geleneksel kavramlar bütünleşmesinin ilk örneğini oluşturur. Elizabeth hepimize gücümüzü evde ve işte akıllıca kullanmanın yollarını gösterir. Eğer bireysel gücünüzü artırma arayışı içindeyseniz ya da mesleki ve kişisel ilişkilerinizde erkeksi ve kadınsı güçler arasında denge kurmakta zorluk çekiyorsanız, Elizabeth ve hükümdarlığı size günümüzde bile yankı bulan eşsiz ve esindirici dersler sunacaktır.
William Shakespeare: Duygusal zekanızı geliştirin
Shakespeare, yapıtlarında insana özgü bütün duygu ve düşünceleri kendisinden önce ve sonra hiç kimsenin yapamadığı gibi yakalar, insan ruhunun derinliklerini hem evrensel hem de ebedi bir üslupla araÅŸtırır. İnsan deneyiminin özünü takdir etmekteki eÅŸsiz yeteneÄŸi, dehasının merkez noktasında yer alır. Karakterlerinden pek çoÄŸunun da yerine getirmeye çalıştığı bir misyondur bu. Shakespeare bunu hem birey içi (”kendine karşı dürüst ol”) hem de kiÅŸiler arası zekayı (”hepinizi tanıyorum!”) geliÅŸtirerek yapar.
KiÅŸinin kendini tanıması ve baÅŸkalarıyla etkin biçimde çalışmayı bilmesi “bu son derece hareketli ve baÅŸ döndürecek kadar hızlı zamanlarda” daha bile önemlidir. EÄŸer kendinize karşı dürüst olmaya çalışıyorsanız, baÅŸkalarını daha iyi anlamak istiyorsanız, gündelik hayatın dramı sizi büyülüyorsa ve eÄŸer “tüm dünyanın bir sahne”olduÄŸunu bilip, rollerinizi hakkıyla oynamak istiyorsanız, ÅŸair sizin can dostunuz olacaktır.
Thomas Jefferson: Mutluluğu arayın ve özgürlüğünüzü yüceltin
Jefferson, Virginia üniversitesi’nin kurucusu olarak, herkesin eÄŸitim gücünden gelen iç özgürlüğe kavuÅŸturulmasına yardımcı olunmasında önder görevi üstlendi. Ayrıca, insanlara din özgürlüğü tanıyan ilk yasanın benimsenmesine de ön ayak oldu. Rönesans insanının çok yetenekli bir modeli olan “Monticello bilgesi” bize potansiyelimizi kullanmayı ve özgürlüğümüzü yüceltmeyi esinler. EÄŸer “yaÅŸamınızdan, hürriyetinizden ve mutluluk arayışınızdan” sonuna kadar yararlanmaya çalışıyorsanız, Thomas Jefferson’ı daha yakından tanımayı kendinize borçlusunuz demektir.
Mahatma Gandhi: Ruhun, aklın ve bedenin uyumunu sağlamak için manevi deha ilkelerini uygulayın
Hint bağımsızlığının lideri olan Mahatma Gandhi ve şiddetten uzak protestolarla sergilediği ahlaksal ikna örneği, Martin Luther King, Nelson Mandela ve Dalay Lama önderliğindeki insan hakları hareketlerini etkilemiştir. Gandhi’ye göre, siyasal eylem ve maneviyatçılık birbirinden ayrı düşünülemezdi. Gandhi bir Hindu kültüründen gelmesine rağmen, dünyanın tüm önemli manevi geleneklerini incelemişti. isa’nın, Buda’nın ve Bhagavadgita’nın ideallerini sentezleyip pratiğe geçirmesi, sahip olduğu derin manevi dehanın göstergesidir.
Gandhi bir defasında, hayatının tek amacını “kendisini gerçekleÅŸtirmek” olarak tanımlamıştı. Bu kavram ona göre “Tanrı’yla yüz yüze gelmek” demekti. Onun muazzam karizmasının ya da “ruh gücünün”, Tanrı’yla çok yakın bir iliÅŸki içinde olduÄŸunu gösterdiÄŸi konusunda herkes hemfikirdir. inandıklarını söylediÄŸi ve söylediklerini yaptığı için olsa gerek, Gandhi’nin ruhu, aklı ve bedeni mükemmel bir uyum içindeydi. Amaçlarınız ne olursa olsun, Gandhi örneÄŸindeki zihinsel, fiziksel ve ruhsal uyum, kendinize daha dürüst olmanızı saÄŸlayabilir.
Albert Einstein: Hayal gücünüzün dizginlerini salıverin
1919’da oluÅŸan güneÅŸ tutulması sırasında ışığın sapma derecesini ölçen ingiliz araÅŸtırmacıların bulguları, onun öngörüleriyle tam bir tutarlık gösterdi. İngiliz Kraliyet Akademisi baÅŸkanı, Einstein’in kuramının “düşünce tarihi boyunca elde edilmiÅŸ baÅŸarıların en büyüklerinden biri, belki de en büyüğü olduÄŸu” yorumunda bulundu. Einstein, dehasının sırrının, sorunlara çocuklar gibi, hayal gücünü kullanarak bakabilmesi olduÄŸunu doÄŸrulamıştı. O buna “birleÅŸtirme oyunu” diyordu. EÄŸer dalgın dalgın bir ÅŸeyler karalamaktan ya da gündüz düşleri kurmaktan hoÅŸlanıyorsanız, Einstein’in adımlarını takip etmeye hazırsınız demektir. Belki hayal gücünüzü karmaşık sorunların çözümünde kullanmanın yollarını arıyorsunuz. Belki günlük yaÅŸantınızdaki ciddi meselelerin yönetimine daha zahmetsiz ve eÄŸlenceli bir yaklaşım getirmeyi düşlüyorsunuz. EÄŸer ev ve iÅŸ hayatınıza daha fazla yaratıcılık katmak isterseniz, dahi cephaneliÄŸinizin kapılarını Einstein’a mutlaka açın.
Â
Kaynak : Dünya gazetesi / 24/03/2007Â
Â
Uyurken dinlenebilen, ücretsiz kişisel gelişim, kilo verme, sigara bırakma, hipnoz mp3leri. Deneyenlerin yorumları oldukça ilginç! hayatimdegisti.com'da...





Bu yazıyı okuyanlar, bunları da okumalı :



11 Ocak 2008, 19:38
her insanın farklı bir beyni olduÄŸundan farklı bir düşünce yapısı olabileceÄŸini,dolayısıyla bu kendisindeki öğrenici programa iye insanın farklı metodlarla baÅŸrı ipini göğüsleyebileceÄŸini anlatan bu yazı; bunlarla da kalmayıp, kimin kimleri neden ve de nasıl modelleyebileceÄŸini de izah edip muhteÅŸem örnekleriyle noktayı koyuyor…
her yönüyle çok güzel bir yazıydı…
düşünce yapısını çözemeyip, neler yapmam gerektiÄŸini düşünenler için modellerini de anlatıp yanıtı en güzel veren bir yazı…
bana en uygun yapıyı aradım da:
sanırım hepsinden biraz almam gerekli :))