Anasayfa / Motive Olmak / Dünle beraber gitti düne ait ne varsa, bugün yeni şeyler söylemek gerek!

Dünle beraber gitti düne ait ne varsa, bugün yeni şeyler söylemek gerek!

Çok kısa da olsa, gün içinde belirli bazı süreleri iç’imize bakmaya ayırmamaya nasıl razı olabiliyoruz? O kadar katı, duyarsız, bıkkın hale mi geldik? Her gün onlarca saatimizi çaldırdığımız bilgisayar oyunları, pek çoğumuzun ikinci eşi statüsündeki sosyal ağlar, yararsız eğlenceler iç dünyamızı doldurmaya yeter mi yoksa bunlar daha çok, günlerin kaçıp gittiğini gözümüzden saklamaya mı yarar? İyi ama yaşamımızın eriyip gitmesine gözümüzü kapamak, gözümüzü ancak birisinin ölüm haberi kapıyı çaldığında korku ile aralamak iyi bir çözüm olabilir mi? Daha şimdiden gözümüzü dört açıp kendimize, “yaşamıma nasıl bir anlam kazandırabilirim?” diye sormak ya da içimize bakıp”yapılacak o kadar çok şey var ve bunlar o kadar heyecan verici ki” desek daha iyi olmaz mı?

Her gün kısa bir süreyi içimizde özgeci bir düşünce geliştirmeye, zihnin işleyişini gözlemlemeye ayırıp böbürlenme, haset, küskünlük ya da sevgi, yetinme, hoşgörü dediğimiz şeylerin nasıl ortaya çıktığını keşfetmeye ayırmaya değmez mi? Hiç kuşkumuz olmasın; bu araştırma bize, haberlere veya spor sonuçlarına bakmaya, sosyal ağ iletişimine ayırdığımız süreler içinde edindiğimiz bilgilerin bin kat fazlasını kazandıracak ve bu bilgiler zihnimizde daha uzun süre kalacaktır. Söz konusu olan, vaktimizi yararlı biçimde kullanmaktır, içinde yaşadığımız dünyayı yok saymak değil! Nereye başımızı çevirsek eğlence gördüğümüz, bilgiye ulaşma olanaklarının doyum noktasını aştığı bir dönemi yaşadığımızı düşünürsek, böyle bir ‘düşünme aşırılığına’ düşmemiz zaten söz konusu değil. Bizler daha çok bunun tam tersine saplanıp kalmış durumdayız. Derin düşünmenin sıfır noktasındayız! Yüz saat eğleniyorsak, bunun bir saatini bile düşünmeye ayırmıyoruz. Bunu en çok bir kaç saniye için yapıyoruz, ondada ya geçmişte olmuş bitmiş bir olayın muhakemesini yapıyoruz ya da şuan içinde bulunduğumuz bir felaket anı bizi o olayı (mesleki, ailevi vs.) sorgulamak zorunda bırakıyor.

İlgili Yazı :   Beş kuruşsuz ölün ki, çocuklarınız kariyer sahibi olsun!

Bir gölün kıyısında, bir orman açıklığında, bir yamacın tepesinde ya da sakin bir odada oturup içimizin en derininde yer alan öz’ümüzün ne olduğunu neden incelemiyoruz? Öncelikle, yaşamda bizim için neyin en değerli olduğunu düşünelim, sonra zamanımızı dolduran etkinlikler arasında temel önemde olanlar ile bunun dışında kalanlar arasındaki öncelikleri saptayalım. Böylece etkin yaşamımızın bazı dönemlerini yararlı biçimde kullanabilir, bakışımızı içimize çevirebiliriz. Uzun yıllar dünyadan el etek çekmiş olarak yaşayan Tenzin Palmo bir yazısında şöyle diyordu; “İnsanlar derin düşünmeye zaman bulamadıklarını söylüyorlar. Bu doğru değil! Kahvenin suyu ısınıncaya kadar, toplu taşıma araçlarında derin düşünebilirsiniz. Yaşanan an’ın içinde olma alışkanlığını edinmeniz gerekir.”

mutlu söylemler

‘Şeylerin’ doğası hakkında mutsuzluğa kapılmadan yapacağımız bilinçli bir gözlem, bize geçen her günü dolu dolu yaşama şevkini kazandırabilir. Yaşamımızı (tarafsız gözle) incelemediğimiz için, başka seçeneğimiz olmadığını veri kabul etmek, olayların art arda gelmesine ve şimdiye kadar olduğu, bundan sonra da hep olacağı gibi bizi sıkıştırmasına izin vermek kolayımıza geliyor! Oysa yaşamımızdaki oyalanmalardan ve boş etkinliklerden vazgeçmezsek onlar bizden vazgeçmeyecektir, hatta tersine giderek daha çok yer kaplayacaklardır.

İlgili Yazı :   İçinde "ne" isen, dışında "o" sun sen!

Manevi yaşamı yarına ertelersek, her gün’den istifa etmek zorunda kalırız. Zaman sıkıştırıyor! Somut olarak, yaşamımızı daha uyumlu yaşamak için belirli nitelikleri geliştirmek gerekir. Farkındalık, geçen zamana dikkat etmemizi, onun biz farkında olmadan geçip gitmesini engellemizi sağlar. Doğru motivasyon, zamanı renklendiren, ona değerini kazandıran şeydir. Özen, onu doğru kulanmamızı sağlar. İç özgürlük, onun bozucu heyecanların tekelinde kalmasına engel olur. Böylelikle her gün, her saat, her saniye hedefine doğru uçan bir oka dönüşür. Bunu uygulamaya başlamak, iç’imize, kendimize dönmek için en doğru zaman ise şimdi’dir!

Yazan : Hülya Konar / hPozitif

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

4 yorum

  1. Gülşah SÖNMEZ

    Bence harika bir yazı… Emeğinize sağlık diyorum.

    İçimize dönmek gerekiyor. Ruhlarımızı geride bırakmamak gerekiyor değil mi? Hani kızılderililer topluluk halinde bir yerden başka bir yere giderken yolda arada duruyorlarmış, insanlar sorduklarında da “Ruhlarımız geride kaldı, onları bekliyoruz” diyorlarmış,bizler de aman Ruhlarımızı geride bırakmayalım, iç dünyamızı her an kontrol edelim, Düşünmeye vakit ayıralım arkadaşlar…

  2. gerçekten sosyal hayatımız ailemizle birlikteyse içimize dönmüşüz demek.iş saatleri dışındaki tüm vaktimiz.

  3. çook güzeel helal olsun

  4. Harika bir yazı, düşünmek insanı daha da bir insanlaştırıyor gerçekten.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

Bir balık vücudunun ıslak olduğunu nereden bilir

Bir balık vücudunun ıslak olduğunu nereden bilir?

Bir balık vücudunun ıslak olduğunu nereden bilir? Tüm yaşamını suyun içinde geçirir ...