Emeğe saygı!

Türk insanını zaman zaman anlamakta zorluk çekiyorum. Meyve veren ağaç taşlanır diyorlar ve böylece sorumluluktan kurtuluyorlar. Neden meyve veren ağacı taşlıyoruz anlayamıyorum. Hani bir şarkı vardır ya:

Ben güzele güzel demem
Güzel benim olmayınca

Bence bu sadece kıskançlıktır. Güzel benim olmasa da ben güzele güzel derim.

Bunları neden yazıyorum biliyor musunuz? Bugünlerde gazetelerde okuduğum bir haber yüzünden. Bu yılki kitap fuarında Orhan Pamuk için özel bir ödül verilmeyecekmiş. Bu yılki özel ödül Metin And’a verilecekmiş. Metin And’a verilmesine bir itirazım yok. Ama Orhan Pamuk büyük bir ödül aldı ve görmemezlikten geliniyor. Zaten ödülü aldığı zaman da az mı yazıldı çizildi biliyorsunuz. Hak etmedi diyen mi istersin, daha neler neler.

Emeğe saygı duyulmalı diye düşünüyorum. Üretim çok önemli bir eylem. Sanki her isteyen yazı yazabilirmiş veya yazı yazmak sıradan bir şeymiş gibi adeta taşlanıyor. Yerden yere vuruluyor.

Bütün bunlardan sonra bakın yine bizim insanımızın emeğe saygısını görün. Bunları okuyunca içime su serpildi. Çok şükür yazara saygı duyan insanlar da varmış.

Ünlü yazar Ahmet Rasim’in hayatını okurken çok şaşırdım. Haftalık K dergisinden alıntı yapmak istiyorum:

İlgili Yazı :   Nasıl oluyor da oluyor!

“Ahmet Rasim, Kadıköy’de Papazın Bağı denen kırlık bir yerde tek göz bir evde yaşarken semt sakinleri, Ahmet Rasim, Şifa semtinden Kalamış’ı rahat seyredebilsin diye aralarında para toplayıp ona kadife bir koltuk aldılar. Her sabah bir gözcü Ahmet Rasim’in uyanmasını bekledi. Üstat kalkınca ıslıkla haber verdi. Semt sakinleri çalınmasın diye geceleri güvenli bir yerde kilit altında sakladıkları kadife koltuğu eller üzerinde koşturup deniz kenarına koydular. Ahmet Rasim burada oturup yine mahallelinin getirdiği kahveyi içip denizi seyrettikten sonra evine döndüğünde, kadife koltuk yine aynı şekilde güvenli bir yere kaldırıldı.

Yazmaya aşıktı. Hep yazdı. Vapura inip binenlerin konuşmalarını yazdı. Annesinden bonbon isteyen çocuğun mızıldanmalarını yazdı. Sabahtan akşama kadar eski İstanbul mahallelerinde gezinen simitçi, sütçü, sucu, oduncu, kömürcü, yoğurtçu, helvacı ve meyvecileri yazdı. Daha doğrusu onların seslerini yazdı. Bir kentin sesini yazdı.”

Düşünebiliyor musunuz halkın bir yazara olan saygısını dile getiriş biçimine. Bu ne güzel saygıdır.  Emeğe saygı budur işte.  Bunları okuyunca hoşuma gidiyor. Bunlar da bizim halkımız. Aslında emeğe saygı duyan insanımız da var. Kötümser olmayalım. Yazarlarımıza sahip çıkalım.

İlgili Yazı :   Aynam (ayinem) olur musun?

Sevgiler
Tülay Bilin
tulayb18@gmail.com
tulay@karmaastrology.com

Tülay Bilin kimdir?
Tülay Bilin çok uzun yıllar Hürriyet Gazetesinde çalıştıktan sonra, Nisan 2006‘ya kadar Dünya Gazetesinde İnsan Kaynakları Müdürü olarak çalıştı. Uzun yıllardır kişisel gelişim konusunda aldığı eğitimleri 10 yıldır profesyonel olarak çevresiyle paylaşmaktadır. Şirketlere verdiği eğitimler devam etmektedir. Ayrıca kişisel olarak sorunlarını çözmekte zorlananlar için de yüz yüze görüşmeler yapmaktadır. 2 yıl haftada bir gün radyo programı yapmıştır.

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye’nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede “beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi” gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

4 yorum

  1. Emeğe saygıdan bahsedecek en son kişi, sayın Orhan Pamuktur, çünkü Osmanlının farklı milletleri bir arada barış içinde yaşatmak için sarf ettiği onca emeği, yabancı odakların uydurduğu soykırım yalanına sahip çıkarak görmezden gelmiştir. Üstelik kendisi üniversite sınavlarında bile vasatın üstüne çıkamamış kendini para karşılığı kullandırtmış bir zavallıdır.

  2. Orhan Pamuk ne yaptıki?Hangi emeğine saygı gösterelim?Kendi milletine iftira atarak kazandığı Nobel ödülü için mi?Halk arasında bir hikaye anlatılır.Vakti zamanında bir baba-oğlan varmış.Babası devamlı olarak oğluna sen adam olmazsın diyormuş.Tabi oğlan bu lafı duya duya hırslanmış.Aradan yıllar geçmiş,bizim oğlan vezir olmuş.Yanında bulunanalara emretmiş ve babasını apar topar huzuruna getirtmiş.’Baba sen bana devamlı senden adam olmaz diyordun.Bak gördün mü vezir oldum’ demiş,Babası hafiften tebessüm etmiş ve şunları söylemiş’Oğlum ben sana senden vezir olmaz demedim.Senden ADAM olmaz dedim.’Mesaj yerine ulaştı sanırım.

  3. Sayın! Orhan Pamuk yaptığı açıklamalarla yıllar içinde edinmiş olduğu tüm imajını ve onun için düşünülen olumlu şeyleri ne acıdır ki bir çırpıda silip atmıştır. Orhan Pamuk Türk ulusunun kalbini tamir edilemiyecek şekilde kırmıştır. Bu kalp kırıklığı varken dünyanın tüm ödüllerini alsada bir UGANDALI almışcasına bir anlamı olmaz. Keşke Orhan Pamuk uzmanlığı olmayan bir konudaki bu yorumları yapmasaydı da NOBEL ödülünü hakkıyla alsaydı.

  4. Kesinlikle çok doğru söylediniz ağzınıza sağlık

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

ya kutunun icindesin ya da disinda

Ya Kutunun İçindesindir Ya Dışında…

Bazı eserlere bakınca bunu resim yapmayı çok seven 12 yaşındaki kızım Nehir ...