Anasayfa / Başarı Yazıları / Farklı Kapılar Açacak 7 Anahtar

Farklı Kapılar Açacak 7 Anahtar

Bir parça balın ötesinde kovanı görebilmek, size kariyerinizde hangi adımları attırır?

Balı seven vardır belki sevmeyen de. Ama gerçek olan şu ki, bal tatlıdır. Tatlı denince de aklımıza ilk gelen şey şekerdir. Şekerin insan hayatında bıraktığı tatmin o kadar önemlidir ki, bu tatmin yanında bağımlılık da getirir. Bugün bu bağımlılık sağlığı da ciddi olarak tehdit eder duruma geldi. Dünyaca ünlü Lancet Tıp Dergisi yayımladığı bir araştırmada, “2010 yılında üç milyonu aşan kişinin aşırı kilonun yol açtığı hastalıklardan dolayı öldüğünü ve bu sayının aynı yıl dünya açlıktan ölen insanların üç misli olduğunu” söylüyor. İşin ilginç tarafı şu ki, şeker gibi bir tehdidi bizler bilerek ya da bilmeyerek çocuklarımızı büyütürken kullanıyoruz. Siz hiç çocuğunu şeker türevleri ile (şeker, çikolata, pasta vb. gibi) ödüllendirmeyen bir ebeveyn gördünüz mü?

Acaba Şeker İle Davranış Değişikliği Yaratmak Ne Kadar Doğru Bir Yaklaşım?

Okumadıysanız Dr. Özgür Bolat’ın “Beni Ödülle Cezalandırma” adlı kitabını öneririm. Kitabın içinde bir bölümde Dr. Bolat, ödülün çocuğu ilk başta motive ettiğini, ödül kesildiğinde çocuğun istenen davranışlarını da kestiğini anlatmaktadır. Ödül devam etse bile bir süre sonra rutin algısının oluşması, çocuğun beyninde artık mutluluk hormonu salgılanmamasına yol açmaktadır. Yapılacak tek şey vardır; ödülü değiştirmek ya da büyütmek. Bu döngü tekrarlanıp pekişerek devam eder. Artık her şeyin bir ödülle olabileceği davranışı çocukta yerleşir. Bu okuduklarınız sizlerin zihninde hangi örnekleri çağrıştırdı? Bunları fark etmek size şu an ne hissettiriyor?

7 farklı anahtar

Ferrari’ye Yakıt Olarak LPG Sunulursa Ne Olur?

Çocuk zaman içinde büyür. İçine girdiği eğitim sistemi ve daha sonra da iş ortamları bazı tatlı ödül sistemlerini çocuğa sunar: Hediyeler, Yeni Sosyal İmkanlar, Terfi, Maaş Zammı, Prim Sistemleri gibi. Bu sistemler ilk etapta kişiler üzerinde oldukça motive edici dış faktörler olarak görülebilir. Fakat Dr. Bolat’ın anlattıkları burada da geçerlidir. Ayrıca burada farklı ek bir durumda daha vardır: Süreklilik. Burada süreklilik sadece kişiye bağlı değildir. Kişi her yıl performansını üst seviyelere çıkarıp, yetkinliğini tam olarak işine yansıtsa bile kurumun organizasyon yapısı o kişiye her zaman ödülü nitelik ya da nicelik olarak aynı seviyede sunamayabilir. Hatta hiç veremeyebilir. Bugün yöneticilerin en çok yakındığı konulardan biridir “eldeki bütçenin ya da terfi havuzunun kısıtlılığı” nedeni ile gerçekçi değerlendirmeler ya da gerçekçi ödüllendirmeler yapamamak. Bunun sonucunda da Ferrari performansı gösteren bir çalışana “Bunu hak etmediğini bilsek bile bu yıl sana yakıt olarak LPG veriyoruz. Zira bu yıl ….. adlı arkadaşının motive edilmesi ya da terfi ettirilmesi gerekiyor. Hem bak sen geçen yıllarda zaten çok iyi değerlendirilmiştin” cümleleri sarf edilmektedir.

İlgili Yazı :   Kaybedeceğimiz en büyük şey?

Geç Gelen Adaletin Çalışana Kaybettirdiği ve Hatta Kaybettireceği Fırsatlar Neler Olabilir?

Bir uç nokta her yıl ödülün tatminsiz bir beslenme ve sonucunda obezite yapması gibi, diğer uç da hiç ödüllendirilmemek yani açlıktan ölmek. İş hayatı henüz obeziteden ölümleri çok yaşamıyor açlığa göre. Yalnız başka bir noktanın altını da çizmek istiyorum. Kimi zaman ödüller geciktirilerek dağıtılıyor. Nedir bu gecikmiş ödüller? Kişi çok iyi performans göstermektedir ve terfi gibi bir beklenti içine girmiştir ya da daha vahimi yönetim tarafından bu beklenti içine itilmiştir. Bu noktada kurum kişinin beklentisini zamanında karşılayamazsa tatminsiz ve mutsuz bir çalışanla zamanını geçirmeye mahkûmdur: Kimi zaman söylenip etrafı zehri ile zehirleyen, kimi zamansa söylenmese bile üretmeyen.   Bu noktada geç gelen adalet, yani terfinin belli bir süre (2-3 hatta 4-5 yıl) sonra gelmesi, gerçekten ne kadar tatmin edici oluyor? Kurum bu noktada koşullar yeni uygun oldu dese bile, farkında olmadan aslında kendisi için çok ciddi zaman ve iş gücü diğer anlamda maddi kayba yol açıyor. Sadece kurum mu kaybediyor? Elbette hayır. Bu, çalışan için de ciddi bir kayıp. Zira uzun bir bekleme sonucunda ağza çalınan bu bir parça bal kişinin aslında belki kendisi ile aldığı çok ciddi planların bir kenara itilmesi ve potansiyel birçok fırsatın kaçması anlamına geliyor. Bu döngüleri hayatının birkaç döneminde yaşadığınızı düşündüğünüzde, ne kadar farklı duygu dalgalanmaları ile yıllarınızı geçirdiğinizin ve hangi fırsatları kaçırdığınızın farkında mısınız?

İlgili Yazı :   Vizyonunuzu zihin haritaları ile belirleyin

Size Yeni Kapılar Açabileceğiniz Anahtarlar Versem, Hayatınızda Hangi Kapıları Açmak İsterdiniz?

Burada aslında her zaman anahtar çalışanın elindedir. Nasıl diye sorduğunuzu duyar gibiyim.
Şöyle bir oyun oynamaya ne dersiniz? Her ay kendinize bir versiyon verin. Mesela bu Mayıs ayı versiyonununuz; KB_2018_v5 olsun.

KB: Kemal Başaranoğlu, 2018: yıl, v: versiyon, 5: 5. Ay Mayıs.

Haziran ayına girdiğinizde şayet kendinize KB_2018_v6 diyemiyorsanız, o zaman olduğunuz yerde sayıyorsunuz demektir. Versiyon 5 ve versiyon 6 arasında mutlaka kendinizde geliştirdiğiniz ya da kendinize kattığınız küçük de olsa bir şeyler olacaktır. Bunun öyle bir dili bir ayda öğrenmek gibi büyük bir şey olarak düşünmeyin. Bir şeye başlamış olmak, bir şeyde ustalaşmak, yeni bir kişi tanımak ve bu kişiden bir şeyler öğrenmek, yeni ilişkiler içinde yer almak vb. gibidir.

Tüm bunları gerçekleştiren siz, bir parmak balın ötesinde duran bal kovanlarını ne kadar fark ediyorsunuz?

Yazan ve Kaynak : Kemal Başaranoğlu – HBR Türkiye

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

TAVSİYE

yaraticigi arttirmak

20 yaşındayken “YARATICILIK” üzerine KEŞKE BİLSEYDİM diyecekleriniz

Bugünkü siz, yirmi yaşındaki size “yaratıcılık” üzerine sohbet edecek olsa neler konuşurdu? ...