<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl" type="text/xsl" media="screen"?><?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css" type="text/css" media="screen"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>KendiniGelistir.Com</title>
	
	<link>http://www.kendinigelistir.com</link>
	<description>Kişisel Gelişimin Anahtarı!</description>
	<pubDate>Tue, 06 Jan 2009 09:10:30 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<media:copyright>KendiniGelistir.COM - Kisisel Gelisimin Anahtari!</media:copyright><media:thumbnail url="http://www.kendinigelistir.com/resimler/hakkimizda.jpg" /><media:keywords>kisisel,gelisim,kisisel,gelisim</media:keywords><media:category scheme="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd">Society &amp; Culture</media:category><itunes:owner><itunes:email>bilgi@kendinigelistir.com</itunes:email><itunes:name>Özgür ?AH?N</itunes:name></itunes:owner><itunes:author>Özgür ?AH?N</itunes:author><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:image href="http://www.kendinigelistir.com/resimler/hakkimizda.jpg" /><itunes:keywords>kisisel,gelisim,kisisel,gelisim</itunes:keywords><itunes:subtitle>Ki?isel Geli?imin Anahtar?!</itunes:subtitle><itunes:summary>Ki?isel geli?im</itunes:summary><itunes:category text="Society &amp; Culture" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/Kendinigelistircom" type="application/rss+xml" /><item>
		<title>Vücut dili bilmecesini çözebilmek mümkün mü?</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~3/504149031/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/vucut-dili-bilmecesini-cozebilmek-mumkun-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2009 09:10:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>

		<category><![CDATA[beden dili]]></category>

		<category><![CDATA[vücut dili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=777</guid>
		<description><![CDATA[Bir konferans veriyorsunuz ve dinleyiciler gözlerini fal taşı gibi açmış, kafalarını iki yana doğru sallıyor. Oldukça korkutucu bir durum değil mi? Oysa ki dinleyicileriniz Hintli ise bu kabusu andıran tablo birdenbire toz pembeye boyanabilir. Çünkü Hint kültüründe kafayı iki yana sallama hareketi, büyük bir ilgi ve merakı belirtmek için kullanılıyor.
Küçülen dünya, kültürleri de birbirine yaklaştırıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir konferans veriyorsunuz ve dinleyiciler gözlerini fal taşı gibi açmış, kafalarını iki yana doğru sallıyor. Oldukça korkutucu bir durum değil mi? Oysa ki dinleyicileriniz Hintli ise bu kabusu andıran tablo birdenbire toz pembeye boyanabilir. Çünkü Hint kültüründe kafayı iki yana sallama hareketi, büyük bir ilgi ve merakı belirtmek için kullanılıyor.</p>
<p>Küçülen dünya, kültürleri de birbirine yaklaştırıyor. Özellikle iş dünyasında uluslararası ilişkiler kurmak artık neredeyse bir zorunluluk. Çokuluslu firmaların artması ve iş gücünün ülkeler arasında rahatça dolaşabilmesi gibi çağımıza özgü gelişmeler sayesinde, kendimizi karşı masamızda oturan Japon veya Fransız iş arkadaşımızı doğru şekilde selamlamaya çalışırken bulabiliyoruz.</p>
<p>Vücut dili, gerek gündelik ilişkilerde, gerekse iş ilişkilerinde çok büyük önem taşıyan bir unsur, neredeyse kelimelerin ardına saklanan bir &#8220;gizli silah&#8221;. Bu duruma bir de uluslararası farklılıklar eklendiğinde, vücut dili içinden çıkılmaz bir bulmaca gibi görülebiliyor. Oysa ki kendi kültürümüzden çok farklı bir kültür içinde yetişmiş ve dolayısıyla vücut dilini bizden farklı bir anlamlar dizgesiyle kullanan bir kişiyi anlayabilmek ve onunla &#8220;doğru&#8221; iletişim kurmak için biraz gözlem yapmak yeterli olabiliyor.</p>
<p>İş iletişiminde birbirini eksiksiz ve doğru anlamak çok büyük önem taşıyor. Bu yüzden, gündelik ilişkilerde çoğu zaman bir kahkahayla karşılanacak iletişim hataları, iş yaşamında radyodaki cızırtı kadar rahatsız edici olabiliyor. Tarafları gerçek konudan uzaklaştırıp, zaman ve enerji kaybına yol açabiliyor.</p>
<p>Örneğin Batılı kültürlerde bir insanla konuşurken belirli bir fiziksel mesafeyi korumak oldukça büyük önem taşıyor. El- kol hareketlerini çok fazla kullanmak da karşı tarafı tedirgin edebiliyor. Eğer Batılı bir insanla bir iş konusunu konuşacaksanız, iletişim sürecini baştan tedirgin ve huzursuz bir hale getirmemek için bu konuya dikkat etmek gerekiyor. Bizim kültürümüzde ve diğer birçok Asya kültüründe ise bu durumun tam tersi olduğunu biliyoruz. Asya vücut dilini benimsemiş bir insanla konuşurken çok uzakta durmak, iletişimi yoğun yüz ve vücut hareketleriyle desteklememek soğuk rüzgarların esmesine neden olabiliyor.</p>
<p>El sıkışmak bile farklı kültürlerde farklı anlamlar yaratabiliyor. Bazen hafifçe el sıkmak nazik bir davranış olarak nitelenirken bazen de el sıkmanın mümkün olduğunca uzatılması gerekiyor. Farklı kültürden birini öpmeye çalışmak ise tam anlamıyla uluslararası bir mayın tarlasına girmek anlamını taşıyor. Bu yüzden dünyanın neresinde olursanız olun, birisi sizi öperek selamlamadan veya uğurlamadan önce sizin böyle bir hamle yapmamanız gerekiyor.</p>
<p>Peki tüm bu karmaşadan kurtulmanın yolu nedir? Tabii ki biraz gözlem. Başka bir ülkeye gittiğinizde veya başka bir kültüre ait bir insanla yüz yüze iletişim kurmanız gerektiğinde biraz zaman ayırıp insanların konuşurken kullandıkları hareketleri izlemek gerekiyor. Bazen de biraz ön araştırma faydalı olabiliyor. Unutmayın, uluslararası iş dünyasında büyük iletişim hatalarına meydan vermemek, sizin ve kurumunuzun başarı şansını oldukça yükseltiyor.</p>
<blockquote><p><strong>Makale :</strong> Gökçe İmren Kamburoğlu</p></blockquote>

<p><a href="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?a=FFbh0F"><img src="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?i=FFbh0F" border="0"></img></a></p><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/504149031" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/vucut-dili-bilmecesini-cozebilmek-mumkun-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/vucut-dili-bilmecesini-cozebilmek-mumkun-mu/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Algılar Yönetilmez. (Nokta)</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~3/502372007/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/algilar-yonetilmez-nokta/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Jan 2009 08:10:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel İmaj]]></category>

		<category><![CDATA[algılar]]></category>

		<category><![CDATA[yonetmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=776</guid>
		<description><![CDATA[Pazarlama dünyası ürünlerini pazarlayabilmek için, kendini yönetme imkanı olmayan bu insan yaratımı ürünlerin nasıl algılandığını görmek ister. Böylece, daha fazla satış yapabilmek için, hedeflediği kişilerin duygu, düşünce ve hareketlerini inceler. Ürün iletişimini bu algıları kuvvetlendirecek ya da değiştirecek yönde yapar. Bir ürün kendini yönetme gücüne sahip olmadığından, bu görevi marka yöneticileri yapar.
Ama insanlar ürün değil. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 0px; float: left;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/golgegibiyasamak.gif" alt="Algılar" width="150" height="122" /><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Pazarlama dünyası ürünlerini pazarlayabilmek için, kendini yönetme imkanı olmayan bu insan yaratımı ürünlerin <a onclick="javascript:urchinTracker ('/outgoing/www.brandingstrategyinsider.com/2008/04/perception-vers.html');" href="http://www.brandingstrategyinsider.com/2008/04/perception-vers.html">nasıl algılandı<span style="font-family: 'Times New Roman';">ğ</span>ını</a> görmek ister. Böylece, daha fazla satı</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;"> yapabilmek için, hedefledi</span><span style="font-size: 10pt;">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">i ki</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">ilerin duygu, dü</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">ünce ve hareketlerini inceler. Ürün ileti</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">imini bu algıları kuvvetlendirecek ya da de</span><span style="font-size: 10pt;">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">i</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">tirecek yönde yapar. Bir ürün kendini yönetme gücüne sahip olmadığından, bu görevi marka yöneticileri yapar.</span><span id="more-776"></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Ama insanlar ürün değil. Kendilerini yönetme gücüne sahipler. Başkalarının kendilerini “konumlandırmasını” tercih etmezler. Çalışma ortamlarında<span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"> “Ben nasıl algılarsam sen o’sun” </span>düşüncesine sığınmak </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">yeteneksiz ve yönetmeyi bilmeyenlerin tercihi olur. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Salt algılarıyla hareket eden insanlar tembel olanlardır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;"><span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;">Ara</span></span><span style="font-size: 10pt;"><span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;">ş</span></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;"><span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;">tırmalar gösteriyor ki algılarla gerçekler arasında bir uçurum var</span>. Aynı zamanda insanların algılarının kendi gerçekleri olduğunu düşündükleri de doğru. Çalı</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">ma ortamlarında, çalı</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">ma arkada</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">larınızı algılarınız do</span><span style="font-size: 10pt;">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">rultusunda yargılamaktansa, onları tanımak için çaba sarfetmek daha üretken bir davranı</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;"> olur. <span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;">Insanları de</span></span><span style="font-size: 10pt;"><span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;">ğ</span></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;"><span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;">i</span></span><span style="font-size: 10pt;"><span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;">ş</span></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;"><span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;">tirmeye çalı</span></span><span style="font-size: 10pt;"><span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;">ş</span></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;"><span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;">maktansa, onları oldu</span></span><span style="font-size: 10pt;"><span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;">ğ</span></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;"><span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;">u gibi kabul etmek ba</span></span><span style="font-size: 10pt;"><span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;">ş</span></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;"><span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;">arı göstergesidir</span>. Positif psikoloji ile yöneticilerin bir anda “yeteneklere odaklanması” aslında insanları oldukları gibi kabul edebilmelerine dayanır. Emre Konuk’un ele aldı</span><span style="font-size: 10pt;">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">ı <a title="emre konuk, etkin yonetici, sabah, iste insan, yonetim, psikoloji, Gallup Enstitüsü'nün değişik sektörlerde ve ülkelerde yüksek performans gösteren 8 bin yönetici ile yaptığı geniş kapsamlı bir çalışmayı özetlemeye başlamıştık. Araştırmanın amaçlarından biri başarılı yöneticilerin sahip olduğu temel sorumlulukların neler olduğuna bakmaktı." onclick="javascript:urchinTracker ('/outgoing/www.isteinsan.com.tr/yaz05-11162-102.html');" href="http://www.isteinsan.com.tr/yaz05-11162-102.html" target="_blank">“En iyi yöneticiler neyi farklı yapar?”</a> yazısı da buna güzel bir örnek.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Algıları yönetmeye çalı</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">mak inanılmaz bir enerji ve efor gerektirir. </span><span style="font-size: 10pt;"><span style="font-family: Tahoma;">Algıların yönetilmesinin güç oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma;">unu bilenler</span></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">, algıları de</span><span style="font-size: 10pt;">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">il kendi duygu, hareket ve davranı</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">larını yönetmeyi tercih ederler.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Kabul etmek. Çok zor de</span><span style="font-size: 10pt;">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">il mi? Birbirimizi oldu</span><span style="font-size: 10pt;">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">umuz gibi kabul etmek…</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Hepimiz herkesin kendimiz gibi olmasını istiyoruz. Bizim gibi olmayanları bize benzetmek istiyoruz. Sava</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">larda biraz bu sebeple çıkmıyor mu zaten? Oysa geli</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">im farklılıklarla mümkün oluyor. Inovasyon, farklı dü</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">ünerek, yaratarak, genelde ço</span><span style="font-size: 10pt;">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">unlu</span><span style="font-size: 10pt;">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">un kulak arkası etti</span><span style="font-size: 10pt;">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">i dü</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">üncelerin arkasında durabilme cesaretine sahip olmakla gerçekle</span><span style="font-size: 10pt;">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">miyor mu?</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy;"><strong>Nasıl bir çalı</strong></span><span style="font-size: 10pt; color: navy;"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy;"><strong>an olmak istiyorsanız, kendinizi o yönde yeti</strong></span><span style="font-size: 10pt; color: navy;"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy;"><strong>tirin. </strong></span><span style="font-size: 10pt; color: navy;"><strong>İ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy;"><strong>maj yaratmakla, algıları yönetmekle u</strong></span><span style="font-size: 10pt; color: navy;"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy;"><strong>ra</strong></span><span style="font-size: 10pt; color: navy;"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy;"><strong>mayın. Herkesin algısına uygun bir kimlik yaratmaya çalı</strong></span><span style="font-size: 10pt; color: navy;"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy;"><strong>mak, sizi kimliksiz yapmaktan ba</strong></span><span style="font-size: 10pt; color: navy;"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy;"><strong>ka bir sonuca vardırmaz.</strong></span></p>
<p class="MsoNormal">
<blockquote>
<p class="MsoNormal"><strong>Kaynak :</strong> kariyeryolculugu.com</p>
</blockquote>

<p><a href="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?a=LzEOXf"><img src="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?i=LzEOXf" border="0"></img></a></p><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/502372007" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/algilar-yonetilmez-nokta/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/algilar-yonetilmez-nokta/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Fedakarlık Sınırınız Nereye Kadar?</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~3/502049817/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/fedakarlik-siniriniz-nereye-kadar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2009 21:36:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>

		<category><![CDATA[baba ve oglu]]></category>

		<category><![CDATA[fedakarlik]]></category>

		<category><![CDATA[maraton]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=792</guid>
		<description><![CDATA[ Yaşamımızın içinde iş hayatı önemli bir yeri tutuyor elbette. Ancak siz de biliyorsunuz ki iş hayatında genellikle duygulara yer yok. En küçük bir tehlikede gidip sığınacağınız yer ya aileniz yada sevdikleriniz&#8230; Ayrıca iş hayatınızda başarıyı yakalamanızda da en önemli belirleyici unsur yine aileniz ya da sevdikleriniz. O kadar büyük bir desteğe sahipsiniz ki… Doğumunuzdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src='http://www.kendinigelistir.com/resimler/guvenhissi.gif' alt='' class='alignleft' /> Yaşamımızın içinde iş hayatı önemli bir yeri tutuyor elbette. Ancak siz de biliyorsunuz ki iş hayatında genellikle duygulara yer yok. En küçük bir tehlikede gidip sığınacağınız yer ya aileniz yada sevdikleriniz&#8230; Ayrıca iş hayatınızda başarıyı yakalamanızda da en önemli belirleyici unsur yine aileniz ya da sevdikleriniz. O kadar büyük bir desteğe sahipsiniz ki… Doğumunuzdan bu yana yıllardır sizin her türlü ihtiyacınızı karşılayan <span id="more-792"></span>ve yine en güzele ulaşmanız için destek veren bu insanlara sahip olduğunuz için çok şanslısınız. </p>
<p>Aşağıda yer alan olay ve video bir babanın yaptığı fedakarlığı anlatıyor. Haydi şimdi yaşanan bu olaya kulak verelim. </p>
<p>Oğlu babasına sorar :<br />
“Babacığım benimle maraton koşmaya var mısın?”<br />
Kalp sorunları olmasına karşın baba, “Evet varım” diye yanıtlar. Ve maratonu birlikte tamamlarlar…<br />
Sonra baba-oğul başka bir çok maratonu daha birlikte koşarlar. Baba her seferinde oğlunun yeni bir yarış talebini kabul eder. Oğlu bir gün babasına<br />
“Baba, birlikte bir Ironman’a (Triathlon) koşmaya var mısın benimle ?”<br />
deyince baba bu kez de “evet” der ve kabul eder. </p>
<p>(Anımsatalım ki Ironman dünyanın en zor triathlon yarışıdır ve üç dayanıklılık sınavından oluşur : Denizde 3, 86 km’lik yüzme, 180,2 km’lik bisiklet ve nihayet 42,195 km’lik bildiğimiz maraton.)</p>
<p>Baba oğul bu zor yarışı birlikte tamamladılar.<br />
Nasıl mı ? İzleyin…<br />
<embed src="http://www.godtube.com/flvplayer.swf" flashvars="viewkey=8cf08faca5dd9ea45513" width="330" height="270" menu="false" allowscriptaccess="always" type="application/x-shockwave-flash"></embed></p>
<p>Evet, mutlaka sizin de çevrenizde sabırlı bir şekilde sizin mutluluğunuz için çaba gösteren insanlar vardır. Onlara sahip olduğunuz için ne kadar teşekkür etseniz azdır. Onlardan hiç ayrılmamanız dileğiyle…</p>

<p><a href="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?a=5CSzDM"><img src="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?i=5CSzDM" border="0"></img></a></p><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/502049817" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/fedakarlik-siniriniz-nereye-kadar/feed/</wfw:commentRss>
		<enclosure url="http://www.godtube.com/flvplayer.swf" length="106017" type="application/x-shockwave-flash" /><media:content url="http://www.godtube.com/flvplayer.swf" fileSize="106017" type="application/x-shockwave-flash" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle> Yaşamımızın içinde iş hayatı önemli bir yeri tutuyor elbette. Ancak siz de biliyorsunuz ki iş hayatında genellikle duygulara yer yok. En küçük bir tehlikede gidip sığınacağınız yer ya aileniz yada sevdikleriniz&amp;#8230; Ayrıca iş hayatınızda başarıyı yakal</itunes:subtitle><itunes:author>Özgür ?AH?N</itunes:author><itunes:summary> Yaşamımızın içinde iş hayatı önemli bir yeri tutuyor elbette. Ancak siz de biliyorsunuz ki iş hayatında genellikle duygulara yer yok. En küçük bir tehlikede gidip sığınacağınız yer ya aileniz yada sevdikleriniz&amp;#8230; Ayrıca iş hayatınızda başarıyı yakalamanızda da en önemli belirleyici unsur yine aileniz ya da sevdikleriniz. O kadar büyük bir desteğe sahipsiniz ki… Doğumunuzdan [...]</itunes:summary><itunes:keywords>kisisel,gelisim,kisisel,gelisim</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/fedakarlik-siniriniz-nereye-kadar/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Tesadüf buluş 100 yaşında!</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~3/500145799/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/tesaduf-bulus-100-yasinda/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2009 11:30:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bunları Biliyor musunuz?]]></category>

		<category><![CDATA[buluşlar]]></category>

		<category><![CDATA[dahi]]></category>

		<category><![CDATA[tesadüf buluş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=775</guid>
		<description><![CDATA[İnanılmaz ama poşet çay tamamen tesadüfen bulunmuş ve bugün 100 yaşını kutluyor. İşte poşet çayın öyküsü&#8230;
Kimileri poşet çayın kolay ve iyi bir yöntem olduğunu düşündü. Çay tiryakileriyse demleme çayın krallığını ilan etmişlerdi çoktan. Onlara göre poşet çay damak tadını yansıtmıyor, çay zevkini öldürüyordu. Her şeyde olduğu gibi onu da sevenler ve sevmeyenler oldu. Ama yine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 0px; float: left;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/guzelkonusmaa.gif" alt="Tesadüf Buluş" width="150" height="122" />İnanılmaz ama poşet çay tamamen tesadüfen bulunmuş ve bugün 100 yaşını kutluyor. İşte poşet çayın öyküsü&#8230;</p>
<p>Kimileri poşet çayın kolay ve iyi bir yöntem olduğunu düşündü. Çay tiryakileriyse demleme çayın krallığını ilan etmişlerdi çoktan. Onlara göre poşet çay damak tadını yansıtmıyor, çay zevkini öldürüyordu.<span id="more-775"></span> Her şeyde olduğu gibi onu da sevenler ve sevmeyenler oldu. Ama yine de poşet çay da 100 yıllık bir öyküyle hayatımıza girdi.</p>
<p>Poşet çay bu yıl yüz yaşına giriyor. Times gazetesinin haberine göre &#8220;insanlık, bir çok çay tiryakisinin, dünyanın en güzel içeceklerinden birini, boz renkli, tadı bozuk ve zevksiz bir sıvıya çevirdiği için nefret ettiği bu buluşu, tamamen bir yanlış anlamaya borçlu.&#8221;</p>
<p><strong> Nasıl mı? İşte Times´ın satırlarından poşet çayın öyküsü:</strong></p>
<p>&#8220;Bir çok icat gibi poşet çay da kazara ortaya çıkmış. Bundan yüz yıl önce, New Yorklu kahve tüccarı Thomas Sullivan çay ticaretine girişmiş.Ama işler pek iyi olmadığından biraz tasarruf yapayım diye düşünmüş ve çayını tanıtmak için muhtemel alıcılara yolladığı eşantiyonlardan kısmaya karar vermiş.</p>
<p>&#8220;Çayı, eski usul bol bulamaç, torbalara doldurup yollamak yerine küçük miktarlarda, minik ipek poşetlere koyarak yollamaya başlamış. Ama alıcılar Sullivan´ın eli sıkılığını yanlış anlamış. Poşetleri kesip içindeki çayı demliğe koymaları gerekirken, poşeti olduğu gibi demliğe atıvermişler.</p>
<p>&#8220;Sullivan´ın icadı Amerika´da kısa zamanda tutulmuş. Çay tiryakileri kitleler halinde poşet çaya dönmüş. Ve ipek poşet de 1930´da yerini kağıda bırakmış.</p>
<p>&#8220;Fakat, poşet çayın, Amerika´dan İngiltere´ye gelişi tam 50 yıl gecikmeli. Çünkü İngiliz çay tiryakileri bu Amerikan icadına uzun süre kuşkuyla yaklaşmışlar. Yine de bugün İngiltere´de poşet çaysız bir yaşam düşünmek çok zor. Ülkede bir günde içilen 130 milyon fincan çayın yüzde 96´sı poşet çünkü.</p>

<p><a href="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?a=7eoNP8"><img src="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?i=7eoNP8" border="0"></img></a></p><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/500145799" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/tesaduf-bulus-100-yasinda/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/tesaduf-bulus-100-yasinda/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Acele karar vermeyin!</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~3/498938755/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/acele-karar-vermeyin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 22:01:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Geliştiren Hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[karar verme]]></category>

		<category><![CDATA[Lao Tzu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=791</guid>
		<description><![CDATA[Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış&#8230;Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. &#8220;Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı&#8221; dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src='http://www.kendinigelistir.com/resimler/kusatilmayanhedef.gif' alt='' class='alignleft' />Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış&#8230;Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. &#8220;Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı&#8221; dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: &#8220;Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın&#8221; demişler&#8230; <span id="more-791"></span>İhtiyar: &#8220;Karar vermek için acele etmeyin&#8221; demiş.&#8221;Sadece at kayıp&#8221; deyin, &#8220;Çünkü gerçek bu.Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.&#8221; Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş&#8230; Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler. &#8220;Babalık&#8221; demişler, &#8220;Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var..&#8221; &#8220;Karar vermek için gene acele ediyorsunuz&#8221; demiş ihtiyar. &#8220;Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?&#8221; Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden &#8220;Bu herif sahiden gerzek&#8221; diye geçirmişler&#8230; Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara. &#8220;Bir kez daha haklı çıktın&#8221; demişler. &#8220;Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın&#8221; demişler. İhtiyar &#8220;Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz&#8221; diye cevap vermiş. &#8220;O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.&#8221; Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler&#8230; &#8220;Gene haklı olduğun kanıtlandı&#8221; demişler. &#8220;Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer&#8230;&#8221; &#8220;Siz erken karar vermeye devam edin&#8221; demiş, ihtiyar. &#8220;Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde&#8230; Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şansızlık olduğunu sadece Allah biliyor.&#8221;<br />
Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:<br />
&#8220;Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.&#8221;</p>
<blockquote><p>Kaynak : ANONİM</p></blockquote>

<p><a href="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?a=r89WNk"><img src="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?i=r89WNk" border="0"></img></a></p><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/498938755" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/acele-karar-vermeyin/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/acele-karar-vermeyin/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Duygusal zeka ve kişiliğim - 3</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~3/498333700/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/duygusal-zeka-ve-kisiligim-3/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 05:15:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>

		<category><![CDATA[duygusal zeka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=774</guid>
		<description><![CDATA[Bayağı bir haftadır sizlere meslektaşlarımla birlikte yaptığımız bir dizi araştırmayı özetlemeye çalışıyoruz. Üç araştırmanın da ortak yanı; kişiliğimizle daha doğrusu kişilik özelliklerimizle Evlilik Uyum&#8217;u, Çalışan Bağlılığı ve Duygusal Zekarasındaki ilişkileri irdelemekti. Bunu yapma nedenimiz yalnızca merak değil. Eğer öngördüğümüz gibi bir ilişki varsa, kişilik özelliklerimize müdahale ederek değişik konumlarda, (yani evde ve işte doyumumuzu ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 0px; float: left;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/duygusaleq.gif" alt="Duygusal zeka" width="150" height="122" />Bayağı bir haftadır sizlere meslektaşlarımla birlikte yaptığımız bir dizi araştırmayı özetlemeye çalışıyoruz. Üç araştırmanın da ortak yanı; kişiliğimizle daha doğrusu kişilik özelliklerimizle Evlilik Uyum&#8217;u, Çalışan Bağlılığı ve Duygusal Zekarasındaki ilişkileri irdelemekti. Bunu yapma nedenimiz yalnızca merak değil. Eğer öngördüğümüz gibi bir ilişki varsa<span id="more-774"></span>, kişilik özelliklerimize müdahale ederek değişik konumlarda, (yani evde ve işte doyumumuzu ve performansımızı) arttıracak yaklaşımlar geliştirebiliriz. Yaptığımız ilk iki çalışmada, &#8220;Evlilikte Uyum&#8221; ile &#8220;Psikolojik Uyum&#8221; adı altında toplanan kişilik özelliklerimiz arasında çok yakın ve sıcak bir bağ olduğunu gördük. Aynı ilişkiyi, Çalışan Bağlılığı yüksek ve düşük gruplarda aradık. Bunlarda da, Psikolojik Uyum&#8217;la ilgili özelliklerimizin son derece etkin olduğunu gördük. En son irdelediğimiz soru şu oldu: Acaba gerek iş gerek özel yaşamımızda giderek daha etkili olduğunu gördüğümüz Duygusal Zeka ve onu meydana getiren özelliklerle de aynı ilişki söz konusu mu? Duygusal Zeka&#8217;yı tanımlamak gerekirse şöyle diyebiliriz: Gerek kendimizin gerek başkalarının duygularını tanıyabilmek, ayırt edebilmek, farkında olmak ve bu bilgiyi düşüncelerimizi ve eylemlerimizi planlamada, yön vermede kullanabilmek. Duygusal Zeka, tek bir özellik değil. Pek çok özelliğin bir araya gelip Duygusal Zeka&#8217;yı oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bunların bir kısmını sıralayacak olursak: Empati, duyguları tanımlayabilme ve anlama, duyguyu yönetebilme ve kontrol edebilme, uyum yeteneği, ilişkileri yönetebilme, istikrar, nezaket, saygı&#8230; Sonuçlar: Psikolojik Uyum ile yukarıda saydığımız, Duygusal Zeka&#8217;yı oluşturan özelliklerin neredeyse tümü, birbiriyle yakından ilişkili.</p>
<p><strong>Bunları sıralayacak olursak: </strong></p>
<p>1. İhtiyaçlarının ne olduğunu bilmek<br />
2. İşin gerektirdiği hedefe odaklanabilmek<br />
3. İhtiyaçlarını karşılamak için seçenekler oluşturabilmek ve bunda başarılı olmak<br />
4. Yaşamın zorluklarına dayanıklı olmak<br />
5. Kendine güvenmek<br />
6. Başkalarının davranışlarını iyi niyetle yorumlayabilmek Yukarıda sıraladıklarımız, Psikolojik Uyum&#8217;u oluşturan özelliklerimizin en önemlileri ve bunlar Duygusal Zeka ile yakından ilişkili. Psikolojik Uyum&#8217;u oluşturan faktörlerin dışında bazı kişilik özelliklerimiz de Duygusal Zeka&#8217;yı meydana getiren özelliklerimizle bağlantılı:<br />
1. Kurallara Bağlılık: Fazla abartmamak kaydıyla kurallara bağlı olmak<br />
2. &#8216;Şimdi ve burada&#8217;ya (olan bitene) odaklanmak<br />
3. Duygularını ifade edebilmek<br />
4. Kararlarını danışarak almak<br />
5. Organize ve disiplinli olmak<br />
6. Rahat olmak<br />
7. Yeni ilişkilere rahat girme ve başlatabilme</p>
<p>Bunların dışında dışadönüklük, duyguları yönetebilmek ve dürtü kontrolü de Duygusal Zeka ile yakından ilişkili. Normalde kişilik özelliklerini yerinden oynatmak dünyanın en kolay işi değildir. Ama Psikolojik Uyum&#8217;la ilgili özelliklerle oynamak yani değiştirmek, pekala mümkündür. Organizasyonlar değişimi koçluk ve mentorluk, çalışan destek programları, eğitimler, psikolojik danışmanlık ve diğer müdahale programları düzenleyerek sağlayabilir.</p>
<blockquote><p>
<strong>Kaynak : </strong>Güliz Büyüközer, Davranış Bilimleri Enstitüsü &#8220;The Relationship Between Emotional Intelligence and Personality Factors&#8221; Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2008</p></blockquote>

<p><a href="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?a=37plth"><img src="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?i=37plth" border="0"></img></a></p><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/498333700" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/duygusal-zeka-ve-kisiligim-3/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/duygusal-zeka-ve-kisiligim-3/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kişinin mesleğine göre gülüş tasarlıyorlar!</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~3/497609613/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/kisinin-meslegine-gore-gulus-tasarliyorlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Dec 2008 08:52:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel İmaj]]></category>

		<category><![CDATA[gülümsemek]]></category>

		<category><![CDATA[gülüs]]></category>

		<category><![CDATA[meslek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=789</guid>
		<description><![CDATA[Toplum içinde rahatlıkla gülümseyebilme şansına çok fazla insan sahip değil. Ancak, günümüzde yapılan küçük girişimlerle sağlıklı ve güzel bir gülüşe sahip olmak mümkün.
Çünkü günümüz diş hekimliği gülüş şeklinin yeniden tasarlanmasına hatta mesleğe göre şekillenmesine bile izin veriyor. Örneğin bir yönetici, bir iş adamı veya bir televizyon spikeri için farklı gülüş tasarımları yapılıyor. Burada da dişlerin rengi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/iyilikbankasi.gif" alt="Gülümsemek" width="150" height="122" />Toplum içinde rahatlıkla gülümseyebilme şansına çok fazla insan sahip değil. Ancak, günümüzde yapılan küçük girişimlerle sağlıklı ve güzel bir gülüşe sahip olmak mümkün.</p>
<p>Çünkü günümüz diş hekimliği gülüş şeklinin yeniden tasarlanmasına hatta mesleğe göre şekillenmesine bile izin veriyor. Örneğin bir yönetici, bir iş adamı veya bir televizyon spikeri için farklı gülüş tasarımları<span id="more-789"></span> yapılıyor. Burada da dişlerin rengi, şekli, sivriliği ya da yuvarlaklığı dikkate alınarak gülüş tasarımı gerçekleştiriliyor. Peki bir iş adamı nasıl dişlere sahip olmalı, nasıl gülmeli? Hizmet sektöründe çalışan insanlara nasıl bir gülüş “tasarlanıyor”? Güzel gülüşü engelleyen dişeti sorunlarının çözümü ne?</p>
<p>Konuyla ilgili merak edilen soruları yanıtlayan Anadolu Sağlık Merkezi Ataşehir Cerrahi Tıp Merkezi’nden Diş Hekimi Alper Çıldır güzel gülüşün kriterlerini anlattı&#8230;</p>
<p><strong>“İdeal gülüş” ne demek?<br />
</strong>İdeal bir gülüş için kişinin, güldüğünde dudak kenarları simetrik olarak geriye çekilmeli, iki tarafta dudak kenarları ve dişler arasında kalan karanlık koridorlar eşit görünmelidir. Ayrıca üst dudak gülüş sırasında geriye doğru sıyrıldığı zaman dişle dişetinin tam birleştiği noktada durmalı ve daha yukarı sıyrılmamalıdır. Bu kriterlerin tümü gerçekleştiğinde tam anlamıyla güzel bir gülüş olur. Dişlerin arasına giren üçgen şeklindeki dişetlerinin de görünümü çok önemli. Gülümseme sırasında dişetinin değil sadece bu üçgenlerin görünmesi istenir. Gülüş esnasında sağlıklı dişetinin dudaklar altından ideal miktarda gözükmesine “Kırmızı Estetik”, dişlerin ideal pozisyon ve miktarda gözükmesine ise “Beyaz Estetik” denir. İdeal bir gülüşte kırmızı estetik ile beyaz estetiğin birbirini tamamlaması gerekiyor. Diş etlerimiz ön plana çıkıyorsa sorun var demektir.</p>
<p><strong>Dişeti fazlalıklarında ne yapılıyor?</strong><br />
Eğer dişetinde fazlalık varsa manikür yapar gibi dişetindeki fazlalıkları kesiyoruz. Bu, korkulduğu kadar kanamalı bir işlem değil. Uygulandıktan bir saat sonra hastalarımız günlük hayatlarına devam edebiliyorlar. Sağlıklı bir dişeti nasılsa o şekilde bir form veriyoruz. Dişetini kestiğiniz halde hâlâ dudak sıyrıldığında görünüyorsa o zaman plastik cerrahiden yardım alıyoruz. Zaten bu vakalarda plastik cerrahi ile beraber çalışıyoruz.</p>
<p><strong>Sağlıklı dişetinin rengi nasıl olur?</strong><br />
Sağlıklı dişeti kanamasız ve gülkurusu pembeliğinde olmalı. Kırmızı estetik için dişetleri çok sağlıklı olmalı, dişetlerinde iltihap ya da kanama olmamalı. Ayrıca bu işlemin uygulanabilmesi için hastamızın büyüme ve gelişiminin tamamlanmış olması gerekiyor. Özellikle sigara içen kişilerde ısıya bağlı olarak melalin pigmenti dediğimiz diş etinde morartı görüyoruz. Isındıkça travma yarattığı için sigara içenlerde dişetleri morarıyor. Bu tür durumlarda dokuyu özel bir aletle tıraşlıyoruz ve daha sonra 24 saat sıcak, baharatlı şeyler ve sigara önermiyoruz.</p>
<p><strong>Güzel bir gülüşe sahip olmak için özellikle kimler başvuruyor?</strong><br />
Özellikle kadınlar ilgi gösteriyor. Güzel bir gülüşe sahip olabilmek için en çok kadınlar başvuruyor. Ancak son yıllarda erkeklerin oranında da önemli bir artış var. Yöneticiler, satış temsilcileri ve özellikle moda ile medya sektöründe çalışanlar en çok ilgi gösterenler arasında sayılabilir. Sonuçta estetik ve güzel bir gülüşe sahip olmak kişilerin toplumdaki pozisyonlarını almalarında ve statü belirlemelerinde önemli bir etken oluyor.</p>
<p><strong>‘Gülüş tasarımı için en çok kadınlar başvuruyor’<br />
“Mesleğe göre gülüş tasarlamak” ne demek?</strong><br />
Örneğin yönetici kadrosundaki kişilerin diş estetiğini planlarken, keser dişlerinde daha köşeli dişleri, köpek dişlerinde ise daha sivri dişleri tercih ediyoruz. Bu sayede kişilerin daha otoriter bir görünüme sahip olmasını sağlamış oluyoruz. Yuvarlak hatlı veya bombeli dişlere sahip olan kişilerin ya da konuşma sırasında dişleri görünmeyen kişilerin otorite kurmaları biraz daha zor oluyor. Satış temsilcileri ve hizmet sektöründe çalışan kişilerde ise genellikle yuvarlak hatlı ve geniş dişler seçiyoruz. Bu kişilerde diş rengi olarak da beyaz tonları tercih ediyoruz.</p>
<p>Dişeti hastalıkları çoğu zaman gülmekten korkmamıza yol açar. Nedir dişeti hastalıklarının belirtileri?<br />
Dişeti hastalıklarını akut (ani gelişmiş) ve kronik (devam eden) hastalıklar diye iki gruba ayırabiliriz. Akut rahatsızlıklar genelde diş etinde kanama, şişlik ve ödem belirtileriyle ortaya çıkar. Daha çok enfeksiyon tarzındadır. Hastalar bize halsizlik, ateş, bazen tat almada zorluk, özellikle baharatlı şeylere karşı hassasiyet yakınmalarıyla başvururlar. Bir de kronik şikayetler var. Fakat hastalar genellikle bunları ancak sorun ileri boyutlara ulaştığında fark ederler. Hasta diş muayenesinde “Benim dişetlerim zaman zaman kanıyor”, “Dişetlerim mor görünüyor” diye yakınır. Muayene sonucunda çok önemli düzeyde dişeti sorunu olduğunu anlarız.</p>
<p><strong>Dişeti sorunlarının nedenleri ne?<br />
</strong>Dişeti sorunları genellikle diş taşına bağlıdır. Bazı insanlarda ise genetik olarak yatkınlık da olur. Anne ve babanızda dişeti kaybı yoktur, dişlerinizi günde bir kere bile fırçalasanız dişlerinizde sorun olmaz. Ancak genetik olarak yatkınlığınız varsa günde iki defa bile fırçalasanız başarılı olamayabilirsiniz. Eğer çok önem verirseniz, diş ipi kullanırsanız, dişinizi iyi fırçalarsanız, doktorunuzun önerdiği gargaraları kullanırsanız sağlıklı olabilirsiniz. “Sağlıklı dişeti kanar” inanışı ise yanlış. Sağlıklı dişeti kanamaz.</p>
<p><strong>Bu sorunları nasıl önleriz?</strong><br />
Altı ayda bir kesinlikle bir diş hekimi muayenesi öneriyoruz. Özellikle dişeti uzmanı olan bir hekime de yılda bir kere muayene olmakta yarar var. Ayrıca meyve tüketimi çok önemli. Hem vitamin eksikliği gideriliyor hem de elma gibi ısırılarak yenilen meyveleri çiğneme sırasında dişetleri üzerinde bir masaj etkisi oluyor. Dişeti sorununun çıkmasının bir nedeni de hazır gıdaları çok fazla tüketmemizdir. Ayrıca zaman zaman dişlerimizi fırçaladıktan sonra diş etlerimizi de fırçalamalıyız. Kesinlikle kürdan önermiyoruz. Her iki dişin arası üçgen formundadır. O üçgen alana siz yuvarlak bir şey sokarsanız o üçgeni de bozarsınız.<br />
 </p>
<blockquote><p>
<strong>Kaynak :</strong> Milliyet</p></blockquote>

<p><a href="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?a=XOFFPr"><img src="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?i=XOFFPr" border="0"></img></a></p><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/497609613" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/kisinin-meslegine-gore-gulus-tasarliyorlar/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/kisinin-meslegine-gore-gulus-tasarliyorlar/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Eylem yoksa, vizyon bir rüyadır!</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~3/496867408/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/eylem-yoksa-vizyon-bir-ruyadir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Dec 2008 08:51:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başarı Yazıları]]></category>

		<category><![CDATA[eylem]]></category>

		<category><![CDATA[misyon]]></category>

		<category><![CDATA[rüya]]></category>

		<category><![CDATA[vizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=788</guid>
		<description><![CDATA[Vizyonun tamam da eylemini görelim!
Dönem stratejik davranma zamanı ya&#8230; Ortalık, &#8221; strateji &#8220;den geçilmiyor. Hemen her sivil toplum örgütünün veya düşünce platformunun dilinde aynı kelime; strateji. Son birkaç haftada elimin parmaklarından daha fazla strateji belgesi okudum. Her biri Türkiye’nin yakın gelecek vizyonunu tanımlayan belgeler. Strateji üretim sektörü kısaca şöyle çalışıyor :
Önce bir sivil toplum örgütü alıyorsunuz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/dogruhamleyiyapin.gif" alt="Eylem yoksa?" width="150" height="122" />Vizyonun tamam da eylemini görelim!</strong><br />
Dönem stratejik davranma zamanı ya&#8230; Ortalık, &#8221; strateji &#8220;den geçilmiyor. Hemen her sivil toplum örgütünün veya düşünce platformunun dilinde aynı kelime; strateji. Son birkaç haftada elimin parmaklarından daha fazla strateji belgesi okudum. Her biri Türkiye’nin yakın gelecek vizyonunu tanımlayan belgeler. Strateji üretim sektörü kısaca şöyle çalışıyor<span id="more-788"></span> :</p>
<p>Önce bir sivil toplum örgütü alıyorsunuz. Sonra fiyakalı bir başlık buluyorsunuz.</p>
<p>Mesela &#8220;Küresel Kriz ve Türkiye’nin 2023 stratejik vizyonu&#8221; vs&#8230;<br />
Anahtar kelimeler içinde &#8221; strateji &#8220;, &#8221; vizyon &#8220;, &#8221;</p>
<p>gelecek &#8220;, &#8220;sürdürülebilirlik &#8221; veya &#8221; kriz &#8221; gibi moda kavramlar yer almasına dikkat ediyorsunuz. Daha sonra adının önünde mümkün olduğu kadar fazlaca akademik unvan taşıyan kişilere başvurup, siparişi veriyorsunuz. Bu rapor üreticileri, DİE ’nin (pardon TÜİK olmuş) resmi ama gayri ciddi<br />
verilerini derleyerek işe başlıyor.</p>
<p>Yetmiyor, son yıllarda sayıları hızla artan araştırma(!) şirketlerinin ciddi ama gayri resmi verilerini alıyorlar.</p>
<p>Geriye bir kelime işlemci ile hesap tablosu programı kalıyor. Bir de SPSS türü bilimselliğin derinine dalan(!) bilgisayar yazılımı kullanıyorsunuz. Tabloları, rakamları ve fiyakalı grafikleri uç uca ekleyip, aralarına da<br />
günün modası ve yükselen değerlerine uygun birkaç hikmetli laf ekliyorsunuz. Üretim artık tamamdır.<br />
Şimdi sıra, sunuma gelmiştir.</p>
<p>İçinizden en meşhurunuzu medyanın önüne çıkarıyor, bu &#8221; şahane çalışmayı &#8221; anlatıyorsunuz. Ve görevinizi yapmış olmanın derin huzuruna eriyorsunuz.<br />
Buraya kadar anlattığım, madalyonun görünen yüzü. Öteki yüzde ise durum biraz farklı. Yaptığınız çalışma, birkaç hocanın verdiği ödev için tuşlanmış malzeme arayan öğrenciye kopyala yapıştır malzemesi üretmek dışında hiçbir işe yaramıyor.</p>
<p>Siz de bu çalışmanın sahibi, sözcüsü veya kotarıcısı olarak yakın çevrenizde &#8221; Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu gelecek vizyonunu ortaya koyduk, stratejisini belirledik &#8221; böbürlenmesine ulaşıyorsunuz.</p>
<p>Ortada bilgiden ziyade niteliksiz rakama dayalı &#8221; kanaat &#8221; dolaştığı için, aslında bu gayretinizle cehaleti örgütlemiş oluyorsunuz.<br />
Oysa gelecek vizyonuna, sağlam veriye ve stratejiye ihtiyaç duyan o kadar çok insan var ki&#8230;</p>
<p>Geçen hafta URAK ’ın &#8221; İllerarası Rekabet Endeksi &#8221; sunumu toplantısında 2001’den beri üretilmeyen bilgilerin eksiğine işaret ediliyordu.<br />
Başkan Ali Koç ; nitelikli verilerin karar süreçleri için hayati önemini anlatırken Prof. Kerem Alkin, üretilmeyen verilerin eksiğine işaret ediyordu.<br />
Ortada güvenebileceğimiz veri yok.<br />
Ama fikirler havada uçuşuyor.</p>
<p>Temel sıkıntı şu:<br />
Ölçemezsen bilemezsin, bilemezsen yönetemezsin.<br />
Elimdeki çalışmalara bu gözle baktığımda her biri diğerinin aynısı, belki doğru ama işe yaramaz verilerle bezenmiş olduklarını görüyorum. Geçen yazımda SİAD ve GİAD ’ların kendi yöreleri ve sektörleri için bir şeyler yapması gerektiğini önermiştim. Bazıları &#8221; ben önerdim &#8221; diyebilmek adına yukarıda sözünü ettiğim &#8221; vizyon-strateji &#8221; söylemiyle donatılmış çalışmaları göndermişler.</p>
<p>Anlamadığım şu: eğer bu stratejileri doğruysa neden kendileri veya en azından kendi üyeleri bu önerileri tutmamış?<br />
Vizyon, çok şeydir ama her şey değildir .</p>
<p>Tuhafıma giden; eylem odaklılarımızın vizyona zamanları olmamasıdır. Fakat en az onlar kadar tuhaf olan, vizyon koyanların da eylem konusundaki kısır ve basiretsiz tutumlarıdır. Sorunları bilgi ile çözebilme duygusundan uzaklaştığı oranda, firmalar ve kurumlarımız, kurtarıcıyı ya Ankara’da veya kendi dışında arıyor. Strateji ve vizyon önerme modasını acaba bu önerdikleri strateji ve vizyon doğrultusunda eyleme geçirmeye dönüştürebilir miyiz?<br />
Krizin alevinin her geçen gün daha yakından hissedildiği bu ortamda, birileri gelip bizi kurtarmayacağına göre, o şahane vizyon ve harika stratejilerimizle hava atmak yerine, bunları hayata geçirmeyi denesek daha iyi olacak gibi geliyor bana. </p>
<blockquote><p>
<strong>Yazan :</strong> Şeref Oğuz<br />
<strong>Kaynak</strong> : Sabah</p></blockquote>

<p><a href="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?a=xQ0t5B"><img src="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?i=xQ0t5B" border="0"></img></a></p><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/496867408" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/eylem-yoksa-vizyon-bir-ruyadir/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/eylem-yoksa-vizyon-bir-ruyadir/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ya içindeyiz hayatın, ya da…</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~3/496112068/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/ya-icindeyiz-hayatin-ya-da/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2008 06:10:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Geliştiren Hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[hayatın kendisi]]></category>

		<category><![CDATA[ya dışındayız]]></category>

		<category><![CDATA[ya içindeyiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=773</guid>
		<description><![CDATA[Her işin bir çıraklık, kalfalık, bir de ustalık dönemi vardır. İyi usta olacaklar daha kariyerlerinin ilk yıllarında belli olurlar ve başarı için pek çok bedel öderler. Elde edilen başarıda ise sadece kendi renklerini taşırlar&#8230;
Sultan bir gün komşu ülkeyi ziyarete gider. Mükemmel ağırlamanın yanı sıra, sultanı etkileyen bir başka şey daha olmuştur. Komşu ülkenin sultanının sarayının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 0px; float: left;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/tukenmislik.gif" alt="Ya içindeyiz!" width="150" height="122" />Her işin bir çıraklık, kalfalık, bir de ustalık dönemi vardır. İyi usta olacaklar daha kariyerlerinin ilk yıllarında belli olurlar ve başarı için pek çok bedel öderler. Elde edilen başarıda ise sadece kendi renklerini taşırlar&#8230;</p>
<p>Sultan bir gün komşu ülkeyi ziyarete gider. Mükemmel ağırlamanın yanı sıra, sultanı etkileyen bir başka şey daha olmuştur. Komşu ülkenin<span id="more-773"></span> sultanının sarayının duvarları öyle bir tuğladan yapılmıştır ki, alır götürür bizim sultanı başka bir dünyaya. Öyle bir renktir ki, tarifi olanaksızdır. O kırmızıdır yangın gibi, o kahverengidir içini çarpan, o kızıldır, o her renktir velhasıl. Ülkesine dönünce emir salar dört bir yana, &#8221; benim ülkemin ustaları da yapar mutlaka böyle bir renkten tuğla, tez getireler numunelerini.&#8221; Ama gelen örnekler tatmin etmez sultanı. Bunun üzerine ödül koyar sultan; istediği renkte bir tuğla getirene servet vaat eder. Nafile, ülkenin tüm ustaları ucunda servet de olsa başaramazlar, istenen rengi tutturamazlar. Sonun vezirlerden birinin kulağına ülkenin bir köşesinde bilge, kendi halinde yaşayan bir ustanın şöhreti gelir. Yapsa yapsa o usta yapar,o rengi o tutturur der. Sultan kendisi gider ustanın ayağına, tutsağı olduğu rengi bulacak adama değer çünkü bu. Usta anladım der, ben o rengi tanıdım, bilirim nasıl bir tutku yarattığını, yapmaya çalışırım ve yaparım, lakin vakit ister. Sultan vakit verir, ödülü de kendisinin seçmesini ister. Usta bir ayda yerine getirecektir görevi, o eşsiz rengi, canım karışımı bulacaktır. Usta çalışmaya başlar, dener, dener. Her türlü maddeden renk çıkarmaya çalışır. Dener, dener. Günler hızla geçmeye başlar. Yapılan tuğlalar fırından çıktıklarında bir türlü tatmin etmez ustayı. Oysa söz vermiştir sultana, yaparım demiştir; tuttururum o rengi, bilmez miyim nasıl aranır o renk? Günler sayılıdır. Usta rengi tutturamamanın verdiği eziklikle daha da yoğunlaştırır çalışmalarını. Gece demez gündüz demez çalışır, dener. Ama olmaz işte kendi beğenmemiştir ki, işte budur deyip götürsün sultana. Son bir umut daha kalmıştır bir ayın dolmasından önceki son gece. O karışımı da gönlünün tüm zenginliğini, renklerin tüm çapkınlığını, maddelerin tüm çekiciliğini karıştırarak yaratmaya çalışır usta. Fırına atar tuğlaları ve bekler. Sonuç ne yazık ki düş kırıklığıdır. Verilen söz tutulamamıştır, denenecek başka bir yol da yoktur. Usta her şeyini koymuştur ortaya ama olmamıştır. Yangın, ateş, ustanın bağrına çöker. Fırının alevleri çağırır onu gel diye. O da reddetmez bu daveti. Ertesi gün süre dolduğu için sultan kendisi gelir ustanın yerine sonucu görmek için. Usta görünürde yoktur ama fırında bir şeyler vardır. Fırının kapağı açılır ve tuğlalar dışarı çıkarılır. Sultan kendinden geçmiş tutkuyla aradığı renge kavuşmanın mutluluğuyla yaşamaktadır. &#8221; Bulun ustayı gelsin saraya, ne dilerse verilecektir kendine, hatta fazlasıyla verilecektir. &#8221; diye emir buyurur.</p>
<p>Bu öyküden bir çok hisse çıkartılması mümkündür. Ancak ben bireysel dersler yerine öykünün toplam mesajı üzerinde durmak istiyorum. Şöyle bir geriye yaslanın ve geçmişe bakın. Lise bitirme sınavına nasıl çalıştınız, ya üniversite giriş sınavına? Üniversiteyi bitirirken çektiğiniz zorluklar, bitirme ödevleriniz, daha sonra ilk iş arayışlarınız, reddedilişiniz, ilk işe başlamanız, ayrılmanız, askerlik, size acı çektiren sevgiliniz. Velhasıl tüm uğraşılarınız, çabalarınız, savaşımlarınız, aldanışlarınız, kazanımlarınız. Tüm bunları şöyle bir gözden geçirin bakalım. Ya bugün bulunduğunuz yer? Buraya uçarak yada gökten zembille gelmediniz.hep geçmişteki uğraşılarınız ve didinmelerinizle ulaştınız bu güne. Yarında yine kendi çabalarınızla ulaşacaksınız. Burada en önemli etken sizsiniz. Siz hayatın içine daldınız ve kendi renginizi yarattınız. Siz olmasaydınız, sizin didinmeleriniz, hayal kırıklıklarınız, sevinçleriniz olmasaydı, yani siz kendinizi hayatın içine atmasaydınız bu günkü siz olmazdınız. Yarın ne mi olarak? Tabi bugünkü karışımlar ve fırınlara girme kararınız yönlendirecek yarını da.</p>
<blockquote><p><strong>Kaynak :</strong> internet</p></blockquote>

<p><a href="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?a=vkEVcQ"><img src="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?i=vkEVcQ" border="0"></img></a></p><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/496112068" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/ya-icindeyiz-hayatin-ya-da/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/ya-icindeyiz-hayatin-ya-da/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>İletişim becerileri</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~3/494719133/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/iletisim-becerileri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2008 09:20:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>

		<category><![CDATA[dogru anlatmak]]></category>

		<category><![CDATA[ifade etmek]]></category>

		<category><![CDATA[iletisim becerisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=772</guid>
		<description><![CDATA[Kariyerinize profesyonel anlamda en fazla katkıda bulunacak olan özelliğiniz nedir sizce? Bilgisayar becerileriniz, iki dil bilmeniz veya bölümü birincilikle bitirmeniz mi? Sanırım hiçbiri değil. Mülakata girdiğiniz andan itibaren, tüm iş hayatınız iletişim üzerine kurulu.
Günün neredeyse tamamını iş arkadaşlarıyla, müşterilerle ve üçüncü kuruluşlarla iletişim kurarak geçiyoruz. Plan yapmak için, ilişki kurmak için, problemlere çözüm bulmak için, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 0px; float: left;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/sozsuziletisim.gif" alt="İletişim Becerisi" width="150" height="122" />Kariyerinize profesyonel anlamda en fazla katkıda bulunacak olan özelliğiniz nedir sizce? Bilgisayar becerileriniz, iki dil bilmeniz veya bölümü birincilikle bitirmeniz mi? Sanırım hiçbiri değil. Mülakata girdiğiniz andan itibaren, tüm iş hayatınız iletişim üzerine kurulu.</p>
<p>Günün neredeyse tamamını iş arkadaşlarıyla, müşterilerle ve üçüncü kuruluşlarla iletişim kurarak geçiyoruz.<span id="more-772"></span> Plan yapmak için, ilişki kurmak için, problemlere çözüm bulmak için, fikir sunmak ve geliştirmek için, tartışmak için, pazarlamak için&#8230;</p>
<p>İletişim becerilerimizin yaptığımız iş açısından ne kadar önemli olduğunu göz önünde bulundurursak, ve iletişimin sosyal hayatımızın temel taşı olduğunu, iş yerlerinde kurulan iletişimin oldukça nitelikli olduğunu varsaymamız gerekir. İşyerinde profesyonel bir iletişim kurulduğunu ve belli bir eğitim ve kültür seviyesindeki insanların iletişim becerilerinin oldukça gelişmiş olduğunu düşünüyoruz. Fakat durum pek de iç açıcı görünmüyor. Genellikle iş yerlerinde çok zayıf bir iletişim ağı var. İş yerinde geçen konuşmalar önemli konuların göz ardı edilmesine, ilişkilerin zedelenmesine, insanların çabalarının boşa gitmesine ve duygularının incinmesine sebep oluyor. Birbirimizle iletişim kurmayı bilmiyoruz.</p>
<p>Yurtdışında yapılan bir araştırmaya göre; çalışanların yüzde 90&#8242;ından fazlası iş yerindeki iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. Aynı araştırma işyerinde geçen konuşmaların yarısının yanlış anlaşılmalara ve karışıklığa sebep olduğunu gösteriyor. Zayıf iletişim yüzünden ortaya çıkan problemlere sanırım hiçbirimiz yabancı değiliz.</p>
<p>İyi iletişim kurabilmenin yolu diyalog sırasında üstlenilen &#8216;Anlatan ve Anlayan&#8217; rollerinden geçiyor. Bir konuşma sırasında normal şartlarda &#8216;Anlatan&#8217; ve &#8216;Anlayan&#8217; rolleri değişebilir, değişmelidir de, fakat her iki katılımcı da aynı anda &#8216;Anlatan&#8217; rolünü üstlenmeye kalkığı zaman sorun çıkıyor ve iletişim kurulamıyor. İletişim kurmadaki en büyük sorunumuz dinlemekle ilgili. Anlatan rolünde oldukça başarılıyken, anlayan rolünde pek başarılı olamıyoruz. Diyalog, monolog&#8217;un tersine, en üretken ve faydalı konuşma biçimi olarak tanımlanır. &#8216;Etkileşim iki taraflıdır; beraber dans eden ya da müzik yapan insanlar gibi.&#8217; Bunun gerçekleşebilmesi için dört koşul gerekiyor;</p>
<p><strong>İnsanlar sıralarını beklemeliler. </strong>İletişimi öldüren en önemli faktör, bir insanın karşısındakine hiç fırsat vermemesidir, iletişim kurmaya çalışırken; konuşulacak konuları belirleyen ve sürekli konuşan bir insandan daha zararlı bir şey yoktur.</p>
<p><strong>İnsanlar birbiriyle bağlantı kurmalılar.</strong> B konuştuğunda A&#8217;nın biraz önce söylediği şeyle bir bağlantılı olmalıdır.</p>
<p><strong>İnsanlar birbirlerine açık fikirli yaklaşmalılardır.</strong> İnsanlar alıcılarını kapayıp konuşmaya girerlerse, o konuşmadan hiçbir şey çıkmaz. Karşınızdakinin fikirlerini kabul etmek zorunda değilsiniz, fakat başkalarının fikirlerine değer vermek, en azından başka bakış açıları edinebilmek ve gelişmek için gereklidir.<br />
<strong><br />
İnsanlar ortak bir amaç çevresinde toplanmalılar.</strong> Konuşmadan en yüksek verimi alabilmek için, herkesin ortak bir amaç çevresinde birleşmiş olması gereklidir.</p>
<p>İletişim ister özel hayatımızda olsun, ister iş hayatımızda, &#8217;sosyal bir hayvan&#8217; olarak insanın en önemli aracıdır. Başarılı bir kariyer için gerekli olan temel beceri iletişimdir, gerekli diğer becerileri mümkün kılan ve kolaylaştıran da yine iletişimin kendisidir.</p>

<p><a href="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?a=l8UdpX"><img src="http://feeds.feedburner.com/~a/Kendinigelistircom?i=l8UdpX" border="0"></img></a></p><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/494719133" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/iletisim-becerileri/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/iletisim-becerileri/</feedburner:origLink></item>
	<copyright>KendiniGelistir.COM - Kisisel Gelisimin Anahtari!</copyright><media:credit role="author">Özgür ?AH?N</media:credit><media:rating>nonadult</media:rating><media:description type="plain">Ki?isel Geli?imin Anahtar?!</media:description></channel>
</rss>
