Gönderen Konu: Gözlerini Kapat ve Bana 20 Yıl Sonra Nerede Olduğunu Söyle..  (Okunma sayısı 2977 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı çöldeki bahçenin sırrı

  • Girişimci
  • **
  • İleti: 13
  • Cinsiyet: Bay

sponsorlu reklamlar



Gözlerini Kapat ve Bana 20 Yıl Sonra Nerede Olduğunu Söyle
 

Akatlar’da yürüyordum...
 

Kadın beni tanıdı ve selamlaştıktan sonra, sorusunu sordu:
 
“Oğlum, dersleri tamamen bıraktı. Ne söylesem hiç fayda etmiyor. Ya arkadaşlarıyla buluşuyor, ya telefonda mesajlaşıyor ya da bilgisayarın başında oyun oynuyor. Ne yapacağımı şaşırdım, Hocam ne yapalım?”
 


“Sohbet ediyor musunuz?”
 
“Valla, konuşuyorum, ama hiçbir faydası yok.”
 
“Kaç yaşında?”
 
“17.”
 
“Mesela ne diyorsunuz?”
 


“Sınavların yaklaştığını söylüyorum. Derslerine çalışması gerektiğini söylüyorum. Böyle giderse sınıfta kalacağını, arkadaşlarından geri kalacağını, ilerde çok pişman olacağını, ama o zaman da duyulan pişmanlığın işe yaramayacağını anlatıyorum.”
 


“Siz konuşup, nasihat ediyorsunuz.”
 
“Evet.”
 
“Ama, onunla sohbet etmiyorsunuz!”
 
“Valla bilmem. Biz bildiğimiz kadarıyla elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz, konuşuyoruz, anlatıyoruz.”
 


“Doğru, bildiğiniz kadarıyla elinizden gelenin en iyisini yapıyorsunuz. Ama konuşmak, nasihat etmek, sohbet etmek değildir. Siz sohbet etmesini bilmiyorsunuz.”
 
Kadın haklı olarak “Neden bahsediyorsunuz?” diyen bir yüz ifadesiyle bana baktı.
 
İçim burkuldu.
 


Anne acı çekiyordu ve çocuğuna yardım etmek istiyordu, ama kendini çaresiz hissediyordu.
 
*
 
Öğrencileri ve ana-babaları birlikte çağırdım.
 
Danışmalığını yaptığım okulun küçük tiyatro salonunda buluştuk, öğrencilerle birlikte ana-babalar da oturdu.
 
Ufacık sahneye çıktım, bir sandalye attım oturdum, yanı başıma bir boş sandalye koydum.
 


“Buradaki öğrencilerden kim benimle sohbet etmek istiyor?” diye sordum. Kalkan ellerden birini gelişigüzel seçtim.
 
Selim adıyla anacağım bir öğrenci, yanımdaki sandalyeye geldi oturdu.
 
“Adın ne?”
 
“Selim.”
 
“Kaç yaşındasın?”
 
“12.”
 
“Bugün ayın kaçı?”
 
“24 Aralık 2008.” (Gerçek tarihtir; bu uygulamayı o gün yaptım.)
 
“Selim, gözünü kapa, beni iyi dinle. Gözünü açtığın zaman aradan 20 yıl geçmiş olacak. 24 Aralık 2028 tarihinde gözünü açmış olacaksın. Tamam mı?”
 
Anladığını belirtmek için başını salladı.
 
“Lütfen gözünü aç.”
 
Selim, gözünü açtı.
 
“Bugünün tarihini söyler misin?”
 
“24 Aralık 2028.”
 
“Kaç yaşındasın?”
 
“32.”
 
“Ne iş yapıyorsun?”
 
“İç mimarlık.”
 
Göz ucuyla anneye babaya bakıyorum; yüzlerinde hayret belirten hafif bir tebessüm var. Belli ki, onlar da Selim’in söylediklerini benimle birlikte ilk defa duyuyorlar.
 
“Nerede çalışıyorsun?”
 
“New York, Manhattan’da.”
 
Anne- babanın yüzünde saklayamadıkları büyük bir şaşkınlık ifadesi.
 
“Evli misin?”
 
“Hayır.”
 
“Arkadaşlarından evlenenler oldu mu?”
 
“Kızların hepsi evlendi.”
 
Gülüşmeler...
 
“Çalıştığın yere beni götürür müsün?”
 
“Ofisim, Manhattan’da 86 katlı bir binanın 42. katında.”
 
Gülüşmeler devam ederken hayalen o binaya yürüdük, asansöre bindik, 42. katta indik.
 
“Burası ‘home office’” dedi.
 
İçeri girdikten sonra açıkladı:
 
“Dubleks daire: Aşağıda salon ve mutfak var. Yukarda yatak odası ve ofis odam.”
 
“Selim, salonda neler var?”
 
“Salonda masa var, koltuklar, sandalyeler, komodin, sehpalar...”
 
“Duvarlarda ne var?”
 
“Resimler var, fotoğraflar. Ailemin fotoğrafı da var.”
 
“Ailenin fotoğrafına bakınca neler görüyorsun? Beraber bakabilir miyiz?”
 
“Annem var, babam var. Ailece çektirdiğimiz bir fotoğraf. Abim, ablam ve ben varım.”
 
“En küçük sen misin?”
 
“Evet.”
 
“Selim, bu fotoğrafa baktığında, içinde ‘keşke!’ duygusu beliriyor mu? İçindeki herhangi bir ‘keşke’nin sesini duyuyor musun?”
 
Hiç beklemeden “Evet,” dedi.
 


“Haydi, anlat bize” dedim.
 


“Ben, babamla birlikte futbol maçına gitmeyi çok istedim. Bir de hafta sonları onunla top oynamak, kırlara gitmek istedim. Güreşmek istedim. Ama babam çok yoğundu. Çalışmak zorundaydı, olmadı, zaman bulamadı. Ne yapalım, böyle oldu...”
 
Babaya baktım; gözlerinin yaşını tutmaya çalışıyor, ağlamamak için dudaklarını ısırıyordu.
 
Selim’e teşekkür ettim.
 


Ve sordum:
 
“Selim, bu konuşmamızda, sana büyüklük tasladığımı, sana nasihat etmeye çalıştığımı hissettin mi?”
 
“Hayır!”
 
“Olanla ilgili olarak mı konuştuk, olması gereken üzerine mi?”
 
“Olanla ilgili olarak konuştuk.”
 
“Selim, seninle yeniden böyle sohbet etmek istesem, benimle konuşmak ister misin? Konuşmamızdan zevk aldın mı?”
 
“Yeniden konuşmak isterim. Evet, sohbetimizden zevk aldım...”

  alıntıdır..
 
















Çevrimdışı Ebru

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 3.966
Gözlerini Kapat ve Bana 20 Yıl Sonra Nerede Olduğunu Söyle..
« Yanıtla #1 : 03 Kasım 2012, 10:04:13 Cts »

Ebeveynler çocukları ile iletişim kurmakta gerçekten çok zorlanıyor,çocuklarının dünyalarına girmeyi başaramıyor.Sadece ders çalış,oku demekle,dersane ücretini ödemekle,harçlık vermekle görev tamamlanmıyor.Çocukları cezbeden onları okuldan,dersten uzaklaştıran o kadar etken var ki,bilgisayar,telefon,televizyon onların zamanını çalan en büyük ve tehlikeli hırsız
Çok güzel bir paylaşımdı,teşekkürler

Çevrimdışı çöldeki bahçenin sırrı

  • Girişimci
  • **
  • İleti: 13
  • Cinsiyet: Bay
Gözlerini Kapat ve Bana 20 Yıl Sonra Nerede Olduğunu Söyle..
« Yanıtla #2 : 03 Kasım 2012, 16:19:06 Cts »
rica ederim..

sponsorlu baglantilar
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
40 Yanıt
10004 Gösterim
Son İleti 21 Eylül 2009, 21:29:33 Pzt
Gönderen: busra309
25 Yanıt
7319 Gösterim
Son İleti 04 Ekim 2008, 20:11:34 Cts
Gönderen: efza
1 Yanıt
1789 Gösterim
Son İleti 28 Mayıs 2008, 03:52:08 Çrş
Gönderen: altyy
1 Yanıt
1551 Gösterim
Son İleti 01 Ağustos 2008, 09:21:33 Cum
Gönderen: efsane_18
4 Yanıt
2431 Gösterim
Son İleti 30 Ekim 2009, 23:47:30 Cum
Gönderen: sima
26 Yanıt
10496 Gösterim
Son İleti 04 Ekim 2010, 08:58:35 Pzt
Gönderen: ilknurtabak
3 Yanıt
1920 Gösterim
Son İleti 16 Ağustos 2011, 10:07:19 Sal
Gönderen: deli

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31