Gönderen Konu: Kıyaslama ve Çocuklar  (Okunma sayısı 2099 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Derya

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 594
  • Cinsiyet: Bayan
    • http://www.deryakaracan.com
Kıyaslama ve Çocuklar
« : 12 Mayıs 2014, 09:58:46 Pzt »

Kıyaslama davranışı psikolojide genelde olumsuz etkileriyle anılır. Özellikle çocuk psikolojisinde, kişiye geri dönüşü mümkün olmayan zararlar vermesinden dolayı asla tasvip edilmez. Kıyaslama konusu bebeklik çağında boy, kilo gibi fiziksel özellikler iken ilerleyen dönemlerde çocuğun sergilediği sosyal davranışlar (arkadaşlarıyla geçimi, büyüklerini ne derece dinlediği vb.) ve ağırlıklı olarak okul başarısıdır. Anne - babanın çocuklarını kıyasladıkları kişiler ise çocukla yaşıt komşu, akraba ve arkadaşlardır.

 

Kıyaslama, çocuğun olumsuz davranışına odaklanarak, tercih edilen davranışı bir kişi üzerinden örneklendirmek suretiyle yapılır. Bu ise çocukta görülmesi arzu edilen davranışa ulaşmaktan ziyade, odaklanılan olumsuz davranışı pekiştirir. Ders masasını toplamasını istediğimiz bir çocuğa “Ayşe’nin masası ne kadar düzenli, bir de kendi masana bak.” demek, asla bizi istenilen noktaya götürmeyecek, aksine kıyaslandığını hisseden çocuk masasını dağınık bırakmaya devam edecektir.

 

Anne - baba çocuğunu neden kıyaslar?

Anne - baba kıyaslama yaparken aslında tamamen iyi niyetlidirler. Amaçları çocuklarındaki aksayan yönleri düzeltip, zihinlerinde taşıdıkları ideal çocuğa kavuşmaktır. Özellikle ders çalışma hususunda anne - babanın kıyaslamaya daha sık başvurduğu gözlemlenmektedir. Çocuklarını ders çalışmaya teşvik etmek akabinde de onların okul başarı seviyelerini yükseltmek, ebeveynlerin temel düşünceleri arasında yer alır. Bu amaçla sarf edilen kıyaslama cümlelerine örnek verecek olursak “Ahmet’in yazısı ne güzel, keşke sende onun gibi yazabilsen.” , “Ayşe seni yazılıda geçti mi?” gibi.

 

Kıyaslamanın çocuk üzerindeki etkileri

Kıyaslamalar çocuğun, kendisini yetersiz hissetmesine ve özgüveninin sarsılmasına yol açar. Yetersizlik duygusu ise çocuğa öfke, kıskançlık, mutsuzluk, hırçınlık, küskünlük yaşatır. Bu olumsuz yaşantılar neticesinde çocukta içe kapanma, çekingenlik ya da tam tersi saldırganlık, uyumsuzluk gibi sosyal davranışları ketleyen birçok yeni durum ortaya çıkar. Özellikle de çocukta oluşan “Beni anlamıyorlar!” düşüncesi, onu yalnızlığa iter ve anne - babasından uzaklaşmasına sebebiyet verir.

 

Kıyaslamanın okul başarısına yönelik olarak çocukta ne gibi etkiler oluşturabileceğine bakacak olursak, genelde iki tür tepkiyle karşılaşırız. İlki; bazı çocuklar kıyaslandıkları kişileri geçmek için gerçekten çalışırlar ki bu ilk anda olumlu bir gelişme gibi görünür. Ama sürekli birilerini geçme çabası çocukta hırs meydana getirir. Hırs ise kişilik özelliği haline gelirse çocuğu (ileride genci ve yetişkini) yalan başta olmak üzere birçok hataya düşürür. Hâlbuki çocuk kimi geçerse geçsin sürekli kendisinden daha başarılı kimselerin var olacağı gerçeğini fark eder. Buna bağlı olarak ebeveynleri tarafından sürekli kıyaslanacağını düşünür. Bu durum onu içinden çıkamayacağı bir bıkkınlığa sürükler.

 

İkinci ise devamlı kıyaslanmaya maruz kalan çocuk, yaşadığı mutsuzluğun etkisiyle anne –babasını cezalandırmak ister. Hassas bir nokta olarak niteleyebileceğimiz okul başarısına yönelik olarak öç almayı uygun bulur ve genelde derslerini tamamen boşlar. Neticede kötüleşen ders notları, çocukta “Ben ne yaparsam yapayım falancayı geçemem” gibi olumsuz fikirler ortaya çıkarır . Bu da sadece çocuğun okul başarı seviyesinde değil genel manada bir kötüye gidiş sergilemesine sebep olur.

 

Kıyaslama sonucu çocukta oluşan bu iki tepkinin ortak yanlarını incelersek; öncelikle çocuk kıyaslandığı kişilere karşı sevgi duyamaz, hatta onlara kıskançlık, nefret gibi asla tasvip etmediğimiz duygularla yaklaşır. Devamlı kıyaslanmaya maruz kalan çocuk, bizzat yaşayarak kıyaslama davranışını edinmiş olur. Kendisi de pekâlâ anne – babasını kıyaslar. “Ahmet’in babası daha çok para kazanıyor!” , “Ayşe’nin annesi kızına hiç kızmıyor.” gibi. Haliyle bu durum anne – babanın burukluk yaşamasına sebep olur. Tüm bunların yanında çocuk, çevresindeki kişilere mesafe koymaya başlar ki bu da onun çevresinden soyutlanmasına yol açabilir. Kıyaslamanın çocukta bıraktığı en derin iz olarak da ömür boyu içinden atamayacağı ve her durumda karşısına çıkabilecek olan özgüven eksikliğini ve yetersizlik duygusunu söyleyebiliriz.

 

Doğru kıyaslama nasıl yapılır?

İnsanın  kişilik yapısı doğum şartlarından tutun da kültür, yaşanılan çevrenin koşulları, miras alınan genler, idrak seviyesi, anne – babanın şahsiyeti gibi daha pek çok sayamadığımız etkenler vesilesiyle inşa edilir. Bu nedenle her çocuğun (genelde her insanın) biricikliğini, tekliğini kabul etmek zorundayız. Bu da kardeş bile olsa, şartları birbirinden çok farklı olan çocukları kıyaslamanın ne büyük bir hata olduğunu bize göstermektedir.

 

Kıyaslama esasında bir ölçü aracıdır. Doğru kullanıldığı takdirde bize, çocuğun gelişimine ve değişimine dair pek çok ipucu sunar. Hatta çocukta görmek istediğimiz birçok olumlu özelliğin oluşmasına dahi yardımcı olur. Peki nasıl? “Bir çocuk ancak ve ancak kendisiyle kıyaslanabilir.” Çocuğunu kendi uzantısı olarak görmeyen ve onu nevi şahsına münhasır bir varlık olarak kabullenen anne – baba, çocuğunun yetersizlik duygusunu yaşamadan elinden gelenin en iyisini yapmasına fırsat verir. Böylece çocuk mutluluğu da üzüntüyü de kendi yapabilecekleri ekseninde yaşar.

 

Doğru kıyaslamanın nasıl yapılabileceğine dair bir örnek: Bir önceki sınavdan daha yüksek puan almış olan bir çocuk, kendisini geçen arkadaşlarıyla kıyaslanıp üzülmeyi değil, kendi notunda yükseliş yakalamasından ötürü tebrik edilmeyi hak etmiştir. Yani kıyaslanılan yine kendisidir. Kendi, kendisinin notunu geçmiştir. Bu onun çalıştığına dalalettir ki sonuçtan ziyade, gösterdiği emek takdir edilmiş olur. Bunun bilincinde olan anne – baba, çocuğunun başarısını görür, mutluluğunu paylaşır. Bu da derse teşvik anlamında başkalarıyla kıyaslamadan daha etkili bir yöntemdir. Bir de diğer sınavdan daha düşük not almış çocuğun vaziyetini inceleyelim. Anne- babasının ona, kendisinin aslında daha iyi bir not alabildiği gerçeğini hatırlatması, çocuktaki özgüveni pekiştirir. Artık çocuğun ders çalışması, başkalarını geçmek adına değil, kendisinin çalıştığı zaman daha iyi not aldığına inanmasından ötürüdür.

 

Sonuç

Ebeveynlerin, çocuklarının olumlu yönlerini geliştirmek adına çoğu kez hatalı bir şekilde kıyaslamaya başvurduklarını görüyoruz. Netice de değişime direnen, yetersizlik duygusundan dolayı yalnızlığa mahkûm, okulda uyumsuz çocuklar yetişiveriyor. Anne- baba ise (kendince) her imkânı sağladığı halde, neden çocuğunun bu duruma geldiğine anlam veremiyor. Özellikle de çocuk yaşadığı bu duyguları sözlü olarak ifade edemiyorsa anne  – babaya duyulan bir öfke birikiminden dahi söz etmek mümkün. Bu durumun dayandığı nokta ise genelde aile içi çatışma ve iletişim kopukluğudur.

 

Tüm bu istenmeyen durumlara mahal vermemek için öncelikle, çocuğumuzun artılarıyla, eksileriyle herkesten farklı bir birey olduğunu kabul etmeliyiz. Onun olumsuz özelliklerine yoğunlaşarak başkalarıyla kıyaslamaktan çok, olumlu özelliklerine odaklanarak kendisiyle kıyaslamayı tercih etmeliyiz. Çocuğumuzda var olmasını istediğimiz davranışı kişiler üzerinden değil, davranışın bizatihi kendisi ve getirileri üzerinden çocuğa aktarmalıyız. Kendisinin değerinin başkaları üzerinden biçilmediğini, kendisinin kendisi olduğu için önem arz ettiğini bilen çocuk elbette ki özgüveni gelişmiş, sosyal davranışları uyumlu, akademik başarısı yeterli bir birey olarak yetişecektir. Bu da hem anne – baba hem de çocuk açısından birçok mutluluğu  ve başarıyı beraberinde getirecektir.

kaynak: http://www.burhandergisi.com/butun-yazarlar/72-hicret-osta/324-kyaslama-ve-cocuklar.html



sponsorlu baglantilar
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
41 Yanıt
9487 Gösterim
Son İleti 15 Aralık 2010, 11:42:03 Çrş
Gönderen: isacan41
52 Yanıt
10906 Gösterim
Son İleti 25 Kasım 2009, 01:54:10 Çrş
Gönderen: crt
19 Yanıt
19326 Gösterim
Son İleti 20 Mayıs 2009, 13:56:45 Çrş
Gönderen: karagün
8 Yanıt
3668 Gösterim
Son İleti 13 Şubat 2010, 08:56:20 Cts
Gönderen: crt
3 Yanıt
1789 Gösterim
Son İleti 12 Nisan 2011, 20:57:09 Sal
Gönderen: prenses35
0 Yanıt
2074 Gösterim
Son İleti 10 Nisan 2013, 13:35:37 Çrş
Gönderen: Derya
2 Yanıt
1906 Gösterim
Son İleti 22 Nisan 2013, 10:26:15 Pzt
Gönderen: Derya

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31