Gönderen Konu: Okumak üzerine Cemil MERİÇ'ten bir makale  (Okunma sayısı 7764 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Su Perisi

  • Kendini Aşan Gelişimci
  • ******
  • İleti: 6.814
  • Cinsiyet: Bayan
Okumak üzerine Cemil MERİÇ'ten bir makale
« : 11 Ocak 2010, 13:24:47 Pzt »
sponsorlu bağlantılar




OKUNAN HER KİTAP BİR DÜNYAYI AYDINLATIR!
 


Cemil Meriç, şaşırtıcı, hüzünlü ve görkemli bir başarı öyküsüdür. Türkiyenin en iyi sosyologlarından biridir. En ilginç özelliği ise "ölümüne öğrenme isteği" nedeniyle kitap okumaktan gözlerinin kör olmasıdır. Bir insanın okumayı bu kadar tutkuyla sevmesini sağlayan felsefe ne olabilir? Aşağıdaki makalede ipuçları bulabilirsiniz. Hatta bizce daha ileri gidin, "Bu Ülke" (İletişim yayınları) kitabını mutlaka okuyun.


"Susam ve Zambaklar"ı Proust çevirmiş Fransızcaya. Ruskin''''in bahçesine oldukça uzun bir revaktan giriyoruz. Romancı, elli sekiz sayfalık bir girişle, eseri -daha doğrusu kendini- tanıtıyor:

"Ruskin okumaya çok önem verir. Ben bu fikirde değilim. Çocukken okuduğumuz kitapların yeri başka, cazibeleri büyük, hatıraları aziz. Ama bu okumalardan bizde kalan, daha çok oturduğumuz yerlerin ve günlerin hatırası."



Proust yanılmıyor mu acaba? Tecessüsümüz yeni fetihlere kanatlanırken, gündeliğe, bayağıya, alışılmışa takılıp kalan bir dikkat ne kadar zavallı. Okumak, iki ruh arasında âşıkane bir mülakattır. Her yabancı intiba vuslatın büyüsünü bozar. İster güneş ışıldasın gökkubbede, ister duvarda bir petrol lambası yansın. Pencerede şakıyan kuşlardan bize ne. Reel olan tabiat değil, kitaplarda görülen rüyadır. Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.



Proust''''a dönelim: "Okumak başka, sohbet başka. Okurken bir başka düşünceyle temas halindeyiz, ama tek başımızayız, insan fikrî bakımdan çok daha güçlü. Konuşma, bu gü*cü dağıtır. Okurken sadece ilham alırız, kafamız dilediği gibi çalışır. Hem yalnızız, hem beraber. Bir nevi mucize..." Ne yazık ki, bu sihirli mahremiyetin de hudutlan var. "Güzel kitaplar yazar için bir son, okuyucu için bir davettirler. Suallerimize cevap vermezler. Birtakım arzular uyandırırlar bizde, iştiyaklarımızı alevlendirirler. Yazar sözünü bitirince şaşarak farkederiz ki, hiçbir şey söylememiştir henüz..." Kitap her sualimizi karşılayamaz, doğru. Ama, hangi sohbetten doyarak çıkarız? Bu kanma bilmeyen susuzluk insanın alınyazısı değil mi? Şüphelerimizi, tereddütlerimizi arzın ve zamanın bütün büyük zekâları çözemezse, dar bir coğrafyanın ve hasis tesadüflerin karşımıza çıkardığı bir insan nasıl çözebi*lir? Kitap denen uçsuz bucaksız okyanusta daima yeni keşifler yapmak kabil. Hangimizin irfanı, o sonsuz "belki"yle boy ölçüşebilir?



"Şairlerin coşkunluğu bize de geçer. Ama, bu heyecanın mânâsını anlayamayız. Çizdikleri tablolarda, bildiğimiz dünyadan çok başka bir dünya ile karşılaşırız. Bu manzaralar harikuladedir, çünkü bir dâhinin dikkatini çekmişlerdir. Ser*seri ve kayıtsız bir dikkat tesadüfen o manzaralar üzerinde durmuş. Tasvir sanatının en büyük hüneri: sis. Sanatçının görevi, tabiatı örten çirkinlik ve manasızlık örtüsünü şöyle bir aralayıvermek. Bak ve gör demek bize, sonra kaybolmak." Yalnız o kadar mı? Okuyucularını bu sihirli âlemde adım adım dolaştıran yazarlar da var. İskoçya, Walter Scott''''un cazibesine yakalananlar için kendi vatanlarından daha canlı, daha gerçek, daha iyi bilinen bir dünyadır.



"Okuma, içimizdeki meçhul âlemin kapılarını açan bir anahtar." Pekiyi ama, o meçhul âlemin tekevvününde payı yok mu okumanın? İç dünyamızın sınırlarını genişleten kitap değil mi?



Proust devam ediyor: "Okuma zihnî hayatı uyandırmalı, yerini almamalı onun. Başkalarının hazırladığı bir bal değil hakikat, onu kitap sayfalarından toplayamayız, kafamızın ve gönlümüzün iç hamleleri ile fethedebiliriz ancak." Doğru. Zihin an, kitap çiçek, dış dünya kovan. "Aydın okumak için okur. Kitaba kitap olduğu için perestiş eder. Bulduğunu yükler hafızasına. Sindiremez, hayatına katamaz. Kendi kendini zehirler. Bu fetişist saygı zararlıdır, ama çok yaygındır da. Bu "edebî hastalığa" büyük adamlar daha çok tutulurlar. Düşünce ile doğrudan doğruya temas etmedikleri zaman kitaplarla beraber olmaktan hoşlanırlar. Zaten, kitaplar da on*lar için yazılmış değil mi? Büyük zekâlar kitabîdirler. Ama bu, kitabîliğin bir kusur olmasına mâni değildir. Kitabîlik, zekâdan çok hassasiyet için tehlikeli. Dâhi her okuduğunu temessül eder, kendi malı olur fikirler. Bir kucak odun kü*çük bir ateşi söndürür, büyük bir ateşi daha da canlandırır."



Aşağı yukan aynı yıllarda bir başka düşünce adamı çok daha haşin, çok daha insafsız bir makale yayımlıyordu. Psikolog romancının "Revue Philosophique"de çıkan bu yazıyı ("La Manie de la lecture", Ossip-Lourie, s.263 vd. 1915) okumamış olmasına imkân var mı? "Okuma Hastalığı" serlevhalı makale şöyle başlıyor:

"Bütün medeni ülkelerde aynı şikâyet: Okumuyoruz. Kitaplar çoğaldıkça okuma sevgisi azalıyor. Ama, yine de bir*çokları için okuma bir hastalık. Böyleleri incelemek, düşünmek, dinlemek, eğlenmek için okumaz; okumak için okur. Ne sanat heyecanı ararlar, ne zekâlarını geliştirme emelindedirler. Çok okurlar, ellerine geçeni okurlar. Sabırsızdırlar, sırt*larından bir yük atmak isterler sanki. Okuduklarını reddetmek veya tartışmak ihtiyacını duymazlar. Kitap kapanır kapanmaz içindekiler unutulur. En büyük zevkleri kitap değiştirmektir. Her matbua''''ya saldırırlar. Kimi yarısını okur kita*bın, kimi yalnız sonuna bakar. Kimi de bir baştan bir başa okur (meselâ gazete tiryakileri.) Okur gibi yapanlar da caba. Hepsi de rüya görür gibi okur." Bu tiryakilik tembelliğin marazî bir şeklidir, yazara göre. "Okuma delisi birçok şeyleri anladığını vehmeder. Başkalarının sözleriyle yetinmek, her konuda başkasının anlayışına, başkasının fikirlerine başvurmak, alışkanlıkların en kötüsü. ''''Kitapta okudum, gazete yazıyor'''' gibi sözler iradenin ve kişiliğin yokluğunu gösterir. Aşırı ve düzensiz okuma hafızayı, düşünce mekanizmasını bozar. Hasta gündelik hayattan kopar, çevresinde olup bitenleri göremez, anlayamaz. Marazî okumanın belirtilerinden biri hafıza zayıflamasıdır. Hasta gerçek hâdiseleri unutur, okuduklarını hatırlar. Realiteden uzaklaşır, kitaptaki olaylara bağlanır. Düşünceleri birbirine karışır. Kendi başına muhakeme edemez olur."



Yazar söylediklerini şöyle hülâsa ediyor: "Okuduğunu tahlil etmeyen, daha önce okuduklarıyla karşılaştırmayan, her an kendi kafasını kullanmayan zekâsını mahveder. Okumak, sayfanın bütününü, cümleleri, kelimeleri anlamaktır, Dikkat gevşeyince gölge düşünceler kalır kafada. Çabuk okuyan dikkatini teksif edemez."



Makalenin yazan bu çeşit okumayı gerçek bir hastalık olarak vasıflandırır. "Okuma ile zehirlenenler uykularını kaybederler. Uykusuzluk psikoz başlangıcıdır. Bu hastalık da, afyon ve esrar gibi, rüyalara, hayallere, sanrılara yola-çar. İlletin bir başka tezahürü de mektup yazma, daha doğrusu yazı yazma hastalığıdır."



Freud''''a göre nevrozların başlıca, hatta biricik kaynağı cinsî hayattır; "Felsefe Dergisi"nin psikolog muharririne göre, marazı okuma. "Ne garipdir ki, şimdiye kadar hiçbir sinir hekimi bu vahim hastalığı incelememiş."



Asır başı, ruhiyatın kahramanlık çağı. Kimi Fransız şiirini tereddi ile vasıflandırır hekimlerin, kimi sosyalizmi hastalık sayar. Bu dikkate lâyık makalenin aynı mübalâğa ile malûl olduğunu düşünüyoruz. Marazî okuma sebep midir, netice mi? Başka bir tâbirle, insanlar sinir hastası oldukları için mi realiteden kaçar, kitaba sığınır, yoksa uykularını kaybettikleri, kitaba iltica ettikleri için mi sinir hastasıdırlar? Don Kişot''''u çıldırtan kitap mı, Don Kişot çılgın olduğu için mi kitap delisi?



Proust''''a dönelim: "Okumak da bir dostluk kurmak", diyor Proust. Diğer dostluklardan farkı samimiyetinde. Konusu bir ölü, bir uzaktaki. Bunun için de hasbî ve iç açıcı. Çir*kinliğinden sıyrılmış bir dostluk. Saygı, şükran, bağlılık dediğimiz ve o kadar yalanla karıştırdığımız bütün o merasimler, bütün o nezaket gösterileri kısır ve yorucu. Dostluklarımız çok defa tesadüfün eseri. Bir sempati başlangıcı, düşü*nülmeden söylenmiş bir söz, yanlış anlaşılan bir iltifat, yazdığımız ilk mektuplar müebbeden çözemeyeceğimiz bir alışkanlıklar ağının ilk düğümleri. Okuma, dostluğu ilk saf hâline irca eder. Kitaplarda merasime ihtiyaç yok. İstersek akşa*mı onlarla geçiririz. İstersek... Çok defa istemeyerek ayrılırız onlardan ‘hakkımızda ne düşünecekler?'''' Acaba bir patavatsızlık yaptık mı? Hoşlandılar mı bizden? Falanı görünce bizi unutacaklar mı? gibi. Saf ve sakin bir dostluk. Ne alâyişe lüzum var, ne gevezeliğe. Sükût içinde bir kaynaşma. Bir ken*di kendimizle başbaşa kalış. Sükût, söz gibi kusurlarımızın, sırıtışlarımızın izini taşımaz. Yazarın düşüncesi ile kendi dü*şüncemiz arasına egoizmleri sokmaz, konuşmayı yabancı un*surlarla zehirlemez. Kitap sahiden kitapsa dili de saftır. Yazar yabancı cisimleri ayıklamış, düşüncesini olduğu gibi sunmuştur bize. Her cümlesi bir sonrakine benzer. Aynı ses, ay*nı perde. Yazarı aksettiren bir ayna.



"Zekâ geliştikçe artar bu sevgi, tehlikeleri de azalır. Sıhhatli bir zekâ kitapları çalışmalarına tâbi kılar. Onun için eğlencelerin en asilidir okuma, daha doğrusu en asilleştiricisidir. Kitap zekâyı kibarlaştırır. Hassasiyetimizle düşüncemizi ancak kendi içimizde, zihnî hayatımızın derinliklerinde geliştirebiliriz. Ama, zekânın tavırlarım efendileştirmek için okumak zorundayız. Bazı kitapları, edebiyat ilminin bazı incelik*lerini bilmemek, dâhiler için bile fikrî bir avamlık işareti. Kibarlık ve asalet, düşünce dünyasında da bir nevi alışkanlıklar francmaçonnerie''''sinden, bir gelenekler mirasından ibaret."


Alıntı
"

sponsorlu baglantilar
kendinigelistir.com facebook
 

Bu yazilarimiza da mutlaka goz atmalisiniz :)

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
7 Yanıt
1731 Gösterim
Son İleti 09 Şubat 2010, 22:30:45 Sal
Gönderen: Su Perisi
16 Yanıt
5136 Gösterim
Son İleti 02 Eylül 2009, 16:40:31 Çrş
Gönderen: sis_lekesi
0 Yanıt
607 Gösterim
Son İleti 11 Ağustos 2009, 21:35:59 Sal
Gönderen: M
0 Yanıt
788 Gösterim
Son İleti 19 Aralık 2009, 18:08:38 Cts
Gönderen: didem12
0 Yanıt
2030 Gösterim
Son İleti 17 Ocak 2010, 11:23:42 Paz
Gönderen: crt
14 Yanıt
9638 Gösterim
Son İleti 06 Ocak 2011, 12:47:03 Prş
Gönderen: crt
0 Yanıt
1229 Gösterim
Son İleti 10 Şubat 2010, 23:02:23 Çrş
Gönderen: Su Perisi

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31