Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim forumu | KendiniGelistir.Com



Başarılı bir kariyer ; Koray Çandır

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı özgüя şαнιη

  • *
  • 3.826
  • Cinsiyet: Bay
    • KendiniGelistir.COM
Başarılı bir kariyer ; Koray Çandır
« : 03 Ağustos 2011, 22:30:07 Çrş »


Kariyer yolculuğunuzdan bahsetmenizi istersek, bugüne kadar hangi görevlerde bulundunuz ve geleceğe yönelik kariyer hedefiniz nedir?
ODTÜ’den mezun olmadan önce proje mühendisi olarak çalışmaya başladım. Bu çalışma sırasında hem bir ekip çalışması içindeydim, hem de kendi yürüttüğüm belli görevlerim vardı. İş hayatımdaki ilk adımlarım işte böyle başladı. İlk iş tecrübemde işletme bilgisinin önemli olduğunu gördüm ve İşletme Master Programı’na girdim. Makoray_candirster sonrasında, iş hayatım için Ankara’da fırsatları kovalamaktansa İstanbul’a geldim.

Bir ay içinde doğrusu çok zevkli olduğuna inandığım bir işe başladım. Bu iş hem pazarlamayı hem de planlamayı içinde barındırıyordu. Küçük ama yoğun çalışan yurtdışı operasyonlardan sorumlu bir ekipte çalıştım. Bu çalışmalarım içinde doğrusu üst düzey yöneticilerin içinde yer almam benim için çok büyük bir fırsattı, daha yeni işletme master’ını tamamlayıp, çıkmışken çok iyi bir fırsatı değerlendiriyordum. Burada bir çok alanda İşletme Master Programı’nda öğrendiğim bilgileri pratiğe dönüştürme şansım oldu.

Yaklaşık iki sene çalıştıktan sonra SBS’te bir fırsat olduğunu öğrendim. Karşımda müthiş bir çaba ve başarı gerektiren bir iş vardı. Başlangıçta genel müdüre bağlı olarak danışmanlık yaptım. Daha sonra şirkette strateji ve operasyonel mükemmelliyete yönelik çalışan bir ekip oluşturdum ve ekibimdeki arkadaşları oluşum sürecinde farklı projelere yönlendirdim. Yeniden yapılandırma sırasında stratejik planların operasyonel hale gelmesini sağlamak için ne şekilde kullanılacağına dair çalışmalar gerçekleştirdik. Daha sonra sorumluluklarıma pazarlama da dahil edildi ve Stratejik Planlama ve Pazarlama Grup Müdürü olarak yöneticiliğe devam ettim. Şirketin pazarlama planını ortaya çıkarttık, hizmet portföyünü oluşturduk, müşteri ilişki yönetimi üzerine çalıştık ve satış tarafındaki süreçlere katkıda bulunduk. Bu dönemde SBS büyük başarılar elde etti. Ayrıca iş geliştirme sorumlulukları üstlenerek Türkiye’de ilk olan bilişim güvenlik hizmetlerinin iş geliştirmesini gerçekleştirdim.

Normalde lise eğitimi çok fazla sorulan bir soru değildir ama mevzubahis T.E.D Ankara Koleji olunca sormadan geçmek olmaz. Liseden başlayarak, daha sonrasında üniversite ve master eğitimlerinizin şu anda bulunduğunuz yerde olmanıza hangi yönde katkısı oldu?

Doğrusu T.E.D Ankara Koleji gurur duyduğum bir lise. Oradaki arkadaşlıklar, edindiğim öğrenim daha sonraki iş hayatımın ve öğrenimimin temelini oluşturdu. Üniversitede ise mühendis olmamdan dolayı analitik bir bakış açısı kazandım. Bu durum birçok konuyu parçalara ayırıp yönetebilme gibi bir nosyon kazandırdı. Makine mühendisiyim ama ne kadar mühendislik yaptın diye sorarsan sadece bir sene yaptım doğrusu. Daha sonrasında işletme ağır bastığı için ODTÜ’de İşletme Master’ına başladım. Master apayrı bir yöndü. Zaten o doğrultuda da devam ettim. Ağırlıklı olarak Pazarlama ve Planlamayla ilgilendim. Ardında da İTÜ’de de Pazarlama alanına odaklanarak doktoraya başladım. Fakat doktorayı işle beraber yürütmenin aslında çok zor bir iş olduğunu sonradan anladım.

Peki neden yurtdışı değil de yurtiçiı master’ı tercih ettiniz? Bir de neden aynı üniversitede?

Doğrusu yurtdışı master çeşitli imkanlar gerektiren bir seçenek. O günlerde ODTÜ’deki hocalarım beni teşvik etti ODTÜ’de master yapmaya. Yurtdışı master o zaman araştırmadığım bir seçenekti. Hocalarımın ve çevremin beni ODTÜ’de master yapmaya teşvik etmesi bu kararı vermemde etkili oldu.

Peki eğitim ve iş hayatınızda sizi yanınızdakilerden farklı kıldığını düşündüğünüz bir özelliğiniz var mıydı? Varsa öğrenebilir miyiz?

Özellikle master sırasında mümkün olduğu kadar geniş bir çevre ve sosyal aktivitelerle ilgilendim. Bunlar insana çok önemli imkanlar sağlıyor. Ben de doğrusu iş hayatındaki fırsatları bu şekilde yakaladığımı söyleyebilirim. Hem ilk hem de ikinci işimde tanıdıklarım sayesinde fırsatlardan haberim oldu. Daha sonrasında standart işe alma süreci sonrası bu işleri elde ettim.

Yani aktif olmak diyebiliiriz?

Evet, tabii ki. Ben şuna inanırım; şans birçok noktada karşınıza çıkabiliyor, eğer hazırlıklıysanız bunları değerlendirebiliyorsunuz. Benim karşıma şansın çıktığı birçok noktada hazırlıklı olduğumu düşünüyorum. Hazırlıklı olmak da bir yandan çalışmak, bir yandan da çevre manasına geliyor.

Üniversite eğitimi sırasında aktif olmak ve akademik başarı arasındaki denge hakkında ne düşünüyorsunuz?

Biraz ben soruyu açayim aslında; sadece iş veya okul hayatında değil, insan hayatı boyunca pek çok topu havada çevirmeye çalışıyor. Bunlardan biri sağlık, bir diğeri aile, bir diğeri iş, öğrenim… Zaten ben öğrenimin hayat boyu süren bir şey olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla hiçbir zaman birinden biri ağır basmalı gibi bir yaklaşımım yok. Nasıl bir sirkte bu topları düşürmeden hepsini çevirip gösteriyi devam ettiriyorlarsa sizin de bu gösteriyi hayat boyu yapabiliyor olmanız lazım.

Soruya gelecek olursak, tabii ki başarıyı getiren şey genelde iyi bir okul hayatıdır. İstisnalar dışında bu böyledir. Not ortalaması bir sonuçtur fakat bir ölçü olduğu da gerçektir. Ama bunun yanında her zaman iyi bir çevre edinebiliyor olmak, sosyal olarak da başarılı olmak başarıyı getirir. Kulüpler, organizasyonlar veya hocalarınız tarafından takdir edilecek fırsatları değerlendirebiliyor olmanız eğitim başarınızın yanında elde etmeniz gereken başarılar.

Dolayısıyla akademik başarı ve kabarık bir staj defteri gayet önemli?

Tabii ki. Staj konusuna girmedik aslında. Bence staj hepsinden daha önemli.

Sosyal aktivitelerden ve not ortalamasından daha önemli yani?

Ama diğer yandan iyi bir stajı yapabilmek için bu ikisi olmazsa olmaz. Bunlar bağlantılı birbirine. Ama bu ikisine sahip olup da stajı yapmadığınız takdirde bu başarınızla elde edebileceğiniz iş imkanlarınızı değerlendiremiyor olursunuz. Mesela sene içinde 7-8 ay çalışan bir öğrenci “bu yaz dinleneyim” diye düşünürse karşısına çıkabilecek fırsatları kaçırıyor olabilir. O nedenle tavsiyem kesinlike yaz mevsiminde olabildiğince iyi bir yerde staj yapılması. Bu stajın ileride öğrenciyi iş hayatına hazırladığı unutulmamalı.

Siemens’de çalışırkan çalışanlarımın çoğunu daha önceki stajerlerden seçmişimdir. Kimisi okulunu bitirip staja gelip, iki ay sonra işe alındı. Kimileri de bir önceki sene staja gelmişlerdi, ertesi sene işe alındılar. Bu durum hem öğrenci hem de yönetici için çok faydalı bence. Çünkü özgeçmişe bakarak işe alma görücü usülü evlenmeye benziyor. Çok kısa görüşmelerle yönetici, adayı tanımaya çalışıyor.. Bu görüşmelerdeki beklentilerin ileride karşılanmaması hayal kırıklığı yaratabiliyor. Dolayısıyla stajda elde edilen referanslar ve başarılar iş arayanlar için müthiş bir avantaj sağlar.

Üniversite eğitim kısmını biraz toparlayacak olursak Türkiye’de bir üniversite öğrencisinin kendini farklılaştırması için güzel bir not ortalaması, sosyal aktiviteler, organizasyon becerisi ve bunların sonucu olarak iyi yerlerde yapılmış başarılı stajlara ihtiyacı var diyebilir miyiz?

Evet. Bunların sonucundan çok, iyi stajların sonunda iyi bir iş elde edilecektir. Bu üçünün bağlantısını böyle kurabiliriz.

Peki iş hayatınıza geçelim istiyorum. Hatırlaması zor bir soru olabilir belki, iş hayatınızda yaşadığınız en büyük kriz neydi? Nasıl çözdünüz?

Almanya’daki tecrübelerimden bahsedebilirim. Ben bunu çok büyük bir kriz olarak görmüyorum aslında. Yurtdışındaki iş imkanları insana farklı tecrübeler kazandırıyor, sen de fark edeceksindir bunu. Almanlarla Türklerin iş yapış biçimleri çok farklı. Benim şöyle bir imkanım oldu; ben Almanya’da, Amerika’daki işlerin koordinasyonundan sorumluydum. Dolayısıyla hem Amerikan, hem Alman hem de Türk iş yapış biçimi bir araya gelmiş oldu.

Bir ara Almanları ve Amerikalıları bir arada çalıştıracak bir proje teklifi hazırlamamız gerekiyordu. Bu süreçte Amerikalılar teklifi hazırlamak için çok istekliyken Almanlar ise rahatsızdı. Çünkü Almanlar kendilerine son anda gelen işlerden hiç hoşlanmıyorlar. Amerikalılar, teklif vermeye son dakikada karar verince, Almanları bu işin içine çekmek zor olmuştu. Burada zorluk Almanların son dakika işlerini sevmemelerine rağmen onları ikna etmek, Amerikalıların da bir yandan Almanlarla sorunsuz bir şekilde çalışmalarını sağlamak olmuştu. Nasıl aştığımıza gelirsek Almanlara işin ne kadar acil ve kendileri açısından da önemli bir referans olduğunu anlatarak, onları ikna ederek aştık.

Burada önemli olan farklı kültürlerin farklı yaklaşımlarına hazır olabilmek ve bunlara yönelik farklı taktikler gerçekleştirebiliyor olmak.

Biraz da sizin alanınızla ilgili konuşmak gerekirse, IT’nin ilerlemesiyle birlikte Pazarlama inanılmaz açılımlara yöneldi. Türkiye’de ve dünyada IT’nin pazarlamayı değiştirmesiyle ilgili ne gibi fırsatlar var?

Çok büyük fırsatlar var. Tutundurma çalışmaları olarak baktığımızda bundan 10 sene öncesinde internet çok az bütçe ayrılan bir mecraydı fakat şimdi kimi bütçelerin %50den fazlası internete ayrılıyor. Kadroların değişmesi,  internet bilgisi ve bilincine sahip kadroların artmasıyla bu tarafa doğru çok daha ciddi bir yönelim olacak zaman içinde. Ben internetin pazarlamadaki rölünü çok büyük görüyorum.

Son zamanlarda ortaya çıkan sosyal ağların da daha fazla kullanılmasıyla internet üzerinden pazarlamanın daha verimli kullanılacağını düşünüyorum. Bu alanda büyük fırsatlar var yöneticiler için. Bunları kullanan kazanacak, kullanamayan geride kalacak.

Sosyal ağlar demişken, sırf bu fırsatı kaçırmamak adına bazı markaların sosyal ağ iletişimini abarttığını düşünüyorum. Eskiden bir ürünü TV’de görüp, bakkaldan alırdık. Şimdi ise çok samimi bir ilişki ortaya çıktı. Bu ilişkinin derecesi nasıl yönetilmeli?

Bence güzel bir noktaya değindin. Burada önemli olan şu; marka kimliği. Eğer stratejiler marka kimliğine göre belirleniyorsa görebiliriz ki bazı markalar sosyal ağları daha fazla kullanırken bazıları da daha sınırlı olarak kullanacaklar. Burada bir genelleme yapıyor olmak zor ama söylenebilecek en geçerli şey bu durumun tamamen ilgili markanın stratejisine bağlı olduğu.

Peki başarılı bir iş hayatının sonu hep danışmanlığa mı gider?

(Gülüyor) Güzel soru. Doğrusu danışmanlık şu noktada ilgi çekici; siz sahip olduğunuz bilgiyi, elde ettiğiniz tecrübeyi eğer kullanabiliyorsanız bu sizi tatmin eder. Yani şunu kast ediyorum; çeşitli şirketlerde otuz senelik yöneticilik yapmış bir kişi emekli olduğunda inzivaya mı çekilmek ister yoksa o bilgi ve tecrübeyi farklı yerlerde kullanmak mı ister? Benim tahminim ikincisi yönünde.

Eğer başarılı bir iş hayatının sonunda başarılı bir danışman olabilmişseniz ne mutlu size. Çünkü bu, sahip olduğunuz tecrübeyi ve bilgiyi başkaları için, başkalarına yol göstererek kullanabiliyor olduğunuzu gösterir.

Her ne kadar tecrübeli olsanız da danışmanlık konusunda bir şirket kurup tek başınıza yürütmek bir nevi girişimcilik sayılır. Bildiğiniz bir alan olsa dahi tamamen sizin sorumluluğunuz olan bir işin altına giriyorsunuz. Bu ne gibi keyif veya zorluk getirdi hayatınıza?

Zorluklardan başlamak gerekirse, siz bir şirkette bir pozisyonu üstleniyorsunuz. Bu pozisyonun bir iş tanımı olur. Şirketin içinde de tanımlanmış yönetmelikler ve prosedürler mevcuttur. Dökümanların standardizasyonu vardır. Yani dönen bir çarkın içinde bir dişli oluyorsunuz. Ama bir girişimci olarak kendi işinizi kurduğunuzda herhangi bir sistem söz konusu değil. Sistemin sözkonusu olmaması bir sistem yaratmanızı gerektiriyor. Bu işin güç tarafı fakat sahip olduğunuz tecrübe bunun üstesinden gelmenize yardımcı oluyor.

Keyfine gelirsek de ileride bu işin sonucunda başarmış olduklarıma dönüp baktığımda çok büyük keyif alacağıma inanıyorum. Bunları birey olarak yapmış olmak da artırıyor bu keyifi.

Başarı denince aklınıza gelen ilk üç kelime ya da kavram nedir?

Çalışmak, çalışmak, çalışmak…

Sabancı modeli oldu bu sanki?

Çalışmak aslında en önemli kavram. Ama onun arkasında iyi bir ağ kuruyor olmak önemli. Sizin başarınıza katkısı olacak insanlar ve çevre çok önemli. Dediğim gibi şans çeşitli anlarda yüzünüze gülebiliyor. O fırsatları değerlendirebilmek için hazırlıklı olmanız gerekir. Hazırlıklı olmak da çalışmaktan geçiyor. Onun için çalışmak, çalışmak, çalışmak diyorum.

Son olarak ChatterboxTr’a göz attınız mı? Yorumlarınızı alabilir miyiz?

Çok başarılı bir site. Görünüm olarak beğendim öncelikle. Asıl önemlisi konusunda uzman kişilerle röportaj yapıp onların yazılarına yer vermeye çalışıyorsunuz. Ne yaptığınızı bilerek ilerliyor olmanız da hoşuma gitti. Tabii burada sanırım Aslıhan Nasır’ın da büyük bir payı var. O açıdan da büyük bir şansınız olduğunu düşünüyorum. Gelecekte de daha büyük başarılar diliyorum.

Alıntı
ChatterboxTr

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31