Gönderen Konu: Levent Kırca Yazdı: Tükürürüm böyle sanata ..  (Okunma sayısı 4920 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı crt

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 8.438
  • Cinsiyet: Bayan
    • http://www.enpama.com/
Levent Kırca Yazdı: Tükürürüm böyle sanata ..
« : 26 Haziran 2011, 11:08:04 Paz »

sponsorlu reklamlar









**************************
 Tükürürüm böyle sanata
 
14 Nisan 2011
Aslında kimsenin sanatla falan bir alakası yok. Bu yüzden baktığınızda sanatın yerinde saymasını bırakın, geri hatta geri geri gittiğini görüyorsunuz. Dünyada sanatın gelişmesinde, gelişip günümüze kadar gelmesinde burjuvazinin ne kadar sorumluluğunun ve öneminin olduğunu görüyoruz.
Bizde ise burjuvazi, tamamen ticaretiyle haşır neşirdir. Ötesinde ilgisini spor çeker hatta doğrudan futbol. Bir dönem Arjantin Başkanı’nın “Futbol olmasaydı, ülkeyi bu kadar rahat yönetemezdim” demesi bundandır.
Sanatı bir eğitim olarak, ruh gıdası olarak kabul edecek olursak, iyi eğitilmiş bilinçli insanların eğriyi doğruyu bilmesi, bilinçli olması ülkeyi yönetenlerin işine gelmez. 200 koyunlu bir çobanın koyunları yönetmesi, koyunların gerzekliği nedeniyle kolaydır. 200 koyun yerine 200 kedi olsaydı, acaba nasıl yönetirdi? Neden bizimki gibi ülkelerde eğitim “dardır” ve eğitim sistemi üzerinde geriye doğru oyunlar oynanır? Aydınlanmış insanın ülkeyi yönetenlerin eksiklerini ve ayıplarını görmesi, yönetici takımının işine gelmez. Onlara koyun gerekmektedir. Bir aydın değil, ömrümüzün yarısını yalnış eğitim alarak geçirdik. Beynimizi, günlük yaşamda işe yaramayacak bilgilerle doldurduk. Bence bugün kültürlü olduğunu düşündüğümüz kişiler, kendi kültürlerini kendileri oluşturmuştur.
Sanat hem kültürün hem ruhun hem de bilincin gıdasıdır. Kaç kişi opera, bale, klasik müzik, caz, sanat sineması, sanat tiyatrosu dinler ya da izler?
“Hiç!” kişi.
Sebep; böyle bir kültürün, böyle bir alışkanlığın topluma bilinçli bir şekilde verilmemiş olmasındandır. Burjuva, düzeysiz şarkı ve türkülerle eğlence ihtiyacını giderir. Burjuvazinin bir tek resim sanatına ilgisi olduğunu görüyoruz. Nedeniyse, gene ticarettir. Birinci amaç, tabloları ucuz alıp bekleterek değerlendirdikten sonra daha pahalıya satabilmektir.
Bugün üst sanat dediğimiz opera ve baleye bir bakıverelim. Hiç şüphesiz birbirinden değerli sanatçıların salonları ellerinden alınmış, orada burada gösteri yapan bir topluluk çıkıyor karşımıza. İzleyicileri de “Yok” denilecek kadar az. Bir kısım gösteriş olsun diye ilgi gösteriyor bu sanata. Nasıl izleyeceklerini, dinleyeceklerini hatta nerede alkışlanacağını dahi bilemiyor. Ülke yöneticileri bu üst sanata, “söz ettiğimiz” azınlık kadar dahi ilgi gösteremiyor. Başbakan ya da arkadaşları için opera ya da bale izlemek bir “zul”. Kaldı ki baleye de çıplaklık ve seks çağrışımı gözüyle bakıyorlar. Aslında bakmıyorlar. Görmemek için başlarını yere eğiyorlar.
Sinemaya baktığımızda, düzeysiz hatta avam filmlerin belli bir seyirci kitlesi tarafından seyredildiği görülüyor. Ucuz ilkel komedinin, belden aşağının, küfrün prim yaptığı filmler ilgi görüyor. Gerçek anlamda göğsümüzü kabartarak takip ettiğimiz sanatsal filmlerin seyircisi ise üçü-beşi geçmiyor ne yazık ki.
İstediğiniz kadar seviyeyi aşağı çekebilirsiniz. Avam olmak serbest. Yeter ki içinde sizi  aydınlatacak, geliştirecek, eleştirisel fikirler olmasın. Zira devlet tarafından fikir suçlusu ilan edilebilirsiniz. Siz, “kalitesizlikle” toplumu istedğiniz kadar zehirleyebilirsiniz. Onlar sadece sigaranın zararlarıyla göstermelik bir biçimde ilgililer. İçme özgürlüğünüzü engelleyerek sizi düşünmüş gibi yaparlar. Televizyon dizileri ise eleştirdiğimiz eski Türk Filmlerinin kalite ve anlayışını sürdürüyor. İzleyicisi ise her sınıftan,  ellerindeki mendille gözyaşlarını silerek bu yapımları izleyen kişiler. Baktığımızda değişen tek şeyin, ellerindeki mendiller olduğunu görüyoruz. Bu mendiller eskiden “bez” idi.Şimdi kağıt. Halkın müzik diye ağıt dinlediğini biliyoruz. “Böyle sanatı” ise “şöyle” ödüllendiriyorlar.
Cem Yılmaz daha oyuncu bile değilken “en iyi oyuncu” diye çıkıyor karşımıza. Kendisi,
 “Sosyal içerik saçmalık”,
“Aziz Nesin’i bilmek, okumak zorunda mıyım?”,
“Nasreddin Hoca da kimmiş?” diyen kişidir.
Halk türkücülüğünden ani dönüşle senarist, sinema yönetmeni ve oyuncu olan Mahsun Kırmızıgül’ün, yalnış propoganda ve aklama adına, doğrulardan uzak olan son filmi “en iyi film” ödülünü alırken, filmin en başarısız oyuncusu Mahsun ise “en iyi erkek oyuncu” olarak ödüllendiriliyor. Biraz önce sözünü ettiğim seviyesiz avam filmlerin zorlama oyuncuları da “en iyi erkek oyuncu” ve “en iyi kadın oyuncu” ödüllerini alıyorlar. Yani kalitesizlik ödüllendiriliyor. “Kalite” ödül almaz bizimki gibi  geri kalmış ülkelerde. Yani “ne kadar ekmek, o kadar köfte”. Folklorumuza, bizi geçin dünya hayranlık duyuyor. Halk türkülerimiz muhteşem. Şair ve ozanlarımız tıpkı kilimlerimiz, halılarımız kadar paha biçilemez. Ama bütün bu değerli şeyler, tarihi eserlerimiz gibi ciddiye alınmaz nedense. Kendisine miras kalmış tarihi eserlerin gözünü oyan, kolunu koparan halk, aslında suçlu değildir. Onun öğrenip biçimlenme hakkını elinden alan partiler ve ülke yöneticileri gerçek suçludur. Bu çok değerli eserler el altından yurt dışına satılır, kaçılırılır vesaire.
Yurt dışında müzeleri gezerken ne şekilde gittiğini bile bilmediğimiz bu eserlerle sık sık karşılaşırsınız. Bu durumu dile getiren bizim gibilerin yeri ise “baş üzeri” değildir. Bazılarımız hala dışarıdaysak, seçim arifesine şükretmeliyiz. En azından akıbetimiz seçim sonrasına ertelenmiş demektir. Bizi yöneten vasıfsız yöneticilere “Dur” diyebilmenin yolu eğitimdir, sanattır, kültürdür. Burjuva hükümetten değil, halktan korkmalıdır. Bizi yönetenlerin çoban değil de vasıflı yönetici olması bizim elimizdedir. Ellerimizin değerini bilelim. Onları doğru kullanalım.
Satırlarıma, ünlü Türk büyüğü, üstün zeka, duyarlı insan Okan Bayülgen’in programındaki bir sahneyle son vermek istiyorum. Okan telefonla programına katılan birkaç genç insana haddini bildirip onları savuşturduktan sonra, konuğu olan İlker İnanoğlu’na dönüyor. “Hayatta yaptığınız en saçma sapan, aptalca şeylerden birini söyleyebilir misiniz?” diyor. İlker’de “Bu programa katılmak” diye yanıtlıyor. Ünlü Türk büyüğü Okan’da reklam arası vermek zorunda kalıyor.
Yaygın kullanılan bir cümle var:
Her konuda olduğu gibi bu konuda da bilgisizler ilgisiz, ilgililer bilgisiz, yetkililer hem ilgisiz hem bilgisiz.
Bizde ise burjuvazi, tamamen ticaretiyle haşır neşirdir. Ötesinde ilgisini spor çeker hatta doğrudan futbol. Bir dönem Arjantin Başkanı’nın “Futbol olmasaydı, ülkeyi bu kadar rahat yönetemezdim” demesi bundandır.   Sanatı bir eğitim olarak, ruh gıdası olarak kabul edecek olursak, iyi eğitilmiş bilinçli insanların eğriyi doğruyu bilmesi, bilinçli olması ülkeyi yönetenlerin işine gelmez. 200 koyunlu bir çobanın koyunları yönetmesi, koyunların gerzekliği nedeniyle kolaydır. 200 koyun yerine 200 kedi olsaydı, acaba nasıl yönetirdi? Neden bizimki gibi ülkelerde eğitim “dardır” ve eğitim sistemi üzerinde geriye doğru oyunlar oynanır? Aydınlanmış insanın ülkeyi yönetenlerin eksiklerini ve ayıplarını görmesi, yönetici takımının işine gelmez. Onlara koyun gerekmektedir. Bir aydın değil, ömrümüzün yarısını yalnış eğitim alarak geçirdik. Beynimizi, günlük yaşamda işe yaramayacak bilgilerle doldurduk. Bence bugün kültürlü olduğunu düşündüğümüz kişiler, kendi kültürlerini kendileri oluşturmuştur.   
Sanat hem kültürün hem ruhun hem de bilincin gıdasıdır. Kaç kişi opera, bale, klasik müzik, caz, sanat sineması, sanat tiyatrosu dinler ya da izler?  ”Hiç!” kişi.   Sebep; böyle bir kültürün, böyle bir alışkanlığın topluma bilinçli bir şekilde verilmemiş olmasındandır. Burjuva, düzeysiz şarkı ve türkülerle eğlence ihtiyacını giderir. Burjuvazinin bir tek resim sanatına ilgisi olduğunu görüyoruz.

Nedeniyse, gene ticarettir. Birinci amaç, tabloları ucuz alıp bekleterek değerlendirdikten sonra daha pahalıya satabilmektir.  Bugün üst sanat dediğimiz opera ve baleye bir bakıverelim. Hiç şüphesiz birbirinden değerli sanatçıların salonları ellerinden alınmış, orada burada gösteri yapan bir topluluk çıkıyor karşımıza. İzleyicileri de “Yok” denilecek kadar az. Bir kısım gösteriş olsun diye ilgi gösteriyor bu sanata. Nasıl izleyeceklerini, dinleyeceklerini hatta nerede alkışlanacağını dahi bilemiyor. Ülke yöneticileri bu üst sanata, “söz ettiğimiz” azınlık kadar dahi ilgi gösteremiyor. Başbakan ya da arkadaşları için opera ya da bale izlemek bir “zul”. Kaldı ki baleye de çıplaklık ve seks çağrışımı gözüyle bakıyorlar. Aslında bakmıyorlar. Görmemek için başlarını yere eğiyorlar.   Sinemaya baktığımızda, düzeysiz hatta avam filmlerin belli bir seyirci kitlesi tarafından seyredildiği görülüyor. Ucuz ilkel komedinin, belden aşağının, küfrün prim yaptığı filmler ilgi görüyor. Gerçek anlamda göğsümüzü kabartarak takip ettiğimiz sanatsal filmlerin seyircisi ise üçü-beşi geçmiyor ne yazık ki.  İstediğiniz kadar seviyeyi aşağı çekebilirsiniz. Avam olmak serbest. Yeter ki içinde sizi  aydınlatacak, geliştirecek,

eleştirisel fikirler olmasın. Zira devlet tarafından fikir suçlusu ilan edilebilirsiniz. Siz, “kalitesizlikle” toplumu istedğiniz kadar zehirleyebilirsiniz. Onlar sadece sigaranın zararlarıyla göstermelik bir biçimde ilgililer. İçme özgürlüğünüzü engelleyerek sizi düşünmüş gibi yaparlar. Televizyon dizileri ise eleştirdiğimiz eski Türk Filmlerinin kalite ve anlayışını sürdürüyor. İzleyicisi ise her sınıftan,  ellerindeki mendille gözyaşlarını silerek bu yapımları izleyen kişiler. Baktığımızda değişen tek şeyin, ellerindeki mendiller olduğunu görüyoruz. Bu mendiller eskiden “bez” idi.Şimdi kağıt. Halkın müzik diye ağıt dinlediğini biliyoruz. “Böyle sanatı” ise “şöyle” ödüllendiriyorlar. Cem Yılmaz daha oyuncu bile değilken “en iyi oyuncu” diye çıkıyor karşımıza. Kendisi, “Sosyal içerik saçmalık”, “Aziz Nesin’i bilmek, okumak zorunda mıyım?”, “Nasreddin Hoca da kimmiş?” diyen kişidir. Halk türkücülüğünden ani dönüşle senarist, sinema yönetmeni ve oyuncu olan Mahsun Kırmızıgül’ün, yalnış propoganda ve aklama adına, doğrulardan uzak olan son filmi “en iyi film” ödülünü alırken, filmin en başarısız oyuncusu Mahsun ise “en iyi erkek oyuncu” olarak ödüllendiriliyor. Biraz önce sözünü ettiğim seviyesiz avam filmlerin zorlama oyuncuları da “en iyi erkek oyuncu” ve “en iyi kadın oyuncu” ödüllerini alıyorlar. Yani kalitesizlik ödüllendiriliyor. “Kalite” ödül almaz bizimki gibi  geri kalmış ülkelerde. Yani “ne kadar ekmek, o kadar köfte”.

Folklorumuza, bizi geçin dünya hayranlık duyuyor. Halk türkülerimiz muhteşem. Şair ve ozanlarımız tıpkı kilimlerimiz, halılarımız kadar paha biçilemez. Ama bütün bu değerli şeyler, tarihi eserlerimiz gibi ciddiye alınmaz nedense. Kendisine miras kalmış tarihi eserlerin gözünü oyan, kolunu koparan halk, aslında suçlu değildir. Onun öğrenip biçimlenme hakkını elinden alan partiler ve ülke yöneticileri gerçek suçludur. Bu çok değerli eserler el altından yurt dışına satılır, kaçılırılır vesaire.  Yurt dışında müzeleri gezerken ne şekilde gittiğini bile bilmediğimiz bu eserlerle sık sık karşılaşırsınız. Bu durumu dile getiren bizim gibilerin yeri ise “baş üzeri” değildir. Bazılarımız hala dışarıdaysak, seçim arifesine şükretmeliyiz. En azından akıbetimiz seçim sonrasına ertelenmiş demektir. Bizi yöneten vasıfsız yöneticilere “Dur” diyebilmenin yolu eğitimdir, sanattır, kültürdür. Burjuva hükümetten değil, halktan korkmalıdır. Bizi yönetenlerin çoban değil de vasıflı yönetici olması bizim elimizdedir. Ellerimizin değerini bilelim. Onları doğru kullanalım.  Satırlarıma, ünlü Türk büyüğü, üstün zeka, duyarlı insan Okan Bayülgen’in programındaki bir sahneyle son vermek istiyorum.
 Okan telefonla programına katılan birkaç genç insana haddini bildirip onları savuşturduktan sonra, konuğu olan İlker İnanoğlu’na dönüyor. “Hayatta yaptığınız en saçma sapan, aptalca şeylerden birini söyleyebilir misiniz?” diyor. İlker’de “Bu programa katılmak” diye yanıtlıyor. Ünlü Türk büyüğü Okan’da reklam arası vermek zorunda kalıyor.  Yaygın kullanılan bir cümle var: Her konuda olduğu gibi bu konuda da bilgisizler ilgisiz, ilgililer bilgisiz, yetkililer hem ilgisiz hem bilgisiz.


-Levent Kırca-




Çevrimdışı crt

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 8.438
  • Cinsiyet: Bayan
    • http://www.enpama.com/
Levent Kırca Yazdı: Tükürürüm böyle sanata ..
« Yanıtla #1 : 26 Haziran 2011, 11:25:22 Paz »
Sevgili gençler:)
Yazıyı (sıkılmadan)kesinlikle okumanızı öneriyorum...Çünkü çok önemli...
Sen-ben hepimiz...Gereksiz gayretler sarfederek sanatın S'si le dahi ilgisi olmayan öyle kişileri ihya ettikki ...
Üniversite mezunu gençler asgari ücretle çalışmaya razı olmuş, iş bulamaz per perişan boşta gezerken ,şimardı bunların hepsi parayla oynuyor...
Bu televizyon kanallarında boy gösteren bu seviyesizlikleri gördükçe ve düşündükçe kahroluyorum.!
Lütfen biraz daha seçici olun ve prim vermeyin böylelerine.!

Çevrimdışı crt

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 8.438
  • Cinsiyet: Bayan
    • http://www.enpama.com/
Levent Kırca Yazdı: Tükürürüm böyle sanata ..
« Yanıtla #2 : 26 Haziran 2011, 11:45:13 Paz »
 

Okan telefonla programına katılan birkaç genç insana haddini bildirip onları savuşturduktan sonra, konuğu olan İlker İnanoğlu’na dönüyor.
 “Hayatta yaptığınız en saçma sapan, aptalca şeylerden birini söyleyebilir misiniz?” diyor. İlker’de “Bu programa katılmak” diye yanıtlıyor. Ünlü Türk büyüğü Okan’da reklam arası vermek zorunda kalıyor.  



Sanat ile ilgili konularda yaptığım en aptalca saçma şey...

Cem Yılmaz'ın 'GORA'
Şahan Gökbakan'ın 'Recep İvedik'
Mahsun Kırmızıgül'ün ' New York'ta Beş Minare' filmini sinemada izlememdi...
Hala üzülüyorum bilet parama yazık oldu.!


Çevrimdışı Baldassare

  • Yeni Gelişimci
  • ***
  • İleti: 203
  • Cinsiyet: Bay
Levent Kırca Yazdı: Tükürürüm böyle sanata ..
« Yanıtla #3 : 26 Haziran 2011, 20:56:43 Paz »
Tükürürüm böyle sanata

Teşekkür ederim...

Çevrimdışı deli

  • MesuT
  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.318
  • Cinsiyet: Bay
Levent Kırca Yazdı: Tükürürüm böyle sanata ..
« Yanıtla #4 : 27 Haziran 2011, 12:14:53 Pzt »
Usta..

Çevrimdışı robreya

  • Girişimci
  • **
  • İleti: 9
  • Cinsiyet: Bay
Levent Kırca Yazdı: Tükürürüm böyle sanata ..
« Yanıtla #5 : 22 Aralık 2011, 20:34:30 Prş »
LEVENT KIRCA KENDİ SURATINA TÜKÜRSÜN BEN KENDİMİ BİLDİM BİLELİ SARJOŞ TİPLEMESİNDEN İLERİ GEÇEMEDİ ;D

Çevrimdışı crt

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 8.438
  • Cinsiyet: Bayan
    • http://www.enpama.com/
Levent Kırca Yazdı: Tükürürüm böyle sanata ..
« Yanıtla #6 : 22 Aralık 2011, 23:10:29 Prş »
LEVENT KIRCA KENDİ SURATINA TÜKÜRSÜN BEN KENDİMİ BİLDİM BİLELİ SARJOŞ TİPLEMESİNDEN İLERİ GEÇEMEDİ ;D

Diyorsun..
 Oysa sarhoş tiplemeleri bu toplumun birer acı gerçeğidir...
Ve değerli sanatçıda bu tiplemeleri gayet başarılı canlandırmıştır...

sponsorlu baglantilar
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
47 Yanıt
19371 Gösterim
Son İleti 13 Şubat 2013, 12:58:12 Çrş
Gönderen: özgüя şαнιη
14 Yanıt
11275 Gösterim
Son İleti 16 Nisan 2012, 11:19:01 Pzt
Gönderen: kadirdeligoz
9 Yanıt
5662 Gösterim
Son İleti 29 Temmuz 2012, 11:30:04 Paz
Gönderen: Nurettin
36 Yanıt
8521 Gösterim
Son İleti 14 Ağustos 2010, 20:51:02 Cts
Gönderen: suheda:)
13 Yanıt
3576 Gösterim
Son İleti 04 Ağustos 2009, 17:04:26 Sal
Gönderen: M
13 Yanıt
4656 Gösterim
Son İleti 22 Aralık 2011, 20:37:38 Prş
Gönderen: robreya
0 Yanıt
2843 Gösterim
Son İleti 10 Nisan 2011, 15:17:03 Paz
Gönderen: nil_92

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31