Gönderen Konu: Yok Olmadan Önce Görülecek 10 Yer  (Okunma sayısı 3107 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı waree

  • Yeni Gelişimci
  • ***
  • İleti: 282
  • Cinsiyet: Bayan
Yok Olmadan Önce Görülecek 10 Yer
« : 09 Nisan 2011, 09:59:34 Cts »

sponsorlu reklamlar

Dünya çapında essiz olarak nitelendirilen yerler gün geçtikçe daha çok yıpranıyor. Yıpranma doğal yollarla yani yağmur ve sert rüzgâr gibi etkilerle olduğundan daha fazla insan eliyle gerçekleşiyor.

Öyle ki yoğun turizm ilgisi, bilinçsiz yaklaşım, bakım eksikliği, avlanma, tarım, şehirlerin yayılması başlıca sebepler arasında. Sizin için dünyanın 10 farklı toprağında yok olmadan önce görülebilecek essiz yerlere ışık tutmak istedik. Bir sonraki yazımda Türkiye’ye odaklanacağım. Simdi dünya çapındaki ilk durağımız, bugünkü Irak topraklarında bulunan asırlık Babil kalıntıları.

Babil - Irak

Dünyanın yedi harikası arasında bulunan Babil, efsanelere konu olan tarihi bir antik kenttir. Hâlihazırda Irak halkı tarafından bilinçsizce zarar verilen tarihi kalıntılar, ABD’nin Irak işgali sonrasında ise daha büyük bir yok olma tehdidi ile karşı karşıya geldi. Öyle ki Amerikan ordusu tarafından kalıntıların bulunduğu alana helikopter pistleri inşa edildi. Istar Kapısı’nın (fotoğrafta) bulunduğu binyıllık kaldırım taşlarına ağır vasıta askeri araçlar tarafından ciddi zararlar verildi.

Babil, Mezopotamya'da, adını aldığı Babil kenti etrafında kurulmuş, Sümer ve Akad topraklarını kapsayan eski bir imparatorluktur. Babil'in merkezi bugünkü Irak'ın El Hilla kasabası üzerinde yer almaktadır. Kuzey Babil Devleti ise, Şırnak ilinin İdil ilçesi güneyinde Babil köyünde kurulmuştur. Babil halkının büyük bir kısmı Sami ırkındandırlar. Akadlar ve Sümerler'in toprakları üzerinde kurulmuş Babil, Sümerler'in Uruk kentinde başlangıçta sarayda hizmetçi olan Akad kökenli Sargon'un, M.Ö. 23. yüzyılda sarayda iktidarı ele geçirmesi ile ortaya çıkmıştır. En ünlü kralları Hammurabi'dir. Babil'den bahseden en eski tarihi kanıt, M.Ö. 23. yüzyıla ait, Kral Sargon döneminden kalma bir tablettir. İmparatorluğun kuzey topraklarında yaşayan Akadlar, imparatorluğun son dönemlerine kadar kendi kültürlerini koruyabilmişken, Sami kökenli olmayan Sümerler tarih sahnesinden silinmişlerdir.

Gu Gong: Yasak Şehir – Çin Halk Cumhuriyeti

Pekin’deki bu uçsuz bucaksız şehir kompleksi 500 yaşında. Çin İmparatorları bu dev antik şehirde 1420’den 1923’e kadar, yani Colomb Amerika’yı keşfetmeden çok öncesinden başlayarak Lindbergh’in Atlantik’i uçarak geçmesine kadar yaşanan uzun bir süre... Bu şehir önceden imparatorları korumak amacıyla yasaklanmış olabilir ancak günümüzde, yılda 7 milyon turist tarafından ziyaret ediliyor. 24 imparatorun hükümdarlık yaptığı bu son derece önemli antik başkent, günümüz Çin Hükümeti tarafından ziyaretçilerin kalıntılara zarar verdikleri gerekçesiyle sinirli ziyaret ile korunmaya çalışılıyor. Zira kalıntılara dokunarak zarar veren ziyaretçilerin çoğu Çinli. Çin Hükümeti ziyaretleri sınırlama kararı alarak, bazı bölümleri ziyarete kapatmış ve Gu Gong antik kentinin 2020’ye kadar son derece büyük bir onarım çalışmasına girildiği duyurulmuştu.

Yasak Şehir deyimi birçok Batı diline olduğu gibi bize de İngilizceden geçmiş. İmparatorluk döneminde halkın buraya girmesi yasak olduğu için Batılılar bu devasa büyüklükteki mekanı "Forbidden City" olarak isimlendirmişler. Bu yapının Çincedeki adı ise eski saray ya da antik saray anlamına gelen "Gu Gong". Çinliler İngilizce kullandıklarında zaman da buraya "The Palace Museum" demeyi tercih ediyorlar.
Türkçe kullanım açısından en uygunu ise galiba burayı İmparatorluk Sarayı olarak adlandırmak.

Bazı kaynaklarda buradan "Purple Forbidden City" diye bahsedildiğini de görebilirsiniz. Çünkü, 15. yüzyılda Pekin başkent olarak ilan edilip yeni şehrin imarı başlayınca Saray için en uygun yerin seçimi dönemin âlimlerine bırakılmış. Bilim adamları da ölçüp biçmişler ve bugünkü yerin bu dünyanın ekseni, merkezi olduğunu saptamışlar! Ve Sarayın yapım alanı olarak burayı önermişler. 

Çünkü Çinlilere göre, öbür dünyanın, göklerin ya da evrenin merkezinde Kutup Yıldızı yer alırken, bu dünyanın merkezinde de İmparator yani Tanrı'nın oğlu oturmalıdır. Kutup Yıldızı'nın rengi de mordur. Dolayısıyla; göklerin merkezi Kutup Yıldızı, yerkürenin merkezi ise İmparatorluk Sarayı: Ve işte size Mor Yasak Şehir!

Kootenai Nehri - Amerika Birleşik Devletleri

Kanada ve ABD toprakları üstünden gecen Kootenai Nehri’nin büyük bir bolumu, tarım gelişimi yüzünden zamanla yok olmuş. Montana’daki çok eski ve yok olma tehdidindeki mersin balığı popülasyonu doğal alanların yok olması nedeniyle yumurtlamayı durdurmuş.

İnsanlar ne yazık ki Kootenai Nehri ile uğraşıp durmaktan kendilerini alamadılar. 1920’lerde Idaho Vadisi’ndeki yas alanlar yeni tarım alanları yaratmak amacıyla tamamen tüketildi. Bu durumda 67 bin ördek ve kaz da dahil olmak üzere 200 bin kuş turu Kootenai Nehri bölgesine göç etti. Bu kuş türleri yalnızca birkaç yıl bu korunmuş bölgede sakin ve güvenli bir hayat geçirebildi. 

Montana’da Kootenai Kabilesi tarafından kutsal sayılan Kootenai Şelaleleri bölgede hidroelektrik ünitesi kurulmayan son korunmuş doğa harikalarından biri. Geçtiğimiz yüzyılda, kabilenin bütün engellemelerine rağmen birçok aptalca enerji projesi üretildi. 1975’te inşa edilen Libby Dam projesi ise Kootenai Nehri’ne en büyük zararları veren projelerden biri oldu. Zira proje, nehrin bütün su akışı ve ısısını değiştirdi, dolayısıyla beyaz mersin balığı popülasyonunun soyunu tüketti. 

Kootenai Şelaleleri’ne baktığımızda, bu bölgenin neden dünyanın merkezi ve ruhsal güçlerin vorteksi durumunda oldugunu anlayabiliriz. Canlı yemyeşil su hırçın bir şekilde 91 metre yükseklikten aşağıya hızla çarpıyor. Bölge günümüzde ise film endüstrisi tarafından çokça ilgi odağı haline gelmiş.

Küçük Yeşil Sokak – İngiltere

Burası Londra’nın merkezi değil ama belki de bu yüzden Küçük Yeşil Sokak bu kadar uzun sure yok olmadan ayakta durabilmiş. Metropolde sadece birkaç Gürcü sokaklarından biri el değmeden günümüze kadar kalabilmiş. Bu iki katli tuğladan yapılma evler 1780’de ikinci sınıf olarak inşa edilmiş, ancak II. Dünya Savaşı’ndaki hava saldırıları sonucu bile ayakta kalan tarihi evler daha sonra acımasızca birinci sınıfın kullanımı için iç müdahaleler yapılmış.

Lord Howe Adası – Avustralya

Kayıtlarda görülen kuş türlerinin yarısından fazlasının soyları tükenmiş. Başlıca sebeplerin arasında avlanma, başka anakaralardan gelen yırtıcı hayvanlar ve aşırı otlayan tarım hayvanları yer alıyor. Simdi ada koruma altında, ancak günümüzdeki en ciddi yok olma tehdidi petrol, kimyasal su kirliliği ve lağım kirliliği. Zira bütün bu kirlilik tehditlerinde adadaki canlı hayat turu tehlike altında. Lord Howe Adası, 1982 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine eklendi. Ada anakaradan epey uzak olmasıyla izole adalara en güzel örneklerden biri olup, 2 bin metre deniz altında oluşan volkanik aktiviteler sonucu oluşmuş.

Michoacán Kraliçe Kelebek Rezervi – Meksika

Kraliçe kelebekler Kanada – Meksika arasındaki 3 bin 220 kilometrelik aylarca suren uzun göçler yüzünden son derece ciddi bir yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Tahmin edersiniz ki böcek ilaçları, bu muhteşem kelebek turu için en büyük tehditlerden biri.

Taç Mahal - Hindistan

Her yıl dört milyon turistin ziyaret odağı haline gelen Taç Mahal, yoğun kalabalıktan ve şehirdeki hava kirliliği yüzünden beyaz dış cephesi zarar görüyor. Turizm yetkilileri bu 17inci yüzyıldan kalan şaheseri daha fazla zarar görmemesi amacıyla geziye kapatmayı düşünüyor. Eğer Taç Mahal kamuya kapanırsa sadece uzaktan izlenebilecek.

Taç Mahal, Babür İmparatorluğunun 5. hükümdarı Şah Cihan -Şah-ı Cihan (Dünyanın şahı)-(1593-1666) tarafından, o zamanki imparatorluğun başkenti olan Hindistan’ın Agra şehrinde, Jumna (Yamuna) Nehri'nin kıyısında yaptırılmıştır. (Babür Şah'ın kurduğu Hint-Türk İmparatorluğu, Hindistan'da 332 yıl (1526-1858) egemen oldu.) Dünyada aşk için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilen bu türbe, Şah Cihan'ın büyük bir aşkla sevdiği eşi Arcümend Banu'nun, (Mümtaz Banu Begüm) doğum sırasında ölümü üzerine, onun hatırasına yaptırılmıştır.(Çocuk doğururken ölen kadınlar kutsaldır görüşüyle)

Yapının mimarları; Mimar Sinan'ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazıları yazan Hattat Serdar Efendi, eserin yapımı için Şah Cihan tarafından İstanbul'dan davet edilmişlerdi.1630'da inşasına başlanan eser, 22 yıl sonra 1652'de tamamlanmıştır.

Taç Mahal'in yapımında parlak, ince mavi damarları olan beyaz mermer kullanılmıştır. Aynı mermerden yapılan ve yerden yüksekliği 82 metre olan kubbe, Mimar İsmail Efendi tarafından yapılmıştır.

Bir isyanı bastırmak için ordularıyla Burhanpur'a giden Şah Cihan'a, dokuz aylık hamile olmasına rağmen her zamanki gibi eşi Mümtaz Mahal de eşlik etmişti. Mümtaz Mahal, 14. çocuklarını doğururken öldü.(1631) Şah Cihan, eşinin ölümünden sonra 2 yıl yas tuttu. Artık devlet işlerine ilgisini kaybeden hükümdar, teselliyi sanat ve mimaride buldu. Eşinin ölümünden 6 ay sonra Taç Mahal'in temeli atıldı.

Efsaneye göre kubbeyi desteklemek için yapılan iskele, kubbeden daha fazla masraf ve iş gücü gerektirmişti. İnşaatın bitimine yakın Şah Cihan'a iskeleti sökmenin 5 yıl alacağı bilgisi verilmesi üzerine Şah Cihan, herkesin söktüğü tuğlanın kendisine kalacağı şeklinde bir emir yayınlamış ve iskele bir gecede sökülmüştü.

Taç Mahal, 1983’ten bu yana UNESCO'nun Dünya Miras Listesi'nde yer almaktadır.

Galápagos Adaları - Ekvador

Her yıl Galápagos Adaları’nı ziyaret eden turistler, balta girmemiş sık ormanlara sahip adaların ekosisteminin giderek yok olmasına yardımcı oluyorlar. Ancak Galápagos’u koruma kanunlarına rağmen, kara ve deniz turizmi giderek artmış, kirlenmeyi ve doğaya zarar gibi unsurları da beraberinde getirmiş. Yayılan başka hayvan türleri ise vahşi yaşamın varlığını tehdit eder hale gelmiş. Balıkçılık ve kacak avlanma ise yerel deniz yaşamını yok etmeye devam ediyor.

Giza Piramitleri - Mısır

Kahire’nin yanı başındaki kontrol edilemeyen, genişleyen ve hızla yayılan şehir, antik piramitleri ve Büyük Sfenks’i tehdit ediyor. Hava kirliliği bu olağanüstü yapıyı yavaş yavaş yiyip bitirirken kanalizasyon sistemi üç büyük piramit olan Keops, Kefren ve Mikerinos ve ayrıca Büyük Sfenks’in üstünde oturduğu platoyu zamanla zayıflatıyor. Büyük çabalarla yapımına devam eden çevreyolu ise bu essiz yapılara büyük ayrıca bir risk oluşturuyor.

Versay Sarayı – Fransa

1999’da Batı Avrupa’da yaşanan çetin kış Versay Sarayı’nın çatısına ciddi zararlar vererek binlerce pencere caminin kırılmasına yol açmış. Bugün ziyaretçiler saraydaki binlerce mobilya, resim, dokuma, vazo, avizenin bulunduğu devlet odalarını gezilebilmektedir.

XIV. Louis tahta çıkar çıkmaz, oturma yeri olarak Versay (Versailles)'ı seçti ve bütün soyluları burada toplamaya karar vererek bölgenin yeniden düzenlenmesini emretti. Yapılan bu düzenlemeler ise günümüze kadar ulaşmış ve bu şatonun müze haline getirilmesini sağlamıştır. Ayrıca günümüzde bu şato Fransız siyasetçileri ve ülkenin ileri gelenleri tarafından da kullanılmaya devam edilmektedir.



Çevrimdışı Korsan

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 8.627
  • Cinsiyet: Bay
Yok Olmadan Önce Görülecek 10 Yer
« Yanıtla #1 : 27 Nisan 2011, 22:23:22 Çrş »
Piramitleri mutlaka görmek istiyorum vesselam... Binlerce yıldır yok olmadı,ben görene kadar da bşe olmaz heralde...

sponsorlu baglantilar
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
49 Yanıt
10627 Gösterim
Son İleti 10 Mayıs 2008, 21:44:20 Cts
Gönderen: Safari
5 Yanıt
2132 Gösterim
Son İleti 04 Ocak 2009, 13:49:47 Paz
Gönderen: Korsan
5 Yanıt
4056 Gösterim
Son İleti 14 Mayıs 2009, 17:40:17 Prş
Gönderen: spiritualsigns
4 Yanıt
2248 Gösterim
Son İleti 10 Ağustos 2009, 16:43:33 Pzt
Gönderen: hanedeyim
6 Yanıt
3694 Gösterim
Son İleti 31 Ağustos 2010, 22:57:48 Sal
Gönderen: nil_92
4 Yanıt
2762 Gösterim
Son İleti 05 Kasım 2010, 17:55:27 Cum
Gönderen: ahtapot
8 Yanıt
3048 Gösterim
Son İleti 26 Mayıs 2011, 15:07:47 Prş
Gönderen: serpildurkut

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31