Gönderen Konu: Günün Haberleri & Aktüalite  (Okunma sayısı 102556 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #40 : 16 Ağustos 2010, 14:44:54 Pzt »

sponsorlu reklamlar

Çinliler aştılar artık kendilerini :D
görünüre bakınırsa baya bi aşmışlar valla :)

Çevrimdışı M

  • Kendini Aşan Gelişimci
  • ******
  • İleti: 3.484
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #41 : 16 Ağustos 2010, 14:45:30 Pzt »
Öyle  valla

Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #42 : 16 Ağustos 2010, 14:47:51 Pzt »
evet :)

Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #43 : 17 Ağustos 2010, 13:55:12 Sal »
17 Ağustos 2010 Salı
Depremin 11'inci yılı


1999 yılında meydana gelen ve yaklaşık 18 bin kişinin öldüğü 7,4'lük Marmara Depremi unutulmadı...Ailelerini, yakınlarını kaybedenler dualar okudu, anma törenlerine katıldı. Yaşanan felaketin 11. yılında aynı acı dün gibi hissediliyor. Ailelerini, yakınlarını kaybedenlerin gözyaşları dinmek bilmiyor...

DEPREM HAFIZALARA BU FOTOĞRAFLARLA KAZINMIŞTI
http://www.yaziyoor.com/FotoHaber.aspx?id=13833&b=Depremin 11'inci yılı

Asrın depremi olarak anılan 17 Ağustos Marmara Depremi, yarın 11. yılına giriyor. Resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişinin ölümüne neden olan deprem, 20. yüzyılın en büyük depremleri arasında yer alıyor.

Asrın depremi olarak anılan 17 Ağustos Marmara Depremi, yarın 11. yılına giriyor. Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos Marmara Depremi, Kocaeli'nin değişik yerlerinde çeşitli etkinliklerle anılacak. İlk anma töreni Gölcük ilçesinde yapılacak. Saat 21.30'da İzmit Fuarı Güneş Sahnesi'nde başlayacak deprem programı, depremin yaşandığı saat 03.02'ye kadar sürecek. 

17 Ağustos 1999 sabahı, saat 03.02'de gerçekleşen, Kocaeli Gölcük merkezli deprem, 7,5 büyüklüğünde meydana gelmiş, büyük çapta can ve mal kaybına neden olmuştu. Türkiye’nin, 11. yılında hala izlerini silemediği deprem, tüm Marmara Bölgesi'nde, Ankara'dan İzmir'e kadar geniş bir alanda hissedilmiş, büyük afetin ardından resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybetmiş ve 23 bin’i aşkın kişi ise yaralanmıştı.

Sakarya depreme hazırlanıyor     

SAKARYA Üniversitesi ve Büyükşehir Belediyesi, 17 Ağustos depreminin etkin olduğu ilde, 2 bin 500 binayı inceleyerek, kapsamlı rapor hazırlayacak. Üniversite Rektör Yardımcısı, İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas 300 öğrencinin görev alacağını çalışmada, 1997 yılı öncesindeki Deprem Yönetmeliği’ne göre yapılan binaların incelediğini söyledi. DHA




Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #44 : 18 Ağustos 2010, 14:20:56 Çrş »
18 Ağustos 2010 Çarşamba

ÖĞRETMEN ADAYLARINA MÜJDE!


Milli Eğitim Bakanlığı Pesonel Genel Müdürlüğünün Ana Sayfası Yerine, Alt Sayfalardan Bir Yerde Branş Kontenjanlarını Yayımladı.


Milli Eğitim Bakanlığı Pesonel Genel Müdürlüğünün ana sayfası yerine, alt sayfalardan bir yerde branş kontenjanlarını yayımladı. Bakanlığın açıkladığı verilere göre, en yüksek kontenjan 6515 kontenjan ile Sınıf öğretmenliğine ayrıldı. Rehber öğretmenliğe 1774, Okul Öncesi Öğretmenliğine 2308, Matametik'e 1055, ingilizceye 2256 kontenjan ayrıldı.


Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #45 : 18 Ağustos 2010, 14:22:02 Çrş »
18 Ağustos 2010 Çarşamba

Allah'a mail atma imkanı olan tek din!


Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Yavuz Selim Karakışla İslam'da Allah-kul ilişkisini bakın nasıl yorumladı...

"İslam dinine göre iki avucunuzu açtığınızda Tanrı'yla istediğiniz yerden hiçbir aracı olmaksızın müthiş bir bağlantıyla bağlanabiliyorsunuz. Tıpkı internet bağlantısı gibi..."

Yukarıdaki sözler herhangi bir ilahiyatçı veya din bilginine ait değil. Bu ifadeler Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Yavuz Selim Karakışla'nın.

NTV'de Celal Pir'in hazırlayıp sunduğu 'Cumhuriyet Ramazanları' adlı yayında konuşan Karakışla, Cumhuriyet döneminde İslam'a ait bazı anlaşılabilir Türkçe uygulama teşebbüslerinin olduğunu; ancak toplum tarafından bunun yadırgandığını söyledi.

Celal Pir'in 'Neden hoş karşılanmadı. Mesela bugün Arapça'yı hepimiz bilmiyoruz. Türkçe olsa ve insanlar Türkçe dua etse yaradan bizi anlamaz mı?" sorusuna Yavuz Selim Karakışla'nın cevabı ilginç oldu:

TIPKI İNTERNET BAĞLANTISI GİBİ...

İnsanlar aslında Türkçe dua ediyorlar. İbadeti insanlar hala Arapça devam ettiriyorlar. Fakat İslam dininin kendine göre güzel özellikleri var. Bunlardan bir tanesi İslam dinine göre iki avucunuzu açtığınız zaman Tanrı'yla istediğiniz yerden hiçbir aracı olmaksızın müthiş bir bağlantıyla bağlanabiliyorsunuz, tıpkı internet bağlantısı gibi. Siz ne söylerseniz ve hangi dille söylerseniz Tanrı sizi duyuyor. Bu aracı gerektiren diğer dinlerde olmayan bir şeydir. İslam dini bireye Tanrı'ya direkt ulaşma imkanı veren, bugünkü dille söylersek Tanrı'ya e-mail atma şansı veren bir şeydir. İslam inancına göre Tanrı kendisine gelen bütün mesajları hangi dilde olursa olsun okuyor. Ve bence bu noktasıyla İslam'ı insanlara sevdiren bir özellik.


Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #46 : 19 Ağustos 2010, 15:17:44 Prş »
19 Ağustos 2010 Perşembe

Nazım'a rahat yok


Denizli'de bir parktaki eserin kaidesinde yer alan Nazım Hikmet’in 'Davet' şiirinin bulunduğu metal plakanın beşinci kez kimliği belirsiz kişilerce sökülmesine tepki gösteren Belediye Başkanı Nihat Zeybekci, dizelerin yer aldığı plakanın yeniden yazılıp asılması talimatını verdi. Denizli’de 2006 yılında gerçekleştirilen Türk-Yunan Dostluk Festivali sırasında Yunus Tonkuş tarafından yapılan, 'Dostluk Heykeli', birbirinin içine geçmiş çelik metal borulardan oluşuyor. Heykelin kaidesinde Yunan şair Yorgo Seferis’in de bir dörtlüğü yer alıyor.


Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #47 : 21 Ağustos 2010, 19:29:04 Cts »
 
20 Ağustos 2010 Cuma

Kırılan diş parçası canlı, atmayın!


Kırık diş parçasının canlı olduğunu belirten uzmanlar, gerektiği şekilde diş hekimine ulaştırıldığında dişin kurtarılabileceğini söylüyor.


İzmir'de Dişhekimi Doç.Dr. Gülay Vural, yaz mevsimiyle birlikte havuzda ayağı kayıp düşen, bisikletten düşen çocuklarda özellikle ön diş kırıklarında artış olduğuna dikkat çekti. Tedavide ‘kırık diş parçası’nın önemli olduğunu belirten Doç.Dr. Vural, “Kırık diş parçası canlıdır, su ve ya süt içinde, ya da hastanın ağzının içinde korunarak dişhekimine ulaşıldığında kırılan dişi kendi parçasına hiç farkedilmeyecek şekilde yapıştırılır, diş kurtarılabilir” dedi.

Diş kırıklarının basketbol, hentbol, futbol gibi sporcuların birbirine temas ettiği sporlar ile trafik kazaları, düşme gibi olaylar sonucu görüldüğünü belirten Özel CTG İzmir Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Genel Müdürü Doç.Dr. Vural, “Kırıklar genellikle ön dişlerde meydana geliyor. Sadece çocuklar değil yetişkinlerde de görüyoruz. Ancak çocuklar şimdi yaz tatilinde ve tatildeyken de özellikle havuz ve bisiklet en vazgeçilmez tutkuları. O nedenle havuz ve bisiklet kaynaklı diş kırığı vakası çok. Anne babalar çok duyarlı, çocuklarını hemen dişhekimine götürüyorlar. Ancak çocukların hekime ulaştırılması kadar kırık diş parçasının da ulaştırılması önemli. Çünkü kırılan diş parçası uygun koşullarda korunduğu taktirde canlılığını bir süre koruyabilir. Ve ağızda kalan parçayla yapıştırılarak diş eski görünüm ve işlevine kavuşturulabilir. Diş kırığı tedavisinde bu önemli bir avantaj olur” dedi.

Diş, sahibinin ağzının içinde dil altında tutulmalı

Doç.Dr. Vural el, parmak, ayak gibi kesilen uzuvlar nasıl sıvı içinde canlılığını yitirmeden yerine takılıyorsa bunun dişte de mümkün olduğunu söyledi. Diş parçasının kurutulmaması gerektiğine dikkat çeken Doç.Dr. Vural, “Kırık diş parçası ya steril su ya da süt içine konulabilir. En iyisi ise diş sahibinin ağzının içinde, yanakta ya da dil altında tutulmasıdır. Yarım saat içinde dişhekimine ulaşılırsa korunan diş canlı kalacağı için hiç belli olmayacak şekilde yapıştırılır. Diş böyle geri kazanmak mümkün olabilir. Eğer yapıştırma için kırılan diş parçası getirilmemiş, kaybedilmişse kompozit dolu malzemeleriyle kırık dişler rahatlıkla tamir ediliyor” diye konuştu. Doç.Dr. Vural, kırık diş parçasının canlı tutulması kadar hekime ulaştırılacağı sürenin de önemini vurguladı, aileleri uyardı.Nesrin COŞKUN

Çevrimdışı suheda:)

  • ALL İS WELL :D
  • Etkin Gelişimci
  • ****
  • İleti: 645
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #48 : 21 Ağustos 2010, 21:58:21 Cts »
Güzel.Teşekkürler..

Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #49 : 22 Ağustos 2010, 21:50:35 Paz »
rica ederim :)

Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #50 : 22 Ağustos 2010, 21:53:12 Paz »
22 Ağustos 2010 Pazar

Neptün, 164 yıl sonra 1 yaşında


Güneş sistemi içinde yer alan Neptün gezegeni, 164 yıl önce insanoğlu tarafından keşfedildikten sonra ilk yaşgününü kutlamaya hazırlanıyor.

Neptün gezegeni, bir yıldan daha az bir süre sonra güneş etrafındaki turunu tamamlayarak yeni yaşına girecek. Bu tur, 164 yılı aşan bir süre içinde tamamlanmış olacak. Uranüs gezegeninin yörüngesinde ilk kez görülen Neptün gezegeninin varlığı 1895 yılında kesinleşmişti. Alman astrolog Johann Galle, gezegenin tam yerini hesaplamıştı. Bu gök objesine Neptün adı verilmişti

Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #51 : 23 Ağustos 2010, 14:50:21 Pzt »
 
 
23 Ağustos 2010 Pazartesi

Bir değil, iki kitapla geliyor…


Bu hafta “Manzaradan Parçalar” diyecek olan Orhan Pamuk, ABD’de de bir kitapla bekleniyor.

Orhan Pamuk’un yeni kitabı “Manzaradan Parçalar – Hayat, Sokaklar – Edebiyat” 26 Ağustos’ta piyasaya çıkıyor. İletişim Yayınları’nın yaptığı 25 binlik ilk baskı kitap çıkmadan siparişlerle tükendi, 10 binlik ikinci baskı yapılıyor.

Pamuk, benzer iki kitabı 1999 ve 2003’te yayımlamıştı. Bu kitap da, yazarın yerli – yabancı çeşitli dergi ve gazetelerde yazdığı edebi, kültürel makalelerden oluşan “Öteki Renkler” ile hem 22 yaşına kadar olan hatıralarını aktardığı hem de kendi kişisel tarihinden yola çıkarak İstanbul’u anlattığı “İstanbul”un bir karışımı. Ünlü ve iyi bir yazarın merak edilen fikirlerini ve yaşamını sergileyen bir okuma keyfi.

"ANNEM SİGARA BÖREĞİ YAPIYOR"


Büyük bölümü daha önce yayımlanmış olsa da, bir bütün olarak okunduğunda “Manzaradan Parçalar”ın bir hayli özel olduğu söylenebilir. Pamuk’un yaşlandıkça yalnızlaştığını anlattığı satırlardan babasının ölümüyle girdiği hesaplaşmaya, kitaplarında intikam aldığı kişilere kadar uzanan bir “özellik” bu. Kitapta, içinde Pamuk’un çizimlerinin de bulunduğu günlük hayattan kesitler de var (Annem Sigara Böreği Yapıyor, Gece Sivrisinek, Küçük Bir Kesik, Asansörde…); futboldan siyasete (Saddam-Bush-Erdoğan) büyük meseleler de…

“Manzaradan Parçalar”ın daha önce yayımlanmamış bölümlerini, yazarın “Benim Adım Kırmızı,” “Kar” ve “Masumiyet Müzesi” gibi eski kitaplarına ilişkin tutulmuş notlar, yayımlanmamış bölümler ve bazı değerlendirmeler oluşturuyor.

HİNDİSTAN VE BREZİLYA


Kitabın orijinal iki bölümü ise iki şehir üzerine yazılmış yazılar. Pamuk, “Kalküta ve Dökülen Şehrin Güzelliği” ile “Sao Paulo: Sokaklarda Tanıdık Bir Duygu” adlı bölümlerde, Hindistan ve Brezilya seyahatlerinden bir bölümü aktarıyor. Sao Paulo’ya ilişkin şu satırlar yine onun iç dünyasının yansımaları: “Modern dünyanın eşiğinde, merkezde değil kenarda olan, ama unutulmuşluğun ve taşranın boğucu havasına da büsbütün kapılmamış bu mekânları seviyor, kendimi o dünyanın bir parçası hissediyorum. Dahası, o dünyadan fazla kopar da, New York gibi yerlerin ışıltısına kaptırırsam kendimi, içimdeki bir şeylerin tükenmekte olduğunu, bittiğini hissediyor, evden fazla uzaklaştığım için korkuyorum.”

ABD'DE BEKLENEN KİTAP


O, ışıltısına kapılmak istemese de, New York ve ABD onun ışıltısına çoktan kapılmış görünüyor. Zira şu sıralar Pamuk’un kitabını bekleyenler sadece Türkiye’deki okurları değil.

Onun henüz Türkçe’de yayımlanmamış bir başka kitabı, ABD’de, “2010’un kalan günlerinde en çok beklenen kitaplar” listesinde gösterildi. Ülkenin en prestijli internet gazetelerinden The Huffington Post’un yazarı Anis Shivani bu seçimi yapan.

Söz konusu kitap, Orhan Pamuk’un geçen yıl Harvard Üniversitesi’ndeki Charles Eliot Norton kürsüsünde verdiği edebiyat derslerinden oluşuyor.

"EN ZEKİ ELEŞTİRMENLERDEN”


Shivani, Pamuk’un 2007’de ABD’de yayımlanan “Öteki Renkler” kitabına atıfta bulunarak şöyle diyor: “O, dünyanın en iyi romancısı olmasının yanı sıra en zeki eleştirmenlerinden biri.” Shivani’nin övgüsü devam ediyor: “Pamuk’un romanları, bilinen yazım tekniklerini yeniden yorumlayan ve neredeyse bunu sadece kılavuzluk için yapan eserler. O, Friedrich Schiller’in toy şair -kendini bilmeden yazanlar- ve duygusal şair -kendini bilerek yazanlar- ayrımından esinlenerek, okurlar ve yazarlar bir roman oluşturmak için nasıl buluşuyorlar, diye soruyor. Pamuk, favori klasiklere ve çağdaşlarına danışıyor bir eserin eşsiz gücünü ortaya çıkarmak için. Oysa bu sorunun sorulabileceği Orhan Pamuk’tan daha uygun biri olamaz…”

ABD’de Kasım’da yayımlanacak bu kitabı Pamuk’un Türkiye’deki hayranları 2011 baharında okuyabilecek.

"MANZARADAN PARÇALAR"DAN BAZI İLGİNÇ BÖLÜMLER…

“DÖRT YIL YAYINCI ARADIM”


…Kitaplarımı özenle, sabırla, iyi niyetle ve onlara hep inanarak yazdım. Başarı, ün, mesleki mutluluk… Bunlar kolay gelmedi. Şimdi kitaplarım 55 dile çevriliyor, ama en çok ilk kitabımı Türkiye’de yayınlatabilmek için uğraştım. Türkiye’de, ilk kitabım Cevdet Bey ve Oğulları’nı yayınlatabilmek için dört yıl yayıncı aradım. Yayınlanmamış romanlara verilen bir ödülü kazanmış olmasına rağmen…

“YALNIZLAŞTIKÇA ÜNLENİYORUM…”


Yaşlandıkça yalnızlaştığımı ve yalnızlaştıkça da, tuhaf bir şekilde, ünlendiğimi görmek bazen beni ürpertir. Her akşam uykudan önce yatakta iki büklüm kıvrılıp yorganı üzerime çekince, yalnızlık ile rüyalar, hayatın güzelliği ile acımasızlığı arasında gezinen tatlı ve korkutucu bir duygu beni sarar ve çocukluğumda dinlediğim, okuduğum masalların, korkutucu hikâyelerin ürpertisini hissederim. 

“DAHA ÇOK VAKİT VAR”


Ben kitaplarımı, böyle bir kitap yazılsa da okusam duygusuyla yazıyorum. Ve bazen, demek ki herkes benimle aynı duyguları paylaşıyor diye düşünüyorum… İleride kitaplarım hayatımdan daha önemli ve eğlenceli bulunacak sanırım. İnsanın ölüm vaktinin gelmesi, kendisinin de buna tevekkülle inanması demek. Buna ise, daha çok vakit var gibi geliyor bana…

“BABAMIN ÖLDÜĞÜNÜ SÖYLEDİLER…”


Gece geç vakit eve geldim. Babamın öldüğünü söylediler. Çocukluğumdan kalan bir görüntü, evde onu şortla görüşüm, incecik bacakları içime acıyla işleyerek aklıma takıldı.
Gece saat ikide onu son bir kere görmeye evine gittim. “İçeride odada,” dediler, oraya gittim. Çok sonra dönüşte, sabaha karşı, elli yıldır yaşadığım Nişantaşı’nın sokakları boş ve soğuktu, vitrin ışıkları uzak ve yabancıydı…

“GALATASARAYLI AMCAM KOVA BIRAKIRDI”


Bugün ‘fanatik’ dediğimiz taraftar davranışı vardı evde, Pamuk Apartmanı’nda… Aydın amcam Galatasaraylıydı. Halamın kocası İlhan eniştem Beşiktaşlı… Babam da Fenerbahçeli. Biz de tabii onun yüzünden hep Fenerbahçeliydik. Ağabeyim, ben… Dairelerde, merdivenlerde futbol çok konuşulurdu… Çok sık kullanılan ve bugün unutulan bir kelime ‘kova’ idi. ‘Kova kaleci’ çok gol yiyen kaleci; ‘kova etmek’ çok gol atıp yenmek anlamına gelirdi. Kapınıza kova bırakacağım derdi amcam Galatasaray – Fener maçından önce. Yenerlerse, bırakırdı da…

“BENİM ADIM KIRMIZI ÜZERİNE”


“Benim Adım Kırmızı, büyük emeklerle, tutkuyla, hayatımdan çok şey koyarak ve bütün bir millete seslenen “klasik bir kitap” olsun diye yazıldı. Mağrur bir şekilde, bunu başaracağımdan emin olduğumu söylesem çok mu kendime güvenmiş olurum?” Benim kırılganlığım, pisliğim, kötülüğüm ve zavallılığım, kitabın kendinde, dilinde ve yapısında değil, kahramanlarımın hayatlarında ve hikâyelerinde görülebilir…Kürşad Oğuz/Habertürk
 
 
 

Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #52 : 24 Ağustos 2010, 12:48:45 Sal »
24 Ağustos 2010 Salı

ÖSYM Başkanı görevi bırakıyor

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, "Bu işin hesabını verip görevi bırakacağım" dedi. 

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, KPSS'ye yönelik iddialarla ilgili kopya bulgusuna rastlanmadığını açıkladı; ardından "Şevkim kırıldı. Bu işin hesabını vereceğim. Sonra da görevi bırakacağım" dedi.

ÖSYM'nin bazı kamu kurum ve kuruluşlarına verdiği şifrelerin internette dolaştığı iddialarını kabul eden Yarımağan, şifreleri değiştirdiklerini açıkladı.

Ellerindeki adaylarla ilgili tüm verileri incelediklerini ancak "bir sonuca varamadıklarını", kopya bulgusuna rastlanmadığını belirten Yarımağan, "Bizdeki bilgilerde bir anormallik yok. Benim yapacaklarım burada bitiyor" diye konuştu.

 Yarımağan'a suç duyurusu
Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu, ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan hakkında, KPSS ile ilgili iddialar nedeniyle suç duyurusunda bulundu.  Ankara Adalet Sarayı önünde toplanan platform üyeleri adına hazırlanan ortak açıklamayı, Gazi Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümünü 1. olarak bitirmesine karşın ataması yapılmadığını belirten Türkçe öğretmeni adayı Alev Törün okudu.

''ÖSYM, Eğitim Bilimlerinde 87. sorunun doğru cevabını C seçeneği olarak vermiştir. Oysa doğru cevap B seçeneği olmalıdır. 120 soruyu da doğru cevaplayan tüm adayların, bu başarı düzeyine rağmen aynı yanlış seçeneği işaretlemeleri şüphe uyandırmıştır'' diye konuşan Törün, ''eğitim bilimleri cevap anahtarının bir şekilde sızdırılmış olabileceği ve değerlendirmeyi yapan bilgisayar programına bir şekilde müdahale edilmiş olabileceği'' iddialarının araştırılması gerektiğini kaydetti.


Yüksek puan alan adayların soru ve cevap kağıtlarını bizzat kendisi de inceleyen Yarımağan, 10-11 Temmuz 2010 tarihlerinde yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı'na ilişkin iddialarla ilgili açıklamalarda bulundu.

İşte olay açıklamadan satır başlıkları

- Elimizdeki verileri incelediğimizde bir sonuca varamıyoruz. Bizdeki bilgilerde bir anormallik yok. Benim yapabileceğim başka birşey yok.

- Soru kitapları, cevap kağıtları incelendi. Adaylar soru kitapları üzerinde çalışmış. Bir kısmı hesap yapmış, bir kısmı altını çizmiş. Ben buradan şu sonuca varıyorum, bu kişilere hazır cevap gelmiş olma ihtimali yok. Benim yapabileceklerim burada bitiyor.

- Bizim verilerimiz burada bir usulsüzlük, bir kopya, soruların sızması biçiminde bir olayın olduğuna ilişkin bir veri içermiyor, bir bulgu yok.

- Adayların üçte ikisi geçen sene KPSS'ye girmişler. Bunların içinde çoğunun geçen seneki başarıları yüksek ama çok düşük olan birkaç kişi de var. Mesela geçen seneki başarılarını üçe katlayan kişiler de var.

- Eğer bir şekilde 300-500 kişiye sorular bir türlü servis edilmiş olsaydı, ben yüzde yüz eminim şimdiye kadar bunun kokusu çıkardı, birkaç kişi bize ihbarda bulunurdu.

- Birşey olmuşsa, bir sızma olmuşsa nereden olduğunu ancak savcılık bulabilir.

- Bu çocukların içinde sınav sırasında kendi kendini motive edenler var. Mesela 'ha gayret' diye yazmış, 'ah bir öğretmen olsam' yazmış. Belli ki yanıp tutuşuyor. Böyle bir aday bu heyecanla yıl boyu çalıştıysa başarılı da olur.


YARIMAĞAN ŞİFRELER İÇİN NE NE DEDİ?

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, ÖSYM tarafından bazı bilgilerin alınması amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarına verilen şifrelerin bazı kişilerce gizlice elde edildiğini belirterek, ''O bilgileri çekmek için kurumlara verdiğimiz şifrelerin internet sitelerinde dolaştığını gördük ve bunun da kurumlardan elde edildiği sonucuna vardık. Bunun da bir suç teşkil ettiğini belirtmek isterim. Şimdilik şifreleri değiştirdik'' dedi.

Yarımağan, KPSS'nin genel olarak iptal edilmesini gerektirecek bir durum olmadığını bildirdi.

ÖSYM Başkanı, KPSS ile ilgili yaşanan gelişmelere ilişkin Anadolu Ajansı'nın sorularını yanıtlayarak açıklamalarda bulundu.

Bu iddialarda ilgili yaptıkları araştırmadan sonra kurumsal olarak bir eksiklikleri bulunmadığı sonucuna vardıklarını vurgulayan Yarımağan, 3 bin 200 aday arasında geçen seneki sınavda çok başarısız olan 20-30 aday olduğunu belirterek, ''Bunlar geçen seneki performanslarını yaklaşık üçe katlamışlar ama bir testte değil'' dedi.

Yarımağan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Şunu da söylemek istiyorum. Öğretmenlik atamalarında kullanılacak KPSS10 puanı vardır. KPSS10 puanı tam puan olan Türkiye'de bir kişi var. Kamuoyu biraz yanlış bilgilendiriliyor, ful çeken şu kadar kişi var diye. Öğretmenlik atamalarında ölçü olan KPSS10 puanı tam puan olan ne 10 kişi ne 100 kişi var, sadece bir kişi. Çünkü KPSS10 puanı sadece Eğitim Bilimleri Sınavından oluşmuyor, Genel Yetenek ve Genel Kültür testlerinden yüzde 40, yüzde 30 ve yüzde 30 oranlarında oluşturulmuş bir ağırlıklı puan. Bu ağırlıklı puan yüzde 40 Eğitim Bilimleri'nden etkileniyor, yani tamamı Eğitim Bilimleri'nden değil.''

Konuyla ilgili araştırmalarının devam edeceğini söyleyen Yarımağan, ''Ama bizim elimizdeki bilgilerden bir sonuç elde etme olasılığı yok gibi görünüyor'' dedi.

''KURUMLAR SORUMLU''

İnternette dolaşan bazı bilgilere de değinen Yarımağan, ''Bizim kamu kurumlarına ve bazı üniversitelere açtığımız bilgileri anladığım kadarıyla bazı kişiler de elde etmişler; sağda solda dolaşan, ikamet adresi aynı olan şu kişiler var diye. Bu bilgiler bizim bilgilerimize gizli biçimde girilerek elde edilmiş. Yani suç unsuru aranıyorsa suç işleyen başka kişiler de var bu şekilde'' diye konuştu.

Nasıl elde edilmiş olabileceği sorusu üzerine Yarımağan, şunları söyledi:

''Bilmiyorum. Bizim kurumlara verdiğimiz şifreleri kurumlardan almış bazı kişiler ki bu bilgileri elde etmişler. Şifre web sitelerinde dolaşıyormuş. Biz bunları sadece kurumlara veriyoruz çünkü kurumlar buradan bilgileri çekiyorlar. O bilgileri çekmek için kurumlara verdiğimiz şifrelerin internet sitesinde dolaştığını gördük, bunun da kurumlardan elde edildiği sonucuna da vardık. Bunun da bir suç teşkil belirtmek isterim.''

''Bunun sorumlusu kurumlar mı?'' sorusunu Yarımağan, ''Tabii. Çünkü bu şifreleri biz kurumlara veriyoruz. ÖSYS'de de üniversitelere veriyoruz, üniversiteler sonuçları o ortak alandan alıyorlar, kendileri kullanmak üzere. Bu şifreleri başkalarına da verirlerse herkes alabiliyor tabii'' diye yanıtladı.

''Bu konuyla ilgili suç duyurusunda bulundunuz mu?'' sorusu üzerine Yarımağan, ''Yok. Şimdilik şifreleri değiştirdik'' dedi.

''HOCALARIMIZIN DERSHANEYLE İLGİSİ YOK''

''Son dönemde yaşanan olaylar nedeniyle kurumun güvenilirliğinin sarsıldığını düşünüyor musunuz?'' sorusunu Yarımağan, şöyle yanıtladı:

''Tabii ki etkilenmediğini düşünmüyorum, etkilendi ama bunun haksız yere olduğunu düşünüyorum. Kurumsal olarak bizim bir kusurumuz yok. Bu işin sonunda kurum dışında, bizim bilgimiz dışında, bizim sınırlarımızın ötesinde bir olay olmuşsa veya bir kişi kusurluysa bundan bütün kurumu suçlamamak lazım.

Bütün bu yaşananlar şunu akla getiriyor, 'acaba bu olayların esas amacı kurumu yıpratmak mıdır?' Yani amaç birkaç kişiyi öğretmen yapmak değil. Bana şunu söyleyenler bile oldu, 'eğer birkaç kişiyi belli yerlere getirmek istiyorsa birileri, niye öğretmenliği seçtiler? Bunu iktisatta da yapabilirlerdi, daha kritik pozisyonlar da var.''

Soruları hazırlayanlara yönelik soru üzerine Yarımağan, ''Bizim hocalarımızın dershaneyle ilişkisi olmadığını biliyorum. Ama benim bilgim dışında birşey varsa onu da çıkarsınlar ortaya. Eğitim bilimleri sorularını 5-6 kişi hazırlıyor. Bunlar da dershanelerle ilişiği olmayan, soruları üniversitelerde de değil gelip bizim ortamımızda hazırlayan arkadaşlarımız'' diye konuştu.

''KOKUSU ÇIKMADI''

''Savcılığın araştırması sonucunda birşey ortaya çıkarsa, sınav iptal edilir mi, yoksa olaya karışan adayların sınavı mı iptal edilir?'' sorusuna Yarımağan, şu yanıtı verdi:

''Sınavın genel olarak iptal edilmesini gerektirecek bir durumun çıktığına inanmıyorum. En fazla (olaya karışanların sınavının iptali) o, olabilir.   Onu da pek sanmıyorum. Ben açıkçası birşey çıkacağını sanmıyorum. Eğer bu sorular 100 kişiye sızmış olsaydı şimdiye kadar kokusu kesin çıkardı. Ama bu sorular 3 kişiye sızmışsa, nasıl sızdığını da bilmiyorum, ben böyle söyleyince basında da yorum yapıyorlar, 'Ünal Bey soruların sızdığını kabul etti' diyorlar ama ben çok net konuşuyorum eğer sızmışsa çok sınırlı sayıda kişiye sızmıştır ki kokusu çıkmadı.''

''SUDOKU BİLMECESİ ÇÖZEREK UNUTMAYA ÇALIŞIYORUM''

''Yaşanan olaylardan sonra bu sıkıntıları nasıl aşmaya çalışıyorsunuz?'' sorusuna Yarımağan, boş zamanlarımda sudoku bilmecesi çözerek bunları unutmaya çalışıyorum'' yanıtını verdi.

Son yaşananlardan sonra kendisine e-mail yoluyla ''hakaretler ve beddualar'' edildiğini belirten Yarımağan, sitemini dile getirerek, ''Bu zihniyetteki kişilerden devlet memuru olsa, öğretmen olsa ne olur onu da bilemiyorum'' diye konuştu.


(sonunda)

Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #53 : 25 Ağustos 2010, 13:51:39 Çrş »
25 Ağustos 2010 Çarşamba

Uçan balonların nesli tükeniyor

Dünyadaki helyumun 25 yıl içinde tükenecek olması nedeniyle uçan balonları da bitirecek...
Partilerin vazgeçilmezi, çocukların eğlenceli oyuncağı uçan balonlar, içine doldurulan helyum gazı sayesinde havada kalıyor.

Ancak uçan balonların nesli çok yakında tükenecek gibi görünüyor. Çünkü bilim adamlarına göre dünyadaki helyum kaynakları 25 yıl içinde tükenecek.

Helyum gazının azalması ile uçan balon fiyatlarının 100 liraya kadar yükseleceği tahmin ediliyor.

Helyum gazı ayrıca tıbbi cihazlarda ve fiber optik kablo yapımında da kullanılıyor. Dünyadaki helyumun yüzde 80’i Amerika Teksas’ta bulunuyor


Çevrimdışı crt

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 8.438
  • Cinsiyet: Bayan
    • http://www.enpama.com/
günün haberleri
« Yanıtla #54 : 26 Ağustos 2010, 16:28:44 Prş »
 
  1 yılda dahi oldular!

KPSS'de ortada bir sorun olduğu kesin. Ama bu sorunun nereden kaynaklandığı bir türlü bulunamıyor.
İşte YÖK Denetleme Kurulu ve Ankara Savcılığı'nın cevabını aradığı sorular..


İstanbul- KPSS’deki iddialar ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan’ı istifanın eşiğine getirdi. Hatta istifa ettiği ama istifasının YÖK tarafından kabul edilmediği de bize gelen duyumlar arasında.

Morali çok bozuk olan Yarımağan’ın, KPSS ile ilgili soruşturmalar sona erdikten sonra görevi bırakacağı da kesinlik kazanmış durumda.

Peki Yarımağan’ı istifa noktasına getiren gelişmeler ne oldu? ÖSYM’nin daha önce de sınavları iptal ettiği, puanları yeniden hesapladığı çok oldu. O dönemlerde değil de şimdi neden bu noktaya geldi?

KPSS’de ortada bir sorun olduğu kesin. Ama bu sorunun nereden kaynaklandığı bir türlü bulunamıyor. ÖSYM Başkanı’nı çaresiz kılan da zaten bu.

Kendi içinde zaman zaman çelişkiye düşmesi de bunun bir göstergesi. Örneğin bir cümlesinde “hayır kesinlikle kopya söz konusu değil” derken bir sonraki cümlesinde “var da diyemem yok de diyemem” yorumunu getirmesi, onun da cevabını bulamadığı soruların varlığını ortaya koyuyor.

Zaten bu bizi aştı, savcılık el koysun noktasına gelmesi de bu yüzden.


İşte şaşırtan o tablo

ÖSS, KPSS, LYS tipi giriş sınavlarına girenler ya da yakından izleyenler, bu sınavlarda tüm soruları doğru yapmanın ne kadar zor olduğunu çok iyi bilirler. Çünkü bu testlere ayırt edici özelliği yüksek çok zor sorular mutlaka konulur ki, aynı puanda yığılmalar olmasın!..

Nitekim geçtiğimiz yılların KPSS sonuçlarına baktığımızda 120’de 120 net çıkaran aday hiç yoktur. Yine sınav analizlerine bakıldığında bir önceki yıla göre yaptığı net sayılarını yüzde 100 artıranı bulmak da bir o kadar zordur. Evet puanlarda yükselme olur ama bu hiçbir zaman ikiye katlanmaz.


Örneğin 50 netten 120’ye yükselmez

Bir başka önemli tespit de, eğer sorular kolaysa, yani yüzlerce full yapan çıkarsa, Türkiye ortalaması da yükselir. Yani sadece bazı adayların puanı değil tüm adayların puanlarında bir yükselme söz konusu olur.

Şimdi tüm bu bilgiler çerçevesinde, yüz binlerce öğretmen adayını ayağa kaldıran, ÖSYM Başkanı’nı istifa noktasına getiren ve süper yetkilerle donatılan YÖK Denetleme Kurulu ile Ankara Savcılığı’nın cevabını aradığı sorular neler, onlara bir göz atalım:

* Önceki yıllarda Eğitim Bilimleri testinde bir tane bile, soruların tümünü yapan aday çıkmazken bu yıl 350 aday bunu nasıl başardı?
* ÖSYM sorular kolaydı diyor, ama kendi açıkladığı Türkiye ortalamaları bunun tam aksini söylüyor. Türkiye ortalaması geçen yıl 59, bu yıl da 61. Yani zorluk derecesinde değişen bir şey yokken bu şampiyonlar nereden çıktı?
* Geçen yıllarda sınava girip, iki, üç yıl 50, 60 sınırını aşamayan ve soruların yarısını ya da üçte birini yanlış yapan adaylar, bu yıl soruların tümünü nasıl doğru cevapladı?
* KPSS’de 4 sorunun hatalı ve yanlış olduğunu ÖSYM kendisi açıkladı. Ama iptal etmedi. Tam aksine söz konusu soruları öyle ya da böyle cevaplayanların bu seçeneklerini doğru kabul edip, bu soru hatalı diye boş bırakanları adeta cezalandırdı. Niye?
* İptal edilen sorular bile full çekenler tarafından ÖSYM’nin cevap anahtarına göre nasıl ve niye öyle cevaplandırıldı?
* Eğitim Bilimleri soruları arasında 10 tane eğitim profesörünün bir araya geldiğinde kesin doğru bu diyemeyeceği tartışmalı sorular varken, 350 aday hiç tereddüt yaşamadan bu soruları, cevap anahtarına göre nasıl doğru bildi?
* Aynı evden, aynı dershaneden çifter çifter şampiyonların çıkması ne kadar sık rastlanan bir durum?
* Bekârken 60 neti aşamayan öğretmenler, evlendikten sonra, üstelik eşi ile birlikte nasıl tüm soruları doğru cevaplar noktaya geldiler?
* ÖSYM, bu kadar enteresanlığa rağmen, en başından beri neden “kesinlikle kopya söz konusu değildir” açıklaması yapıyor? Ve hâlâ bu konuda neden ısrarcı?


Full çekenler

Elimizde çok sayıda puan kartı örneği var. KPSS şampiyonlarının bu yıl ve geçen yılki puanlarını, sıralarını, hangi testte kaç doğru ve yanlışları olduğunu rahatlıkla görebiliyorsunuz. Arada büyük farklılıklar var. Olmaz mı? Elbette olur. Ama bu kadar çok sayıda değil. Belki bir iki tane o kadar. Ama 120 soruda 110’un üzerinde doğrusu olan 4 bine yakın kişiden söz ediliyor. Peki onlardan vazgeçtik ama 120’de 120 yapan şampiyonlar neden açıklanmıyor? Ya da onlar çıkıp, evet çok çalıştık ve alın teri ile bu soruları cevapladık diye başarılarının arkasında neden durmuyorlar?..


Öğretmen atamaları?

KPSS üzerinde böylesine şaibe bulutları dönerken MEB’in hiçbir şey yokmuşçasına ay sonunda 30 bin öğretmeni atamaya hazırlanması ise farklı iddiaları beraberinde getiriyor. İleride yaşanacak daha büyük bir kaosun önlenmesi için soruşturmalar bitinceye kadar atamaların ertelenmesini isteyenlerin sayısı da her geçen gün artıyor. Bu noktada, yargının her an bir yürütmeyi durdurma kararı alabileceği de özellikle dile getiriliyor.

Peki soruların çalınması, kopya ya da sisteme müdahale yönünde bir durum tespit edilirse ne olur? Bugüne kadarki gelişmelere bakıldığında, kopyacılar arındırıldıktan sonra puanların yeniden hesaplanmasından, sınavın tekrarına kadar tüm olasılıklar gündeme gelebilir...

(Abbas Güçlü / Milliyet)
 

 
 

Çevrimdışı crt

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 8.438
  • Cinsiyet: Bayan
    • http://www.enpama.com/
günün haberleri
« Yanıtla #55 : 26 Ağustos 2010, 16:32:41 Prş »
 

 * Önceki yıllarda Eğitim Bilimleri testinde bir tane bile, soruların tümünü yapan aday çıkmazken bu yıl 350 aday bunu nasıl başardı?
 


Bu bir mucize diyeceğim de
Böyle şeylere inanmam..
Neyse uzatmayalım vardır elbet mantık (dışı) bir açıklaması(:

Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #56 : 26 Ağustos 2010, 23:05:43 Prş »
26 Ağustos 2010 Perşembe

Bilim dünyasının yeni keşfi ''Kuru Su''


Bilim dünyası yeni keşiflerde sınır tanımıyor. Bilim insanlarının son keşfi "kuru su" oldu.

"Kuru su" kullanımının, küresel ısınma ve sera gazı salınımına karşı verilen mücadeleye destek olması bekleniyor.

"Kuru suyun" aslında yüzde 95'i "ıslak" sudan oluşuyor. Sadece suyu oluşturan damlacıklar silika kumuyla kaplanarak, normal su "kuru suya" dönüştürülüyor. Bilim insanları, kuru suyun, karbondioksidi normal sudan üç kat daha iyi absorbe ettiğini de belirtiyor.

Peki insanlar kuru suyu içebilecek mi? Bu sorunun cevabı henüz net olmamakla birlikte silika kumuyla kaplı suyun, ilaç ve gıda bileşenlerinin yapımında kullanılması bekleniyor.

NE KAZANDIRACAK?

Bilim insanları tarafından üretilen bu yeni su türünün, sera gazı salınımlarını emerek, küresel ısınmayla mücadeleye katkı vereceği ifade ediliyor.

Kuru suyun ayrıca metan gazının depolanması ve doğal gazın enerji kaynağı olarak kullanılma potansiyelinin artırılmasına da fayda sağlayabileceği belirtiliyor.

Kuru su, sanayide kullanılmaya başlandığında önemli enerji tasarrufuna da katkıda bulunacak. Tonlarca suyun bir yerden başka bir yere taşınmasına gerek kalmayacak.

Pudra şekeri şeklindeki suyun taşınması hem daha kolay olacak hem de çok fazla yer kaplamayacak. Bu durum insan gücünde ve enerjide önemli tasarruf sağlayacak

Çevrimdışı crt

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 8.438
  • Cinsiyet: Bayan
    • http://www.enpama.com/
günün haberleri
« Yanıtla #57 : 26 Ağustos 2010, 23:12:25 Prş »

Bilim dünyası yeni keşiflerde sınır tanımıyor. Bilim insanlarının son keşfi "kuru su" oldu.

Bu haberi ilk defa duydum ..
Gerçekten ilginç..Umarım beklenen yarar sağlanır..

Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #58 : 27 Ağustos 2010, 01:31:01 Cum »
umarım :)

Çevrimdışı nil_92

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.880
  • Cinsiyet: Bayan
günün haberleri
« Yanıtla #59 : 27 Ağustos 2010, 11:56:00 Cum »
27 Ağustos 2010 cuma
İNTERNETTEN BEDAVA MEYVA


Almanya'da sahipsiz meyva ağaçlarının yerlerini gösteren internet sayfası yapıldı, ihtiyacı olanlar buradan yerlerini öğrenip meyvaları ücretsiz toplayabiliyor.


Almanya’da her yıl sahipsiz, unutulmuş bahçelerde ya da kırsal alanlardaki meyva ağaçlarında kimse toplamadığı için tonlarca meyva çürüyerek heba oluyor. Bunu tesbit ederek insanlara faydalı olmak isteyen bir grup, internette interaktif bir site oluşturarak tüm Almanya’daki bu tür meyva ağaçlarını harita üzerinde kaydettiler ve halkın hizmetine sundular. Ayrıca sahipsiz, terkedilmiş erik, kiraz, elma ve benzeri birçok meyva ağaçlarının yerlerini tesbit eden herkes bu internet sitesine üye olarak yerlerini bildirebiliyorlar.

Mundraub.org isimli internet sitesini oluşturan Katharina Frosch ve Kai Gildhorn, Saksonya-Anhalt eyaletinde bisiklet turu yaptıkları birgün çevrede onlarca sahipsiz meyva ağacını görünce akıllarına bu fikir geldi. Frosch ve Gildhorn, hiçbir meyva ağacında meyvaların çürüyerek heba olmasını istemediklerini, ihtiyacı olanların bunlardan istifade etmelerini istediklerini söylediler.

2009 yılı Ağustos ayında yayına başlayan mundraub.org kısa zamanda büyüdü ve bugün 1000 adetten fazla meyva ağacının yeri kaydedildi. Sitenin gönüllü çalışanları bazı günlerde 100’den fazla kayıt alıyorlar.

 


sponsorlu baglantilar
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
46 Yanıt
10533 Gösterim
Son İleti 30 Ağustos 2009, 20:01:44 Paz
Gönderen: twentysix
35 Yanıt
8759 Gösterim
Son İleti 13 Ağustos 2011, 12:42:49 Cts
Gönderen: Korsan
35 Yanıt
7506 Gösterim
Son İleti 17 Nisan 2008, 11:29:57 Prş
Gönderen: ölüdeniz
3 Yanıt
2474 Gösterim
Son İleti 18 Aralık 2008, 09:17:44 Prş
Gönderen: dideM
12 Yanıt
3106 Gösterim
Son İleti 26 Temmuz 2009, 12:37:42 Paz
Gönderen: kartopu
0 Yanıt
1512 Gösterim
Son İleti 15 Ocak 2011, 16:55:25 Cts
Gönderen: hayatcilingiri
1 Yanıt
34302 Gösterim
Son İleti 13 Ocak 2016, 10:21:48 Çrş
Gönderen: Kemal_KABCIK

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31