Gönderen Konu: Hiç kalp kırdınız mı?  (Okunma sayısı 4895 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı prenses35

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.362
  • Cinsiyet: Bayan
Hiç kalp kırdınız mı?
« : 13 Kasım 2010, 12:34:10 Cts »

sponsorlu reklamlar

Hiç kalp kırdınız mı veya kalbinizi kıran oldu mu?
Sanıyorum insan oğluna özgü duygular bunlar.
Zira başka hiçbir canlı da böyle bir duygunun var olduğuna inanmıyorum.
Evinizde beslediğiniz bir köpeğe kızarsınız,söylenirsiniz hatta yeri gelir bir tekme atarsınız, fakat yine de o size asla darılmaz.Kısa bir süre sonra sizi gördüğünde sevgiyle kuyruğunu sallar,sevgi dolu gözlerle bakar.
Biz insanlarda durum başka.
Kalbimiz kırıldığında tüm herşeyi unutursunuz,o olay sanki dünyanın en kötü olayıdır.
Dünya başınıza yıkılmıştır.O insanı bir daha affetmemeyi düşünürsünüz.Onunla olan tüm iyi anılar birden bire silinmiştir hafızalardan.
Belki şok olmuşsunuzdur,böyle bir hareket beklememişsinizdir ondan.Ama olan olmuş,kırılan kırılmıştır.

Yıllar önce bir Malatya'da huzur evinde bir yaşlı ile sohbet ediyordum. Zaten oldum olası yaşlı insanları severim.Anıları çok olur onların.Şiire meraklı bir ihtiyardı, hemen ayak üstü dörtlükler uyduruveren bir ihtiyarcık.Sohbet sırasında derin bir iç çekerek;
"Kırma dostun kalbini,
Onaracak ustası yok.
Soldurma gönül çiçeğini,
Sulamaya ibrik yok."

böyle demişti.Sevgiyle bakan,artık iyice çukura kaçmış gözlerinde bir an parıldayan bir damla yaş gördüm.Belki geçmişte yapılan bir yanlışı anımsamıştı.Zaten yine onunla cezalar,kanunlar,hapishaneler üzerine yaptığımız bir söyleşide;
Cezaevleri boşuna demişti.En güçlü ceza evleri vicdanımızdır.Vicdanın rahat olmadıktan sonra suçun af edilmiş,özgür kalmışsın ne çare?
"Vicdanın olmadıktan sonra en berbat mapus damlarının sana faydası ne?" demişti.
O günden sonra davranışlarıma,sözlerime,sosyal ilişkilerime daha bir dikkat eder oldum.
İnsanları kırmamayı,kırılsam da kırmamayı ilke edinir oldum.
Bazen bilmeyerek de olsa birilerini kırdıysam ve o kırdığım insan bunu bana hatırlatırsa ,o vicdan azabı bana zaten yeter.
O insanı tekrar kazanabilmek için şartlar ne kadar zor olsa da yine de denemeyi göze alırım.
İhtiyarın dediği gibi Onaracak ustası yok olmasına rağmen,usta titizliğinde olmasa da çıraklık mertebesinde çaba gösteririm.
Günümüz insanı daha gerçekçi,sosyal ilişkiler hep karşılıklı çıkarlar ile donanımlı. Kalp kırılmış,kırılmamış,dostluklar bitmiş,bitmemiş önemi yok.Önemli olan o günü kâr ile kapatabilmek.Dostum bana küsmüş,küserse küssün,onun bileceği bir iş mantığı hakim.
En güzeli geçmişte kalan dostluk değerlerine sahip çıkmak,bir birimize daha saygılı,daha hoşgörülü yaklaşabilmek,hepsinden önemlisi kişilere karşı içimizdeki o kahrolası önyargıyı yok edebilmek.

Kalp kıran insanların nasıl bir ruh yapısına sahip olduklarını çok düşünmüşümdür.Galiba onlar hayatlarında kendilerine hiç değer verilmemiş,sevilmemiş,öz güvenlerini kaybetmiş zavallılar.
karşınızdaki insanın iyi niyetini aptallık olarak görüyorsanız inanın siz aptalsınızdır.
kalbinizi inciten insanlara karşı kırıcı olmadan cevap verebilmek, çok sağlıklı bir ruh yapısının ve her yönüyle güçlü bir kişiliğin ürünüdür.

(Alıntı)

Herşeye rağmen kalp kırmayı ilke edinmiş,ve bunu üstünlük sayanlarıda vicdanlarıyla başbaşa bırakıp yollarının açık olmasını dileyelim...



Çevrimdışı crt

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 8.438
  • Cinsiyet: Bayan
    • http://www.enpama.com/
Hiç kalp kırdınız mı?
« Yanıtla #1 : 13 Kasım 2010, 12:44:39 Cts »
Prenses:)
Dürüt olmak gerekirde eğer,aslında hepimizi itirafa zorlayan anlamlı bir konuydu..
 Gerçekleri  hernekadar kabul etme istemesekte..
Zaman zaman i(steyerek yada istemeyerek) kırıcı olabiliyoruz..
Şu an beni (hemde isteyerek bilerek kıranları) düşünüyorumda onlar için sadece üzülüyorum ..!
  Şairin de söylediği gibi

Herkes kırılamaz ,
ipince bir dal olmak gerekir kırılmak için
ama dünya kütüklerin...

Çevrimdışı prenses35

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.362
  • Cinsiyet: Bayan
Hiç kalp kırdınız mı?
« Yanıtla #2 : 13 Kasım 2010, 13:56:40 Cts »
Ben birisinin kalbini (bilmedende olsa) kırsam bile bu ağrıyı ben yüreğimde hissederim..başkasının üzülmesi beni de üzer..
Fakat bazı kişiler ne yaptıklarını,neyi kırdıklarını,neyi kaybettiklerini anlayamıyorlar..
anlasalar da umursamıyorlar ya da öyle görünüyorlar ama biliyorlarki vicdanları onları rahat bırakmaz..

Şu an beni (hemde isteyerek bilerek kıranları) düşünüyorumda onlar için sadece üzülüyorum ..!
bende üzülüyorum..
umarım yapılan hatalar geç olmadan farkına varılır da kırılan kalpler onarılabilinir...

Çevrimdışı prenses35

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.362
  • Cinsiyet: Bayan
Hiç kalp kırdınız mı?
« Yanıtla #3 : 13 Kasım 2010, 14:06:45 Cts »
Kaybetmek kolay,kazanmak zordur.
bir düşünelim kimleri üzdük zamanında?
kimlerin gözyaşları bizim yüzümüzden aktı?
kimlerin kalbini kırdık diye pişmanız ve bundan dolayı rahatsızız?

Kalbimize vurulan zinzirlerden kurtulup mutluluğa ulaşma zamanımız gelmedi mi sizce?
Ruhumuzu hafifletmenin zamanı gelmedi mi?
öyleyse siz iyi yürekliler eğer bizi kıranlar varsa onları affedin ve unutun...
Bizim kalbini kırdıklarımız varsa onlardan özür dileyelim,hatamızın farkına vardığımızı anlatalım ve af dileyelim..
inanin içinize büyük bir huzur dolduğunu hissedeceksiniz... :)

Çevrimdışı Ebru

  • Moderatör
  • *
  • İleti: 3.966
Hiç kalp kırdınız mı?
« Yanıtla #4 : 29 Kasım 2010, 12:56:24 Pzt »
Alıntı
Cezaevleri boşuna demişti.En güçlü ceza evleri vicdanımızdır.Vicdanın rahat olmadıktan sonra suçun af edilmiş,özgür kalmışsın ne çare?
"Vicdanın olmadıktan sonra en berbat mapus damlarının sana faydası ne?" demişti.

Bu cümleyi çok beğendim diyebilirim ::)

Çevrimdışı prenses35

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.362
  • Cinsiyet: Bayan
Hiç kalp kırdınız mı?
« Yanıtla #5 : 29 Kasım 2010, 21:51:49 Pzt »
Alıntı
Cezaevleri boşuna demişti.En güçlü ceza evleri vicdanımızdır.Vicdanın rahat olmadıktan sonra suçun af edilmiş,özgür kalmışsın ne çare?
"Vicdanın olmadıktan sonra en berbat mapus damlarının sana faydası ne?" demişti.

Bu cümleyi çok beğendim diyebilirim ::)
evet benimde en çok o bölüm hoşuma gitmişti ve çok doğru...
İnsan vicdanın sızısından kaçamaz...

Çevrimdışı eniseoz

  • Yeni Gelişimci
  • ***
  • İleti: 297
  • Cinsiyet: Bayan
Hiç kalp kırdınız mı?
« Yanıtla #6 : 30 Kasım 2010, 13:00:08 Sal »
“Bir bahçeye giremezsen,
Durup seyran eyleme.
Bir gönlü yapamazsan,
Yıkıp viran eyleme.”
Yunus Emre


Çevrimdışı eniseoz

  • Yeni Gelişimci
  • ***
  • İleti: 297
  • Cinsiyet: Bayan
Hiç kalp kırdınız mı?
« Yanıtla #7 : 30 Kasım 2010, 13:00:46 Sal »
“Gönül Çalab’ın tahtı,
Çalap gönüle baktı.
İki cihan bedbahtı,
Kim gönül yıkar ise.”
Yunus Emre


Çevrimdışı eniseoz

  • Yeni Gelişimci
  • ***
  • İleti: 297
  • Cinsiyet: Bayan
Hiç kalp kırdınız mı?
« Yanıtla #8 : 30 Kasım 2010, 13:06:47 Sal »
Doğan CÜCELOĞLU’NUN, Eğitimindeki Katılımcılarla bir konuşmasından
alıntıdır.
“Doğan Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?

Bir Katılımcı: Hocam Allah’a Şükür bildiğimiz kadarıyla yok.

Cüceloğlu: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz?

Cevap neredeyse otomatik olarak çıkar: “ÖLÜM.”

Cüceloğlu: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir ama bundan sonra başa gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Başka hiçbir şey insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi?
 
Katılımcılar : (Burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlarlar)

Cüceloğlu: Öleceğim belli ise, benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır... Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?

Katılımcılar: Hayır

Cüceloğlu: Bu saniye içinde olma olasılığı var mı?

Bir Katılımcı: Evet var.

Cüceloğlu: Ya Yarın?

Bir Katılımcı: Evet.

Cüceloğlu: Ya 30 yıl sonra?

Bir Katılımcı: Olabilir.

Cüceloğlu: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini biliyor
musunuz? Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz?

(Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle yaşama böyle bakmamışlardır.)

Cüceloğlu: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu sabah evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? Var mıdır böyle bir garanti?

Bir Katılımcı: Yoktur Hocam.

Cüceloğlu: Peki nereden biliyoruz az sonra telefonun çalmayacağını ve evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini? (Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlarlar)
ve:

Bir Katılımcı: Hocam konuyu değiştirsek?

Cüceloğlu: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha devam edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu biçimde mi
geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi yapardınız?

Bir Katılımcı: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam.

Cüceloğlu: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da gerginlik yaratır mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, bu son görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna
sarılmakta tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız? Ona, yüreğinizin derininden gelen bir ’Seni gerçekten çok seviyorum’ demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı? (Burada bazı katılımcılar ağlıyordur. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir)

Cüceloğlu: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda karşımızdakinin varlığından daha önemli, hangilerinde ’Şimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim’ diye kendi kabuğumuza çekilip tartışmaları donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı? Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?”


Çevrimdışı prenses35

  • İşi Kavrayan Gelişimci
  • *****
  • İleti: 1.362
  • Cinsiyet: Bayan
Hiç kalp kırdınız mı?
« Yanıtla #9 : 30 Kasım 2010, 18:51:49 Sal »
eniseoz paylaşımların çok güzel,teşekkür ederim..özellikle Doğan Cüceloğlunun yazısı gerçekten çok etkiler beni ve üzerinde düşünmemiz gereken şeyleri,toprağa gömdüklerimizi su üzüne çıkarmanın,af dilemenin,kırdıklarımızı onarmanın zamanının geldiğini düşünürüm.Ertelemek hiç iyi değil çünkü ne zaman zamanımız dolar bilmiyoruz,belki yarın belki yarından da yakın..

Çevrimdışı eniseoz

  • Yeni Gelişimci
  • ***
  • İleti: 297
  • Cinsiyet: Bayan
Hiç kalp kırdınız mı?
« Yanıtla #10 : 30 Kasım 2010, 19:55:01 Sal »
Rica ederim prenses.

Böyle bir konuya değindiğin için ben teşekkür ederim.

Çevrimdışı Korsan

  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 8.627
  • Cinsiyet: Bay
Hiç kalp kırdınız mı?
« Yanıtla #11 : 14 Aralık 2010, 10:05:09 Sal »
Kırdım elbet... 

Çevrimdışı yağmur sezgi

  • yaqmurr
  • Yeni Gelişimci
  • ***
  • İleti: 201
  • Cinsiyet: Bayan
Hiç kalp kırdınız mı?
« Yanıtla #12 : 14 Aralık 2010, 23:53:20 Sal »
kaainatta her şeyin bir yaratılış nedeni vardır ya .. bn kalbin kırılmak görevini üstlendiğini düşünüyorum... bu hernekadar insanlara üzüntü versede kalbi kırılmayan insanın duygularının olup olmadığından şüphe duyarım ben. bence insanın en büyük özelliğidir üzücü olaylara tepki verebilmesi, duygularının olduğunun en büyük kanıtıdır... Kalp kırmak kolay olandır çünk kalp dediğimiz mekanizma kendini kırılmaya odaklamıştır.. birinin kalbini bi şekilde paramparça edersin ama senin haberin bile olmaz.. hassasiyetlerin dışında yaptığın en ufak şey yetmiştir kalbi kırmaya... ama ne yaptığını asla bilemezsin .. işte buda gösterirki bna göre "kalp kırmadım diyebilen insanlar kalbin kırıldığından haberdar olmayan insan topluluğudur "..
ve sen ne yaparsan yap istersen safi melek ol kalp bu illaki kırılır..

sponsorlu baglantilar
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
14 Yanıt
3704 Gösterim
Son İleti 14 Mayıs 2008, 11:46:47 Çrş
Gönderen: ölüdeniz
30 Yanıt
6424 Gösterim
Son İleti 30 Ağustos 2008, 23:14:49 Cts
Gönderen: Gülşah
18 Yanıt
11995 Gösterim
Son İleti 07 Şubat 2010, 01:19:06 Paz
Gönderen: Flamingo
9 Yanıt
2848 Gösterim
Son İleti 08 Nisan 2009, 16:08:57 Çrş
Gönderen: Korsan
9 Yanıt
3175 Gösterim
Son İleti 21 Nisan 2008, 16:02:39 Pzt
Gönderen: crnkcclr
6 Yanıt
2529 Gösterim
Son İleti 22 Mart 2010, 14:47:38 Pzt
Gönderen: salihahmed
0 Yanıt
1396 Gösterim
Son İleti 04 Haziran 2011, 16:31:51 Cts
Gönderen: hurigül

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31