Anasayfa / Özgüven Geliştirme / Güveni kendimizde aramalıyız!

Güveni kendimizde aramalıyız!

İş yaşamında veya gündelik yaşamda kendinize güveniniz çok sık mı sarsılıyor? “Sanki yere düştüm” hissini sıklıkla mı yaşıyorsunuz? Belki de diğerlerinin tepkilerine gereğinden fazla önem veriyorsunuzdur. önemli başarımız, ötekilerin bize vereceği onaya ve kabule ihtiyaç duyduğumuz ve bunların karşılanmadığı durumlarda da  geçmişteki ve şimdiki başarılarımızı düşünerek hayal kırıklıkları karşısında parçalanmadan kendimizi destekleyebilmeye devam edebilmemizdir.

Sıradan bir hikaye… Veya değil

“Bir grup meslektaşımın önünde ayakta konuşuyordum. Dinleyicilerin sunumumdan biraz sıkıldığını düşündüm. Salondakiler esniyordu. Dikkatim dağıldı, kendime ve anlattığım şeye inancımı bir anda kaybettim. Arkada çalan müziği duydum, yine aynı müzik… “Yapamazsın ki! Yine yapamadın” şarkısı çalıyor… Artık salondakilerin ne yaptığının veya ne cevap verdiğinin önemi yok. Gözlerimden yaşlar süzülüyor, canım acıyor, kızıyorum ama kime bilemeden… Duymuyorum söylenenleri… Tek duyduğum içimdeki acı…  Ben kendi zihnimdeki sesin kalabalığına karıştım. Uzun yıllar öncesine gidiyorum… Salon yine kalabalık… Piyanonun tuşlarına yanlış basıyorum. Annemler çıkışta azarlıyorlar “Yine hatalı çaldın. Hep yanlış yapıyorsun zaten”.
  
Sonra ben de kendime kızıyordum niye böyleyim diye…O zamanlar onların verdiği sufleler bugün kendi sesim oluyor. Hep çaresizce ötekilerin gözlerinde yıllar önce kaybettiğim aynayı arıyorum. Kendime güvenim yok ki benim. Hep ötekilere bağlıyım”.

İlgili Yazı :   İnsan psikolojisi ve Özgüven

Çevreyle ilişkilerimiz bizi tanımlıyor
Zaman zaman gündelik yaşamda veya iş yaşamında kendimize güven konusunda iniş-çıkışlar yaşayabiliriz.  Hepimiz insanız. Bazen kendimizi enerjik ve iyi hissedebiliriz. Bazen de cansız, üzgün ve dalgın… Böyle zamanlarda, kendimizle ve dünyayla ilgili olarak olumsuz düşüncelerimiz ve yoğun kaygılarımız olabilir. Yine hepimize tanıdık gelebilecek şekilde, bazı kişilerin varlığı kendimizi iyi hissetmemize yardımcı olurken, bazılarının varlığı da genelde kendimize güvenimizi sorgulamamıza sebep olabilir. Birisi bizi beğenmediğinde,  bizi dinlemediğinde veya bize arkasını döndüğünde kendimizi kötü hissedebiliriz. Diğer bir deyişle, aslında çevremizdeki kişilerle kurduğumuz ilişkilerden edindiğimiz izlenimler aracılığıyla duygu dünyamızda hem onları hem de kendimizi tanımlamaya girişiriz. 

İlk düşüş
Dünyaya atıldığı andan itibaren bebek kendini bu dünyanın merkezinde görür. Bebeğin  fiziksel olarak hayatta kalması için yaşadığı ortamda belli koşulların gerçekleşmesi gerekir: oksijen, yemek ve bir dereceye kadar sıcaklık. Aynı şekilde, psikolojik olarak varolması da ancak içinde bulunduğu psikolojik çevrede bazı koşulların sağlanması ile mümkün olabilir: Duygusal ihtiyaçlarına uygun karşılıkları veren ötekilerin varlığı. Duygusal ihtiyaçlar nasıl doyurulabilir? Bebek, görülmeye, onaylanmaya, gerginliği arttığında korunmaya, desteklenmeye ve herkes gibi olduğunun kabul edildiğini hissetmeye ihtiyaç duyar. Varlığına değer verildiğinin bilgisini bebek annenin dokunuşları, bakışları ve ses tonu aracılığıyla alır. Fakat eninde sonunda her anne doğal olarak bazı zamanlarda bebeğin ihtiyaçlarını karşılarken yetersiz kalabilir ve/veya gecikebilir. “Ben harikayım istediğim her şey karşılanıyor” diyen bebeğin içinde bulunduğu mükemmel denge durumu sarsılır ve “Ben ve annem farklıyız. İstediklerim anında karşılanamayabilir” demeye başlar. Eğer anne yeteri kadar bebeğinin ihtiyaçlarına duyarlıysa, bebek kaçınılmaz olarak yaşayacağı bu tür hayal kırıklıklarıyla baş edebilecek kaynaklara sahiptir. Diğer yandan, bebeğin  duygusal ihtiyaçlarının karşılanmasında babanın da sahneye girmesi gereklidir. Bebek güçlü gördüğü, hayran olduğu babanın kendisini rahatlatmasına ihtiyaç duyar.
“Kendine güven konusunda  iniş çıkışlar yaşamak çok normal. Ama inişleri daha az yaşamak için kendimize olan güvenimizi, başkalarının düşüncelerine endekslemekten vazgeçmeliyiz.”
Güveni başka yerde aramak
Sağlıklı gelişimin devam etmesi için hem annenin hem de babanın çocuğa, yaşına uygun dozlarda sınırlar koyması gerekir. Böylece çocuk hem kendisini hem de ötekileri daha gerçekçi şekilde görmeye başlar. Kısaca, sağlıklı gelişim sürecinde, annenin ve babanın çocuğun duygusal ihtiyaçlarını çocuğun ihtiyacı olduğu şekilde doyurmasıyla, çocuğun kendine güveninin ve yaşamla ilgili sahip olduğu ideallerinin temel taşları döşenmiş olur. Diğer yandan, annenin ve/veya babanın kendi duygusal ihtiyaçları çok yoğunsa, enerjilerini çocuklarına yatıramadıklarından çocuklarını zamanından önce yalnız bırakırlar. Bu durumda, çocuğun duygusal repertuarındaki boşluklar, ilerde yetişkin olarak kendine güveninin çok hassas dengelerin üzerine oturmasına, iç dünyasında anlam veremediği boşluk, anlamsızlık hisleri gibi duygusal gelgitler yaşamasına sebep olur. Erken dönemde henüz yeterli kaynakları oluşmadan kendi kaynaklarıyla baş başa bırakılan çocuklar yetişkin olduklarında da geçmişte yitirdikleri ya da hiç sahip olamadıkları o “sevgi dolu bakışı” diğerlerinin gözlerinde arar dururular. “Başkalarının gözlerinde kendi kendilerini bulabilmek umuduyla”  hiç yalnız kalmazlar, hep temas ararlar. Sürüklenirler.
Güvenimizi kendimiz oluşturmalıyız
İşte yukarda kısaca anlatmaya çalıştığımız kendiliğin gelişimi sırasında ortaya çıkan ihtiyaçlar yaşam boyu devam eder. Tamam “kendine güveni” biz kendi kendimize sağlamalıyız. Tamam, bizler yetişkinler olarak ötekilerin verecekleri tepkilere bebeklerden daha az ihtiyaç duyuyoruz. Fakat bu ihtiyacımızı karşılamayı bir noktaya kadar kendi kendimize başarabiliriz. En önemli başarımız, ötekilerin bize vereceği onaya ve kabule ihtiyaç duyduğumuz ve bunların karşılanmadığı durumlarda da  geçmişteki ve şimdiki başarılarımızı düşünerek hayal kırıklıkları karşısında parçalanmadan kendimizi destekleyebilmeye devam edebilmemizdir. Tabii resme bütün olarak bakarsak, yine de, yaşam boyu gözlerimiz ve antenlerimiz her yöne açılmış şekilde değerli bulunup bulunmadığımıza dair mesajlar almaya ilişkin çok hassas olmaya devam ederiz. 
 

İlgili Yazı :   Kendine Güven

Yazan : Uzm. Klinik Psikolog Hande Kılınç Kunt
Persona Life Sağlıklı Yaşam ve Danışmanlık Merkezi

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye’nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede “beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi” gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

6 yorum

  1. Gerçekten de çok önemli bir konuyu aktardığın için teşekkürler Özgür.

    Kişinin ailesinden aldığı dürüstlük, insanlık, görgü ve özellikle de bol miktarda sevgi ve şevkât çok ama çok önemli bence. Güven gelişimi adına takdir edilme, onay görme elbette gerekli, ancak kendi çocukluğumdan örnek verecek olursam; babam subay olduğu için sert görünümlü, dakik, dediğinin hemen yapılmasını isteyen, ama bir o kadar da duygusal, sevgi dolu, üzerimize titreyen bir insandı. Bizleri (beş kardeştik) biraz üzgün görse oturup ağlayan, gece annemden önce fırlayıp
    tek tek hepimizin sütünü içiren, her fırsatta sarılıp öpen koklayan bir babaydı. Annem ise her zaman neşeli, sevgi dolu ve her şeyimizi paylaştığımız bir insandı.

    Ancak bütün bunlara karşın babam zaman zaman bizleri eleştirir, ahmak, dikkatsiz, bir türlü öğrenemedin vb. kelimeleri sarfederdi. Bir şeyi doğru yapacaksak da sert tavrı yüzünden yanlış yaptığımız çok olurdu. Böyle durumlarda ona çok kızar söylenip dururduk, ama bizleri çok sevdiğini ve sonsuz şefkatini de bilirdik. Biraz daha bilinçlenmeye başladığımızda ise babama yanlış tavırlarını kabul etmediğimizi, üzüldüğümüzü ve bazı konularda ondan daha farklı düşündüğümüzü daha rahat söyler olduk.

    Şimdi ise babamın bizlere söyledikleri; bugün ölsem gözüm arkada kalmaz, çünkü hepiniz aklı başında, kendi kararlarını kendi veren, ayakları üzerinde duran, ekmeğini gerekirse taştan çıkartan ve her koşulda hakkını aramasını bilen kişiler oldunuz sözleridir.

    Takdir görüp, onay alan bir kişi gerekli sevgiyi, şevkâti, ahlakı ve görgüyü alamazsa güven kavramı tek başına havada kalır. Ama sevgi, şevkât, ahlak ve görgü ile büyümüş bir insan yapılan yanlışları görerek kendini geliştirip güven duygusunu pekiştirebilir.

  2. keyifle okudum özgür, güven insanın en asil duyduğu olgularından biridir bence ve alt yapısını ailesinden alır ve dolu dolu güven oluşmuşsa kişilikle birlikte pekişerek kişi seçici olur aksi halde fasit daireler çizerek üretimsiz döner durur bence,,,
    teşekkürler emeğine sağlık,,,

  3. Ne güzel bir konuyu paylaşmışsın bizimle Codex..
    Özgüvenimizi yalnızca kendi kendimize oluşturduğumuzu sanarak, ne kadar da yanılıyormuşuz.. Özgüveni gelişmiş insanların; aslında geçmişinde ve bugün, takdir gören kişiler olduğunu çıkardım ben bu paylaşımdan.. Özgüveni gelişmeyen / gelişemeyen kişilerin ise çokça tenkit gördüklerini tabi ki..

    Herkesin zaman zaman hataları olabilir; aile içi ilişkilerinde, işyerinde, toplum içindeki davraışlarında vs.. Ancak “yapamadın yine”, senden bu beklenirdi zaten” gibi tenkit edici sözlerden ziyade, “sen bundan daha iyisini de yapabilirsin” gibi teşvik edici sözler, kulağa daha hoş geliyor..

    Takdir edildiğini görmek, insanı başarıya iterken; tenkit eden ve rencide eden söylemler, başarısızlığa iter..

    Kişinin kendine güvenini tetikleyen çok önemli faktörler bunlar.. Ancak kendimize güvenimizi sarsan bu durumlar karşısında, biz de kendimizi telkin yoluna gidebiliriz.. Çünkü biz biliyoruzdur ki, elimizden geleni yapmaya çalışmışızdır.. Ancak her zaman, daha iyisini yapmak da bizim elimizdedir..

    Teşekkürler paylaşımın için..

  4. ya hakkatten çok önemli bir konu ben 14 yaşında 8. sınıf öğrencisiyim ve oks ye hazırlanıyorum bir çok sınav oluyoruz gerek okulda gerekse dershanede bu sınavlarda başarılı oluyorum tamam fakat bazılarında ise isediğime ulaşamıyorum ve kendime olan güvenim eksilere düşüyor diğer sınavlara konsanter olamıyorum güven hele ki özgüven çok önemli başarının temellerinden biri teşekkür ederim

  5. HİKAYE ÇOK GÜZELDİ BEN BEYENDİM AMA İŞLENİLEN KONU BAKIMINDAN OLUMSUZ O YÜZDEN ÜZÜLDÜM.

  6. çok güzeldi ben beyendim teseküler

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

ozguven eksikligi belirtileri

Özgüven Eksikliği tespiti için 6 belirti

Özgüven, hem iş yaşamında hem sosyal yaşamda duygusal bir gereklilik olarak görülüyor. ...