Anasayfa / manşet / Hayat çoğu zaman “çok istediklerini vermeyerek” öğretir!

Hayat çoğu zaman “çok istediklerini vermeyerek” öğretir!

Çok istediklerini vermeyerek öğretir hayat! Öyle mi gerçekten? Çok arzuyla istediklerimizi vermeyerek bir şeyler mi öğretir hayat? Öğretme ve öğrenme şekli bu mudur?

Bazılarımız için EVET, aynen öyle. Nereden mi biliyorum? Öğrenme teorilerini okudum, çalıştım ve akademik olarak kafa yorduğum mevzu bu… Eh bir parça da hayat öğretti diyebilirim…

Benim de içinde bulunduğum jenerasyon ve öncesinde çocuklar şımartılmadan büyütüldü. Ekonomik nedenler bir yana, eğer çocuğa istediği her şey kolayca sağlanırsa; sahip olduklarının kıymetini bilmez, başarılı olmaz, çalışmaz, çabalamaz denildi. Maddi varlığı yüksek aileler, kendi işletmelerinde çocuklarını en alt seviyelerde çalıştırarak büyütüp sonra yönetime dahil ettiler. Benden daha öncesi çok daha serttir. Yetişkinler hem birbirlerine hem çocuklarına sözel ve davranışsal sevgilerini ifade etme biçimlerinde dahi çok cimri davrandılar. Sevdiklerine toplum içinde dokunmadılar bile. Yalnızlıklarında dahi çocuklarını kucaklarına alıp, öpüp sarılmadılar. Bildiklerini öğretme yolu buydu!

Sadece düşünüyorum…

Böyle büyütüldük bizler. İsteklerine ulaşmak için uğraşırsın, didinirsin, nice okullar okur, işler yapar, hep bir şeylere, hedeflere ulaşmak için koşar durursun. Ulaşana kadar engellere takılırsın, zorluklarla mücadele edersin. O yolda uğraş verirken nice sancılar, sarmallardan geçersin ve vardığında yahut varamadığında nerde olduğunu bilirsin. Hem yolda hem final çizgisinde kim olduğunu, sınırlarını fark eder, öğrenirsin, büyürsün, kıymet verir, kıymet gösterir, değerler zincirine yeni bir halka eklersin…

“Yaşam, bir nevi Hayat okuludur” önermesini doğru kabul edersek; biz nasıl öğreniyorsak, yaşam da o şekilde sunar derslerini. Ötesi mümkün değil, yoksa okul olmaz. Hayat, öğrencisine en uygun şekliyle sunar kendini. Yaşam; yargılamaz, sorgulamaz… Her nasılsa öyle karşılık verir. Kendince bir şey uydurmaz, eklemez, çıkartmaz… Bunu akademiden bilmiyorum… Yaşam öyle büyük bir öğretmen ki, okullara sığmaz!

İlgili Yazı :   VIDEO : Dert dediğim şeylerin, dert olmadığını ben o gün öğrendim!

1980’lere kadar doğanlar için yaşam böyle bir şey… İstemeyi biliyorsan, arzu etmeye cesaretin varsa iste ve almak için uğraş ver, çabala! Aldıysan ne ala, öğrenmişsin, doğru çabayı göstermişsin, mutlu ol; almadıysan yeniden dene, vazgeçme, uğraşmaya değer -ki zaten yaşamın amacı budur! Yaşam ne yapsın? Bildiğimizi verecek, bilmediğimizi, öğrenmediğimizi sınavda soracak kadar acımasız değil ya! Değil, o denli acımasız değil, biliyorum… Söyledi bana… Eğitimciyim ya o kadar torpilim olsun…

hayat nasıl öğretir

Şimdiki nesle bakınca :

Nasıl da seviyoruz çocuklarımızı, ulu orta parkta, bahçede, evde, sokakta ; öyle değil mi? Öpüyoruz, kokluyoruz, canım, cicim yapıyoruz. Bizim yoktu ya, alıyoruz her şeyi, oyuncağı, giysiyi… Halimiz vaktimiz olsun olmasın, eksik kalmasınlar istiyoruz ondan bundan şundan. En iyi okullarda okusunlar, istedikleri mesleği seçsinler, her şeyi tatsınlar istiyor muyuz, istiyoruz. Zorlamadan, kolaycacık veriyor muyuz nerdeyse her şeyi, veriyoruz, yalan mı?

Nasıl da biliyorlar her şeyi, boylarından büyük laflar ediyorlar minicik bedenlerinde. Fikirlerini, duygularını nasıl da özgürce söyleyiveriyorlar değil mi? Telefon, internet, bilgisayar, pad vs neler neler var ellerinde, öyle değil mi? Sokakta, parkta doğal dünyada değil, sanal alemde kuruyorlar oyunlarını…“Bilgi çağı canım, bu nesil de böyle” demiyor muyuz, diyoruz… Yıl geçmeden okul sistemlerini kurcalıyor (siyasi nedenleri hariç tutarak ve fakat eğitimcilerin gören, fark eden akıllarını, gözlerini, çabalarını bilerek, kast ederek) çareler arıyoruz, hızlarına yetişmeye çalışıyoruz. Sevgimizi daha nasıl gösteririz, onları daha nasıl iyi destekler, iyi öğretiriz, “daha daha neyi nasıl sunarız acaba?” sorularıyla uyanıyor muyuz her yeni güne, çağa?

İlgili Yazı :   Penisi olan kadınlara.. (2. Bölüm)

Bizlerin ebeveynlerini büyüten nesiller gibi, “bizim evimizde ışık bile yoktu, sokak lambasının ışığı neyine yetmiyor” demiyor, “ışık olmasa jeneratörden daha güçlü ışık verecek ne üretebiliriz acaba” diyor muyuz, diyoruz…

Hal böyle olunca ;

Bizlerin aksine, bizim çocuklarımız için; kolaycı, tembel, çalışmazlar, kıymet bilmezler, doyumsuz ve mutsuz olacaklar mı denilmeli? Hiç sanmıyorum, bence kocaman bir HAYIR! Onlar sadece ve sadece bizden başka türlü öğreniyorlar. İşte o yüzden de yaşam daha başka yollarla çıkacak karşılarına, bambaşka sorular çıkacak sınavlarında. Ve bizler belki de ilk kez ne yapacağımızı bilemeyeceğiz çünkü hiç bilmediğimiz, görmediğimiz, almadığımız dersler olacak yaşamlarında.

Çok istediklerini vermeyerek öğretir hayat! geçersiz olacak onlar için. Oooo daha bebekliklerinden itibaren geçersiz ya!

Sadece düşünüyorum;

ÇOCUKLARIMIZ, “hiç bilmediğimiz, görmediğimiz, almadığımız dersler” ile karşılaştığında; onları anlamak, destek olmak istiyorsak eğer,

“İsteklerimizi kolayca verir hayat, zor eden biziz, neysek onu sunar hayat” ı öğrenmeliyiz…

Yazan : Elif Çolak, İstanbul – 20 Şubat 2015 | LinkedIn

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

mutsuz calisan

Mutsuz bir çalışan mısınız?

Bankacılık, hukuk, danışmanlık ve muhasebe gibi kurumsal alanlarda kariyerinizin başlangıcındayken sizden daha ...