Hayatı doya doya yaşayanlara selam olsun!
Yazabilmek için sürekli okuduÄŸumu yazılarımda sürekli ifade ediyorum. İnsanın ne yapmak istediÄŸine karar vermesi hayatı keyifli yaÅŸamasına neden oluyor. Böylece Eflatun?un dediÄŸi gibi kendimi fethediyorum: “İNSANIN KENDİNİ FETETMESİ, ZAFERLERİN EN BÜYÜĞÜDÜR!”
Bugün size haftalık çıkan K Dergisi’nden alıntı yapmak istiyorum. Amerikalı ÅŸair ve yazar Jack Kerouac?un kendi hayatını anlatışı bana harika geldi. Öncelikle daha küçük yaÅŸlarda ne olmak istediÄŸine karar veriÅŸi ve bütün gücüyle tek bir hedef üzerine çalışması baÅŸarısının nedeni olmuÅŸ. Şöyle ifade ediyor;
?Daha on yaşına gelmeden yazar olmayı kafama koymuştum. Sürekli yazıyordum, her an her yerde. Yürürken bile yazdığım oluyordu. Kafama bir direk patlayana ya da ayağıma bir taş takılıp asfalta yapışana dek yazıyordum. Sonra ayağa kalkıp kaldığım satırdan devam ediyordum. Anneme, babama ve arkadaşlarıma uzun uzun mektuplar yazıyordum. Gün içinden fotoğraflar çekip, her küçük ayrıntısını yazıyordum bu fotoğrafların. Yazdıklarım satırlarla ifade edilen yaşam fotoğraflarıydı.?
Bir hedefin peşinden koşabilmemiz için öncelikle bir hedefimiz olmalı. Sonra da deli gibi peşinden koşmalıyız. Hiç birimizin hayatı birbirine benzemiyor. Benzemesi de gerekmiyor. Başkalarına benzemek için uğraşmamalıyız. En iyisi özgün bir hayatımız olması. Bize özgü, sadece bize özgü. Bundan da asla utanmamalıyız.
Yazarın notlarından devam edelim bakın nasıl bir düşünce yapısı var:
?Canımın sıkıldığı bir gün bilmediÄŸim bir gemiye atlayıp dünyanın deÄŸiÅŸik yerlerini görmeye karar verdim. Kendime müthiÅŸ eÄŸlenceler düzenledim. Singapur barlarında polo sopası salladım, Avustralya?da at yarışı oynadım, Bombay?da sokak serserileriyle dalaÅŸtım, pislik yuvası Karaçi?de kendi ihtilalimi yaptım ve bunu Marsilya?dan baÅŸlatıp öbür tarafa kadar yaydım. Hayatım boyunca ait olduÄŸum yeri aradım. Yaşımım ve yazdıklarımla toplumun kalıplarını kırmaya çalıştım hep. Kafamın içindekileri yıkmak için çok uÄŸraÅŸtım. Çok özgür kaldım, çok dolaÅŸtım, çok açıldım. Zihnimin içine çöreklenmiÅŸ o eski dünyayı yerinden söküp attım. Galiba hep mutluluÄŸu aradım ama mutluluÄŸun yolu, mutluÄŸun harika, garip bir düş olduÄŸunu anlamaktan geçiyor. Zaman ise tozun bile demirden olduÄŸu katranlı çukur sadece. Her taşın altına elimi sokmaktan çekinmedim. Spor muhabirliÄŸi, inÅŸaat ameleliÄŸi, askerlik, yemek dağıtıcılığı, kamarotluk, kasaplık, garsonluk, bulaşıkçılık, orman yangın gözcülüğü, demiryolları işçiliÄŸi…Åžimdi sadece takılıyorum. Ama ben daha çok çılgın insanları kale alırım. YaÅŸamak için çıldıranları. İçlerindeki ateÅŸi tutkuyla besleyenleri. Yıldızların arasına aÄŸ örmeye çalışan bir örümcek çılgınlığında tek bir mumla dünyayı aydınlatmaya kalkanları severim. Neredeyse tüm hayatım boyunca seyahat ettim ve yazdım. Günlük kaygılarla ömür tüketen insanlar gördüm. Otuz dört yaşına kadar araba kullanmadım, hiç ehliyetim olmadı. ÇocukluÄŸundan beri araba kullananlar ve ilk fırsatta ehliyet sahibi olanlar tüm ömürlerini ev-iÅŸ arasında yol yaparak harcarken ben dünyayı gezdim. Garip bir tezat…?
Farkında mısınız bizden bahsediyor :) Büyük şehirlerde yaşayan bizler, hayatımız arabaların içinde iş-ev arasında geçti ve geçiyor. Tatil demek, yılda bir kere bir hafta deniz tatili oldu :)
Devam edelim:
?Yalnız kalmaya, bilgelik kazanmaya çalışıyordum. Yaşamın keyfini tam kalbinden yakalamaya uğraşıyordum. Bu durum beni yangın gözcülüğüne sürükledi. Doğa koşulları altında, tamamen yalnız başıma, ormanın tam ortasında altmış üç gün ve gece, sonsuza dek ıssız kalmaya mahkum bir dağda sonsuzluğu aradım. Kayalara ve ağaçlara hiçliğin anlamını sordum zaman zaman. Yanıt boşlukta kükreyen kocaman bir sessizlikti. Yıldızları o kadar uzun zaman izledim ki onların birer sözcük olduğunu düşünüyorum artık. Bedenim dünyanın hangi ücra köşesine kavrulursa kavrulsun doğanın hüküm sürdüğü bu evrende her şey beynimin içinde olup bitiyor. Kafamın içindeki önyargılardan kurtuluyorum ve yaşamı olduğu gibi seviyorum.?
Yazarın hayatı beni çok etkiledi ve sizinle paylaÅŸmak istedim. Biraz daha özgür yaÅŸamalıyız, biraz daha hayatın tadına bakarak yaÅŸamalıyız diye düşünüyorum. Hani geçen haftalarda Ataol BehramoÄŸlu?nun bir ÅŸiirini yazmıştım size. Kusura bakmayın ama tekrar yazmak istiyorum. Hayatı doya doya yaÅŸayanlara selam olsun…
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİRŞEY VAR
 Â
  Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
  Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
  Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
  Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
  İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
  Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
  Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
  Kopmaz kökler salmaktır oraya
  Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
  Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
  Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
  Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
  İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
  Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
  İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
  Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
  Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
  Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
  Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
  Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
  Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
  Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
  Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
  Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
  Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
  YaÅŸadın mı büyük yaÅŸayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına  Â
  Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
  Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
Sevgiler
Tülay Bilin
tulayb18@gmail.com
tulay@karmaastrology.com
Tülay Bilin kimdir?
Tülay Bilin çok uzun yıllar Hürriyet Gazetesinde çalıştıktan sonra, Nisan 2006?ya kadar Dünya Gazetesinde İnsan Kaynakları Müdürü olarak çalıştı. Uzun yıllardır kişisel gelişim konusunda aldığı eğitimleri 10 yıldır profesyonel olarak çevresiyle paylaşmaktadır. Şirketlere verdiği eğitimler devam etmektedir. Ayrıca kişisel olarak sorunlarını çözmekte zorlananlar için de yüz yüze görüşmeler yapmaktadır. Haftada bir gün radyo programı yapmaktadır. (Cumartesi günleri saat 11.00-12.00 arası Mavikaradeniz radyosunda canlı telefon bağlantılı. Frekansı 106.4)
Uyurken dinlenebilen, ücretsiz kişisel gelişim, kilo verme, sigara bırakma, hipnoz mp3leri. Deneyenlerin yorumları oldukça ilginç! hayatimdegisti.com'da...





Bu yazıyı okuyanlar, bunları da okumalı :



08 Temmuz 2007, 3:36
Bu yaıyı okumaya baÅŸladığım andan beri Tülay Biin’in yazısı olduÄŸunu anlamıştım. Tanıyorum artık zaılarını :)
Yine güzeldi. Ve doÄŸru…
01 AÄŸustos 2007, 15:28
Åžiir harika gerçektende yaÅŸadıklarımızdan öğrenmemiz gereken okadar çok ÅŸey varkii bu siteye tesadüfen girdim ama inanılmaz güzel buldum emeÄŸi geçen herkese saygılarımı sunmak istiyorum gerçekten çok çok özel bir yer burası insan kendisini buluyor buraya girince…