KendiniGelistir.Com » İşte BaÅŸarının Beyindeki İzleri
MOTIVASYON MESAJINIZ:
Başarı bir yolculuktur, bir varış noktası değil. - Ben Sweetland

İşte Başarının Beyindeki İzleri

19 Temmuz 2006 | Özgür ŞAHİN | Kategori: Güçlü Hafıza |

Neden bazı insanlar diğerlerinden daha başarılı oluyor? Bu sadece eğitimle, yetişme şartlarıyla açıklanabilir mi? Yoksa yanıt daha derinlerde, daha içerlerde mi gizli. Beyinde ve genlerde başarının izini sürmek mümkün mü?

Niçin bazı insanlar hayatta daha başarılı oluyor?

Niçin bazı insanlar başarma arzusu ile doğarken, bazıları dışarıdan destek görmediği zaman olduğu yerde sayıyor? Niçin bazılarının tutku fitili hiçbir zaman ateşlenmiyor? Bir ailenin bazı üyeleri çok başarılı bir çizgi tuttururken, niçin aynı ailenin başka üyeleri başarı merdiveninin en alt basamaklarında debelenip duruyor?

Bilim adamları başarma isteği veya hırs olarak nitelendirilen dürtünün kaynağını araştırıyor. Time dergisinin 13 Şubat 2006 tarihli sayısında yayımlanan bu ilginç yazının geniş bir özetini sunuyoruz. İnsanlığın davranış portföyündeki dürtülerin içinde hırs Ğortak pastadan, başkaları kapmadan en büyük dilimi kapma isteği- insanlara en demokratik şekilde dağıtılmış olmalıdır.

Doğa, aslında toplamı sıfır olan bir oyundur. Aileniz için avladığınız her hayvan, başkalarının bir hayvan eksik yemesi anlamına gelir. İşgal ettiğiniz her toprak, diğerlerinin daha az toprakla yetinmesini gerektirir. Olaya bu şekilde bakınca, başarma ihtiyacının herkese eşit olarak dağıtılmış olduğu sonucu çıkıyor.

Ancak bu sonuç gerçeği yansıtmıyor. Başarma arzusu herkeste aynı olmadığı için başarıya ulaşmak için elindeki tüm olanakları kullanan her insana, elindekiyle yetinen başka bir insan düşüyor. Ayrıca başarma hırsı kadın ve erkekte de farklı bir yol izler. Aynı şekilde Amerikalılar ile Avrupalılar, zenginler ile fakirler, savaş sonrası jenerasyon ile zamanımızın gençliği de bu açıdan farklıdır. Hırslı kişiler de tutkularını farklı şekillerde yaşarlar.

Hırsın tarifi

“Hırs evrimin bir yan ürünüdür” diye konuÅŸan Soka University of America?dan antropolog Edward Lowe, “Sosyal statünün nasıl tanımlandığına bakmaksızın, her toplumda bazı insanlar, sosyal statü için diÄŸer insanlardan daha agresif bir yol izlerler” diyor.

Davis?teki Kaliforniya Üniversitesi?nden psikolog Dean Simonton, başarının karmaşık bir olgu olduğuna dikkat çekiyor:

“Hırs enerji ve kararlılık gerektirir. Ancak bu noktada bir hedefin de olması gerekir. Hedefi olup da enerjisi olmayan insanlar, bir kanapeye uzanıp ?bir gün daha iyi bir fare kapanı yapacağım? diye hayal kuranlardır. Enerjisi olup, hedefi olmayan insanlar ise bir projeden diÄŸerine atlarken, dağılıp giderler.”

Enerjinizin, hedefinizin ve yeteneğinizin varolduğunu farz edelim. Bu durumda hırs eşit midir? Olağanüstü bir kulağı olan başarılı bir müzisyen, her notada ter döken başarısız bir müzisyenden daha mı hırslıdır? Mozart?ı dinleyebiliriz, fakat Salieri?yi de alkışlamamız gerekmez mi?

Hırs konusunun en büyük açmazı, hırsın aşırıya vardırıldığı durumlardır. Ahlaki kaygılar taşımayan büyük hedefler, diktatörleri doğurur Ğveya Enron ve Parmalat?ı. Günde 16 saatlik çalışma temposu, çalışma masasında yenilen hızlı yemeklerle birleşince kalp krizi ve tükenmişlik sendromlarına davetiye çıkartır. Hatta çocuklar arasında bile hırs, hızla zarar vermeye başlar.

Hırsın açmazı

Ohio State University?den antropolog Peter Demerath, normal müfredatlarının dışında çok sayıda ders alan, derslerden sonra sportif faaliyetlere katılan ve bunlarla yetinmeyip boş zamanlarında çalışan 600 lise öğrencisi üzerinde bir araştırma yürüttü.

Bunların yüzde 70?i arada sırada veya devamlı stres içinde olduklarını itiraf ettiler. Demerath karşılaştığı ilginç vakalardan birini şöyle anlatıyor:

“Çocuklardan birine, ailesinin bu çalışma temposunu nasıl karşıladıklarını sordum. Çocuk evde geçirdiÄŸi zamanın çok kısa olduÄŸunu ve bu nedenle ailesiyle konuÅŸmaya fırsat bulamadığını söyledi.”

Antropologlar, psikologlar ve diÄŸer uzmanlar bu konuya daha yakından eÄŸilerek, hırsın köklerini ailede, kültürde, cinsiyet farkında ve diÄŸer faktörlerde arıyor. Lowe, “Prestij peÅŸinde koÅŸmak son derece insani bir tutumdur. Yalnızca karnını doyurmak ve barınmak yeterli gelmez. İnsanlar daha fazlasını ister” diyor.

Hırs insanların dışında hayvanlar aleminde de yaygındır. Pek çok hayvan, doğdukları andan itibaren hırs belirtileri göstermeye başlar.

Tek hırslı tür insan değil

Kurt yavruları daha sütten kesilmeden önce, bazılarının “alfa” bazılarının da “beta” oldukları anlaşılır. Alfalar daha hızlı, daha meraklı ve süt, anne ve yatacak yer açısından daha açgözlüdür. Ayrıca yaÅŸamları boyunca da alfa olarak kalırlar. Alfa kurtları yuvarından daha fazla uzaklaşır, her yıl yavrularlar ve 10-11 yaşına kadar yaÅŸarlar.

Betalar bu avantajların hiçbirinden yararlanmazlar; yuvalarından çok uzaklaşmazlar; nadiren yavrularlar ve genellikle 4 yaşından önce ölürler. İnsanlar da buna benzer doğal bir kararlılık sergiler. Çocukluğunda ele avuca gelmez çocukların, büyüyünce ne kadar başarılı bir iş adamı olduğu öyküleri yaygındır. Bu özellik genlerle geçiyorsa, başarı yolunda farklı kulvarlarda ilerleyen tek yumurta ikizlerinin durumu nasıl açıklanabilir? Şu anda doğduktan sonra birbirlerinden ayrılan tek yumurta ikizleri üzerinde devam etmekte olan çalışmalarda, başarı dürtüsünün şiddeti ölçülüyor. Çalışmalarda ikizlerin profillerinin yüzde 30-50 oranlarında örtüştüğü görülüyor.

Hırsın beyindeki izleri

Bu sonuç, genetik açıdan, kalıtsallığın çok önemli bir etmen olduğunu gösterir. Ancak yine de çocukluk deneyimleri, ailenin etkisi gibi çevresel etmenlerin de rolünün küçümsenmeyecek kadar önemli olduğu da anlaşılıyor.

Bu değişkenleri araştırmanın bir yolu da beyni incelemektir. Missouri, St.Louis?teki Washington Üniversitesi?ndeki bilim adamları, sebat olarak bilinen bir özelliği incelemek için beyin görüntülerinden yararlandılar.

Sebat, bir işe tamamlanıncaya kadar odaklanma yeteneğidir. Bilim adamlarının sebat üzerinde durmalarının bir nedeni de sebatı, hırsı harekete geçiren bir motor olarak düşünmeleridir.

Bilim adamları bu baÄŸlamda öğrencilere bazı sorular sorarak sebat düzeylerini ölçtüler. Daha sonra öğrencilere basit bir görev vererek, görevi yaparken beyinlerinin magnetik rezonans ile görüntüsünü aldılar. Sonuçta sebat ölçümleri en yüksek olan öğrencilerin beyinlerindeki limbik bölgede çok büyük bir hareketlilik olduÄŸunu tespit ettiler. Limbik bölge, beynin duygular ve alışkanlıklar ile ilgili olan bölgesidir. “Korelasyon 0.8 (veya yüzde 80) idi” diye açıklamada bulunan araÅŸtırma sorumlusu profesör Robert Cloninger, “Bu, sebatın iÅŸin tamamlanmasında ne kadar önemli bir etmen olduÄŸunu gösteriyor” diyor. Bu arada beyindeki doÄŸuÅŸtan gelen farklılıkların hırsları tetiklediÄŸini veya öğrenilen davranışların limbik bölgeyi faaliyete geçirdiÄŸini söylemek mümkün deÄŸil.

Fakat bazı bilim adamları hırsı olmayan insanları, doğru yerde doğru yöntemle tetiklendiği takdirde hırslı hale getirmenin mümkün olduğuna inanıyor.

“Enerji düzeyi genetik olabilir” diye konuÅŸan psikolog Simonton, “Ancak enerji düzeyi doÄŸru zamanda doÄŸru hedefi bulmakta insanlara yol gösterir” diyor. Simonton ve meslektaÅŸları Franklin D. Roosvelt?in çocuk felci hastalığının kendisine öğrettiÄŸi sabır ve mücadele ruhu sayesinde bu kadar baÅŸarılı bir baÅŸkan olduÄŸunu ileri sürüyor.

Kadın ve erkekte hırsın sergileniş farkı

Kadın ve erkekte yarışma ruhunun farklı olduğuna inanan antropologlar, bunun köklerinin çiftleşme stratejilerinde yattığını ileri sürüyor.

Erkekler rekabetçi bir üreme stratejisi benimserken, kadınlar kısa vadeli çıkarlar üzerine değil, uzun sürecek bir ilişkiyi hayal ettikleri için daha gerçekçi bir tutum benimserler.

Babunlar ve eski dünya maymunlarında annelerinin sosyal sınıfları genç dişilere miras kalır. Anneler dolayısıyla kendi düzeylerini artırırken, kız evlatlarının da düzeylerini düşünmek zorunda kalırlar. Bu tür bir geleneğin insanlarda da hüküm sürdüğü görülüyor.

Bu tür yaklaşımları 21.Yüzyıl?ın çalışma koşullarına uygularsak, çocuklarına bakmak için çalışmayı bırakan annelerin kısa vadeli hedeflerini bir kenara bırakarak, uzun vadeli çıkarlar peşinde olduğunu anlarız.

Aile ve kültürün rolü

Hırsın derecesini belirleyen iki önemli etmenden biri sizi üreten aile, diğeri de ailenizi yaratan kültürdür. Pek çok psikolog, çocukları için iddialı fakat gerçekçi hedefler koyan ailelerin, başarıları alkışlayarak, hataları hoş görerek kendine güvenen çocuklar yetiştireceğine inanıyor. Ailelerin kontrol edemediği, ancak çocukların yetiştirilmesinde çok önemli bir rol oynayan bir diğer faktör de çocukların içinde doğdukları koşullardır.

Zenginliğin ve yoksulluğun insanlarda hedefe ulaşma arzusu üzerinde nasıl bir etki yaratacağını tahmin etmek zordur. Genel olarak bu konuda yapılan çalışmalar, hırslı insan oranın en yüksek olduğu kesimin orta sınıfın üst tabakası olduğunu gösteriyor. Bunun, bu sınıftaki insanlarda endişe düzeyinin çok yüksek olmasından kaynaklandığı düşünülüyor.

Hırs ve 4 kategoride

Antropologlar hırsı ölçerken aileleri 4 kategoriye bölerler:

-Yoksullar

-Mücadeleyi bırakmayıp, ayakta kalmayı başaranlar

-Üst orta sınıf

-Zenginler

İlk iki sınıfa dahil olanlar için hırs lükstür. Zenginler için ise hırsa gerek yoktur. Üst orta sınıf ekonomik olarak güvende olmakla birlikte bu güvenceyi yitirme korkusuyla kendilerini saÄŸlama almak isterler. Dolayısıyla ellerindeki olanakları artırma çabasına girerler. “Buna statü endiÅŸesi diyoruz” diye konuÅŸan antropolog Lowe, “Bu sınıfta doÄŸanların pek çoÄŸunda bu hırs ilk baÅŸlarda olmasa bile sonradan olur” diyor.

EndiÅŸeli toplumlar

Ancak bazı toplumlar insanları daha endiÅŸeli yapar. ÖrneÄŸin ABD her zaman “önce ben” toplumudur. Bu özellik paylaşılan kaynakların azalmaya yüz tuttuÄŸu ÅŸu günlerde bile devam ediyor. DiÄŸer ülkelerde bu konuda farklı bir yol izleniyor. Bu yol kültürel DNA?nın ne kadar derinlere kazındığına baÄŸlı olarak deÄŸiÅŸiyor.

Amerikan modeli zenginlik yaratırken, karşılığında yüksek bir bedel ödeme gerekliliğini de getiriyor. Örneğin hırs silahı bazen hırslı kişiye yönelebiliyor. Ohio State University?de öğrencilerdeki stres düzeyini ölçmek için düzenlediği deneylerde, Demerath, başka bulgulara daha ulaştı.

Başarma arzusunun yüksek düzeylerde seyrettiği öğrencilerde kandırma, aldatma gibi ahlaki çöküş izlerine rastlandı.

“Çocuklar böyle bir ortamda kendi ahlak kurallarını kendileri yaratıyorlar” diye konuÅŸan Demerath, “Rekabetçilik o kadar içlerine iÅŸlemiÅŸ ki, kiÅŸilikleri rekabet temeli üzerine oturmuÅŸ” diyor.

Hava atmak yararsız

Demerath bu deneyi farklı bir kültürde uyguladığında son derece farklı sonuçlarla karşılaştı. 1990?lı yıllarda Papua Yeni Gine?de bir yıl kalarak küçük çocukların öğrenme süreçlerini izledi. Bu ülkede okullarda bireysel rekabete yer verilmediğini, toplu başarının her şeyden önemli olduğunu gördü.

BaÅŸkalarının yenilgisi üzerine kurulan baÅŸarı, Papua Yeni Gine?de gösteriÅŸ ve “abesle iÅŸtigal” olarak algılanıyordu.

Bu akıllıca bir taktikti. Çünkü çiftçilikle veya balıkçılıkla geçinilen bir ülkede, hasta olduÄŸunuz zaman sizin yerinize tarlanızla ilgilenen veya sizin için balık avlayan birinin bulunması düzenin devamı için gereklidir. Oysa sınıfta “hava atma”nın böyle bir yararı yoktur.

Koşullar değiştikçe hırslanan insanlar

Kolektif baÅŸarıya prim verenlerin bu tutumları ne yazık ki her koÅŸulda devam etmiyor. ABD?de İspanyol kökenli göçmenlerin okuldaki baÅŸarılarını ölçen bilim adamları göçmen çocukların Amerikalı çocuklardan daha baÅŸarılı olduÄŸunu tespit etmiÅŸ. Ayrıca ilk göç eden ailelerin sonradan gelenlere oranla daha iyi durumda olduÄŸu görülüyor. New York Üniversitesi?nden eÄŸitim profesörü Marcelo Suarez-Orozco, “100 yıl önce insanların orta sınıf standartlarını yakalamaları için iki veya üç nesil geçmesi gerekirdi. Bugün bu standardı bir nesilde ele geçiriyorlar” diyor.

İnsanlık tarihi aşırı hırsın yol açtığı felaket öyküleri ile doludur. Başarma dürtüsü çok yüksek olan insanlar genellikle bu özelliklerini gizli tutmaya gayret ederken, bazen bu dürtü aniden şaşırtıcı bir biçimde ortaya çıkabilir.

Aşırı hırsın doğurduğu tehlikeler

Atlanta?daki Yerkez Primat Merkezi?nden primatolog Frans de Waal, primatlar üzerindeki gözlemlerini şöyle açıklıyor: “Grubun içinde en kenarda köşede kalmış erkek ÅŸempanze, bir gün fırsatını yakaladığında lider ÅŸempanzeyi yerinden edip, tamamen farklı bir erkek haline gelir. İnsanların yüzde 90?ınında böyle olduÄŸunu düşünüyorum.

Üç kiÅŸinin bulunduÄŸu bir adada içlerinden biri küçük bir diktatör olabilir.” Ancak üstün olma kaygısı beraberinde bir dizi olumsuzluk da getirir. Kalp krizi, ülser ve strese dayalı diÄŸer hastalıklar baÅŸarılı insanlarda daha yaygındır. Alfa kurtlarının kanlarında kortizol düzeyi daha yüksektir. Kortizol, endiÅŸeli insanların kanlarında da bulunan bir stres hormonudur. Alfa ÅŸempanzelerde kalp krizi ve ülser oldukça yaygındır.

Bu nedenlerle, alfa olma dürtüsü taşıyan insanlar ve hayvanların ellerindekilerle yetinmeyi öğrenmeleri daha akıllıca bir yaÅŸam stratejisidir. “Yüksek pozisyonlarda olma arzusu evrenseldir” diye konuÅŸan Waal, “Ancak bu özellik diÄŸer bir özellikle birlikte evrilmiÅŸtir. O da alt pozisyonları yaÅŸanılır hale getirme dürtüsüdür” diyor.

“B oyuncusu” olmanın yararları

İnsanlar beta pozisyonlarda huzur içinde yaÅŸamayı öğrenmenin yanı sıra bu pozisyonlarda para kazanmayı da öğrenmiÅŸlerdir. Åžirketlerin içinde, en avantajlı çalışma grubu “B oyuncuları”ndan oluÅŸur. B oyuncuları, üst yöneticilerin altında çalışan profesyonellerdir.

Bunların çok büyük güçleri yoktur, ancak ÅŸirketin ayakta kalmasını saÄŸlayan ve beceri isteyen tüm iÅŸleri bunlar yürütür. Lowe bu konuda şöyle konuÅŸuyor. “Herkes yükselmek ister. Bu nedenle toplumlar yükselmek isteyenlere çeÅŸitli alternatifler sunmak zorundadır.”

Son olarak bu esneklik Ğolası ödüllerin çeşitliliği- tüm sıkıntılarına karşın büyük hedeflerin peşinde koşma dürtüsüne haklılık kazandırır. Hırs çok pahalı bir dürtüdür, çünkü çok büyük miktarda duygusal yatırım gerektirir. Burada önemli olan önünüze çıkan fırsatları zamanında değerlendirmektir.

Oprah Winfrey

BaÅŸarıları: 1 milyar dolarlık medya imparatorluÄŸu, filmler, magazinler ve 20 yılını dolduran “talk show”u.

Başarı yolunda ilk işaretler: 2 yaşında okumaya başladı. 5 yaşında okula gitti. Birinci sınıfı bitirdikten sonra üçüncü sınıfa atladı.

Bill Clinton

Başarıları: ABD eski Başkanı, bugünün ünlü devlet adamı

Başarı yolunda ilk işaretler: 16 yaşında 1.000 kadar öğrencinin içinden seçilerek sanal bir senatoda koltuk kaptı. Washington?a yaptığı bir gezide en büyük idolü olan Başkan John F.Kennedy ile el sıkışmayı başardı.

Condoleezza Rice

Başarıları: ABD Dışişleri Bakanı

Başarı yolunda ilk işaretler: Yetenekli bir çocuk piyanist olarak Alabama Birmingham Konservatuvarı?na 10 yaşında başladı. Tüm derslerinden en yüksek notları alıyordu. Buz pateni yapmak için her sabah saat 4:30?da kalkarak buz pistinde çalışıyordu.

Michael Schumacher

Başarıları: 84 yarış kazandı ve 7 kez Dünya şampiyonu oldu. Bugüne dek gelmiş geçmiş en başarılı Formula One sürücüsü.

Başarı yolunda ilk işaretler: 4 yaşında go-kart kullanıyordu, 6 yaşında yerel kulüp şampiyonu, 15?şinde Alman Gençler şampiyonu oldu.

Jennifer Lopez

Başarıları: Eski TV-Show danscısı, plakları 40 milyon sattı. Hollywood?un en yüksek ücreti alan Latin Amerikalı sanatçısı. Kendi adını taşıyan parfümleri var.

BaÅŸarı yolunda ilk iÅŸaretler: Sony ile ilk antlaÅŸmasını yaptığı zaman, “Her ÅŸeyin en iyisini istiyorum” diyerek hırsını ortaya koymuÅŸtu.

Tom Cruise

Başarıları: Film başına 25 milyon dolar alıyor. Üç Oskar sahibi.

BaÅŸarı yolunda ilk iÅŸaretler: Orta okuldaki bir müzikaldeki ilk rolünden sonra 10 yıl içinde meÅŸhur olacağına söz verdi. Bundan 4 yıl sonra “Risky Business” isimli filmde rol aldı.

Britney Spears

Başarıları: İlk single?ı ve ilk dört albümü çıkar çıkmaz birinci sıraya oturdu. O tarihten sonra 76 milyon disk sattı ve yaklaşık 150 milyon gelir elde etti.

Başarı yolunda ilk işaretler: Spears kendini banyoya kapatıp, bebeklerine şarkı söylerdi. Her şarkıdan sonra eğilip, bebeklerden oluşan seyircisine selam verirdi.

Richard Bronson

Başarıları: Uçak ve trenlerden oluşan küresel bir ulaşım ağı; müzikten, makyaj malzemelerine kadar her şey satan mağazalar zinciri

BaÅŸarı yolunda ilk iÅŸaretler: 16 yaşındayken “Student” adında bir dergi çıkarttı. 20 yaşındayken posta ile alışveriÅŸ ÅŸirketi “Virgin”i kurdu. Karaipler?de ada satın aldı.

Martha Steward

Başarıları: Amerikalılara nasıl yaşamaları gerektiğini öğreten bir yaşam gurusu; bir dergi, iki TV show?u, bir uydu radyosu antlaşması, sayısız kitap

Başarı yolunda ilk işaretler: Evde bebek bakarak para kazanılmayacağını fark ederek, daha küçük bir çocukken para karşılığında evlerde doğum günü partileri düzenliyordu.

Tiger Woods

Başarıları: 21 yaşında dünyanın bir numaralı golfçüsü olmayı başardı. 30 yaşında 56 milyon doların sahibi.

BaÅŸarı yolunda ilk iÅŸaretler: 6 yaşında aynanın önünde vuruÅŸ talimleri yaparken “Kendi kaderimi kendim çizeceÄŸim” cümlesinin kayıtlı olduÄŸu teyp bandını dinliyordu.

Kaynak : www.hurriyet.com

“İşte BaÅŸarının Beyindeki İzleri” için 6 yorum
  • 1 Selim Özdemir
    19 Temmuz 2006, 23:16

    İnsanlar bir ÅŸeyleri baÅŸarmak istedikleri zaman belli bir amaç için sadece bir kaç kez savaşırlar… Ve daha sonrasında baÅŸaramadıklarında da vazgeçerler… Buna öğrenilmiÅŸ çaresizlik deniliyor…

    Aslında hiç bir şey imkansız değildir. Bu söz gerçekten doğru bir sözdür. Yeter ki inandığımız şeyden yılmamak, sabretmek gerekir..

    Yazı dizini gerçekten harika.. Teşekkürler..

  • 2 Elif
    20 Temmuz 2006, 21:03

    Uzun ama cok ilginc ve güzel bir yazi… bilmediklerimi okumus oldum ;)

    emegine saglik Özgür…

  • 3 Naz
    14 Eylül 2006, 22:14

    Bütün sayfayı baştan aşağı okudum çok güzel. Bu tür şeylerle ilgilenmek bile insanı güdüleyip içinde bişeyler başarması gerektiği hissini uyandırıyor. Sanırım bu hırs:)

    TeÅŸekkürler Özgür BEY…

  • 4 PELİN
    07 Åžubat 2007, 16:07

    Bu günlerde gerçekten ihtiyacım olan motivasyonu bulabileceğim bir yazıydı. Kendimi biraz silkelemem gerektiğini anladım.
    Yazan kişinin ellerine sağlık

  • 5 SABİHA
    06 Mart 2007, 17:58

    COK GÜZEL BİR YAZI İZİSİ OLUSTURMUSUNUZ TAFSİYELERİNİZE UYACAGIM SİTENİZ COK GÜZEL TEBRİKLER

  • 6 burcu
    15 Temmuz 2007, 22:44

    çok güzel bi yazı olmuş ama şuda varki einstein orta 2 ye kadar düşük zekalı br öğreciymiş hiçbirşey için hiçbirzaman geç deil

Yorum Yapın