Anasayfa / Motive Olmak / Kaygı mı? Yoksa üzüntü mü?

Kaygı mı? Yoksa üzüntü mü?

Seçme şansı verilse kaygı mı, yoksa üzüntü mü alırsınız? “İkisini de almayayım” seçeneğinin de olmadığı böyle bir durumda ne yapardınız? Sizce kaygı mıdır yıpratıcı olan, yoksa üzüntü müdür hayatınızı kurt gibi kemiren… Biliyorum hiçbirini istemediğinizi. Yine de “Mecbur kalsanız neyi alırdınız?” demeye getiriyorum. Aslında gerçek sondan korkmayız. Korktuğumuz şey ‘son’un öncesidir. Ben kendi cevabımı vereyim: “Ben hemen üzüntüyü alır bir güzel sarıp sarmalardım kendimi onunla…”

Dostlara bunu anlatmak için bulduğum bir yol vardır. Diyelim ki biz kardeşiz ey okur. Ve çok ama çok sevdiğimiz bir babamız var. Çok ağır bir kansere yakalandı, üstelik daha genç. Yaklaşık bir yıldır hastane, ev, yoğun bakım, sonra yine ev. Kaygı içindeyiz, onu kaybetmekten korkuyoruz doğal olarak. Başka çareler arıyoruz sürekli. Yeni ilaçlar, tedaviler araştırıyoruz. Ve ben pek de kitap falan yazamıyorum, ofise gidiyorum ama sen, yani kardeşim yoğun bakım kapısındaysan. Ben geldiğimde de sen işine gidiyorsun. Tatil, eğlence vs. gibi şeylerin adı bile geçmiyor. Ve bir gün o acı gelip yüreğimize oturuyor. Babamızı kaybediyoruz.

Kurtulan sadece o değildir
Biliyor musunuz? Şöyle bir laf edilir bu tür durumlarda: “Kurtuldu” denir. Aslında kurtulan sadece o değildir. Biz de kurtuluruz. Çok sevdiğimiz babamızdan değil ama korkudan ve kaygıdan kurtuluruz. Artık üzüntü vardır, yas vardır. Ve kırkı çıktığında onsuz yaşamımıza bir biçimde devam ederiz. Ben sevgilimle tatile giderim. Sen de belki artık geceleri yeniden dışarı çıkmaya başlarsın. İşlerimize de döneriz bir biçimde. Bunlar onu sevmediğimiz anlamına gelmez, ama artık kaybedecek bir babamız yoktur. Kayıp yaşanmış, kaygı sonlanmıştır. Olsa olsa üzüntü vardır. Ve o yıpratıcı değildir o kadar. Hatta iyi yaşanırsa tekâmüle giden yolda sağlam bir araçtır.

İlgili Yazı :   Mutluluk her şeyin yolunda gitmesi demek değildir

Hadi basit bir başka örnek daha vereyim. Bu kez öğrenci olalım ve de sınıf arkadaşı. Çok önemli bir sınavımız var. Üç aydır hazırlanıyoruz. Üç aydır ne dışarı çıktık ne eğlendik. Eşek gibi çalıştık. Ve de kaygılıyız, korkuyoruz sınav nasıl geçecek diye. Ya iyi olmazsa, ya gözden kaçırdığımız bir yerden, çok ayrıntı bir soru gelirse. Aklımız hep bunda. Ve sınav günü geliyor. Giriyoruz. Çıktığımızda ben diyorum ki: “Bitti, çok kötü.” Kalacağım kesin yani. Seninki de maalesef öyle. Çok da üzgünüz. Ve ben diyorum ki “Usta, gidip biraz müzik dinleyelim, bir şeyler içelim mi?” Sen ne dersin biliyor musun? Evet dersin. Gidelim. Çünkü artık bitmiştir, sıfır da alacak olsak yapacak bir şey yoktur.

Kaygının motive gücü
Buradan bir yerlere, bir yerlerimize varmalıyız. Kendi korkularımıza, kaygılarımıza bakmalıyız. Üzüntünün olduğu yere geçerek kurtulabileceğimiz hallere bakmalıyız.

Aslında gerçek sondan korkmayız. Korktuğumuz şey ‘son’un öncesidir. Korkutucu olan ölüm değil ölümün fikridir. Ölümün fikri ise yaşamla vardır ve aslında yaşamdan korkarız bu yüzden. Olacak diye korktuğumuz şeylerin çoğu zaten korktuğumuz için olanlardır.

İlgili Yazı :   3 psikologdan mutluluk üçlemesi

Kayba dair korkularımız bitirici bir hale gelebilir. Oysa kaygının motive edici bir gücü vardır. Kaybı bilmek, onu düşünmek, onu bir anlamda kabullenmek başka ve yüksek bir hale getirir bizi ve bizim diğerleriyle ilişkimizi. Kaybına dair bilgimiz olmayan birine aşık olamayız. Gözüne bakıp “Ya bir gün olmazsa” demediğimiz birine aşkımızı sürdüremeyiz. Kendi hayatımızın da gözüne böyle bakamazsak korkuyla taçlandırırız olsa olsa onu. Korkuyla kemirilen bir ruh asla kanatlanamaz çünkü.

Yazan : Cem Mumcu
Kaynak : Milliyet Gazetesi / milliyet.com.tr

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye’nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede “beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi” gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

4 yorum

  1. Korkularımdan vazgeçemiorum ki! Neden olmuyor, neden bilmiyorum :(
    Güzel bir yazıydı.
    Teşekkürler.

  2. Bende korkularımdan ve onlarla savaşmaktan yoruldum. Aslında savaşarak bir kısmından kurtuldum ama hala bitmiş değil korkularım fakat onlarla yaşamayı deniyorum şimdi. Yanlış mı yapıyorum bilemem ama şuan böyle… Eskisi gibi gece yarıları anıden uyanıp korkulara kapılmıyorum… Kaygılarımdan kurtulup üzüntülerle sarılıyorum hayata. Sonra üzüntülerde geçiyor. VE yerini tatlı bir gülümsemeye bırakıyor şükrediyorsun… Aslında kaygılarının ve üzüntülerinin seni bir sonraki savaşa daha iyi hazırladığını görüyorsun.

    Sevgilerimle…

  3. Hepsıde zor. olumlu bakabilene ne mutlu.iyi günler.

  4. Ben açıkcası şöyle düşünüyorum insan göremediği şeylerden sonunun ne olacağını bilmediği gerçeklerden korkar bunun sebebide nasıl önlem alalcağını bilmediğinden kaynaklanır bunuda ancak bişekilde çözümlendirir kendisine biri olumsuz diğeri olumlu 2 şema çizerek ve karşılaştığı sonuca göre o şemaları kullanarak yani herşeye hazır olarak ancak böyle kaygılanmaz ve üzülmez demiyeceğim en azından az üzülerek kurtlur sıkıntılarından hiç bilinmez belkide olumlu olanı çeker yanına

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

kendini secmek

Bu Hayat Sadece Senin.. Farkında mısın?

Hey dünyalı! Görmeden bakıyorsun. Duymadan dinliyorsun. Tat almadan yiyorsun. Bedenini duyumsamadan hareket ...