Anasayfa / İnsan İlişkileri / Kendinizi nasıl ifade ediyorsunuz?

Kendinizi nasıl ifade ediyorsunuz?

İnsan, düşünebilmesi ve düşündüğünü dile getirebilmesi yönünden diğer canlılardan farklılaşmıştır. Düşündüklerini dile getirmesi kendini gerçekleştirme sürecinin bir parçasıdır. Bireyin kendini gerçekleştirme sürecinde, hem kendisinin çevresine etki ederek onu dönüştürmesi, hem de çevrenin kendisini dönüştürmesi gerçekleşmektedir. Tüm bu süreç sırasında bireyin kendisine yönelttiği sorular büyük önem taşır; çünkü süreç, öncelikle bireyin kendisini tanımasını gerektirir. “Ben kimim?” sorusundan yola çıkarak başladığınız maceranın, beraberinde sıkıntıları getirmesinin kaçınılmaz olduğu düşüncesindeyim.

Soru ile beraber bireyin kendi kendisi ile yüzleşmesi, o zamana kadar kendisine dair sahip olduğu kanıların gerçek olmadıklarını fark etmesine yol açabilir. Birey bir anda korkularıyla, önyargılarıyla, kaçındığı şeylerle başbaşa kalır. İçinize döndüğünüzde fark ettikleriniz, geri dönüşü olmayan bir yolun göstergesidir. Artık yaptığınız yorumların, hatta hangi kelimeleri daha çok kullandığınızın dahi, içinizdekilerin örtük yansımaları olduğunun farkındasınızdır. Her ne kadar yaşadığınız oldukça sıkıntılı bir süreçse de, bu süreç yeni açılımları beraberinde getirebilir. “Ben” ve “diğeri”ne dair yaptığınız ayrımda, farklılıkları tanıma yoluna gidebilir, bastırarak yeniden ürettiğiniz korkularınızı aşabilir, körü körüne bağlanmak yerine kurallarını sorgulayabildiğiniz yeni bir sosyal yapıya adım atmayı tercih edebilirsiniz.

İlgili Yazı :   Denize Açılmaya Hazır Mısınız?

Birey, kendisini tanımasının sonucunda kendini gerçekleştirecek alanlar bulur. Sadece ürettikleri ile kalıcı olabileceğinin bilincindedir. Kendisinin yaratacağı küçücük bir değişim ya da kıvılcım, bir başkasının ele alıp yeni analizler yapabileceği gelişmelere ön ayak olabilecektir. Burada çevre tarafından dikkate alınma isteği ön plana çıkar, çünkü kendini ifade etme ve anlaşılmak isteği kişinin önemsediği bir ihtiyacıdır. Kişi, dünyada kendisinin de bir misyonu olduğunu görebilmek ister.

İletişim olanaklarının artması ile dünyanın diğer ucundaki olaylardan anında haberdar olabilmemiz, bireyin sadece kendisine dair duyduğu kaygı boyutundan çıkmasını sağlayamadı. Olayları televizyon ekranından izliyoruz ve anlık üzülme belirtileri gösteriyoruz. Kapatma tuşuna basmamızla beraber etki kayboluyor. Günümüzde çok az insan kendini gerçekleştirme sürecinin içerisine, “diğerleri” olarak tanımladıklarına dair kaygıları dahil edebilmektedir. Sosyal sorumluluk bilinci zamanla gücünü yitirmekte, ortaya konulanın bir ucundan tutup da kendi katkısını yapmak isteyen bireyler gün geçtikçe azalmakta…

Çevreden soyut bir şekilde yetişmenin özendirildiği bir yapıda, bireysel kaygılarla donanımlı insan için toplumsal katkıda bulunmak, zaman kaybı uğraşlar olarak atfedilmektedir. Sunulanı olduğu gibi alıp benimsemek yoluna gitme daha çekici hale getirilmektedir. Kabul ettiğimiz değerlerin, dünya görüşlerinin bize ne kadar hitap ettiği ve neden bunları benimsediğimiz sorularının sorulmadığı bir dünya içinde yaşamaktayız. Bu şekilde düşünmemiz, toplumsal yapının bizi koşullandırmalarından ve/veya bu koşullandırma karşısında bizim “özne” olarak dönüştürücülüğümüzü bir kenara bırakıp, pasif bireyler olmayı kabullenişimizden kaynaklanıyor olabilir. “Büyüklerin yanında sana söz düşmez” bakışına sahip bir yapıda, kendisini ifade etmekten bile alıkoyulan kişinin, ilerde toplumsal bir kaygıyla hareket etmesini beklemek pek mümkün görünmemektedir. Oysa, insanlık sorgulayabildiği sürece gelişim gösterebilmiştir. Belki de gelişim anlayışı bizlere farklı şekilde sunulmaktadır!? Tercih bizim; “Düşünmek, dönüştürmek, üretmek” ya da “Susmak, kabullenmek, tüketmek!”
Kaynak : elyadal

İlgili Yazı :   Kendin olabilmek için yazmak...

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

8 yorum

  1. günümüzde kişisel gelişim felsefesi diye adlandırılan sistemin kollektivizme verdiği tahrip edici zararlarından bazı sunumları ele alan yazı, aslında neden bu halde olduğumuzdan, ve de bu halin nereden kaynaklandığından bahsettiğinden ötürü klasik bir sitem hüviyetinden arınıp, açıklayıcı uslubundan sonra nasıl çözebilirizi de konu edindiği için gerçekten de hoşuma giden bir anlayış perspektifi halini aldı…

    hakikaten de biz insanoğluna kendini geliştirme maskesiyle git gide toplumsal bilinç yerle bir edilip liberalizm adı altında toplumsallık yok edilme düzeyine getirtilmeye çalışıldı çalışılıyor…

    bunu gelişim kitaplarında ikna etmenin yolları, insan kazanma yöntemleri vb gibi sahtecilik duyarlı metodlarla klasik toplum anlayışımızı inhibe edecek paradigmalar dizayn edildi…

    bu tehlikenin farkında olan yazarımız bizi uyarmakta ve silkinmemizi istemekte…

    duyarlı bu yazarımıza bunun için müteşekkirim…

  2. Hayal Dünyası

    Böyle yazılar yazdıgınız için gerçekten çok teşekür ederim harika bir site özelliklede kelimeleri kullanırken gösterdiginiz dikkat ve özellige çok teşekür ederim ayrıca benden önce yorum yazan abi yada ablam bilmiyorum oda çok güzel bir yazı ve çok güzel bir dil kullanmış…

  3. Arkadaşlar bunu mutlaka okuyun. bende onlarca kişisel gelişim kitabı okudum. bence ana felsefeleri kendini beynini ruhunu yönetmek olan bu kitaplar hep bir bardaktan söz ediyor. boş olan bardağı dolu görebilmek. hayatta bunu yapabilmek kadar, boş bardağın boş olduğunuda kabullenmek gerek. çünkü sonunda su içmeye kalktığımızda o bardak boş olacak istediğin kadar olumlu düşün bedenin susuz kalacak.

    yani kendimizi kandırmak yerine gerçek benliğimizi bulup o öz benliğimizle yaşayalım

  4. Selçuk TEKİN

    Yazınızın özellikle son paragrafı harika ve yazılarınız bir kişisel gelişim yazarı olmanıza rağmen(kişisel gelişim klişelerinden nefret ettiğim içiçn söylüyorum)oldukça alternatif sizi tebrik ediyorum. bence en güzel kişilik tipi toplum tarafından ” ya işte falan mı o yapar ondan beklenir ne yapsa yeridir” şeklinde bakılan kişi tipidir öle bir insanı hiç kimse bir şablona koyamaz bir kaba sığdıramaz ve bilgiyle donanan bu insan da harika bir delilik doğar.

  5. Nasıl kendinizi bu kadar beğenmişlik yapabiliyosunuz

  6. Ben kendimi pek ifade edemem.Çoğu zaman haklarım yenir.Bunların nedenlerini şöyle sıralayacak olursam
    1.Ailem-özellikle de annem-benim susmamı istiyor.
    2.Ailemin bir dediğini bir dediğini tutmaması.Bana önce kendini ifade edemiyorsun diyorlar ondan sonra da sus diyorlar.
    3.İnsanları üzmek istemiyorum.Onları üzersem benimle konuşmazlar çünkü.
    Bu nedenlerden dolayı kendimi ifade edemiyorum.Ben ne yapabilirim.Bu konuda sizden yardım istiyorum.

  7. gülcan bravo sana

  8. Hayal Dünyası; İltifatların için müteşekkirim. Ayrıca “Abi” diyebilirsin :)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

alcakgonullu liderlik

Karizmatik Değil, Alçakgönüllü Liderlere İhtiyacımız Var

Liderlik kavramını saplantılı bir şekilde abartıyoruz. Liderlik elbette çok değerli ama birlikte ...