Anasayfa / Motive Olmak / Bir de bunlar var! / Kendisiyle sorunu olan suçu ilişkisinde arar!

Kendisiyle sorunu olan suçu ilişkisinde arar!

Her insanın özel ve tek olduğuna inanırım. Bununla beraber insanların kişisel özelliklerinin onların ilişkileri kurma ve sürdürme biçimlerinde bazı ortak noktalar oluşturduğunu gözlemliyorum

Bir insanın ruhundaki içsel çatışmaların neler olduğunu saptayarak, o kişinin muhtemelen ne tip ilişkiler içinde olabileceğini söylemenin pek de zor olmayacağını ifade edebilirim.

Deneyimlerim, bana insanların kendi iç çatışmalarını çözmek adına yaptıkları girişimler ve izledikleri yolların, ilişkilerinin biçimini de belirlediğini gösteriyor. İlişkilerimizi, başkalarını algılama şeklimize göre biçimlendiririz.

aşkalarını algılamamız ise iç çatışmalarımız tarafından belirlenir. Örneğin, kendi içinde sürekli haklı olma ihtiyacı taşıyan bir kimse, karşısındakileri hatalı ve her an yanılgıya düşecek insanlar olarak algılamaya başlayabilir. Benzer biçimde, kendi içinde sürekli bir zafer ihtiyacı ile yaşayan kişinin, çevresindekileri sürekli, yandaşları ve muhalifleri olarak keskin gruplara ayırarak algıladığına sıkça rastlarız.

Kendisiyle sorunu olan insan, aynı sorunu karşısındakinde görmeye eğilimlidir. Kendi içinde kendisini sevmeyen ve kendisine karşı kızgınlığı olan bir insanın, başkalarını suçlama eğilimi çok yüksektir. Kötüye giden bir şey olduğu an, kendilerini zaten sevmediklerinden, bu olumsuz gidişten o kadar rahatsız olurlar ki, tüm suçu diğerlerinin üzerine atarak kendilerini rahatlatmaya çalışırlar.

İlgili Yazı :   İnsan olma kuralları!

Aksi takdirde, yaşadıkları olumsuzluktaki kendi paylarını görmek demek, kendi içlerindeki problemle yüzleşmek anlamına gelir. Bunu hiç sevmezler. Diğerlerinden kusursuzluk beklerken, kendi kusurlarına bakmak hiç hoşlarına gitmez. Kendilerinin güvenme konusundaki eksiğini görmektense, başkalarını güvenilmez görmek daima onlara daha kolay gelir. İlişkisinde verdiği tepkilerde kendisini haklı görür.

Farkına varamadığı gerçek, aslında karşısındakinde olmayan ama onun dışsallaştırarak karşısındakine yansıttığı şeye tepki veriyor oluşudur. Kendiyle sorunu olan insanın, ilişkisinde karşısındakinden sürekli ve değişmez biçimde tek bir talebi vardır. Bu talep aklanma ihtiyacıdır.

Zaferlerin peşinde koşma dürtüsü

Kendi kendini sevmemesi ve bilinç dışı suçluluk duygularından dolayı, ilişki içinde aklanmaya ihtiyacı vardır. Bunun yöntemi de karşısındakinin kendisine, sürekli sevgi ve beğenisini şartsız ve dolaysız olarak vermesidir. Başkalarına ne kadar becerikli, zeki ve başarılı olduğunu kanıtlamaya çalışır. Başkalarından bunun onayını görmek ister.

Bu onayı alamadığı sürece, kendi içindeki kendisine yönelik sevgisizliği ve güvensizliği artacağı için ilişkide arıza çıkaracaktır. Kendine kendi kafasında biçtiği imajın, başkaları tarafından onaylanması, onu kendi öz nefretine karşı korur.

Kendisiyle sorunu olan insanlar için ilişkilerinin içindeki cinsellik de anlam değiştirmiştir. Kendi içlerindeki gerilimlerden kurtulma aracı olarak cinselliği kullanma eğilimleri vardır.

İlgili Yazı :   İzle, gülme krizine girip öl!

Kendilerine yönelik nefretlerini ve komplekslerini, cinsel aşağılama veya başkalarına acı çektirme yoluyla dışa vurabilecekleri gibi, tam tersine kendilerine ait öz aşağılama ve kendilerini sevmeme duygusunun boşalma aracı olarak kendilerine sert ve kötü davranılmasını seçiyor olabilirler.

Kendisiyle sorunu olan, kendisini sevmeyen insanlar; başkalarıyla yakınlık kurmanın yolu olarak sadece cinselliği ön plana çıkarırlar. Karşılarındaki ile ortak yönleri bulunup, bulunmadığı anlamaya çalışmak, tanımak, anlamak ve hoşlanmak gibi değerlerin yerini, cinsel zaferlerin peşinde koşma dürtüsü almıştır. Bir cinsel elde edişten diğerine koşulurken insan ilişkileri ile ilgili çok önemli bir açık ortaya çıkar. İki insanın birbirine fiziksel ve ruhsal olarak en yakın olması gereken noktada, kişi insan yakınlığının yerine cinselliği koymuş ve kendi yalnızlaşma sürecini başlatmıştır.

Yalnızlığını bastırmak ve hissetmemek adına, yeni cinsel zaferlerin ve ilişkilerin peşinde koşmak sadece içinde bulunduğu kısır döngüyü kuvvetlendirecektir. Hepinize, insan ilişkilerini yüzeyselleştirmeden paylaşabileceğiniz, niteliklerin niceliklere üstün geldiği mutlu bir hafta diliyorum.
Kaynak : VATAN
Yazan : Dr. Ümit Yazman

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye’nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede “beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi” gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

5 yorum

  1. sayın Dr umuz bu yazısında; insanların psikolojik olarak etkilendiği bir hadise akabinde kullandığı savunma mekanizmalarından “Yansıtma” olgusuna iye bir insanın olaya karşı bunu nasıl kullandığını , nerelerde neler hissedip,hissettiğini hissettirmeye çalıştığını anlatmış…

    Savunma mekanizmaları insanoğlu için bazen sığınılacak bir liman bazen de dostunu gülerek öldüren hain bir arkadaş gibidir…Azı da çoğu da zarar olmaktadır…

    Büyük bir efor sarfedip güçten düşmekte olan bir sporcu için şeker-glikoz neyse bu mekanizmalar bazen o, diyabet hastası için şeker-glikoz alınımı neyse bazen de o anlama gelir…

  2. kendisiyle barışık olmayan başkalarıyla barışık olamaz…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

ya kutunun icindesin ya da disinda

Ya Kutunun İçindesindir Ya Dışında…

Bazı eserlere bakınca bunu resim yapmayı çok seven 12 yaşındaki kızım Nehir ...