Kim gitsin?

-Özgür müsün?
-Tabi ki özgürüm!
-İstediğin zaman istifa edebilir misin?
-Hayır…
-Canın istediğinde alıp başını gidebiliyor musun?
-Hayır
-Sırf hayallerin uğruna elindekini geride bırakabilir misin?
-Sanmıyorum.
-Peki bir bak etrafına ve söyle, özgürlük tam olarak nerede duruyor?
-…

Dostlarım, özgürlük denen şey nerede?
Mandıra Filozofu’nu izledikten sonra ciddi ciddi oturup düşündüm. Vazgeç diyor, eğer aynaya baktığında gülümseyen bir yüz göremiyorsan “vazgeçme vakti” gelmiş demektir.
Vazgeçtiğinde özgürsündür,
Vazgeçtiğinde kırarsın zincirleri,
Vazgeçtiğinde alırsın nefesi ciğerlerine…

kim gitsin

Peki, ne var ki elimizde vazgeçtiğimiz zaman kanatlanabileceğimiz?
Ne var elimizde ki bıraktığımızda hafifleyeceğimiz?
Ne var omuzlarımızda, silkelendiğimizde dik durabileceğimiz?
Galiba bizim sorunumuz; vermeden elde etmek, kaybetmeden yenilerini eklemek, gözlerimizi zirveye dikip, önümüzü görememek…

Konfor alanımız kalsın da biz yine de bahçemizde domates yetiştirelim,
Konfor alanımız bozulmasın da trafiksiz bir hayata uyanalım,
Unvanımız yine olsun da biz denizlere açılalım…
Bu liste uzar gider dostlar ve biz yerimizden kıpırdamayız.
Çivi canımızı acıtır, acıtır… ve biz kanımız akana kadar şuradan şuraya adım atmayız..

Şikayet ettiğiniz bir hayat yaşamanıza rağmen, sizi o hayata bağlayan ve egonuzu okşayan, kendinizi “o”nsuz düşünemediğiniz, hayatınızı bir şekilde kolaylaştırdığına inandığınız o alan “konfor alanı” oluyor. Asıl önemli olan konfor olarak atfettiğimiz birkaç şeyin, bizi çoğu aşılamaz bir tümseğin arkasında bırakıyor olması…

İlgili Yazı :   Gittiğin yere kendini de götürüyor musun?

Bazen ağlamaklı insanlar görüyorum. Gitmek, yapmak, görmek, koşmak, uçmak, bakmak, görmek, koklamak, zıplamak istiyorlar. Ama gidemiyor, göremiyor, koşamıyor, yapamıyor, uçamıyorlar. Tüm bu arzularının karşısında dikilen korkuları “yapma” diyor, “sahip olduklarına dön bir bak! Ya elindekini de kaybedersen?”

Şimdi karar verme zamanı, tıpkı oy kullanmak gibi..

Oyumuzu konforumuzdan mı yoksa hayallerimizden yana mı kullanacağız?

Seçim bizim…

Kim gitsin?

Yazan : Tuğçe Güçnar Kengil | kendinigelistir.com

Hakkında Tuğçe GÜÇNAR KENGİL

Uludağ Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü tamamladıktan sonra kariyerimde İşe Alım ve Kariyer Yönetimi alanına yöneldim. İnsanlarda hem işe alım süreçlerinde hem kariyer gelişim serüvenlerinde gördüğüm içsel sorgulama ve sürekli arayış halleri beni koçluk alanına yöneltti. Para kazanırken de mutlu olunabilmeli diye düşünürken kendimi Sola Unitas Akademi’de buldum. Koçluk eğitimlerine başlayarak Yaşam, Öğrenci ve İlişki Koçluğu alanlarındaki eğitim ve çalışmalarıma halen devam etmekteyim. “Sen değiş dünya değişsin” inancıyla oluşturduğum blog sayfamda insana dair yazılarımı paylaşmanın yanı sıra henüz basılmamış bir kitabım ve tasarı aşamasında yazılmayı bekleyen 2. kitabımın heyecanıyla yaşamaya devam ediyorum.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

her seyi bilen insanlar

Her Şeyi Bilen Kişilerin Ortak Özellikleri

“Her şeyi bilen insan” ifadesi size çok tanıdık gelmiyor mu? Türkiye’de en ...