Anasayfa / İnsan İlişkileri / Kişilik bozuklukları kaça ayrılır, belirtileri nelerdir?

Kişilik bozuklukları kaça ayrılır, belirtileri nelerdir?

bozukkisilik Kişilik bozuklukları kaça ayrılır, belirtileri nelerdir?Kişilik Bozuklukları kaç guruba ayrılır?
Kişilik bozuklukları 3 gruba ayrılır.
Grup: Paranoid Kişilik Bozukluğu, Şizoid Kişilik Bozukluğu, Şizotipal Kişilik Bozukluğu””ndan oluşan guruptur.
Grup: Antisosyal Kişilik Bozukluğu, Borderline Kişilik Bozukluğu, Histeriyonik Kişilik Bozukluğu ve Narsistik Kişilik Bozukluğu””ndan oluşan gruptur.
Grup: Çekingen Kişilik Bozukluğu, Bağımlı Kişilik Bozukluğu ve Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğundan oluşan gruptur.

Kişilik bozuklukları genellikle hangi sebeplerle ilgilidir?
Prof. Dr. Arif Verimli: Kişilik bozuklukları şu sebeplerle ilgilidir:
– Çocuklukta oluşan ve yerleşen mizaç unsurları
– Merkezi sinir sistemi bozuklukları
– Anne ve babanın çocuk yetiştirirken sergiledikleri tutum
– Kültürel faktörler
– Fiziksel çevre
– Beyin hastalıkları
– Biyolojik Faktörler
– Psikoanalitik Faktörler (Bilinçaltı faktörler)

Paranoid Kişilik Bozukluğu nasıl bir kişilik bozukluğudur?
Ortada tam ve geçerli bir kanıt bulunmaksızın, herhangi bir gerçekçi temel bulunmaksızın, kişinin aldatıldığından, takip edildiğinden, kullanıldığından, kendisine zarar verildiğinden veya zarar verilmek istediğinden aşırı derece kuşkulanması olarak tanımlanabilir. Çevresindekilerin samimiyetinden, bağlılığından ve güvenilirliğinden emin değildir. Sıradan olay ve durumlardan kendisine karşı bir aşağılanma, küçük düşürülme veya gözdağı verilmesi gibi anlamlar çıkarır. Sürekli kin besler. Görmezden gelinmeyi bağışlamaz. Yeterli ve gerçek bir kanıt olmaksızın eşinin/partnerinin sadakatinden sürekli şüpheler duyar. Karşısındakinin sözlerinden kendince anlamlar çıkararak hiçbir sebep yokken öfkeyle saldırıya geçebilir. Bu kişiler patolojik olarak kıskançtırlar. Güvensiz, şüpheci, tedirgin ve gergindirler. Genellikle soğuk ve ciddidirler.

Paranoid Kişilik Bozukluğu nasıl tedavi edilir?
Genellikle bütün kişilik bozukluklarının tedavisinde kullanılan en temel ve birincil yöntem Psikoterapidir. Farmakoterapi (İlaç tedavisi) ikincil tedavi olarak yararlıdır.

Paranoid hastalar başkalarına karşı çok güvensiz olduğundan sır vermekten inanılmaz çekinirler. Bu sebeple terapide güvenlerini sağlamak çok önemlidir. Grup terapisi paranoid bozuklukta uygun değildir. Bireysel görüşmeler şeklinde uygulanan profesyonel psikoterapiler başarılı sonuçlar verir. Psikoterapiye ilaç tedavisi ile destek verilerek tedavi devam ettirilir.

Şizoid Kişilik Bozukluğu nasıl tanımlanabilir?
Şizoid Kişilik Bozukluğu teşhisi, yaşam boyunca sosyal çekingenlik gösteren hastalara konur. İnsan ilişkilerinde donuk, kısıtlı, içe dönük, tuhaf, kapalı, izole ve yalnızdırlar. Yakın ilişkilere girmez ve girmekten zevk almazlar. Genellikle gün boyu tek bir konuya odaklanır ve o konuya takılarak başka hiçbir etkinliğe katılmaz. Sırdaşları ve arkadaşları yoktur. Cinsel etkinlikleri ya hiç yok ya da çok azdır. Ne övülmekten ne yerilmekten etkilenmez. Duygusal tepkisizlik, soğukluk, ilgisizlik, tekdüze duygulanım, yaşamdan kopukluk hakimdir. Sessiz, uzak, güncellikten habersiz, kimseyle yarışmayan, pasif kişilerdir. Hiç evlenmeyebilirler. Kendileriyle ilgili projelerden çok, evren, din, felsefe, açlık, astronomi, zooloji… Gibi konularda tuhaf projeler üretirler.

Şizoid Kişilik Bozukluğu nasıl tedavi edilir?
Prof. Dr. Arif Verimli: Şizoid Kişilik bozukluğunun temeli erken çocukluk dönemidir. Genellikle tedavisi Paranoid Kişilik Bozukluğuyla aynıdır. Ancak Şizoid Kişilik bozukluğunda Grup terapisi de kullanılabilir. Gruba alışınca grup arkadaşlarını önemser ve izolasyondan uzaklaşabilir.

Şizotipal Kişilik Bozukluğu nasıl bir kişilik bozukluğudur?
Hastalar aşırı derecede tuhaf ve gerçekliğe yabancılaşmışlardır. Büyüsel inanış ve düşünceler, garip fikirler, batıl inançlara tutulma, gaipten sesler ve kişilerle görüşmeler ve mesajlar aldığına inanma, telepati ve altıncı his saplantısı, imkansız düşler kurarak bunlar üzerinde sürekli düşünme şeklinde tanımlanabilir. Kişinin duygu, düşünce ve davranışlar birbirinden bağımsızlaşarak savrulur. Düşünsel ve içsel özel güçlerinin olduğuna inanırlar. Konuşmaları net değildir ve yorum gerektirir. Yakın ilişkilere girerken rahatsızlık duyma veya zorlanma ortaya çıkar. Kişilerarası ilişkileri bozulur. Bilişsel algıları çarpıklaşır. Arkaik (ilkel) fikirler öne sürer. Derin dünya, derin evren kavramlarını irdeler.

Şizotipal Bozukluğun tedavisiyle ilgili bilgi verebilir misiniz?
Psikoterapide Psikiyatrist hastanın akıldışı ve sıra dışı inanışlarını, büyü ve benzeri saplantılarını, batıl inançlarını gülünç bulmamalı ve yargılayıcı olmamalıdır. Ancak bu şekilde hasta kazanılabilir. Zaman içerisinde terapiye uyumlandırılan hasta gerçeklerle tanışır. Edindiği inanışları terk eder. İlaç tedavide etkin ve yardımcıdır.

Paranoid, Şizoid ve Şizotipal Kişilik Bozukluklarının toplumlarda görülme oranı nedir? Kadın ve erkeklerde görülme oranı farklı mıdır?
Paranoid Kişilik Bozukluğunun toplumlarda görülme oranı % 2””dir. Paranoid Bozukluk erkeklerde kadınlarda oranla daha fazla görülmektedir. Ailevi temelleri bulunmaktadır. Yapılan bir araştırma azınlıklar ve göçmenler üzerinde daha yaygın olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Şizoid Kişilik Bozukluğunun yaygınlığı tam olarak bilinmemekle birlikte genel popülasyonun % 7””sini etkilediği söylenebilir. Erkeklerde 2 kat oranla daha fazladır. Şizotipal Kişilik Bozukluğu görülme oranı % 3””tür. Kadın ve erkek arasındaki oransal fark bilinmemektedir.

Antisosyal Kişilik Bozukluğunun ayırıcı tanı ölçütleri nelerdir? Antisosyal Kişilik Bozukluğu nasıl tarif edilebilir?
Antisosyal Kişilik Bozukluğu, halk arasında “psikopat” diye tarif edilen kişilerin gösterdikleri davranış bozukluklarıyla tanımlanabilen bir kişilik bozukluğudur. Bir bireyin 15 yaşından itibaren sürdürdüğü, başkalarının haklarını yok sayma ve başkalarının haklarına saldırma şeklinde gelişen kişilik bozukluğudur. Suça ve tutuklanmaya yönelik davranışları devam ettirme, yasalara ve toplum kurallarına başkaldırı, zevk için veya kendi çıkarı için huzur bozma, saldırganlık, sorumsuzluk, vicdan duygusunun yokluğu, yetersizliği, başkalarına zarar vererek zevk aldığında dahi kendini haklı çıkaracak bir model oluşturma şeklinde gelişen bir bozukluktur. Bu kişiler gergin, huzursuz, öfkeli, umursamaz, acımasız, bencil ve sadistiktik. Başkalarına zarar verdikleri gibi kendi bedenlerine de kesici ve delici aletlerle izler bırakırlar. Alkol ve madde kullanımı bu grupta yüksektir.

Borderline Kişilik Bozukluğu için tanı ölçütleri nelerdir?
Benlik algısı ve duygulanımda tutarsızlık, belirgin dürtüsellik, otomatik ve ölçüsüz çabalar gösterme, bir şeyi ve ya kişiyi gözünde aşırı büyütme ve göklere çıkarma ve yerin dibine batırma tarzında gidip gelen tutarsız kişilerarası ilişkiler, para harcama, cinsellik, madde kullanımı ve çılgınca araba kullanma gibi sonu zarar veren dürtülerin en az ikisini şiddetle yapma, yineleyen intihar davranışları, çevresindekilere kendini öldürmekle ilgili gözdağı verme, boşlukta olma, öfke, hırçınlık, kavgacılık, hiddet ve kimi zaman paranoid düşünceler taşıyan kişiler için borderline diyebiliriz.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu ve Borderline Kişilik Bozukluğu arasındaki fark nedir?
Borderline en basit anlatımla kadının antisosyalidir. Çünkü kadınlarda erkeklerden 3 kat daha fazla görülür. Bu iki kişilik bozukluğu birbirlerine çok benzer ayırt etmek zordur. Antisosyal Kişilik Bozukluğu ise erkeklerde 3 kat daha fazla görülür.

Narsistik Kişilik Bozukluğu nasıl bir kişilik bozukluğudur?
Hasta kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşımaktadır. Başarılarını ve özelliklerini anlatır, üstünlük duygusu, grandiyözite, empati kuramama, kendini diğer insanlardan daha üstün ve özel görme, başarı, zeka, akıl, üstünlük gibi konulara kafa yorma, kendini çok sevme, kendine göre, kendi için ve kendi yararına düşünen, kıskanç, kendi çıkarları için başkalarını kullanan, aşırı bencil ve benmerkezci, özel ve eşi benzeri bulunmaz birisi olduğunu savunan, beğenilmek için her şeyi sergileyen, üstün kişi ve kurumlarla ilişkiler kurmayı hak ettiğini savunan kişilerdir. Sevgi, saygı, empati, anlayış ve duygusallık hayatlarında pek yer kaplamaz. Bu bozukluğun yapısı kronik olup tedavisi son derece zordur. Psikiyatristin telkinlerine yatkın değillerdir. Çünkü bir başkasının doğrusunu kabul etmeyi güçsüzlük sayarlar. Tedavisi oldukça güçtür. Bu kişiler aslında yapılarından pek de mutsuz değillerdir. Ancak çevresindekiler için son derece zor bir yapıları vardır.

Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğunun tanı kriterleri nelerdir?
Hastalar, yapılan iş ve ya etkinliğin geneline ve asıl amacına değil ayrıntılarına takılırlar. Aşırı derecede katı, sabit, kuralcı, değişmez, düzenli ve rahatsız edecek derecede titizdirler. Kurallar, listeler, sıralamalar, ayrıntılar hayatlarını yönlendirir. Cimri, mükemmeliyetçi, katı ölçü ve sınırlarda yaşayan, belli hareketleri belli zamanlarda ve belli şekilde asla şaşmaksızın yapar, yapmadıkları zaman rahatsız olur ve ya bu durumu uğursuz bulurlar. Eski ve değersiz şeyleri dahi atmazlar. Resmidirler ve mizah duyarlılıkları yoktur. Onlara göre hayat ya siyah ya beyazdır. Tekrarcıdırlar, kurallarının bozulmasında toleransları yoktur. Eleştiricidirler. Titizlikleri günde 35 – 40 kere el yıkamaya gidecek kadar rahatsız edicidir.

Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu nasıl bir tedaviyle düzeltilebilir?
Hastalık kişiyi ve yakınlarını mutsuz edecek, yaşamı zorlaştıracak ve keyifsizleştirecek hale geldiğinde hasta tedavi almayı genellikle kendisi talep eder ve psikoterapi süreci içerisinde de son derece uyumludur. Anksiyete ve paniği yüksek hastalarda ilaç tedavisi destekleyicidir.

Çekingen Kişilik Bozukluğu nasıl tarif edilebilir?
Hastalar eleştirilmekten, beğenilmemekten yoğun bir korku duyduğu için kişilerarası ilişkilerden kaçınırlar. Kendisini yetersiz bulan, tercih edilmeyen, çekiciliği olmayan, herhangi bir özelliği olmayan, yeteneksiz, beceriksiz olarak tanımlarlar. Yeni birisiyle tanıştıklarında hemen ketlenirler. Mahçup düşme korkuları çok yoğundur. Yalnız kalmayı tercih eder ve sevildiğinden emin olmadıkça asla kişiler arası ilişkilere yanaşmazlar.

Bütün bu kişilik bozukluklarına eklenebilecek başka türlü kişilik bozuklukları da var mıdır?
Elbette. Kişilik Bozuklukları son derece geniş ve son derece önemli bir konudur. Kişilik Bozuklukları kavramı psikiyatrinin en önemli araştırma alanlarından biridir. Bilim ve araştırmalar ilerledikçe yeni tanımlanan kişilik bozuklukları alanımıza katılmaktadır. Benim şu ana kadar anlattığım kişilik bozukluklarına eklemek istediğim bir iki tane kişilik bozuklukları var. Bunları da kısaca şöyle anlatabiliriz:

Bağımlı Kişilik Bozukluğu; Bu kişiler başkalarından destek ve öğüt almadan karar veremez, adım atamaz ve iş yapamazlar. Kendilerini yetersiz, ayakları üzerinde duramayacak, kendi bakımlarını sağlayamayacak kadar yetersiz hisseder ve başkalarının bakım ve desteğini alabilmek için her türlü şeyi yapabilecek kadar ileriye gidebilirler.

Pasif-Agresif Kişilik Bozukluğu; Bu kişiler rutin sosyal ve mesleki işlerini yürütürken pasif bir direnç gösterir ve işleri bilerek ağırdan alırlar. Çünkü onlara göre, eğer başkaları önlerini kapamasaydı daha başarılı olurlardı. Her zaman takdir edilmemekten ve yanlış anlaşılmaktan yakınırlar. Kişisel şanssızlıklarını abartılı biçimde dile getirirler, mutsuz, huysuz, gücenmiş ve tartışmacıdır. Otoriteyi küçük görür ve otoritenin kendisine yaptığı eleştirileri mantıksız bulur.

Sadomazoistik Kişilik Bozukluğu; Bu kişilerde sadizm(başkalarına acı vermekten zevk alma) ve mazoizm(kendisine acı vermekten zevk alma) aynı anda görülür. Kendilerine ve başkalarına ve başka canlılara zarar vermekten, işkence yapmaktan acı vermekten inanılmaz zevk alır ve cinsel doyuma ulaşırlar. Karmaşık, kompleks, son derece zor tedavi edilebilen vicdan duygusunun yok olduğu, insanlık ve doğruluğun ve insan haklarının muhakeme edilmediği bir kişilik bozukluğudur. Başkalarıyla alay etmekten ve küçük düşürmekten de zevk aldıkları gibi kendileriyle de sert, kaba, küçük düşürürcesine konuşulması hoşlarına gider.
Yazan : Füsun SAKA
Kaynak : www.hurriyet.com.tr

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

20 yorum

  1. NARSİST BİR İNSANA KARŞI NASIL DAVRANMALIYIZ.BU KONUDA BİLGİ VERİRMİSİNİZ?

  2. murat alacatlı

    eşim narsist ona karşı nasıl davranmalıyım, tedavisi mümkünmü? teşekkürler

  3. benim aşık olduğum bi kız var ama konuşmaya çekiniyorum ne yapmalıyım bilmiyorum !.. teşekkürler..!

  4. Ben Şizoid birisiyim :(

  5. merhaba ben borderline ve antisosyal kişilik bozukluğunun belli başlı özelliklerini taşıyorum. beni sevmeyen insanların yanına pek fazla yaklaşamıyorum. topluluk mecbur kalmadıkça karşısında yemek yiyemiyorum! dışlanmaktan, beğenilmemekten, yadırganmaktan korkuyorum. konuşurken ses tonum hep yetersiz kalıyor! onun dışında insanlar aklı başında, olgun biri olduğumu düşünüyor! o kadar kararsızım ki.. kendime özgü doğruları bi türlü bulamaım! insanların nasıl eğlendiklerine, nasıl yaşadıklarına bir türlü anlam veremiyorum! felsefe, kozmoz, psikoloji çok ilgimi çekiyor. aktivitelerimin hepsi bireysel! duygu dünyam ise gelgitlerle doluu! o kadar değişkenim ki.. zaman zaman pembe, beyaz, siyah.. yalanlar söylüyorum.. amacım insanları aldatmak olmasa da ve teknik anlamda iki kişiyle çıkmasam da ikiden fazla kişinin bana aynı zaman zarfında ilan-ı aşk etmesine bilerek engel olmuyorum! her şeyi mükemmel olan insanları sevmiyorum! insanlara bekledikleri cevabı vermeye çalışıyorum.. hava nasıl sorusuna karşı, bana göre soğuk olup olmadığını değil, birçok insana göre nasıl geldiğini düşünüp öyle cevap veriyorum.. (insanların sevdiği şeyleri aklımda tutuyorum.. sevdikleri parçaları ayrı ayrı aklımda tutup mp3’ümde saklama aşamasına kadar..) sürekli onaylanmaya ihtiyacım var.. duygularım birden taban ve birden tavan yapıyor! özgüvenim de öyle.. sürekli değişiyorum.. geçmişimi tutmayı seviyorum; ama kişilik olarak bir önceki melike olmuyorum ki.. felsefi akımlardan da sofistlere yakınım.. ve şu an neden bu kadar cümleyi sarf ettiğimi bilmiyorum! :)

  6. Bende hepsinden azcık var gibi.Kimseye güvenmem fkt çok güveniyormuş gibi davranırım her zaman,fakat onlar bana güvenir.Bir insanın kan bağım olmayan birinin beni sevdiğine inanmadım hiç sevildiğim halde kabul edemiyorum hiçbir zaman,sanki benden bi çıkarı var ondan arkadaslık kuruyo yakın davranıyor gibi düşünüyorum ve onlar için hiçbir anlam ifade etmiyormuşum gibi geliyor bana kendimi değersiz gibi görüyorum her zaman bensizde olurdu zaten diye düşünüyorum.Birde yabancı birilerinin karşısında değil yemek yemek su bile içemiyorum kana kana susadığım halde,birde yabancı bi ortam veya kişilerin yanında hiç sesim çıkmıyor çok sessiz konuşuyorum ter basıyor çok sıkılıyorum.Bende anlayamadım hangisine uyduğumu…

  7. Güzel paylaşım tşkler

  8. Neyim ne değilim bende karar veremedim. herşeyden biraz biraz var. sevildiğime, beğenildiğime, edilen iltifatlara asla inanmam. insanlara asla güvenmem. kasıtlı davranışlarda bulundukları düşüncelerine de kapıldığım olur bazen. rutin davranışlarım az da olsa var. anti sosyallikte var. yalnızlıktan hoşlanırım diye tanımlamaya başladım artık kendimi aslında yalnızlıktan hoşlanmıyorum keşke bi ton arkadaşım olsa ve onlarla güzel vakit geçirebilsem. insanlar arasında keyif alamadığım için onlardan uzak duruyorum. öylemi düşünüyorlar böylemi düşünüyorlar diye kafa yorarken keyif diye bişi kalmıyor. katı kurallarım var. taviz vermem. kendime karşı aşırı derece de gaddarım. sade bi vatandaş olmayı isterdim ne çok bilen, ne de hiç bilmeyen ama mutlu güldüğünde harbi harbi hoşuna gittiği, keyif aldığı için gülen.

  9. Ne güzel şey bu yorumları okumakya. grup terapisi gibi. kendini yalnız hissetmiyorsun. nedeçok arızalı var benimgibi. ülkenin su kaynaklarına bişi katıyorlar sanki.

  10. Benım erkek arkdsmda hem narsistlik var hem de paranoid kişilik bozuklugu var..örnek verırsem mesela kendını cok ustun goruyor..devamlı karsındakını asagılama var..sen anlamazsın kı tarzında ve asırı güven varr ukala tarzında ha bı de paranoid kişilik bozuklugundakı devamlı süphe güvensızlık ve normal bı konusmada kendısıle dalga gecıldıgını sanabılıyor bırden bıre tepkı verıp sınırlenıyor durduk yerde ha bı de topluluk ıcınde sen benı pasıvıze ettın yanı kucuk duruma dusurdun dıyıp tepkı verebılıyor..halbukı öle bısey yok yanıkısacası narsıstlık ve paranoıd kısılık bozuklugu bu ıkısı ona cok uyuyor..bunca zaman kendımde bı hata oldugunu dusunmustum kendıme kızmıstım ama sorun ondaymıs alttan almaya calıstıkca daha da devam ettı bu ozellıklerı:((

  11. Bendede başkalrını kendmden ve aiemden önde tutma gibi bi huy var kendi değerlerimi hep ikinci plana atıyorum sonra ezilen ve üzülen ben oluyorum hakkımı aramayı beceremıyorum bende insanların karşısında yemek yemeye utanıyorum kendime bi türlü güvenemıyorum bazen çok güvenıyorum sonra kendi kendimeemoralimi bozuyorum ve basar4ramıyacağım korkusuna kapılıyorum bi işe kalkısırken daha kendimden yaparım sözünü söyle inana inana duyamamnın acısını yasıyorum insanların duyguları aşkları yalan gellio sankı btek benm duygularımgerçek herkese yardım etmeye çalııyorum kendimi çok zorluyorum

  12. borderline kisilik bozuklugunu okudugum gibi anladım ki o sorun bende var ama narsistligi iyice sorguladıktan sonra kabullenebildim.kendimi normal insanlardan daha zeki (ki tum okul hayatım boyunca her 3ogretmenimden birinin bu cocuk zeki bla bla demeleri,ailemin surekli zekisin demesi,bircok arkadas cevremde de zeka kavramına ve bu konuda asırı derecede ovulmem sebebiyle de istemeden de olsa beni narsist yaptı sanırım,bana bi ustunluk verdigini hissettirdi,normal bi insan olarak goremiyorum kendimi,halbuki herkesten daha fazla normal oldugumu mantıken idrak edebiliyorken duygusal anlamda kavramsal olarak paradoxlar olusuyor ruhsal yapımda..

    narsistligi basta kabullenemedim yok lan tamam borderline tam uyuyor bana ama narsist degilim narsist olamam o kadar zayıf degilim dedigim anda anladım ki narsistim,ovulmeyi yonetmeyi ve insanların dusuncelerini tahmin edip onların yuzune acık sozlulukle kustahlıkla soylemeyi cok seviyorum,gercekten ben hastayım,zeka konusunda herzaman kendimi kandırdıgımı dusunuyorum,acaba insanlar bana acıdıkları icin mi surekli zekisin dediler onu da iyice dusundum yok bildigin acınılacak bi tarafım yok herkesten daha herkes biriyim,toplumu olusturan insanlardan herhangi biriyim,ve son olarak 7yıllık bilgisayar bagımlılıgı gecmisim var su an 21 yasındayım sıradan bi muhendisligi bu yıl bırakıp tekrar sınava girmeye karar verdim,sanırım sınava tekrar girecek olmam lisede yasadıgım kimlik bunalım ve gelecek kaygısını yineledi ve kendini var etme surecine donustu evrim gecirerek narsiszm e donustu,ruhsal metamorfozum da bu yıl kendimde narsiszmi kesfetmemle acı ve keder getirdi beraberinde,sanırım evet evet sorunum bu kendimizi var edebilmek,bir sekilde yasadıgımızı hisettirmek,narsizm bu bence ..
    yine yine son olarak yasım geregi herseyi bildigimi zannediyorum ve bunu da biliyorum ki bu duyguyu bana asılayan hormonlarım,beyin fonksiyonlarım degil,acaba hala ergenlikten cıkamadımmı diye soruyorum kendime acaba hala ergen miyim sizce?yoksa zavallı kendinisi var etmeye calısan zavallı bi narsistmi ? gercekten buraya yazarak cok rahatladım,canı sıkılıp sonuna kadar okuyan bi insanoglu cıkarsa gercekten onu can-ı gonulden tebrik ediyorum,

  13. Pff melisa ile düşüncelerimiz aynı çıktı, ben de sınıftaki tanıdığım kişilerin sevdiği müzikleri falan atıyorum mp3’üme. Başkalarıyla aynı düşünmek bile sinirimi bozuyor. Cinsel sorunlarımı ve aklımdaki saçma sapan düşüncelerimi söylemiyorum bile. Aslında bunların hepsine alıştım da, tek sinirimi bozan şey gay olduğum halde bi kadın vücuduna baktığımda ereksiyon olacakmışım gibi hissediyorum, hareketlenme oluyor gibi oluyor, ama bundan keyif almıyorum, sanki bu durum zorlamaymış gibi hissediyorum. Kendimi kızlardan hoşlanıyormuş gibi hissetmiyorum ama böyle oluyor işte. Vücudumu, beynimi kontrol edemiyorum. Kadın ile erkeği aynı anda düşünürsem ereksiyon olabiliyorum, ilginçliğe bak. gay olduğum ve gay hissettiğim halde bu durum neden oluyor anlamıyorum. şu kadınların boşalma videolarını izlediğimde de boşalabiliyorum nedense(kadınlara dair bi istek duymuyorum ama, en azından öyle hissediyorum, bu yazdığımdan bile tiksindim çünkü kadınları düşünüyomuşum gibi algılanacak çünkü, ama hiç öyle değil). ama işte dediğim gibi, kızlarla hiçbir cinsel yakınlık kurmak istemiyorum, kendimi gay olarak görüyorum. hatta bazı zamanlar bu düşüncelerin hepsi yok oluyor. yok olunca bu psikolojik bozuklukların etkisi hiç olmuyor neredeyse, kendimi gay olarak hissediyorum, hiçbir baskı hissetmiyorum ve kendimi çok rahat ve hafif hissediyorum. şu anda çok utanıyorum ama ilk kez derdimi açığa vuruyorum, o kadar sıkıntılıyım yani. ah keşke psikoloğa gidip anlatabilsem düşüncelerimi. ama o zaman da sorun bulur ona sıkılırım ben herhalde.

  14. Şizoid Kişilik Bozukluğu nun özelliklerini taşıyorum.İnsanlarla iletişim kurarken sorunlar yaşıyorum.İçime kapanık be asosyal bi yaşantım var.Tanımadıgım insanlarla konuşamıyorum.Tedavi yöntemleri nelerdir?

  15. kişilik bozukluklarının her birine çevremdeki insanlardan birilerini mutlaka yerleştirebiliyorum.ya benim çevremde sağlıklı insan yok yada bu kişilik bozuklukları bozukluk değilde kişilik tipi olabilir mi acaba. normal insan derken neyi kastediyoruz onu anlayamıyorum içine kapanık birinin normal olmadığını nereden biliyoruz ayrıca baktığımızda birçok dahinin içe kapanık olduğunu, bir çok yöneticinin de narsistik kişişlik “bozukluğu” olduğunu söyleyebilirim. bu konuda çok bilgim yok ama her insan farklıdır bu kişilik konusunu genellemek hata değil mi? bunları gerçekten soruyorum ukalalık olsun diye değil bu arada…

  16. Bendede Kişisel Bozukluk var insanların yüzüne uzun süre bakarak fazla konuşamıyorum insanların yüzüne bakarak gülemiyorum konuşurken ses tonum fazla çıkmıyor içimden çok konuşuyorum saçma saçma konuşuyorum sanki başkası yönetiyo beni öyle hissediyorum hep kötü düşünüyorum mesela sevgilim olsun aldatıyo benle mutlu değil beni sevmiyo gibi saçma şeyler düşünüyorum gözlerimde hep yorgun bitik bakıyo ve insanların yanında fazla duramıyorum konuşmak istiyorum ama olmuyo :S

  17. benim eşimdede şizoid var gibi gitmediğim psikiyatri kalmadı ama teşhiz koyamıyorlar yerinde duramıyor kafasına koyduğunu hemen yapmalı aşırı inat tepkisiz işe gidiyor 1 saat sonra izin alıp geliyor evde duramıyor halsiz yorgun bir şekilde ama yinede kıpır kıpır bu şekilde olan varsa ne olur yardımcı olun ne sevgisini belli ediyor ne üzüntüsünü bide dövsen bile sesi çıkmıyor millet hakaret ediyor yine cevap veremiyor sanki konuşmasını bilmiyomuş gibi bildiği 2 3kelime başka yok

  18. tam düşündüğüm gibi bir çok kişide belirli başlıklar altında bulunan sorunlardan var.Şu an bir pdr öğrencisi olmama rağmen bende de yok değil.ben de kendimde daha çok paranoid kişilik bozukluğunun bulunduğunu düşünüyorum.herhangi bir toplum içinde sürekli acaba şu anda benim hakkımda mı konuşuyorlar? acaba benim hakkımda kötü bir şey mi düşünüyorlar diye stres ve gerginlik içindeyim.ama bunun üzerinden tek başına gelinebileceğine inanıyorum.bu hayatta hepimiz tek başımızayız aslında ve hayatta var olmanın temel şartı hayatın zorluklarına kendimize ve her şeye rağmen göğüs gerebilmek.Ben başa çıkabileceğimi ve onu yenebileceğimi düşünüyorum ve bence siz de yapabilirsiniz.tabi çok zorlanırsanız da bir uzmandan yardım almakta fayda var :)

  19. ben neyim diyorum kendime bunları okuyunca

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*


altı + = 12

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:


Eşinizle sizin “Sevgi Dilleriniz” farklıysa…

Bizim geleneksel yapımızda, erkekler eşlerine "seni seviyorum" dedikleri zaman, onun kontrolünü kaybedeceğini, kendilerinin de otoritelerinin zayıflayacağını düşünürler. Kadınlar ise, genellikle sevgiyi ifade etmenin ayıplanacağı anlayışıyla...

CAN DÜNDAR : Başardık Ata’m!

Can DÜNDAR bu yazısını 1997'de yazdı. Ama ne yazık ki geçerliliğini hala koruyan ve üzerimizden atamadığımız çoğu ifadesini birebir yaşıyoruz. Yazıyı hatırlatmak, okumayan ziyaretçilerimize okuma...

Kapat