Anasayfa / Özgüven Geliştirme / Narsisizmi kendine güvenle karıştırmayın!

Narsisizmi kendine güvenle karıştırmayın!

Narsisizm pskiyatride kendini aşırı sevme ile eş anlamlı kullanılmıştır. Narsistler kendilerini, zekalarını, güzelliklerini diğer insanlardan üstün tutarlar. Bir psikiyatrın karşısına oturmaya yanaşmayan narsistler, bunun bedelini sadece kendileri değil, kendilerini sevenlere de ödetirler.

Çevremizde değişik karakterlerde birçok insanla etkileşim halindeyiz. İlişki kurulması ve sürdürülmesinde en fazla zorluk çekilen kişilik yapılarından birisinin narsisistik kişilikler olduğunu düşünüyorum. Narsisizm terimi pek çoğunuzun gayet iyi bildiği gibi; eski Yunandaki kendisinin bir su birikintisindeki yansımasına aşık olan Narcissus, adındaki genç bir adamdan esinlenerek psikiyatri literatürüne girmiş ve kendini aşırı sevme ile eş anlamlı olarak kullanılan bir terimdir. Bu kendini aşırı sevme durumunu sakın kendine aşırı güvenle karıştırmayın, çünkü çevrelerine verdikleri o çok güven dolu ve karizmatik duruş ve davranış görüntüsünün altında ciddi bir güvensizlik yatmaktadır. Onları toplum içinde lafa “ben” diye başlayan, başkalarını tanımadan kendini tanıtmak uğraşında olan insanlar olarak görürsünüz.

Gelin ilk önce narsisistik kişilik ile neyi ifade ediyoruz onu biraz açalım. Bu kişiler kendileri ile ilgili ciddi bir üstünlük duygusuna sahiptirler. Kendilerinin çok önemli olduğuna inanırlar. Kendi yetenek ve başarılarını abartma eğilimine sahiptirler. Çevrelerindeki herkesin de kendi içlerindeki o müthiş cevherin farkında olacağını varsayar ve kendilerine buna göre yaklaşılmasını beklerler. Hatta beklentilerinin dışında bir davranış ve hareketle karşılaşınca şaşkınlığa uğrarlar. Başardıkları işlerde nedense başkalarının katkısını pek görmeye yanaşmayıp, olayı kendi zaferleri olarak nitelemeyi severler. Ulaştıkları noktalarla ilgili birilerine pay biçiyor olsalar bile, bunu öyle bir yolla yaparlar ki, başkalarının kendisine “Yok canım, hiç tevazu gösterme sen olmasan bunların hiç biri olamazdı” demesini içten içe bekler ve bunu hak ettiklerini düşünürler.

İlgili Yazı :   Kararsızlık

GÜVENLERİ KIRILGANDIR

Onların başarıları sınırsız, güçleri üstündür. Kimisi zekasına, kimisi güzelliğine aşırı anlam yükler. Yaşadıkları ve yaşatacakları sevgi bile ideal ve kusursuzdur. Nedense “özel ve üstün” olduklarına ve ancak “özel” insanlarla anlaşabileceklerine inanırlar. Hayatlarında paylaşım yaşadıkları insanları “en iyi ve en tepedekiler”den seçmeye gayret ederek aslında kendi değerlerini şişirme uğraşları vardır. Onlar en iyi avukata, en iyi doktora, en iyi kuaföre giderler, gittikleri yerlerde özel muameleyi hak ettiklerine inanırlar, hayal kırıklığına uğradıkları anda bu insanlara karşı birden aşağılayıcı ve olumsuz tavır takınırlar.

Beğenilmeyi çok isterler. Kendilerine güvenleri aslında çok kırılgandır. Sürekli dikkati ve ilgiyi kendi üzerlerinde tutma uğraşlarının kendi ruhlarına ne büyük bir yük getirdiğinin ne yazık ki farkına varmazlar.

Sıra beklemeyi sevmezler. Her yerde ayrıcalıklı davranış beklentileri vardır. Başkalarının duygularını ve gereksinimlerini anlamaya çalışmak konusunda isteksizdirler. Çünkü başkaları onları anlamak zorundadır! Onların yaptığı iş “çok önemli”dir, diğerlerinin ki o kadar da önemli değildir. Arkadaşlık ilişkileri, hatta duygusal ilişkileri kendisine güvenini besleyecek ve artıracak şekilde devam ettiği sürece vardır. Eleştiriye karşı çok hassastırlar. İlk anda tepki veremeseler bile kendilerini eleştirenleri pek unutmaz ve mutlaka bir karşı atak zamanını kollarlar. Pek çoğu ya başkalarını kıskanır veya başkalarının kendilerini kıskandığına inanırlar.

İlgili Yazı :   EGO : Dostum, Artık Dost Olmasak mı?

Her insanın kişiliğinde olumlu ve olumsuz yönlerin bir arada bulunduğunu kabul etmemiz gerekir. Normal budur. Yani benim içimdeki becerikli, güçlü ve olumlu parçayı, gene kendi içimde yüzleşebildiğim kişisel zaaflarım ve olumsuzluklarımla bütünleştirebildiğim takdirde ben sağlıklı ve normal bir birey haline gelirim.

KENDİLERİNİ SEVERLER

Narsisistik kişilikte ise bir paradoks vardır. Bir yandan kendilerini çok sever ve güçlü hissederken, diğer yandan üstünü örtmeye çalıştıkları, değersizleştirdikleri ve sevgi açlığı çektikleri bir bölüm vardır. Bu bölümden uzak durmak ve onun kendi hayatlarındaki eziciliği ile yüzleşmek istememelerinin yolunu diğer yönlerini abartarak kapama uğraşında olurlar. Özellikle çocukluk yıllarında engellenmeler, aşağılanmalar ve yoksunluklar yaşayan kimseler, bir savunma olarak narsisistik kişilik geliştirebilirler. Kendi iyi yönlerini herkesin hayran olması için sergilerken, olumsuz taraflarını kendileri de dahil olmak üzere herkesten gizleme uğraşı içinde olurlar.

Narsisistik kişiler genelde bir psikiyatrın karşısına oturmaya pek yanaşmazlar. Bu durumun bedelini de sadece kendileri hayat boyu ödemekle kalmaz, kendilerini sevenlere de ödetirler.

Hepinize içinizdeki olumsuzun da bir parçanız olduğunu görebildiğiniz, sıradan olabilmenin de keyfini keşfettiğiniz, mutluluk dolu bir hafta ve iyi bayramlar diliyorum…
 
Yazan : Dr. Ümit Yazman
Kaynak :
www.vatanim.com.tr
 

İlgili Yazı :   Öğrenciler niye sıfır çekiyor?

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

11 yorum

  1. güzel bir yazı fakat narsistlik hastalığının nasıl tedavi edileceği yahut kişilerin bu durum karşısında nasıl bir tutum içerisinde olması gerektiği anlatılmamış…

    narsist olabilirim…kendimi tanıyorum ve tanımlıyorum.fakat çözüm bulamıyorum…
    iyi akşamlar…

  2. Malesef çevremde ve hayatta kendini diger insanlardan üstün gören ve kendini begenmiş narsistler çok umarım bu güzel yazıyı okumuşturlar.

  3. güzel anlatılmış fakat bunların toplumun ne kadarı olduklarını belirtilmemiş bence epeyce vardır

  4. hüseyin esat akgün

    narsistlik hastalık değildir sadece yanılmadır boyundan büyük işlere karşılacınca kişi anlar ne halt olduğunu ilaca milaca gerek yok

  5. hüseyin esat akgün

    Türk toplumunda birbirini çekememezlik fazla

  6. Esat Hüseyin AKGÜN

    Insan her zaman kendini özel bulmalı ama başka insanlardan daha üstün tutmamalı…

  7. herkese merhaba. benim de yıllardır berabar çalıştığım bir arkadaşım var malesef dayanamayıp kavga ettiğimiz çok oluyor yok desek daha doğru bu kadar insan bencil olur mu ya her şeyin en iyisini en güzelini onlar bilir herkes kusurludur ama onlar mükemmeldirler. yeryüzünde kimsenin kendilerini anlamadığını üstün özelliklere sahip olduklarını düşünürler, insanlarsız yapamazlar ama her fırsatta insanları aşağılarlar. bir dergide ona narsizimle ilgili yazı gösterdim kavga ettik kendisine ağır hakaret etmişim o yazıyı göstererek .izlenimlerim doğrultusunda yalnız bana karşı bir aşağılama değil insanların hepsine karşı böyleler. onlara noter lazım her söylediklerini onaylayacak çok zıt karakterlere sahibiz. hoşgörünün zerresi yok karşısındaki kim olursa olsun kendisi gibi düşünmüyorsa iki dakida işiniz bitiktir yani şaşar kalırsınız. ve en kötüsü bu kişi galiba bana karşı boş değil ALLAHIM bana yardım et. bu konuda bilgisi olan bu kişiliklerle nasıl baş edebilirim tavsiye edin. benim yaptıgım saldırı esnasında onu kale almıyorum, tartışacağımız konularda andan uzak duruyorum ve o yokmuş gibi davranıyorum ve sonucu tahmin edersiniz. kısmen de olsa ben kazanıyorum vs şeyler. böyle tanıdığı olan herkese ALLAH kolaylık versin. AMİN.

  8. narsist kişiler ile büyüklük kompleksi olan kişiler arasında benzerlik var gibi geldi bana aynı kişiler olabilirler mi?

  9. ”herkesin aptal olduğunu düşünmek en büyük aptalıktır.”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

böyle olacağı belliydi dememek için

“Böyle olacağı belliydi” demekten kurtulmak için

Geri görüş ön yargısı, ilk defa 1970’lerde ortaya atılan bir psikoloji terimi. ...